Ana Sayfa İktibaslar Nesih İnkarcılarının Tenakuzu ve Gizli Gayeleri

Nesih İnkarcılarının Tenakuzu ve Gizli Gayeleri

353
0

Ey nesh inkarcıları ! Size göre ,

Rabbimiz , kullarına kitap ya gönderildi ve ya göndermedi.

Göndermedi derseniz , sizinle nesh meselesi mevzuunda konuşacağımız bir şey olmaz , çünkü inanılmayan bir meselede ona imana dayanacak tali bir hususu tartışmak gevezeliktir. Buna da hiçbir akıllı rıza gösteremez.

Şayet gönderdi diyorsanız , kitap ya bir tanedir ve ya birden çoktur.

Eğer sizce kitap bir taneyse . Yine konuşacak sözümüz yoktur, çünkü siz bu inancınızla hem Kuran’ın haberini hemde insanlar arasındaki tarihi tevatürü ve inkar edilemez bir vakıayı inkar etmektesiniz. Zira Rabbimiz, “ her biri Allah’ a, meleklerine, kitaplarına ve resullerine iman ettiler .” (Bakara:285) buyurmakla kitaptan değil kitaplardan haber vermektedir.

Şayet Kitap birden çoksa. Bunlar ya bir anda ve ya değişik zamanlarda gelmiştir.

Eğer , bir anda geldiler diyorsanız sizinle konuşacak bir şeyimiz yoktur; çünkü bu inancınızla hem Kuran ‘ı hem de tevatür mertebesindeki tarihi bir vakıayı inkar etmektesiniz.

Şayet değişik zamanlarda geldiler diyorsanız bunlar ya birbirinin aynısıdırlar ya da farklıdırlar.

Eğer size göre , bu kitaplar birbirlerinin tamamen aynısı iseler , yine sizinle konuşacak bir şeyimiz yoktur, çünkü siz bu inancınızla hem Kuran ‘ı hem de kolektif aklı inkar etmektesiniz.

Kuran ‘ı inkar etmeniz açıktır. Aklı inkar etmenizse şu yüzdendir: Eğer böyle olsaydı , ‘ Sana da şu kitabı gönderdik ’ değil de , ‘ Senden önce gönderilen şu kitaba uy ‘ gibi ve ya onun manasında bir emir buyururdu. Oysa öyle demedi; aksine ‘ Sana kitab’ı önündekini tasdik edici olarak hak ile indirdi; Bundan önce de insanlar için mükemmel bir kılavuz ve rehber olarak Tevrat ‘ı ve İncil’i indirdi. ‘ (Ali İmran: 3-4) Yine tek bir kitap birden fazla olarak farklı isimlerde ayrı olarak gönderilmez; gönderilse bile sana şu kitabı senden önce falana bir başka isimli şu kitabı gönderdik denilmez.

Şayet bu kitaplar farklı iseler, O takdirde onlardaki farklılık ya lafızdadır ve ya değildir.

Eğer , farklılık lafızda değilse , lafızda nesh olmaz.

Şayet farklılık lafızdaysa. Bu , ya sadece lafızdadır ve ya hem lafızda hem de manadadır.

Eğer sadece lafızda ise nesh sadece lafızdadır.

Şayet farklılık, hem lafızda hem de manada ise , nesh hem lafızda hem de manadadır.

Sonra …

Siz , bu neticeyi yani kitaplar arasındaki neshi ya kabul eder ve ya etmezsiniz.

Kabul etmezseniz, yaptığınız mükâbere (yanlışta bile bile ısrar etme ) olup sizinle konuşulacak bir şey kalmaz.

Kitaplar arasındaki neshi kabul ederseniz, tek bir kitap içindeki neshi ya kabul eder ve ya etmesiniz.

Eğer kabul ederseniz, mesele kalmaz , anlaşma hasıl olmuş olur.

Şayet , Kitaplar arasındaki neshi kabul eder de tek bir kitap içindeki neshi kabul etmezseniz , size önce : “ Kitaplar arasında ki nesh ile bir kitaptaki ayetler arasındaki nesh arasında fark varmıdır, yok mudur “ sorulur.

Eğer vardır diyorsanız ‘ bu fark nedir, iki kitap arasındaki nesh de Allah ‘ın ayetleri arasındaki nesh değil midir ‘ diye sorulur.

Eğer , değildir diyorsanız , siz ya bir kitaptaki ayetlerin ayet olduklarını inkar ediyor ve ya etmiyorsunuz.

Ediyorsanız sizinle konuşulacak bir şey kalmaz.

Etmiyorsanız ya ne dediğinizi biliyor ve ya bilmiyorsunuz.

İki takdirde de yine sizinle konuşulacak bir şey yoktur. Çünkü tenakuzunuzda inadı icabı ısrar eden ve ya ne dediğini bilmeyen ile bir şey konuşulamaz.

Evet, Allah verdiği bir hükmü geçersiz kılmak gerekçesiyle neshi reddeden bu nadanların aynı gerekçeyle eski şeriatlerin nesh edildiğini de reddetmeleri gerekmektedir. Onu kabul ediyor olmalarına rağmen Kuran’ın kendi içinde nesh olmasını reddetmek bir çelişkidir.

Sadece bu çelişki bile onların davalarının batıl olduğunu göstermeye kâfidir. Göz göre bu çelişkiye düşmeye neden göz yumarlar ? Dahası tarihselcilik sembolizm vs gibi söylemler Kuran ayetlerinin içini boşaltan uyduruk gerekçelerle hadisleri inkar eden ve zaten Kuran ‘a dilediğini söyletebilecek bir usulsüzlük benimsemiş bu adamlar için neshin varlığının ya da yokluğunun bu kadar mühim olmasının sebebi nedir ?

Evvela şunu belirtelim ki Nesh inkarının kısa vadede , neshi kabul eden İslam Ulemasına itimadı sarsmak , dolayısıyla da İslam’ ı diledikleri gibi sekülerleştirecek bir zeminin yakalanması gibi küffarın ekmeğine yağ sürmeye dönük amaçlar taşır . Mesela:

Bunların hallerini görüp Kur’an hakkında ileri geri konuşmanın o kadar da zor olmadığını gören ve aydınların açık oturumunun sunucusu da bir yorum da benden olsun diyerek meydan yerine atlayıveriyor ve ‘ nesh aslında siyasi bir yorummuş ‘ deyiveriyor . La havle ve la …

Bu barış pıtırcıklarının kıtala karşı çıkarken emperyalist işgalci köpeklerin değil de kıtal ayetlerinin önüne geleni katletmek gibi lanetlik cinayetlerine alet eden , yine bu işgalci köpeklerin piyonları olan falan filan isim altında kümelenen Yeni Haricilerin lanetlik eylemlerini ön plana çıkardıklarınıda hususiyetle hatırlatıyoruz.

Kıtal yani muharabe ayetleri sulh ayetlerini nesh etmedi iddiası , – yukarıda cihada dair yaptıkları yorumları dikkate aldığımızda – Kıtal ayetlerinin barış ayetlerini nesh etmediğini iddia etmenin Müslümanlardaki cihad ruhunu söndürmek ve öldürmek için yapmakta olduğu görülecektir. Yani amaç, alem-i islam’ı kan gölüne çeviren uluslararası emperyalist güçlere uşaklık yapmaktır.

Dünden bugüne neshe ve bilhassa ne olursa olsun savaştan geri durma hükmünü kaldıran ve savaş emreden neshe harb ilan edenlerin bu işleri lanetlik bir siyasi projenin hasılatı ve devamıdır. Diğer kıtal ayetleri bir şekilde devre dışı bırakılmak istenmektedir. Böylece de ayetlerin tamamı içinde anlaşılması gereken barış , gavurcukların koruma altına alınmasın alet edilmektedir. Bu pis bir siyasi oyunun piyonluğundan başka bir şey değildir.

Ancak bizce neshi inkar etmenin uzun vadede gerçekten çok büyük bir hıyanete gerekçe yapılmak istenmesinden yatmaktadır.

İlk defa neshi inkar eden Yahudilerdir.Onlar kendi şeriatlarının nesh edilemeyeceğini ispatlamak için bu iddiayı dillendirmişlerdir. Yahudiler yüzyıllar sonra yine aynı gayeye matuf kendi şeriatlarının nesh edildiğini kabul eden Hristiyanlara yani şeriatlarının aslında nesh edilmediğini kabul ettirmişlerdir. Tevrat ve Zebur ’ un Hristiyanlar içinde makbul olduğunu Luther’ in ağzıyla söyletmişlerdir.

Müslümanlar arasında zuhur eden nesh inkarcılığıda aslında Allah tarafından sona erdirildiği haber verilen ve ayrıca tahrifde edilen Yahudi ve Hristiyanların şeriatlarının hala geçerli olduğunu temellendirme çabasıdır.

Evet , bugün değil belki ama çok yakında birileri çıkacak Luther ‘in Tevrat ‘ı Hristiyanlara kabul ettirdiği gibi İncil ve Tevrat ‘ın dolayısıyla Hristiyanlık ve Yahudiliğin hala geçerli olduğu için Müslümanlar tarafından kabul edilmesi gerektiğini söyleyecekler. Nitekim günümüzde bunun ilk adımı olarak Tevrat ve İncil ‘in tahrif edilmediğini söyleyen bunlarla aynı familyadan kimseler zuhur etmiştir.

Sonraki adım onlarında geçerli olduğunu söylemek olacaktır ama öncesinde neshin geçersizliğine inanan kitlelere ihtiyaç vardır . Batının sadık tebaası bu zevatın [1] gayretleri işte bu yüzdendir. Yani bu kimseler – kitaplar arası neshi dile getirmeseler de Kur’an ‘daki neshi ikar etmekle aslında sinsi bir şekilde tahrif edilmiş ‘ Kitab-ı Mukaddesleri ‘ lerini muhafaza altına almaya gayret etmektedirler.

İhaneti diniye adama neler yaptırıyor ?! Bilinen tarihi veriler arasında en güvenilir bir disiplinle bu zaman aktarılan kainatın efendisi ‘in sözleri ceffelkalem inkar edenlerken binlerce yıl önce asla güvenilir olmayan inananları tarafından bile tahrifi kabul edilen Tevrat ve İncili güvenilir diye pazarlamaya kalkarlar.

Bu açık ihaneti görmeyen gözlerden perdeyi kaldır Allah ‘ım …

Yahudiler , Hristiyanlar , oryantalistler ve bunların tohumları çatlasalar da patlasalar da Allah Teâlâ ‘ ya , Efendimize , Sahabeye , başta imamları olmak üzere Müminlerin tamamına göre nesh vardır . İnkarcıların en küçük bir şüphe bile olabilecek hiçbir delili yoktur. Bu husustaki münakaşalar , hiçbir ilmilik yanı bulunmayan politik oyunlar olup İslam ‘da tereddütler meydana getirmeye çalışanların şeytani vesveselerinden ibarettir.

Son sözümüz yine Kaintatın Efendisine salatu selam, son duamız da alemlerin rabbine nihayetsiz hamdü senadır .

İktibas : Dirayet Yayınları – Modernist Zihniyete Karşı Ehli Sünnet Müdafası , Hüseyin Avni Kansızoğlu hocaefendinin makalesinden alıntıdır. Bu makele ilgili eserde ‘ İslamoğlu , Okuyan ve Taslamanın Nesh hakkındaki Evhamına Cevaplar ‘ adıyla yayınlanmıştır.

Not : Makaledeki bu kısım Hocaefendiden izin alınarak yayınlanmıştır.

[1] bahse konu kişiler islamoğlu okuyan ve taslaman nezdinde onlar gibi düşünenler olsa gerek .

CEVAP VER

Mesajınızı girin
Adınızı buraya girin