Ana Sayfa İktibaslar Yusuf Nebhanin Cenâb-ı Hakka Cihet İsnadına Karşı Yazdığı Eserleri

Yusuf Nebhanin Cenâb-ı Hakka Cihet İsnadına Karşı Yazdığı Eserleri

187
0

* en-Nebhânî’nin, Şeyh Ahmed ibn Teymiyye’nin Cenâb-ı Hakk ‘ a cihet ve mekân isnâdında müteşâbihât ile istişhâd etdiği ma’hûd eseri Fetavâ Hamaviyye’ye reddiyesi olan Ref‘u’l-İştibâh fî İstihâleti’l-Ciheti ‘alellâh nâm mükemmel risâ-lesi.

* Diğer bir reddiye İmâm İbn Cehbel el-Kilâ-bî’ninkidir (v. 733) ki, bu uzun reddiyeyi Tâce’d-Dîn İbn es-Subkî Tabakât eş-Şâfi‘iyye el-Kubrâ’sına olduğu gibi almışdır;[38] bir diğeri Şeyh Muhammed Sa‘îd ibn Abdu’l-Kâdir el-Bağdâdî el-Nakşben-dî’nin (v. 1339) el-Vechu fî İbtâli’l-Ciheti serlevhâlı otuzaltı varaklık henüz neşredilmemiş bir eser;[39] ve İmâm Muhammed Zâhid el-Kevserî’nin Hutûratu’l-Kavlî bi’l-Ciheti nâm eseridir.

Kevserî bu eserinde, İmâm el-Beyâdî’nin İmâm Ebû Hanîfe’nin şu sözüyle ilgili îzâhını da naklediyor: “Her kim ‘Rabbim yerde midir yoksa gökde midir, bilmiyorum’ derse îmânsızdır. Kezâ her kim ‘O tahtında oturur ama tahtı yerde midir yoksa gökde midir bilmiyorum’ derse, o da îmânsızdır.”[40]

el-Bayâdî İşârâtu’l-Merâm’ında bunu şöyle îzâh eder:

“Bunun sebebi, kâilin bu söz ile Hâlık-ı Zülcelâl Y’ya cihet ve hudud tâyin etmesidir; zîra ciheti ve hudûdu olan her şey bizzarûre mahlukdur. Binâenaleyh bu söz, Allah Y’ya kusûr atfetmekdir. İlâhî cismâniyyete ve cihete inanan o kimsedir ki, hevâss ile idrâk edile-meyen her şeyin varlığını münkîrdir. Onlar, fevkettabî‘a olan ulû-hiyyet cevherini reddederler. Bu da onları kat‘î sûretde îmânsızlığa götürür.”[41]

İmâm ‘Abdu’l-Kâdir el-Bağdâdî Usûli’d-Dîn kitâbında istivâ’ âyetini müteşâbih sayanlardan, İmâm Mâlik bin Enes’den, Medîneli yedi fakihden ve el-Esmâ’î’den iktibaslarda bulunur.[42]

İmâm el-Pezdevî Usûlünde cismâniyyet sıfatıyla ilgili olarak bunun ma’lûm bi-aslihi müteşâbihun bi-vasfihi olduğunu söyler.[43] el-Bağdâdî ve el-Pezdevî’-nin sözleri, İbn Teymiyye’nin el-Iklîl fi’l-Müteşâbihi ve’t-Te’vîl adlı risâlesindeki iddiâsının butlânını teşhîr ediyor.

İbn Teymiyye orada diyor ki “Bunları [Esmâ ve Sıfat-ı İlâhiyye’yi] müteşâbihâtdan sayan ne selefden ne de imâmlardan her hangi birini, ne Ahmed bin Han-bel’i ne de diğerlerini biliyorum.”[44] en-Nebhânî, İbn Teymiyye’nin değil sâdece bu âyetlerin ma’nâsını bilmek iddiâsında olduğunu, aynı zamanda bunların iş‘ârî ma’nâlarına “hakîkaten” ve “bizâtihi” gibi kesin tefsirî kelimeler eklediğini de gösteriyor (251.s.).

en-Nebhânî sözünü şöyle bağlıyor: “Eğer bu gibi [Sıfat-ı İlâhiyye’nin cismâniyyeti ile ilgili] âyetlerin ma’nâsı biliniyorsa, bu, mahlukâtın bilinen sıfatla-rından gayrı bir ma’nâda olamaz; meselâ istivâ’nın kendimiz için ma’-lûm olan oturmak (el-culûs) ma’nâsında olması gibi ve bu diğer mübhem kelimelere de tatbîk edilir.”

Dipnotlar :

[38] İbn Cehbel diyor ki: “Nasıl olur da Allah ‘ın hakîkaten gökyüzünde, gökyüzünün fevkinde; hakîkaten tahtda, tahtın üzerinde olduğunu söylersin?!” İbn Cehbel, İbn Teymiyye’ye Reddiye, 93, İbn es-Subkî Tabakât eş-Şâfi‘iyye el-Kubrâ içinde, 9: 61.

[39] Krş., ‘İmâd ‘Abdu’s-Selâm Ra’ûf, el-Âsâr el-Hattiyye fi’l-Mektebe el-Kâdiriyye fî Bağdad, 2: 493, yazma 642.

[40] el-Fıkhu’l-Ebsat. Bu eser Fıkhu’l-Ekber’in aynıdır, şu farkla ki İmâm’dan naklen suâl-cevâb şeklindedir. Nâkil münhasıran, Ebû Abdullah el-Huseyn ibn ‘Alî el-Elma‘î el-Kâşğarî (v. >484) vâsıtasıyla Ebû Mutî’ el-Hakem ibn Abdullah ibn Muslim el-Belhî el-Horâsânî’dir. Her ikisi de mecrûh râvilerdir.

[41] el-Kevserî, Makâlât, 368-369.s..

[42] Krş. el-Hattâbî, Me‘âlimu’s-Sunen, 5:101 ve el-Kârî, el-Esrâru’l-Merfû‘a içinde, 2. tab’, 209-210 #209; 1. tab’, 126 #478.

[43] Keşfu’l-Esrâr, 1: 55-60.

[44] Mecmû‘atu’r-Resâil, 13:294.

İktibas : Yûsuf bin İsmâ‘îl en-Nebhânî’nin rahmetullâhi‘aleyh) Hayâtı ve Eserleri

CEVAP VER

Mesajınızı girin
Adınızı buraya girin