Ana Sayfa Müridanın El Kitabı Rü’yâ, Keşif ve ilhâm yolu ile Hadis almak

Rü’yâ, Keşif ve ilhâm yolu ile Hadis almak

295
0

Hüseyin Avni Hocaefendi

“Rü’yâ, Keşif ve ilhâm yolu ile Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem’den hadîs alınabilir, diyen birçok hadîs, fıkıh ve akâid âlimi vardır. Bu keşif ile elde edilen hadîsler, hadîs kitâblarındaki senedli hadîsler ise, onları te’yîd ve takviye etmiş olurlar; değilse, diğer Şer’î delîllerin sırları, îzâhları ve tefsîrleri mesâbesinde sayılırlar.”

“Şâfiî hadîs âlimlerinden Buhârî Şârihi büyük muhaddis Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ isimli eserinde, ‘Kim nefsini bilirse Rabbini bilir, tanır’ meâlindeki hadîs diye nakledile gelen sözü ele aldıkta, Hâfız Zehebî’nin hadîs hâfızlarının terceme-i hâllerinden bahseden kitâbında tanıttığı ve lehinde ve aleyhinde konuşmaktan kaçındığı Muhyiddin İbn-i Arabî’den, Resûlüllah sallâllahu aleyhi ve sellem’den (ölümünden sonra) vâsıtasız hadîs alınabileceğini nakleder ve buna i’tirâz da etmez. (Allâme Muhaddis Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ:2/343) Rüyadan Hadis ya da bilgi rivayeti: Keşif hatâsı ihtimâli yüzünden, bu rivâyetler, elbette zann ifâde ederler. Bu rivayetlerin, Kur’ân’a ve Sünnet’e paralel oldukları zaman, zâten asıl hüccet ve delîl bunlar değil, paralel oldukları nasslar olmuş olur ki ortada hüccet olup olmamaları müşkili de kalmaz. Nasslara şâhid olmaları ve onları te’yîd etmeleri de az şey değildir.”

“İslâm’da yüksek mertebelere ulaşmış kimselere hüsn-i zann etmek ve onları bir kalemde yalanlamamak, elden geldiğince mes’elenin sahîh bir te’vîline gitmek de ilmin ve İslâm ahlâkının îcâblarındandır.”

“Şurası da bir hakîkattir ki hadîs ilimlerinde ma’nâ ile rivâyet -belli şartlarla- Cumhûra göre câiz ve herkese göre vâki’dir. Dârimi ve Nesâî, Abdullah ibn-i Mes’ûd radıllahu anhu’dan rivâyet etti: Bu günden sonra kime bir hüküm mes’elesi gelirse, Allah azze ve celle’nin Kitâbındaki ile hükmetsin. Eğer ona Allahın Kitâb’ında (açıkça) bulunmayan mes’ele gelirse Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem’in hükmettiğiyle hükmetsin. Kime de Allah’ın Kitâb’ında bulunmayan ve Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem’in hüküm vermediği bir mes’ele gelirse sâlihlerin hükmettikleriyle hükmetsin…. ” [Nesâî, Kitâbu Âdâbi’l-Kudât: 2/305, Kadîm-i Kütübhâne-Karaçi-Pâkistân. Dârimî, Müsned (benzer bir lâfızla ve az bir fazlalıkla): 1/71, H:165. Dârü’l-Kitâbi’l-‘Arabî]

Hazreti Ömer Efendimize ait olan söz: “Eğer sana Allah’ın ve Resûlüllah’ın Sünnetinde bulunmayan bir mes’ele gelirse, İnsânların üzerinde toplandıklarına bak ve onu al….” Dârimî rivayet etmiştir. Kaynak: Dârimî, Şüreyh yoluyla Ömer radıyallâhu anh’dan, Müsned: 171. H:167

Asrımızın yaşayan Müfessirlerinden Muhammed Ali es-Sâbûnî, Et-Tibyân isimli, tefsîr Usûlüne dâir yazdığı eserinde bu bahse genişçe yer verir. O, sözü edilen eserinde, Zerkeşî’nin el-Burhân’ından, Taftazânî’nin Şerh-i Akâid’inden ve Süyûtî’nin el-İtkân’ından nakiller yaparak zâhir ma’nâya zıt olmayan işârî ma’nâların makbûl olduğunu ispât eder. [Muhammed Ali es-Sâbûnî, Et-Tibyân:169-184]

CEVAP VER

Mesajınızı girin
Adınızı buraya girin