Ana Sayfa İktibaslar İmam-ı Azam Ebu Hanife Tabiinden’dir

İmam-ı Azam Ebu Hanife Tabiinden’dir

84
0

METİN

İmam A’zam’ın babası Sûbit’in Haz. Ali İbni Ebi Talip (r.a.)e yetişdiği sübut bulmuştur. Hazreti Ali kendisine ve zürriyetine bereket duasında .bulunmuştur. Sahih kavle göre Ebu Hanife hadîsi eshabı kiramdan yedi zattan dinlemiştir. Nitekim «Münyetü’l-Müfti» nâm kitabın sonlarında izab edilmiştir. Yaş itibariyle yirmi sahabiye yetişmiştir. Bu da «Ziya» nâm kitabın başlarında izahedilmiştir.

İZAH

İbn-i Hilligân’ın tarihinde Hatîb-i Bağdadi’den naklen rivâyet edildiğine göre Ebu Hanîfe’nin torunu şöyle demiştir:

«Ben İsmail b. Hammâd b. Numan b. Sabit b. Numan b. Merzabân’ım. Acemlerin hür evladındanım. Vallahi bizim neslimize astâ kölelik arız olmamıştır.

Dedem Ebu Hanife 80 tarihinde doğmuş ve Sabit Ali İbni Ebi Talip (r.a.)e gitmiş. Dedem o zaman küçükmüş. Hazreti Ali ona ve zürriyetine bereket duasında bulunmuş. Biz Hazreti Ali’nin hakkımızda yaptığı duanın Allah tarafından kabul buyurulmasını niyaz eyleriz. Numan b. Merzabân Sabit’in babasıdır. Hazreti Ali’ye mihrecan günü yani bayram günü palûze hediye eden zat odur.

Ali (r.a.) bize, her gün böyle bayram yapın demiştir. Bundan anlaşılıyor ki, bazı kitaplarda kaydedilen «Sabit, dedemi Hazreti Ali’ye götürdü» ifadesi açık değildir. Çünkü Hazreti Ali hicretin kırkıncı yılında vefat etmiştir. Nitekim İrakî’nin «Elfiyesi» nde de böyle denilmektedir. Anlaşılan ibâredeki «biceddî» sözü kâtiplerden biri tarafından ziyâde edilmiştir. Yahut kelimedeki «b» harfi ziyadedir. Aslı «ceddî» şeklindedir.

Sahabeden hadis rivayetine gelince:

Müteahhirin muhaddislerden İmam A’zam’ın menâkıbı hakkında büyük bir kitab te’lif eden bir zat şöyle diyor: «Ebu Hanîfe’nin Ebu Yusuf, Muhammed b. Hasen, İbni Mubarek, Abdürrezzâk ve diğerleri gibi büyük ashabı, bu hususta ondan hiçbir şey nakletmemişlerdir. Böyle bir şey olsa naklederlerdi. Çünkü bu iş muhaddislerin yarış ettikleri bir meseledir.

Onunla pek çok iftihar ederler. Bir de onun sahabiden dinlediğini ifade eden her hadisin senedi yalancı râvilerden hâli değildir.

Enes’i görmesine ve sahabeden bir cemaata yaşça yetişmesine gelince: Bunların ikisi de doğrudur. Bunda şübhe yoktur. Aynî, İmam A’zam’ın sahabeden bir cemaattan hadis dinlediğini ispat etmişse de arkadaşı Hâfız Kasım el-Hanefi bunu reddetmiştir. Zâhire göre yetiştiği ashabdan hadis dinleyememesinin sebebi ilk zamanlarında ticaretle meşgul olmasıdır. Sonra kendisini Şabî irşat etmiş, ondan necabeti, asaleti görünce kendisini ilimle meşgul olmaya teşvik etmiştir.

Hadis ilminden en az nasibi olan bir kimse bu söylediğimin aksini iddia edemez. Lâkin Aynî’nin sözünü hadis ulemasının şu kaidesi te’yid etmektedir: Bir hadisi muttasıl olarak rivayet eden ravi, mürsel veya münkatı’ rivayet edene tercih olunur. Çünkü muttasıl rivayet edende fazla ilim vardır. Bunu bellemelisin, zira mühimdir. Her ne hal ise, Ebu Hanîfe tâbiîndendir.

Hâfız Zehebî ile Hâfız Askalânî ve başkaları buna katiyetle kaildirler. Askalânî şöyle demiştir: «Ebu Hanîfe ashabı kiramdan bir cemaata yetişmiştir ki kendisi 80 tarihinde Kûfe’de doğduktan sonra da bu zevat oradaydılar». Onun muasırları olan şehirler, imamlarından hiçbirine bu nasip olmamıştır. Mesela Şam’da Evzaî, Basra’da iki tane Hammâd, Kûfe’de Sevrî, Medine-i Münevvere’de Mâlik, Mısır’da Leys b.Sa’d gibi zevat bulunuyorlardı.

Yaşca yetişmekten murad: Onların zamanında bulunmasıdır. Velev ki hepsini görmemiş olsun. «Ziyâ» nam eserde adları geçen ashab-ı kiram şunlardır: İbn-i Nüfeyl, Vâsile, Abdullah b. Âmir, İbn-i Ebi Evfâ, İbn-i Cüz, Utbe, Mıkdâd, İbn-i Büsr, İbn-i Sa’lebe. Sehl b. Sa’d, Enes, Abdurrahman b. Yezîd, Mahmud b. Lebîd, Mahmud b. Rebî, Ebu Ümâme ve Ebu’t-Tufeyl. Aynı eserde bunlar 18 sahabidir. İhtimal benim muttali olamadığım başkalarına da yetişmiştir deniliyorsa da görüldüğü vecihle sayılanlar 18 değil 16’dır.

«Tenviru’s-Sahife» nâm eserde bunlara ilâveten Amr b. Hureys, Amr b. Seleme, İbn-i Abbas ve Sehl b. Huneyf zikredilmiş. Sonra ve diğer büyük ashab-ı kirama yetişmiştir, denilmiştir.

METİN

Allâme Şemsüddin Muhammed Ebu’n-Nasr b. Arabşâh el-Ensârî, el-Hanefi, Cevahiru’l-Akaid ve Dürerü’l-Kalaid» ismini verdiği manzum el fiyesinde; İmam A’zam Ebu Hanîfe’nin sekiz sahabiden hadîs rivâyet ettiğini söylemiş, şöyle demiştir:

«İlim ve dinde imamların öncüsü, ümmetin kandili, tabiînden şânı büyük, sahevetli Ebu Hanîfete’n-Numan’ın mezhebine itikad ederek söylüyorum ki, kendisi, Peygamberin ashabından bir cemaata yetişmiş. onların izinden giderek koyu sapıklıktan salim, açık bir yol tutmuştur».

Hazret-i İmam, Enes, Câbir, İbn-i Ebi Evfâ, Âmir yani Ebu’t-Tufeyl b. Vâsile, İbn-i Üneys, Vâile, İbn-i Cez’ ve bintı Acret’den hadîs rivâyet etmiştir. Binti Acred ile sekiz tamam olmuştur. Allah onlardan ve cümle ashab-ı kiramdan razı olsun.

İZAH

Enes b. Malik (r.a.) büyük bir sahabî ve Rasûlüllah (s.a.v.) in hizmetkârıdır. Basra’da bir rivayete göre 92, diğer bir rivayete göre 93 tarihinde vefat etmiştir. Nevevî ve başkaları 93 tarihini tercih etmişlerdir. Vefatında 100 yaşını geçmişti.

İbn-i Hacer, Ebu Hanîfe’nin küçüklüğünde onu gördüğü sahihdir, demiştir. Nitekim Zehebî de ayni şeyi söylemiştir. Bir rivayette Ebu Hanîfe «Ben Hazret-i Enes’i birkaç kere gördüm, sakalını kırmızıya boyardı», demiştir. Ebu Hanîfe’nin ondan üç hadis rivayet ettiği, birkaç tarikle naklolunmuştur. Lâkin hadis imamları bunların hadis uydurmakla müttehem ravilere istinad ettiğini söylerler.

Ulemadan birinin beyanına göre; allâme Taşköprü, Ebu Hanîfe’nin Hazreti Enes’den hadis dinlediğini ispat eden sahih nakilleri uzun uzadıya sıralamıştır. İsbad eden hadis, nefi’den hadise tercih olunur.

Cabir’den murad; Hazret-i Cabir b. Abdullah (r.a.) dır. Fakat buna itiraz olunmuş ve «Hazret-i Cabir 79 tarihinde yani İmam A’zam’ın doğmasından bir sene önce vefat etmiştir» denilmiştir. Bundan dolayıdır ki Ebu Hanîfe’nin Cabir (r.a.)den, onun da Peygamber (s.a.v.)den naklen rivayet ettiği hadis mevzû’dur, yani uydurmadır demişlerdir. Hadis şudur. «Resulüllah (s.a.v.) çocuğu olmayan bir zata çok istiğfar etmesini ve sadaka vermesini emir buyurdu. O da bunları yaptı, müteakiben dokuz erkek evladı doğdu.». Lâkin Tahtavî’nin Harezmî şerhinden naklettiğine göre İmam A’zam sâirhadislerinde işittim tabirini kullanmış, fakat Cabir (r.a.) den rivayet ettiği hadisde bu tabiri kullanmamış, sadece Cabir’den rivayet olundu, demiştir. Nitekim mürsel hadislerde tabiînin âdetleri budur. İmam A’zam’ın 70 tarihinde doğduğunu söyleyenlere göre onun Hazret-i Cabir’den hadis rivayeti doğrudur, demek de mümkündür.

Ben derim ki : Mezkûr hadis İmam A’zam’ın Müsned’inde mevcud ise olsa olsa mürseldir. Ama uydurmadır diye hüküm vermeye imkân yoktur. Çünkü Hazret-i İmam hüccettir, mevsuktur. Hadis uydurmaz, hadis uydurandan rivayette de bulunmaz.

İbn-i Ebi Evfâ’nın ismi Abdullah’dır. Hazreti Abdullah Kûfe’de vefat eden ashab-ı kiramın sonuncusudur. Bir rivayete göre 86, diğer bir rivayete göre 87 tarihinde vefat etmiştir. 88’de vefat ettiğini söyleyenler de vardır.

İbn-i Hacer diyor ki: «İmam A’zam şu mütevatir hadisi ondan rivayet etmiştir: «Her kim Allah için bir mescid bina ederse, velev ki katat (bağırtlak) kuşunun yuvası kadar olsun, Allah ona cennette bir köşk bina eder.»

Ebu’t-Tufeyl b. Vâsile alelıtlak ashab-ı kiramın en son vefat edenidir. Mekke’de vefat etmiştir. Bazıları Kûfe’de vefat ettiğini söylerler.

Irakî’nin kat’iyetle söylediğine göre 100 tarihinde vefat etmiştir. Zehebî 110 tarihinde vefat ettiğinin doğru olduğunu söylemiş, bazıları bunun 127 olduğunu iddia etmişlerdir.

Ulemadan biri imam A’zam Hazretleri’ne isnad ederek onun şöyle dediğini tahriç etmiştir:

«Ben 80 tarihinde doğdum. Abdullah b. Üneys (r.a.) Kûfe’ye 94 tarihinde geldi. Kendisini gördüm ve ondan Resülüllah (s.a.v.) in şu hadisi şerifini dinledim:

«Bir şeyi sevmen gözünü kör, kulağını sağır eder. » Buna itiraz olunmuş hadisin senedinde iki tane mechül ravi olduğu İbn-i Üneys’in de 54 tarihinde vefat ettiği söylenmiştir. Fakat buna cevap verilmiş, ashab-ı kiramdan 5 kişinin isminin Abdullah olduğu, ihtimal ki bu Abdullah’ın Cühenî’den başkası olacağı bildirilmiştir. Ancak bu da reddedilmiş «Başkaları Kûfe’ye girmemiştir». denilmiştir.

Vesile b. Eskâ Şam’da 83 veya 85 yahut 86 tarihlerinde vefat etmiştir. İmam A’zam ondan iki hadis rivayet etmiştir.

Bunlardan birincisi: «Din kardeşinin başına gelen bir belâya sevinme! Zira Allah ona âfiyet verir de seni mübtelâ kılar.»

İkincisi ise «Sana şübhe veren şeyi bırak! şübhe vermeyeni al!» hadisleridir. Birinci hadisi Tirmizî başka bir vescihden de rivâyet etmiş ve hasen olduğunu söylemiştir. İkincisi ashab-ı kiramdan bir cemaat tarafından rivayet edilmiştir. Hadis imamları onun sahih olduğunu kabul etmişlerdir.

İbn-i Cez Abdullah b. Hars b. Cez’dir.

Ebu Hanîfe’nin babası ile birlikte 96 tarihinde hac ettiği ve bu Abdullah’ı Mescid-i Haram’da ders okuturken gördüğü, ondan hadis dinlediği dahi rivayet edilirse de bu rivayeti ulemadan bir cemaat reddetmişlerdir. Reddedenler arasında Kasım-ı Hanefî de vardır. Reddin sebebi hadisin senedinde kalb ve tahrif yapılmış olması ve râvileri arasında bilittifak yalancı bulunmasıdır. Bir sebebi de İbn-i Cez’ Hazretleri’nin Mısır’da vefat etmesidir. Ebu Hanîfe o zaman altı yaşlarında imiş İbn-i Cez’ bumüddet-te Kûfe’ye girmemiş.

Binti Acred’in ismi Âişe’dir. Buna da itiraz olunmuş, «Zehebî ile Şeyhûl İslâm İbn-i Hacer’in sözlerinden anlaşıldığına göre bu kadın sahabi değildir. Hatta hemen hemen kendisini tanıyan da yoktur» denilmiştir. Bu sebeble Ebu Hanîfe’nin ondan rivayet ettiği bildirilen şu sahih hadis reddedilmiştir:

«Allah’ın yeryüzündeki ordularının adetçe en çok olanı çekirgedir. Ben önu yemem oma haram da etmem». Bu hadisi İbn-i Hacer Heytemî rivayet etmiş ve burada İmam A’zam’ın kendilerinden hadîs rivayet ettiği bildirilen ashab-ı kirama şunları da ilave etmiştir:

Sehl b. Saad: Vefatı 88’dir, ondan sonra vefat ettiğini söyleyenler de vardır.

Sâid b. Yezîd 91. yahut 92, yahut 94 tarihlerinde vefat etmiştir. Abdullah b. Büsr : 96 tarihinde vefat etmiştir.

Mahmud b. Rabi’ 99’da vefat etmiştir.

CEVAP VER

Mesajınızı girin
Adınızı buraya girin