Ana Sayfa İktibaslar Müslümanlar Gayr-i Müslimlere Benzemekten Niçin Sakındırılmıştır?

Müslümanlar Gayr-i Müslimlere Benzemekten Niçin Sakındırılmıştır?

200
0

Açıktır ki, Müslümanlar kendilerini gayr-i Müslimlere benzetmekten bu sözü edilen teşebbüh şayet inançta ve bir takım ibâdetlerde ise, bununla îmân dâiresinden çıkmakla kâfir olmasınlar diyesakındırılmışlardır… İşlerde, âdetlerde ve bayramlarda ise, harâm işlemekle helâk olmasınlar ve nihâyet işin ucu zamanla inançta teşebbühe varmasın diye menedilmişlerdir… Bu teşebbüh şâyet kılık kıyafette ise, bunun da ucunun amelde teşebbühe, sonra da inançta teşebbühe varacağından yasaklanmışlardır…

Bu husûstaki en güzel tesbît -ğaliba- Abdullah İbnu Mes’ûd radıyellâhu anhu’ya âiddir:

İbnu Ebî Şeybe, Ma’dan’dan, Abdullah İbnu Mes’ûd radıyellâhu anhu’nun şöyle dediğini rivâyet etti:

{ لاَ يُشْبِهِ الزِّيُّ الزِّيَّ حَتَّى تُشْبِهَ الْقُلُوبُ الْقُلُوبَ }

“Kılık, kılığa benzemesin; yoksa neticede kalbler, kalblere benzer.”[13]

Yani sonunda teşebbüh edenin kalbindeki ahlâk, sevgi, kızgınlık, inanç ve sâir kalbî hasletler, kendisini benzettiği kimselerinkine benzer.

Hâsılı, teşebbühde kişinin kendisini benzettiği kimselerde bulunan benzemek noktalarındaki şeyleri beğenmesi, onlara özenmesi, yani onlardaki -inanç da dâhil- her şeyi beğenmeye vardırır. Bununla beraber kendinde bulunanı beğenmemeye, o da kendindeki -îmân da dâhil- her şeyi hakir görmeye ve beğenmemeye götürür… Bunlar da ya küfürdürler veya küfre götüren ve yaklaştıran vesileler olmakla harâmlar ve mekrûhlardır.

Zîra bir fıtrî kanundur ki, kişinin birisiyle ortak yanı ne ölçüde varsa onu o nisbette sever. Müşterek noktalar ne kadar az olursa o ölçüde sevgi az olur. Onu belli noktalarda sevmesi ise her bakımdan sevmeye sürükler. Bu da ya küfür, ya küfre yaklaştırdığı içün harâmveya harama yaklaştırması sebebiyle mekrûh olur.

Bu yüzden kâfirlere teşebbüh/kendini kâfirlere benzetmek şöyle dursun, onlara muhâlefet etmek, îmân ve İslâm’ın îcâblarındandır.

Nitekim,

{ خالفوا المشركين }/“Müşriklere muhâlefet edin….”[14]

{ خَالِفُوا الْيَهُودَ }/“Yehûdîlere muhâlefet edin…”[15]

{وَ خَالِفُوا فِيهِ الْيَهُودَ صُومُوا يومًا قبله أو يومًا بعده }/ “Yehûdîlere muhâlefet edin; ondan (Aşûre gününden) bir gün önce veya bir gün sonra oruç tutun.”[16]

{ …خالفوا المجوس }/ “… Mecûsîlere muhâlefet edin.”[17]

Bu kâfirlere teşebbühün yasaklığının ve muhâlefet etmek mükellefiyetinin sahası ve sınırı nedir?

Her sahada ve her nokta…

Çünki Kur’ân’da, { إِنَّ الَّذِينَ فَرَّقُوا دِينَهُمْ وَكَانُوا شِيَعاً لَسْتَ مِنْهُمْ فِي شَيْءٍ } / “Şübhesiz ki Sen, dinlerini iyice parçalara bölüp ayıran ve fırkalar hâline gelenlerden yana hiçbir şey içinde değilsin (senin onlarla hiçbir alakan, bağın ve ortak yanın yoktur)” buyrulmaktadır.

Hâsılı, hayatın hiçbir noktasında kâfire teşebbüh câiz değildir; aksine hayatın her noktasında kâfiremuhâlefet vardır.

Kısacası, teşebbüh, Müslümanlardaki ahlâk, şahsiyyet, karakter, tavır ve inanç yozlaşması ve heyelanları ile kişi İslâm’dan ve îmandan mahrûm kalmasın diye yasaklandığı gibi, onlara bir de kâfirlere muhâlefetemredilmiştir.

Bu muhâlefetin birçok maddesi nasslarla bildirildiği gibi, mubahlar dâiresindeki muhâlefetin sahası ve sınırı mahdut değildir. Yani ehl-i küfür şâyet bir mübâhı işliyorsa, onlara muhâlefet edip başka bir mübâha intikâl etmek veya o mübahı farklı bir muhtevaya veya şekle sokmak da müstehablık mertebesinde de olsa emredilmiş veya tavsiye edilmiştir. Şahsiyyetlerin kaymaktan kurtarılması ve tahkîmi içün bu muhâlefet çok mühim bir ameldir. Bu iş şahsiyyet problemi belası içinde olanlara göre mühim değilse, hatta şekilcilik ise de, kişiliği kendi gözünde mühim olan ve oturmuş kimselere göre olmazsa olmazlardandır.

CEVAP VER

Mesajınızı girin
Adınızı buraya girin