Ana Sayfa İktibaslar İmam-ı Azam Ebu Hanifeye Yapılan İtirazlara Cevaplar

İmam-ı Azam Ebu Hanifeye Yapılan İtirazlara Cevaplar

193
0

İktibas : Nakşibendi Şeyhi Merhum İsmail Çetin K.s – Şerh-i Mişkat – Cilt 1 Sahife 30 ‘dan itibaren

Not : önceleri imam-ı azam aleyhine bir kısım sözler sarfeden lakin kendilerine işin hakikati ulaştıkdan sonra selefden onu öven pek çok zata bir sonraki yazımızda yer vereceğiz. misal imam evzai r.a – imam malik r.a ve emsali gibi.

bu yazı ayrıca imam-ı azamın değerini düşürmeye kalkan onu cahilce inkar eden vahabi taifesine karşı ehli sünnete gönül vermiş kardeşlerimiz için bir huccet olacaktır.

Maatteessüf, lmâm-ı A’zam Nu’mân bin Sâbit radıyallahu anh mez-heb İmamı olduğu halde ehli hadisten birtakım ulemâ aleyhinde konuşmuşlardır. Konuya girmeden önce soralım:

Dînin temeli ayet ve hadis olduğuna göre, hadis ilmini bilmeksizin nasıl bir adam mezheb imamı olabilir?

Mezheb imamı olduğuna göre ehli hadistir.

Mesela H.168‘de doğup 230’da vefat eden meşhur Ibnu Sa’d, et-Tabakât-ul-Kübrâ adlı eserinde diyor ki:

««Ebû Hanîfe’nin ismi Nu’mân bin Sâbit’tir. Babası Sâbit, Teymullah bin Sa’lebe’nin azadlısıdır. Kendisi hadiste zaiftir. Görüş sahibi idi. Bağdad’a geldi. H.150 senesinde 70 yaşında iken vefat etti.» [53]

Aşağıda nakledeceğiz ki, kölelik babasında ve dedelerinde vuku bulmamıştır. Binaenaleyh Ibnu Sa’d’ın bu deyişi doğru değildir. Ve lmâm-ı A’zam hadiste de zaif değildir.

H.277 de doğup 365’te vefat eden Ibnu Adî = Ibnu Kattân da, el-Kâmil fi Duafâi-r-Ricâl adlı eserinde, Ebû Abdurrahman en-Nesâî’ye uyarak Ebû Hanîfe hakkında çok nâhoş sözleri nakletmektedir.

Senedleri sıralıyor:

– Yahya bin main : ebu hanifenin hadisleri yazılmaz.” dedi.

– Amr bin ali : numan bin sabit hafız değildir, hadisde zaifdir hadisleri mudtaribdir

– Malik : Ebu Hanîfe sizin beldenizde mi?” EbûMa’mer: “Evet.”deyince Mâlik: Onun beldenizde iskanlanması doğru olmaz.” dedi.

– Ali bin Ishak, Ibnu Mubarek’ten naklen; “ Ebû Hanîfe hadîsi takdir eder » değerlendirir.” dedi.

– Yahya bin Saîd dedi ki: “Ebû Hanîfe sokakta bana rastladı; “Kıyas yap. dedi. Ondan sonra hadîsi nasıl olursa olsun, kendisinden hadis sormadım. Zira o hadis sahibi değildi.”»

Ve daha daha aleyhinde olan tüm sözleri naklettikten sonra yine senediyle şunu da söyler:

– A’meş Ebû Hanîfe’ye: “Şu meselede nasıl diyorsun?” diye sordu. Ebû Hanîfe cevab verdikten sonra A’meş: “Sen bunları nereden çıkarttın?” Ebû Hanîfe dedi ki: “Senin bana senedle söylediğin hadisten.” Bunun üzerine A’meş: “Ey fukaha cemaati Sizler tabîb = hakîm, bizler ise eczacıyız.” dedi.»

Ve Ibnu Adî artık sekiz sayfa doldurarak, aleyhinde ehli hadîsin söyledikleri sözlerin hepsini alıyor. Son son karar vererek diyor ki:

«Şeyh şöyle dedi: Ebû Hanîfe’nin yararlı hadisleri vardır. Amma rivayet ettiği umum hadisleri yanlıştır, senedleri tashîfli ve ziyadelidir; metinleri de öyle. Ve binnetice rivayet ettiği hadisleri sahih değildir; umum hadislerinden on hadis müstesna. Tercih ettiği ğarîb ve meşhur hadislerden üç yüz tanesini rivayet etmiştir. Hepsi, dediğim gibi, İşte bu surettedir. Çünkü Ebû Hanîfe ehli hadis değildi»[54]

İbnu Haldun da Mukaddimesi’nde Ibnu Adî gibi, “Ebû Hanîfe’nin sahih rivayeti ancak on yedi hadîse ulaşmıştır.” der.

Buna bir kaç cevab verilmektedir:

1-A’meş’in bu itirafı, Ebû Hanîfe’nin kemâline delildir. Zira Ebû Hanîfe’nin A’meş’e cevabı, senin şöyle şöyle senedle tahric ettiğin hadislerin hükmünden meseleyi tahric ettim, demek olur. Ve bu itibarla A’meş aynı zamanda onun hadisçi olduğunu da Sizler tabîb — hakîm, bizler ise eczacıyız.” demekle itiraf etti ve kendisinden naklettiği hadisleri tad’îf edemedi. Amma ne fayda ki Ibnu Adî ve emsali, bu menkıbeyi Ebû Hanîfe’nin aleyhine çevirirler.

Ibnu Adî, A’meş’le Ebû Hanîfe’nin arasındaki kıssayı da makaslıyor. Çünkü Ibnu Hacer ve Aliyy-ul-Kârî senediyle şöyle tesbit etmektedirler:

«…A’meş İmama: “Nereden getirdin bunu?” d e miş. İmam senin bize (a)Salih’ten, Ebî Hureyre’den, (b) Ebî Vail den , Abdullahtan, Eb, lyas tan, Ebî Mes’üd el-Ensâr den, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellemin şöyle şöyle dediğini işittim;

Ayrıca senin bize Ebî Mizlec’den, Huzeyfe’den. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den;

Ve yine senin Ebî Zubeyr’den, Cabircen:

Ve yine senin Yezîd-i Rakkâşî den ‘…’ diye tahdts ettiğin hadislerinden çıkarttım.” deyince A’meş: “Sana kâfidir, sana kâfîdir. Yüz günde sana öğrettiğim ilmi bir anda bana söyledin. Vallahi bu hadîslerle amel ettiğinizi bilmez idim. Ey fukaha cemaati! Sîzler tabib, bizler eczacı; ve sen ey adam, her iki tarafı da tuttun.” dedi.» [55]

A’meş’in bu sözünden anlaşılıyor ki imâm-ı A‘zam çok hadis biliyor. Ve nitekim yine Aliyy-ul-Kârî, Menâkıb-u Ebî Hsnife adîı eserde diyor ki: «İmâm-ı A’zam takriben yetmiş bin hadisi zikretmiştir. Bu yetmiş binden kırk bini Imam Muhammed’in el-Âsâradlı kiîabmdadır.[56]

Ve bu fakir dahi, Ebû Hanîfe’nîn Câmiu-I-Mesânid adlı eserinde şeyhlerini saydım, bin tane buldum. Her birisinden bîr hadis öğrenmiş olsa dahi, Ibnu Âdî’nin dediği hadislerin üç mislidir. El-Insaf ey ehli İlim!..

Bakınız Ibnu Hacer, Hatîb’den naklen diyor ki: Süfyan bin Uyeyne şöyle demiştir: İlk kez beni hadisçi kılan Ebû Hanîfe’dîr. İmam: “Bu adam Amr bin Dînâr’ın hadîsini güzel bilir’’ dedi, etrafımda bir halka kurdurdu. Ve böylece bana gelen sorulan kendisi cevab’ardı.'[57]

2-Ve yukarda naklettiğimiz gibi İmam Ebû Hanîfe, bîrçok meşâyıhtan hadis nakletmiştir. Umum hadisleri zaiftir diye hükmetmek, asla doğru olmaz. Öteden beri insanları hased akreb; sokmuş ve birçoklarını zehirlemiştir. Kaldı ki hadiste tad’îf ve tahsin, son son ictihâdîdir.

Ibnu Hacer Askalânî diyor ki: «İsmail bin Hammâd bin Ebî Hanîfe den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir ‘Biz Fâris oğullarından hür insanlardanız, Dedem Nu’mân H.8O senesinde dolmuştur. Dedem Sabit küçük yaşta iken Ali radıyallahu anhu’nun yanına gitmiş; muşârun ileyh kendisine ve zürriyetine bereketle dua etmiştir.”

Muhammed bin Sa’d el-Avfî, Ibnu Maîn’den naklen diyor ki: “Ebû Hanîfe sikadır, ezberlediği hadîsi söyler, ezberlemediği hadîsi söylemez.”

Salih bin muhammed İbnu Maîn’den naklen: “Ebû Hanîfe hadiste sika idi’ demektedir.

Ebû Vehb ve Muhammed bin Mezâhim, ikisi de dediler ki: Bizler Ibnu Mubarek’in: “İnsanlardan en güzel fıkhı bilen, Ebû Hanîfe’dir. Fıkıhta benzerini görmedim. Eğer Allah Teâlâ Ebû Hanîfe ve Süfyan’ı imdadıma göndermeseydi, ben de sair İnsanlar gibi olurdum.” dediğini işittik.»» [50]

Demek ki Cürcânî ile Ibnu Adî’nin naklettikleri senedlerînde bir şeyler vardır.

3-Gerek Ibnu Haldun ve gerek Ibnu Adî’nin, Ebû Hanîfe’nin bu kadar az hadis rivayet ettiğini söylemeleri, bir kere doğru değildir. Nitekim Ebû Hanife nin Mesanidi on yedi mesnedden geçmektedir.

Hafız Zehebî Tezkîret-ul Huffâz’ın mukaddimesinde diyor ki: «Bu zihnimde tutmuş olduğum isirnler, tezyîf, tashîh, tad’îf, tevsikte ictîhadlarına müracaat edilen, tastam adaletle Nebî sallallâhu aleyhi ve sel-lem’e mensub ilmi taşıyan kimselerin isimlerinin hatıra getirilmesidir.»» Ve beşinci tabakada huffûzın içerisinde 163. isimde Ebû Hanîfe’yi zikreder. [59]

Bu demektir ki Ebû Hanîfe, hadîsi tashîh ve tad’îfte, ricâli tevsikte içtihadına müracaat edilen ve kendisi adaletle Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’e mensub ilmi taşıyan zevatlardan biridir.

Hatîb-i Bağdadî, İsrail bin Yûnus’tan naklen şöyle der: «Yûnus şöyle derdi: “Nu’mân ne güzel adamlardandır. İçinde fıkıh olan her hadîsi en güzel ezberleyen ve en çok araştıran, içindeki hükmünü en çok bilen idi.» [60]

Şimdi tevsik, tashîh ve tad’îf meselesinin bu kadar az hadisle olması mümkün mü?

Şeyh Muhammed Abdulhayy diyor ki:

«Bazan cârih = ta’ncı, inadcı olur. Burada cerh ve ta’dîlde şiddot gösterirler. En az bir cürh = ufak hatayla, râvîyi en büyük yarayla corhederler ve akıl sahihlerinin lâyık görmediği sözleri, cerhedilene nisbet ederler.

İşte böylelerin tevsîki muteberdir; ve gayrr kendisiyle müttefik olmadığı müddetçe cerhine itibar edilmez.

İşte Ebû Hûtem, Nesâî, Ibnu Maîn, Ibnu Kattân, Yahya-I-Kattân, Ibnu Hibbân bu takımdandırlar. Bunlar birisinin cerhinde tekleştiler mi, artık cerhi merdud olur. Bakınız Zehebî Mîzânı’nda, Süfyan bin Uyeyne’ nin hal tercümesinde diyor ki:

“Yahya bin Saîd el-Kattân, adamlara çok dil uzatır, inadadır.» [61]

4-İbnu Hacer diyor ki: «Ibnu Süreye rahimehullah, ki İmam Şâfinin ashabı içerisinde en zekilerindendir, şöyle diyor:

Bir adamın: “Ebû Hanîfe hadis bilmez.” dediğini işittim; dedim ki: “He adam Sen misin Ebû Hanîfe’nin aleyhine düşen. İyice bilmiş ol ki, ilmin dörtte üçü Ebû Hanîfe’dedir. Kalan dörtte birini de sair ulemayla bölüşür.” Bunun üzerine adam bana: “Nasıl?” dedi. Dedim ki: “Çünkü ilim sual ve cevabdır. İlk kez o suali ve cevabı söyledi, ilmin yarısını burdan aldı; diğer yarısını da, teker teker cevab verince, muhalifleri: Bazılarında isabet etmiş, bazılarında hata etmiş, dediler. Şimdi bu ba’zı da o yarıya zammetsek, üçte biri oldu mu? Böylece isabetli tarafı hata tarafıyla tartsak, hata tarafı, yarısının yarısı olur, yani dörtte birinin yarısı olur. Dördün üçünde isabetli olunca öyle olur.»[62]

5-Ibnu Adî’nin El-Kâmil fî Duafâi-r-Ricâl’de senediyle tahric ettiği, Ebû Hanîfe ve birçok sukâtın hakkındaki tecrîhine İtibar yoktur. Çünkü Halîfî dedi ki: «Büyük hafızlığına ve azametine rağmen, görüşü yoktur.»»[63]

Sebebine gelince, birçok sika hakkında dahi dil uzatır. Şu halde muasırlarımızın, El-Kâmil’de ibaresini görüp de “Ebû Hanîfe hadiste zaif idi demeleri de itibarsızdır.

Hafız Zehebî Mîzânı’nda diyor ki: «En ufak bir yumuşaklıkla, en az bir cerhetmekle olsa dahi, yüce ve sıkalığıyla beraber içinde cerhedilen zevatlar vardır. Eğer cerh kitablarında Ibnu Adî ve başkası, o sika olanı cerhetmemiş olsaydı, aslâ ben o sikayı cerhle zikretmezdim. Fakat Ibnu Adî ve başkaları onu zikrettikleri için o sıkanın ismini kitabımdan kaldırmayı uygun görmedim; ve zikredilen imamların kitablarında hakkımda eleştirme olmasından korktum. Demek değildir ki, Mîzan’ın içinde zikredeceğim cerhedilen zat, zaiftir.»[64]

Demek Ibnu Adî’nin cerh ile zikrettiği zevâtın zaifliğine hükmedilmez. Çünkü Ibnu Adî’nin şartı, sika olsa dahi, en ufak bir cürhle tecrih edilen zâtı zikretmesidir. İşte bundan gafil, Ibnu Adiye itibar eder. Veyahud da Hafız Zehebî’nin Mîzânı’na dayanarak Ebû Hanîfe’ye dil uzatır.

İşte bundan böyle Zâhid Kevserî diyor ki:

«Ibnu Adî’nin, fıkıh imamlarımızın sâdatları hakkında hevâ-i nefsine uyarak birçok sözlerini, hezeyanlarını bulursun. Hem mezhebî bir taassubdan hem de cehaletinden dolayı ve kötü itikadından dil uzatır sâdatlarımıza. İbrahim bin Muhammed bin Yahya el-Esleminin tercümesine baktım; münker bir hadîsini bulamadım. Halbuki sen de biliyorsun ki, Ibnu Hibbân, Ahmed bin Hanbel gibi zevatlar, Eslemî’yi cerhetmişlerdir. Ve Iclî: “İbrahim, Medenîdir, Râfizîdir, Cehmîdir, Kaderidir ve hadisleri yazılmaz.” dedi. Bilakis nukkâdın birçoğu onun yalancı olduğuna hükmettiler. Yani bu adam İmam Şâfınin üstadlarından olduğu için Ibnu Kattân onu cerhetmiyor. Halbuki eğer imam Şâfiî rahimehullah, İmam Mâlik’ten rivayet ettiği mikdarında ondan da rivayet etmeseydi, Ibnu Adî, işini muhkemleştirme-sine çalışmazdı; ve Ibnu Ukde’nin sözüne de dayanamayacaktı.» [65]

İşte Ibnu Adî’nin ayıblarından birisi de, sika olan zevatı tenkid etmesi; ve taassubundan dolayı, sika olmayanı ta’dîl etmesidir. Bu itibarla Ebû Hanîfe’ye dil uzatması, korkunç bir hatadır. Hafız Zehebî’nin Mîzân-ul -l’tidal eserini takib ederseniz, böyle birçok vartasını bulursunuz.

Yine Hafız Zehebî Mîzânı’nda diyor ki: «Sikalardan biri de, Ca’fer bin lyaz el-Vâsitrdir. Ibnu Adî onu el-Kâmil fî Duafâi-r-Rical adlı kitabında zikretmiştir ve bunda hata etmiştir.»[66]

Ve yine Hafız Zehebî, Hammâd bin Ebî Süleyman el-Kûfî – İmam Ebû Hanîfe’nin şeyhi’nin hal tercümesinde diyor ki:
«Hammâd, Enes’ten hadis rivayet etti, İbrahim Nehafden fıkıh öğrendi.

Süfyan , Şube ,Ebu hanifeden hadis rivayet etmekdedir.Kendisinde irca oldğu için cerhedilmişdir.İbni Adi onu zikretmemiş olsaydı ben onu zikretmezdim. [67]

Yine İbnu Hacer el Heytemi diyor ki:

«Zehebi ve başka hadis hafızlarının zikrettiklerine göre Ebu Hanife dört bin şeyhten hadis almıştır.Hadise itina göstermedi diyenin, bu, ya hasedindendir, ya da (araştırmadaki) gevşekliğindendir. Hadîse itina göstermeyen bir kimse, ashabının kitablarında bilinen özel bir vecih üzere delilleri istinbat etmekte ilk olmasıyla beraber, nasıl sayılmayacak kadar fıkhî meseleleri çıkarabilir . [63]

Dipnotlar :

[53] Tabakât-u ibni Sa’d c.7 s.322

[54] El-Kâmil fî Duaiâi-r-Ricâl c.57 s.5 -12 isim no: 1/1954

[55] EI-Hayrât-ul-Hisân s.282

[56] Menâkıb-u Ebî Hanîfe s.323

[57] El-Hayrât-ul-Hisân s.28,29

[58] Tarih-u Bagdad c.13 s.323, Tehzib-ut Tehzib c.10 s.401, 402, Tabakât-ul-Huffâz s,80 İsim no: 156. el-Cevahir-ul-Mudıyye c.1 s.26

[59] Tezkiret-ul Huftaz c. 1 s.168 İsim no: 163

[60] EI-Hayrât-ul-Hisân s.282, Umdet-ul-Riaye fi Halil Şerh-ll-Vikâye c.1 s.34, 37

[61] Er-Ref’u vet Tekmil s.176, Bkz. Mizan-ul-ltidâl c.1 s.397, 436, 437, Tehzîb-ut-Tehzib c.2 s,147..
Bu sayfalarda, yukarıda Ebu-I-Hasenât’ın dediğinin garçek olduğunu görürsünüz. Ibnu Hibbân İçin de, bakınız Hüda-s-Sârî c.1 s.129

[62] TaIik-u Tarih-i Esmâi-s-Sukât s.327, ef-Hayrât-ul-Hisân s.35

[63] Tabakât-ul-Huffâz a.381, isim no:861

[64] Mîzân-ul-İtidâl c.1 s.2

[65] Tekaddumet-u Nasb-ir-Râye s.57

[66] Mizân-ul-itidal c.1 s.186

[67] Mizân-ul-itidal c.1 s.279

[68] EI-Hayrât-ul-Hısân s.68

CEVAP VER

Mesajınızı girin
Adınızı buraya girin