Ana Sayfa İktibaslar İstiva bir yerde yerleşmek karar kılmak mı demektir ?

İstiva bir yerde yerleşmek karar kılmak mı demektir ?

119
0

Herkes bilmelidir ki, “istivayı” inkâr eden kâfir olur. Çünkü bu husus Kur’an’da sabittir. Nasıllığı ise bilinemez . Halbuki şüphecilerin ”Allah’ın arşı üzerine istikrar (yerleşme) olduğunun nispet edilmesi hakkında hiçbir delil bulunmamaktadır. Buna itikat etmek caiz değildir. İstiva keyfiyet­sizdir. Ehli sünnetin görüş gayet nettir;

İbni Rüşd, Şerh el-Utbiyye’de diyor ki:”İmam Malik rahimehullahü teâlânın duruşu şudur: (Arş, Allahü teâlâ’nın istikrar yeri değildir. )”[1]

İmam-ı Azam Ebu Hanife el-Vasıyye’de şöyle der-“Allahü teâlâ, ken­disi için ihtiyaç ve (Arş’ın üzerine) istikrar (yerleşme) söz konusu olmaksızın Arş’ı istiva etmiştir. O, Arş’ı da, Arş’tan başkasını (diğer yarattıklarını) da korumaktadır. Eğer (Allahü teâlâ Arş’a ve bir yerde yerleşmeye) muhtaç olsaydı, tıpkı mahluklar gibi alemi yoktan var etmeye ve idareye muktedir olmazdı. (Bir mekânda) oturmaya ve karar kılmaya muhtaç olsaydı, Arş’ın yaratılmasından önce Allahü teâlâ nerede idi? Yüce Allah bundan (bir yere yerleşmek ve orayı mekân tutmaktan) münezzehtir”.[2]

İbni Hacer Askalani’de Fethu’l Bari’nin çeşitli yerlerinde diyor ki;-”Arş’a istivâ, Allah’ın arşa istikrar etmesi mânâsında değildir. Allah zâtıyla arştadır, itikâdı yanlıştır. –Mânânın Allah’ın ilmine havale edilmesi evla olan metoddur. –İstivâ müteşâbihtir, mânâsı Allah’a tafvid edilir. Allah’ın semâda oluşu sözünün zâhiri murad değildir. Zira Allah bir mekana girmek ve hülûl etmekten münezzeh olduğundan bu sözden zâhiri (ilk akla gelen mânâsı) kasdedilmemiştir, deriz”-

Hüccetü’l-İslam İmam-ı Gazzalî rahimehullahü teâlâ İlcâm-ül avâm an ilm-il kelâm’da buyuruyor ki:-”Bu konuda hak, doğru olan Allahü teâlânın ve Resûlünün sallAllahü aleyhi ve sellemin buyurduklarıdır. Allahü teâlâ Tâhâ sûresi beşinci âyet-i kerîmesinde meâlen, (Rahmân Arş üzerine istivâ etdi) buyurmuş ve doğru söylemişdir. Kat’î olarak bilinmelidir ki, istivâ, cisme mahsûs olan oturma ve karâr kılma değildir. istivâ kelimesi ile Allahü teâlânn murâdının ne olduğunu bilmeyiz ve bilmekle de mükellef değiliz.

Allahü teâlâ, En’âm sûresi, onsekizinci âyet-i kerîmesinde meâlen, (O kullarının fevkinde yegâne kudret ve tasarruf sâhibidir) buyurmuşdur. Bu da doğrudur. Burada mekân olarak fevkiyyet, üstde olmak muhâldir. Çünki, O mekândan önce vardı, şimdi de dahâ önce olduğu gibi vardır. Fevk ile ne murâd etdiğini biz bilmeyiz. Ey suâl soran, bu ma’nâyı bilmek senin de bizim de üzerimize lâzım değildir. ”-

İmam Mâlik de Allah Teala’nın varlığı için şüpheciler tarafından zikre­dilen hususların söz konusu edilemeyeceğini belirtir ve “Sınır tayinine git­meksizin ve teşbihe düşmeksizin” diyerek zaten genel ilkeyi çizmiştir.[3]

“İstiva” kelimesinin diğer manalarından bazıları şöyledir:

1-Düz olmak ve kuvvetlenmek.

Allâh-u Teâlâ şöyle buyurdu:

فَاسْتَوَى عَلَى سُوقِهِ

(El-Fetih /29).

Anlamı: “Gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış. ” (Ebu Hayyen-tefsiri, Beyzavi- tefsiri, İmam Nesefi- tefsiri ve İmam Kurtubi- tefsiri )

2-Olgunlaşmak.

Allâh-u Teâlâ şöyle buyurdu:

وَلَمَّا بَلَغَ أَشُدَّهُ وَاسْتَوَى

(el-Kasas /14)

Anlamı: ” Musa yiğitlik çağına erip olgunlaşınca. ” (İmam Tabari, İbni Kesir, el-Ferra’, Muhtarus Sihah, Lisanul Arap)

3-Pişmek: El- Feyyumi “el-Mısbah el-Münir. ”

4-Kastetmek: El- Feyyumi “el-Mısbah el-Münir” ve İbni Manzur Lisanul Arap. ”

5-Eşit olmak: El- Feyyumi “el-Mısbah el-Münir.

6-Yükselmek: İbni Manzur “Lisanul Arap. ”

7-Kast etmek: El, Feyyümi- el-Mısbah el-Münir, İbni Manzur Lisanul Arap” ve “Muhtar es-Sıhah”

8-Kahretmek: El- Feyyumi “el-Mısbah el-Münir.

9-Temellük, yani mülkiyetine almak. Hafız Zebidi “ Tac el-Arus”

10-Murada ermek: Hafız Zebidi “ Tac el-Arus”, İbni Manzur Lisanul Arap” ve “Muhtar es-Sıhah”

11-Bitirmek ve son vermek:İbn Hazm ‘’ed-Durre’’ sh. 233

12-İstilâ:

A-Ehli Seleften olan İbnil Mübarek “Garibul Kur’an”,

B-İmam Ez-Zaccac ”Meanil Kur’an”,

C-Hanefi olan İmam Maturidi “Te’vilat Ehli Sünne”

E-Müfessir Maverdi “En-Nuket vel Uyun”

F-İmam Suyuti ”El-Kenzul Medfun”

Burada “İsteva”, “İstila etti” manasında da kullanılabilir. Yukarıda beş zâtın isim ve kitaplarını yazdık. Kontrol etmenizi tavsiye ediyorum. Hocalarınıza sorar adı geçen zatların kim olduğunu öğrenebilirsiniz. Daha fazla istiyorsanız şu anda bizde birçok zatın kitabı var ve hepsi “İstiva” sözcüğünü, “istila” veya “hükmetme” anlamlarıyla açıklamışlardır. Bunlar­dan bazıları şunlardır:

1-Ehli Seleften olan İbnil Mübarek “Garibul Kur’an” adlı kitabında bu ayet hakkında “isteva, yani İstila etti” demiştir.

2-Hanefi İmam Cassas “Ehkamul Kur’an” adlı kitabında bu ayet hak­kında “isteva, yani İstila etti” dedi.

3-Şafii İmam el-Cuveyni “el-İrşad” adlı kitabında bu ayet hakkında “isteva, yani hükmetti” dedi.

4-İmam Ragib el-İsfahani “el-Mufradet” adlı kitabında bu ayet hak­kında “isteva, yani İstila etti” dedi.

5-Hanefi İmam Nesefi “Tebsiratul Edilleh” adlı kitabında bu ayet hak­kında “isteva, yani İstila etti” dedi.

6-İmam Fahrur Razi “Tefsir”inde bu ayet hakkında “isteva, yani İstila etti” dedi.

7-Hanbelî İmam Seyfuddin el-Emidi “Ebkerul Efkar” adlı kitabında bu ayet hakkında “isteva, yani İstila etti” dedi.

8-İmam Suyuti’nin hocalarından imam Muhammed el-Kâfici “Et-Teysir” adlı kitabında bu ayet hakkında “isteva, yani İstila etti” dedi.

9-İmam Kastalani “İrşadus Seri Şerh Sahih Buhari” adlı kitabında bu ayet hakkında “isteva, yani İstila etti” dedi.

10-İmam Beyzavi’nin “Tefsir”inde bu ayet hakkında ”isteva, yani İs­tila etti” demiştir.

11-İmam İz b. Abdusselam el-İman, s. 233-247 “isteva, yani İstila etti” dedi.

Umarım ki, aklıselim sahibi olan her kimse yukarıda geçen zatların gö­rüşlerini okursa bizim yazdıklarımıza inanır. Yine de bu kadar delili yeterli görmüyorsanız daha fazlasını da yazabiliriz. Peki hangi ayette ve hangi sahih haberde Allah’ın ”zatıyla” istiva ettiği, ”oturduğu” ya da hasımları gibi ” her yerde” olduğu söyleniyor? Zahiri anlamlarından böyle bir şey çıkarıp acaba kendi çıkarlarına uygun olanı tevil ederken, diğerini tevil etmeden hudusa delalet eden zahiri lafızları almaları hangi aklı evvilin işi?

Bu hatala­rıyla beraber Allah’u tealayı hadislere (sonradan var olanlara) benzetmek­ten tenzih edenleri Cehmiyelikle, Muattıla olmakla lakaplandırı­yorlar. Sorarız onlara şu risaleyedeki ismi geçen imamlardan hangisi muattıla?ya da hangisi zatıyla bütün mekanlarda, heryerdedir diyor? İnsanlara akılları hibe edeni (Allah c. c) layık olmayan şeylerden tenzih ederiz.

“O’dur ki, gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra Arş’a istiva etti. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni, ona çıkanı bilir. Nerede olsanız O sizinle beraberdir… ” (57/el-Hadîd, 4)

Zira bu ayette Allah Teala’nın Arş’ı istivası ile “maiyyet” (kullarla bir­liktelik) bir arada zikredilmiştir. İstivanın mekansal bir karar kılma ve yer­leşme manasına gelmediğinin kesin bir delilidir. Neden şüpheciler tarafindan buradaki “maiyyet”i, “ilmi ile kulların yanında olmak, onların her yaptığını görmek, işitmek, bilmek… ” diye tevil etmek doğru ve gereklidir de, “istiva”yı “hükümranlığı altına almak” vb. bir şekilde tevil etmek yanlış­tır?

Şüphecilerin peşinden gidenlerin bu soruları iyice düşünmeleri gerekir. İşte bunda ibret alacak herkese bir ibret vardır.

Oysa “De ki: “Göklerde ve yerde olanlar kimindir?” De ki: “Allah’ındır” (6/el-En’âm, 12) ve “Göklerde ve yerde bulunan herkes Rahman’a kul olarak gelecektir” (19/Meryem, 93) ayetleri, mekânın ve barındırdığı her şeyin; “Gecede ve gündüzde barınan her şey O’nundur” (6/el-En’âm, 13) ayeti de zamanın barındırdığı her şeyin Allah Teala’nın mülkü olduğunu açık biçimde ifade etmektedir.

[1] bkz. Fethul Bârî, 1959 baskısı, 7:124, 3592

[2] Bkz. el-Vasıyye, 73. Çev: E. Sifil Bkz. İslam ve Modern Çağ, Kayıhan Yayınları, İstanbul, 2004; c. 1, s. 74-81Çağdaş Dünyada İslami Duruş, 168 vd

[3] Ebû Bekr b. el-Arabî Ahkâmu’l-Kur’ân, IV, 1740. E. Sifil)

CEVAP VER

Mesajınızı girin
Adınızı buraya girin