Ana Sayfa Müridanın El Kitabı Sahabe ve Tabiin Zat ile Tevessül Yapmadı mı ?

Sahabe ve Tabiin Zat ile Tevessül Yapmadı mı ?

296
0

Üçüncü Kısım hakkındaki, lâkin Sahâbe, Tabiîn ve Ümmet’in Selef’inden kimseden böylesi bir düâ ile düâ ettiği nakledilmemiştir sözü hakkındadır.

(Cevâb:) Bu da, bâtıl olduğunu açıkladığımız mutlak ifâdeleri cümlesindendir. Şu, bâtıl bir mutlak ifâdedir.

Osmân İbnü Huneyf’den sahîh bir rivâyet gelmiştir: (İbnü Hu-neyf’in, Hz. Osman zamanında bir adama bu düâyı öğretmesini bildiren hadîs)

Osmân İbnü Huneyf, bilinen bir Sahabî’dir. Düâ eden adam da, ya bir Sahâbî veya bir Tâbiî-dir. Her iki halde de, Sahâbe ve Tabiîn’den olan bir kimseden bu düâ ile düâ ettiği nakledilmemiştir sözü bâtıl olmuştur.

İbnü Ebî’d-Dünyâ, Mücâbû’d-Düâ'[59] isimli eserinde, şöyle dedi: Bize Ebû Hişâm Mehemmed İbnü Yezîd İbni Muhammed İbni Kesîr İbni Rifâe rivâyet etti ve dedi ki; Adamın biri, Abdülmelik İbnü Saîd İbni Ebcer’e geldi. (Abdülmelik) adamın karnına dokunup onu yokladı ve sende iyileşmez bir hastalık vardır dedi. Adam, nedir o? dedi. Abdülmelik, Dübeyle (denilen bir musîbettir ki o, karında çıkan ve sâhibini ekseriya öldüren büyük bir çiban ve yaradır)[60] dedi. Muhammed İbnü Kesîr, adam döndü ve şöyle söyledi, dedi: “Allahdır, Allahdır, Allahdır Rabbim. O’na hiçbir şeyi ortak etmem. Ey Allahım!.. Şübhe-siz ben, nebîn rahmet nebîsi Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem ile sana yöneliyorum. Ey Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem! Şübhe yok ki ben, bende bulunan şu hastalıktan dolayı bana rahmet etmesi için senin ve benim Rabbime yöneliyorum.”

Muhammed İbnü Kesîr, Abdül-melik İbnü Saîd, adamın karnına (bir daha) dokundu ve, (O’na) iyileştin, sende hiçbir hastalık yoktur, dediğini söyledi.

Derim ki, İbnü Ebcer sika bir Hâfız, bununla berâber de insanları bedelsiz tedâvî eden mâhir bir tabîb idi. Müslim, Ebû Dâvûd, Tir-mizî ve Nesâî’nin râvîlerinden-di.

Tuhafdır ki, İbnü Teymiyye’nin kendisi bu eseri Kâidetün Celîle (isimli) kitabınde zikretti ve akabinde, şunu söyledi: Bu ve benzeri düâlarla Selef’in düâ ettiği rivâyet edilmiştir. El-Mervezî’-nin el-Mensek’inde Ahmed İb-nü Hanbel’den, düâsında Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem ile tevessül ettiği nakledilmiştir. (İbnü Teymiyye’nin Sözü Son Buldu)

Tevessül’e hâs olarak, 711 senesinde, Mısır’da, yazdığı Fetâ-vâsında da şunları söyledi: “El-Mervezî’nin el-Mensek’inde Ah-med’den, içinde Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem ile süâl/isteme bulunan bir düâ nakledildi. Bu O’nunla/Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem ile yemîn etmenin câizliği hakkında O’ndan/Ahmed’den yapılan iki rivâyetten birine göre çık-mıştır. Âlimlerin çoğu da iki mes’ elede/Onunla istemekde ve O’-nunla yemîn etmekde yasaklık (reyi) üzerindedirler.” (Kendi İfâ-Desiyle Olan Nakil Bitti.)

Bu, O’nun, önceki mutlak ifâdesini bâtıl kılan ve çelişkisini ve dahî (dînî mes’elelerle) oynamasını ortaya koyan açık bir i’tirâfdır. Diğer kitâblarındaki işi de böyledir. Bu da O’nun muvaffak kılınmamış birisi olduğunun açık bir delîlidir.

Âlimlerin çoğunun, Nebî sal-lallâhu aleyhi ve sellem ile tevessül etmenin yasaklığı görüşünde olduğu iddiasına gelince… Ben, O’na ve kuyruklarına meydân okuyorum; yalan ve tahrîfe sığınmamaları şartıyla, bunu açıkça söyleyen tek bir âlim getirsinler. Buna asla yol bulamayacaklardır. Tevfîk, sâdece Allah celle celâlühû iledir.

Kaynak : Vesîle ve Tevessül – 3

CEVAP VER

Mesajınızı girin
Adınızı buraya girin