Ana Sayfa İktibaslar İmam Ebû Hanife’yi Ta’dil Edenler

İmam Ebû Hanife’yi Ta’dil Edenler

256
0

Daha önce de belirttiğimiz gibi İbn Abdilberr’e göre, Ebu Hanife’yi tev­sik edenler, yani güvenilir olduğunu söyleyenler onun aleyhinde konuşanlar­dan daha çoktur.[1295]

Hadis ve Sünnet’e ittihada diğer imamlardan farkı olmayan ve fıkhî görüşleriyle İslam Hukukunda mezhep (ekol) olmuş meşhur bir fakih için bu durum son derece tabiidir.

Kevserî, İbnu’d-Dahîl es-Saydalânî (ö.388) nin, Kitabu’d-Duafâs’ında Ebu Hanife’ye hücum eden Ukayli’ye cevap olarak kaleme aldığı eserinden naklen, ilk üç asır ashabından Ebu Hanife’yi övenlerin bir listesini vermiştir.[1296] Toplam 67 kişinin yer aldığı bu liste, muasırlarından, Etbau’t-Tâbiîn dönemi sonuna kadar Ebu Hanife’yi ta’dil edenleri ihtiva ettiği için önemli­dir. Zira Ebu Hanife’nin aleyhinde bulunanların birçoğu bu dönemden sonra yaşamış kimselerdir. Nitekim Yahya b. Maîn (ö.233)zamanına kadar Ebu Hanife’nin cerhe uğramadığı, ancak Ahmed b. Hanbel mihnesi, yani halk-ı Kur’an meselesinden sonra muhaddislerin gruplara ayrılmasıyla, bu konuda herkesin önüne geleni söylediği belirtilmektedir.[1297]

Kendi döneminde veya ondan kısa bir süre sonra, Ebu Hanife aleyhin­de konuştuğu bildirilen birçok kimsenin, aynı zamanda onun için övücü sözler sarfettikleri nakledilir. Mesela İmatn Malik, Sufyân-ı Sevrî, Süfyan b.Uyeyne, Şu’be, Yahya b. Maîn ve daha birçok kimsenin her iki türden ifadeleri nakledilmiştir. Bunun gibi, Hatib Bağdâdfnin, “Tarih”inde, Ebu Hani­fe aleyhine konuşanlar listesine aldığı bazı kimseler, onun şeyhinin şeyhle­rinden olan İbnu’d-Dahîl’in listesinde methedenler safındadır.[1298]

Ebu Hanife’yi, muasırlarından ve kendi dönemine yakın yaşamış kim­selerden ta’dil edenleri ihtiva eden bu geniş listeyi burada zikretmek yerin­de olacaktır:

1- Ebu Ca’fer Muhammed el-Bâkır 2- Hammad b. Ebî Süleyman 3- Mis’ar b. Kidam 4- Eyyüb es-Sahtiyânî 5- A’meş 6- Şu’be, 7- Süfyan es-Sevrî 8- Süfyan b. Uyeyne 9- Muğîre b. Miksem 10- Hasen b. Salih b. Hayy 11- Said b. Ebî Arûbe 12- Hammad b. Zeyd 13- Şerik el-Kâdî 14- İbn Şübrüme 15- Yahya b. Saîd el-Kattan 16- Abdullah b. Mübarek 17- Kasım b. Maan 18- Hucr b. Abdilcebbar 19- Züheyr b. Muaviye 20- İbn Cüreyc 21- Abdürrezzak 22- Şafii 23- Veki’ b. Cerrah 24- Halid el-Vâsıtî 25- Fadl b. Musa 26- İsa b. Yunus 27- Abdulhamid el-Hımmânî 28- Ma’mer b. Râşid 29- Nadr b. Muhammed 30- Yunus b. İshak 31- İsrail b. Yunus 32- Züfer b. Hüzeyl 33- Osman el-Bettî 34- Cerîr b. Abdulhamîd 35- Ebu Mukatil Hafs b. Müslim 36- Ebu Yusuf el-Kâdî 37- Selim b. Salim el-Belhî 38- Yahya b. Âdem 39-Yezid b. Harun 40- İbn Ebî Rezme 41- Said b. Salim el-Kaddah 42- Şeddad b. Hakim 43- Hârice b. Mus’ab 44- Halef b. Eyyub 45- Ebu Abdirrahman el-Mukrî 46- Muhammed b. es-Sâib 47- Hasen b. ‘Umâre 48- Ebu Nuaym Fadl b. Dukeyn 49- Hakem b. Hişam 50- Yezid b. Zeri’ 51- Abdullah b. Davud el-Hureybî 52- Muhammed b. Fudayl 53- Zekeriyya b. Ebî Zaide 54- Yahya b. Zekeriyya b. Ebî Zaide 55- Zâide b. Kudâme, 56- Yahya b. Maîn 57- Malik b. Miğvel 58- Ebu Bekir b. Ayyaş 59- Ebu Halid el-Ahmer 60- Kays b. er-Rebi1 61- Ebu Kasım en-Nebil 62- Abdullah b. Musa 63- Muhammed b. Câbir 64- el-Asma’î 65- Şakîk el-Belhî 66- Ali b. Asım
67- Yahya b. Nasr.[1299]

Bu listeye kitabında yer veren Kevserî, ne İbnu’d-Dahîl’in, ne de İbn Abdilberr’in Hanefi mezhebinden olmadıklarını belirtir.[1300]

Ebu Hanife’yi ta’dil edenler arasında, Şu’be, Süfyân-ı Sevrî, Yahya b Maîn, Yahya b. Saîd el-Kattan gibi, ravileri cerhde sertlikleriyle tanınan [1301] kimselerin yer alması dikkat çekicidir. Üstelik Şu’be, Irak’ta hadis ricali üze­rinde ilk konuşan ve daha sonra cerh ve ta’dil konusunda alem kabul edilen bir kimsedir.[1302]

Cerh ve ta’dil imamlarının başlıcalarından biri olan Yahya b. Ma’în de Ebu Hanife’yi açık bir şekilde tevsik edenlerdendir.[1303] Şöyle der: “O sika idi. Sadece ezberlediği hadisi rivayet eder, ezberinde olmayanı rivayet et­mezdi”.[1304] Başka bir soru üzerine O, Ebu Hanife’nin sika olduğunu, kimse­nin onu zayıf saydığını duymadığını, Şu’be b. Haccac’ın, kendisine hadis ri­vayet etmesi için ona mektup yazdığını belirtir.[1305] Hadisçilerin Ebu Hanife’ye hücumda aşırı gittiklerini kabul eden İbn Maîn, “Ebu Hanife ya­lan söyler miydi?” diyenlere karşılık,

“O böyle şeylerden berî, şerefli bir kimseydi” demiş ve Ebu Hanife’nin hadiste doğru söyleyenlerden (sâdık) olduğunu ifade etmiştir.[1306]

Yahya b. Ma’în’in, Ebu Hanife hakkındaki bu tevsik ve ta’dilini zikre­den Ebu Gudde, Buhari’nin, Müslim’in, Ebu Davud’un, Ahmed b. Hanbel’in ve Ebu Hâtim’in şeyhi olan bu cerh ve ta’dil imamının, zaman ve mekân ola­rak yakınlık, ashabı ile içli dışlı olma ve onlardan rivayette bulunma itiba­riyle Ebu Hanife’yi diğerlerinden çok daha iyi tanıyacağını belirterek kanaa­tim şöyle açıklar:

“Bu konuda, Ebu Hanife’nin vefatından asır veya asırlar sonra doğmuş Buhârî ve ona tabi olanların sözü değil, İbn Maîn’in sözü ge­çerlidir. Yahya b. Maîn konuştuğu zaman Buharı, Müslim, Nesâî, İbn Adiyy, Dârekutııî ve diğerleri susarlar. Çünkü bunların hepsi, İbn Maîn’in ri­cal konusunda emsalsiz olduğuna şahittik etmişlerdir”.[1307]

Hadis hafızlarının büyüklerinden ve Ahmed b. Hanbel, İshak b. Râhûye, Yahya b. Maîn ve Ali b. el-Medînî’nin şeyhlerinden olan Yezid b. Hânın da Ebu Hanife’yi şöyle ta’dil eder:
“Bin alime ulaştım ve çoklarından ilim aldım. Aralarında beş kişiden daha fakih, daha dindar ve daha alim kimse görmedim. Bunların ilki Ebu Hanife’dir”.[1308]

Ebu Hanife’yi insanların en fakihi diye niteleyen talebelerinden Abdul­lah b. Mübarek de: “Kûfe’ye girdim ve alimlerine şu beldenizde insanların en alimi kimdir diye sordum.

Hepsi birden:

İmam Ebu Hanife dediler” de­mektedir.[1309] Bunları kaydeden Tehânevî, o zamanın ilminin Kur’an ve Ha­disten ibaret olduğunu, insanların en aliminin de Kur’an ve Hadisi en iyi bi­len kimse olduğunu belirtir.[1310]

Buhari’nin şeyhlerinden oîan Fadl b. Dükeyn:

“Ebu Hanife’nin meseleleri derinlemesine inceleyen bir kimse olduğunu belirtirken, “diğer bir şeyhi Mekkî b. İbrahim de”, Ebu Hanife’nin, zamanında yaşayan insanların en alimi ol­duğunu” kaydeder.[1311]

Büyük hadis imamlarından olan ve rical konusunda sertliği ile tanınan, Yahya b. Said el -Kattan’ın Ebu Hanife’yi şöyle takdir ettiği nakledilir:

“Al­lah’a karşı ne yalan söyleyelim. Ebu Hanifenin reyinden daha güzel rey işitmedik ve görüşlerinin birçoğunu benimsedik” [1312] İbnü’l-Kattan, Ebu Hani­fe hakkında sorulan bir soru üzerine de “onun sika olduğunu” belirtir.[1313]

İmam Şafii’nin, “insanlar fıkıhta Ebu Hanife’nin çocuklarıdır” [1314] sö­zü, onun hakkında söylediği en meşhur ta’dil ifadesidir. İlk hadis musannıflarından Ma’mer b. Râşid de:

“Hasan Basrîden sonra fıkıhta Ebu Hanife’den daha güzel konuşan birini bilmiyorum” [1315] diyerek onun fıkhî kudretine işaret etmiştir. İmam Buhari’nin: “Ondan başka kimsenin yanında kendimi küçük gör­medim” [1316] dediği şeyhi Ali İbnü’l-Medînî de Ebu Hanife’yi ta’dil edenler­dendir. O şöyle der:

“Ebu Hanife sikadır ve raviliğinde bir beis yoktur. On­dan Sevrî ve İbn Mübarek rivayet etmişlerdir”.[1317]

Ebu Hanife’nin muasırlarından olan Şu’be, onun hakkında: “Vallahi o güzel anlayışlı ve hıfzı kuvvetli idi”[1318] derken, Evzaî, “meselelelerin zor­luklarını insanlar içinde en iyi bilen o idi” [1319] demektedir. Hocaları arasında sayılan İmam Cafer es-Sâdık da:
“Ebu Hanife, beldesi halkının en fakihi idi[1320] diyerek onu övmüştür.

Hıfzı ve zühdü ile Kûfe’nin medâr-ı iftiharı olan Mis’ar b. Kidam ise Ebu Hanife’yi gördüğü zaman hürmeten ayağa kalkar, oturduğu zaman gider önüne otururdu.[1321]

İbn Hacer’in naklettiğine göre, Süfyân-ı Sevrî şöyle demiştir:
“Ebu Hanife’nin önünde, şahin önündeki serçeler gibiyiz. O gerçekten alimlerin efendisidir.” [1322] Nitekim Ebu Yusuf, Sevri’nin Ebu Hanife’ye bağlılıkta ken­disinden ileride olduğunu” belirtmiştir.[1323]

Abdullah b. Davud el-Hureybî ise, Ebu Hanife aleyhinde bulunan kim­seleri telmihen şöyle der: “Ebu Hanife hakkında konuşan insanlar, hasedçi ve cahildirler. Bana göre onlar en iyi durumda cahildirler”.[1324] Kendisine, insanların Ebu Hanife’yi ayıpladıkları husus nedir? Diye sorulunca şöyle ce­vap verir:

“Vallahi onların ayıpladıkları bir konuda, onun ancak isabet etti­ğini, ayıplayanların ise hata ettiklerini biliyorum. Bir keresinde onu Safa ile Merve arasında sa’yederken gördüğümde bütün gözler ona çevrilmişti”.[1325]

İmam Şafii’nin bildirdiğine göre, İmam Malik de Ebu Hanife’yi övenler içindedir. Ona, Ebu Hanife’yi görüp görmediği sorulur. Şöyle cevap verir:
“Evci öyle bir adam gördüm ki şu direği altın yapacağını söylese, buna delil getirebilir”.[1326]

Görüldüğü gibi, Ebu Hanife hakkındaki övgülerin birçoğu onun fıkhî gücü ile ilgilidir. Fakat bu, aynı zamanda onun fıkhının kaynağı olan Kur’an ve Hadis ilimleri itibariyle de tevsik ve ta’dil edildiğine işaretttir. Bu iki kaynağa dayanmadan, mücerret reyle fıkıhta söz sahibi olmak mümkün değil­dir.

Nitekim hadisçiler sık sık, çözemedikleri meseleleri, fukahaya havale etmek durumunda kalmışlardır. Onun için, Süfyan b. Uyeyne’nin meclisinde bulunan Ebu Hanife ashabından Bişr b. Velid el-Kâdî, zor bir mesele ile karşılaşıldığı zaman, Süfyan’ın; “Burada Ebu Hanife ashabından kimse var mı?” diye sorduğunu, kendisine işaret edilince de, “haydi cevap ver” dediği­ni ve kendisinin de cevap verdiğini belirtir. Bunun üzerine Süfyan:
“Dinde kurtuluş, fukahaya teslim olmaktır” demiştir.[1327]

Kendisine soru soran birisine A’meş, Ebu Hanife’nin halkasını göstere­rek:
“Bu halkaya devam et, çünkü onlar, bir meseleyle karşılaştıkları za­man, isabet edene kadar onunla uğraşmaktan vazgeçmiyorlar” demiştir.[1328]

Hatib Bağdadî, İbn Kerâme’den şu nakilde bulunmuştur: “Birgün Vekir b. Cerrah’ın yanında idik. Adamın biri, “Ebu Hanife hata etti” dedi. Veki’:
“Onun yanında Züfer, Ebu Yusuf ve Muhammed gibi kıyas ve içtihatlarıyla, Yahya h. Zekeriyya b. Ebi Zaide, Hafs b. Gıyas, Hıbban ve Mendel b. Ali gibi hadis hıfzı ve bilgisiyle, Kasım b. Maan gibi Arapçaya hakimiyetiyle, Davud b. Nusayr et-Tâî ve Fudayl b. Iyad gibi zühd ve takvalarıyla şöhrete ulaşmış kişiler varken, Ebu Hanife nasıl hata edebilir? Böyle arkadaşlara ve talebelere sahip olan kimse, kolay kolay hata etmez, etse bile onu hakika­te döndürürler” diye karşılık verdi.[1329]

Esed b. el-Furat’m bildirdiğine göre, Ebu Hanife’den imlâ suretiyle ki­tap tedvin eden 40 talebesi vardır. Bunlardan Ebu Yusuf, Züfer, Dâvud et-Tâî, Esed b. Amr, Yusuf b. Halid es-Semti, Yahya b. Zekeriyya b. Ebi Zâi-de’nin de içinde bulunduğu 10 tanesi ileri gelenlerindendi.[1330]

Ebu Hanife ve ashabı hakkında menfî kanaata sahip olan Ahmed b. Hanbel’in bile, halk-ı Kur’an meselesinden dolayı zulüm gördüğü esnada, Ebu Hanife’nin kadılık teklifini reddetmesi yüzünden dövülmesini hatırlaya­rak, ona merhameten ağladığı ve böylece teselli olduğu bildirilmektedir.[1331]

Buraya kadar andığımız, Ebu Hanife’yi ta’dil ve tevsik edenler, ya onun döneminde veya onun dönemine yakın tarihlerde yaşamış, bizzat onunla veya talebeleriyle görüşüp ilmî alışverişlerde bulunmuş önemli ilmî şahsiyetlerdir. Bu yüzden Ebu Hanife hakkındaki değerlendirmeleri daha isabetli ve kabule şayandır. Şimdi de kendi döneminden asırlar sonra yaşa­mış belli başlı bazı hadisçilerin Ebu Hanife hakkındaki olumlu değerlendirmelerini zikredeceğiz. Bunların hemen hemen hepsi, Hanefi mezhebine mensup olmayan kimselerdir.

Meşhur Sünen sahibi Ebu Davud es-Sicistânî (ö.275), üç fıkıh imamı­nı hayırla yadederek şöyle demiştir: “Allah rahmet eylesin, Malik, Şafii ve Ebu Hanife imam idiler”.[1332] El-Fihrist müellifi İbnü’n-Nedim Muhammed b. İshak, Ebu Hanifenin ilminin genişliğine işaretle;
“Karada ve denizde, doğuda ve batıda, uzakta ve yakında ilmin tedvini Ebu Hanife sayesindedir.” Demiştir.[1333]

Maliki mezhebine mensup, Endülüs’lü büyük muhaddis, Ebu Ömer Yu­suf b. Abdilberr (ö.463) de, Ebu Hanife’yi takdir edenlerden ve ona hücum edenleri, insafsızlıkla suçlayanlardan biridir. O, Ebu Hanife’yi şöyle değerlendirmiştir: “Fıkıhta imamdı. Rey ve kıyası güzel, (meseleleri) istihracı la­tif, zihni iyi, anlayışı seri, zeki akıllı ve dindardı. Adil ravilerin ahad haber­lerini, üzerinde icma edilmiş usullere aykırı bulduğu zaman kabul etmezdi. Ehl-i hadis bunu hoş görmeyerek onu kötülediler ve bunda aşırı gittiler. Ba­zıları faziletleri, bazıları da kötülükleri üzerine kitaplar yazdılar. Hadisçilerin çoğu onu zemmederler. Hanbelilerin tamamı bugün onu kötülemektedir­ler. Çünkü Ahmed h. Hanbel, Ebu Hanife ve ashabı aleyhinde konuşanlardan biri idi”.[1334]

İbn Abdilberr, diğer iki imam (Malik ve Şafii) ile birlikte, Ebu Hani­fe’nin faziletlerini, onun lehinde konuşanları, tevsik ve ta’dil edenleri ihtiva eden bir kitap yazmıştır.[1335] Ayrıca diğer bir eserinde Ebu Hanife’ye yönel­tilen bazı suçlama ve cerhleri zikrederek bunların geçersiz olduğunu belirt­miştir.[1336]

Ebu Hanife ve talebelerinden övgüyle bahseden diğer meşhur bir hadisci de, Zehebî (ö.748) dir. Ebu Hanife ve iki talebesi Ebu Yusuf ve İmam Mu­hammed hakkında müstakil bir menakıb kaleme alan Zehebî, Ebu Hanife’nin muhaddis olmadığını kabul ederken, onun yalancılıkla itham edilemiyeceğini belirtir. Ona göre, Ebu Hanife, himmetini Kur’an ve fıkıh üzerine yoğunlaştır­mıştır ve bir ilimde ileri gidenin diğerinde geri kalması tabiidir.[1337]

Tezkiretü’l-Huffaz da Ebu Hanife’yi şöyle tavsif eder:
“O, muttaki, alim, ilmiyle amil, âbid, şam büyük bir imamdı. Sultanlardan hediye kabul etmez, ticaret yaparak kazanç sağlardı”.[1338]

Bununla birlikte Zehebî, “Mîzânü’l-İ’tidal” de Ebu Hanifeden daha de­ğişik bir şekilde bahseder:
“Rey ehlinin imamıdır. Nesâî, İbn Adiyy ve di­ğerleri hıfzı yönünden onu zayıf saymışlardır” [1339] Zehebî burada her ne kadar kendi değer yargısını zikretmemişse de, onu zayıf sayanlar olduğunu söyleyerek bir bakıma Ebu Hanife’yi ravi olarak tenkid edenlere katılmış görünmektedir. Mamafih, Ebu Hanife’nin terceme-i halinin, Mizanü’l-İ’tidal’in bazı yazma nüshalarında yer almadığı, bunun sonradan ilave edil­miş olduğu da iddia edilmiştir.[1340] Bunu isbat için uzun bir ta’lik yazan [1341] Ebu Gudde, Zehebî’nin, bizzat mezkûr kitabının girişinde [1342] “Ebu Hanife, Şafii, Buharî gibi, füruatta kendilerine tabi olunan imamlardan hiçbirini, İslam’daki şerefli mevkilerinden, insanlar üzerindeki büyük etkilerinden dola­yı kitabımda zikretmedim. Şayet onlardan birini zikrettiysem, Allah ve in­sanlar nazarında ona zarar vermeyecek, insaflı bir şekilde zikrettim” dediğini kaydederek, Zehebî’nin Ebu Hanife’ye kitabında yer vermediğini belirtmektedir.[1343] Fakat Zehebî, bu ifadesinin devamında, “insana zarar ve­ren şeyin “yalancılık”, “hatada ısrar” ve “batıl tedlis” olduğunu açıkladığına [1344] ve başka bir eserinde de Ebu Hanife’nin yalan söylemekten yüce bir şahsiyet olduğunu belirttiğine [1345] göre, Mizanü’l-İ’tidalde onu, hıfzı yönün­den zayıf bulanlara işaret etmiş olması yadırganacak bir husus değildir. Da­ha önce de belirttiğimiz gibi Zehebî, Ebu Hanife’nin hadiscilikte geri kaldı­ğını kabul etmekle beraber onu cerhedecek hiçbir ifadeye yer vermemiş, bilakis, hakkında takdirkâr ifadeler kullanmıştır. Nitekim diğer bir eserinde, “Ebu Hanife, adem oğlunun en zekîlerinden biri idi” [1346] demektedir.

Hicrî 9. asrın ünlü hadisçilerinden İbn Hacer el-Askalânî (ö.852) de, Tehzîbü’t-Tehzib’inde, Ebu Hanife hakkında gösterilen hüsnü teveccüh ve hadis alanındaki güvenilirliği konusunda birçok rivayete yer vermiştir.[1347] Aynı asrın diğer meşhur bir alim ve muhaddisi Süyuti (ö.911) ise Ebu Hanife’ye dair müstakil bir menâkıb yazmış,[1348] ayrıca Tabakâtü’l-Huffaz’ında ona yer vermiştir.[1349]

Süyuti’nin talebesi olan Şa’rânî (ö.973) ise el-Mizanü’1-Kübrâsında, Ebu Hanife’den övgüyle söz etmekte, ona yöneltilen ithamlara cevaplar ver­mektedir. Ebu Hanife müsnedlerinden üç sahih nüshayı gözden geçirdiğini belirten Şa’rânî, Ebu Hanife’nin sadece, Esved, Alkame, Atâ, İkrime, Mücâhid, Mekhul, Hasen Basrî ve bunlar gibi sika adil ve seçkin tabiîlerden riva­yette bulunduğunu, Ebu Hanife’yle, Hz.Peygamber arasındaki ravilerin güve­nilir ve seçkin kimseler olduklarını, aralarında yalancı ve yalanla itham edilmiş kimse bulunmadığını kaydeder.[1350]

Şa’rânî ile muasır diğer bir Şafii alimi İbn Hacer el-Heytemî (ö.973) ise Ebu Hanife hakkında değerli bir menâkıb kitabı yazmıştır.[1351]

 

 

[1295] İbn Abdilberr, Cami’, II, 149.
[1296] Kevserî, Te’nib, 33.
[1297] Keşmîrî, Feyzul-Bârî, I, 169.
[1298] Krş. Bağdadi, Tarih, XIV, 369-370 ve Te’nîb, 33.
[1299] Te’nîb, 33; el-İntika 122-137. İbn Abdilberr bu listede yer alan isimlerden 26 sının Ebu Hanife hakkındaki övgülerini kendisine ulaşan senedleriyle birlikle zikretmiştir. Ayrıca bıı listeyi ona şeyhi Hakem b. Münzir’in, Ebu Yakub Yusuf b. Ahmed b. Yusuf el-Mekkî (İbnu’d-Dahil) den naklettiği, adıgeçen şahsın bu isimleri kendisine ait “Fedâilu Ebi Hanife ve Ahbârihi” isimli kitabından derle­diğini belirtmiştir. (Bkz. el-İntika, I37)Ebu Hanife’yi övenlerin bir listesi için ayrıca bkz. Târihu Bağdad, XIII, 336-348; e(-Tabakatu’s-Seniyye, I, 95-105.
[1300] Te’nîb, 34.
[1301] Bkz. Laknevî, er-Refu ve’t-Tekmil 275, 306
[1302] Tehânevî, Kavâid, 195 (2 nolu dipnot).
[1303] Yahya b. Main’in Ebu Hanife hakkında “hadisi yazılmaz” dediği (Bkz. İbnul-Cevzî, Kilabu’d-Duafâ, III. 163), ayrıca, “hadisi nasıldı?” sorusu üzerine de, Ebu Hanife’nin yanında ne hadis var da soru­yorsunuz? (Tarihli Bağdad, XIIT, 416) şeklinde karşılık verdiği nakledilmekle birlikte, bu rivayet­lerin doğruluğu mümkün görülmemektedir. Zira İbn Maîn bir yandan Ebu Hanife’nin hadis rivaye­tini ancak ezberden caiz gördüğünü belirtirken (bkz. el-Kifâye, 231), diğer yandan onu ta’dil eden beyanlarda bulunmuştur. Hatla Onun, Ebu Hanife ve ashabına meylinden dolayı Hanefi mutaassı­bı şeklinde suçlandığı, İmam Mulıammed’in “el-Câmiu’s-Sağir’ini de bizzat kendisinden aldığı be­lirtilmektedir. (Te’nîb 157).
[1304] Suyûti, Tabakâtu’l-Huffâz, 73; İbn Hacer, Tehzîbu’t-Tehzîb, X, 450.
[1305] İbn Abdilberr, el-İntikâ, 127.
[1306] İbn Abdilberr, Cami’, II, 148, 149.
[1307] Tehânevî, Kavaîd, 194 (Ebu Gudde’nin notu).
[1308] Age., 188.
[1309] Tehânevî, Kavâid, 188,189.
[1310] Age., 189.
[1311] Age., 187, 189.
[1312] Age.. 190; Krş. Tarihi İbn Maîn, II, 607.
[1313] Tehânevî. Kavâid, 190 (1 nolu dipnot). Zehebi’nîn belirttiğine göre, cerh ve ta’dil konusunda ilk kitap tasnif eden Yahya b. Said el-Katlan’dır. Ayrıca o ve talebesi Veki’ b. el-Cerrah, Hanefi mezhebi üzere fetva veriyorlardı. (Age., 1 nolu dipnot;.Krş. Tarilıu Bağdad. XIII. 345-346 ve el-İntika, 132). Bu bilgiler ışığında, Tarihu Bağdad’da yer alan ve Said b. el-Kaltan’a atfedilen “Ebu Hanife sahibul-hadis değildi” (Bkz. Age., XIII, 416) ifadesinin ona aidiyeti şüphelidir.
[1314] Tehânevî, Kavaid. 191.
[1315] Age.. 191
[1316] Age.. 197(1 nolu dipnot).
[1317] Age.. 197(1 nolu dipnot).
[1318] Tehânevî. Kavaid. 198.
[1319] Age., 199.
[1320] Age., 199.
[1321] Age., 199.
[1322] Age., 199.
[1323] Tehânevî, Ebu Hanife, 34.
[1324] Tehanevî, Kavâid, 199.
[1325] Age., 199.
[1326] Age., 200; Krş. Bağdadî, Tarih, XIII, 338.
[1327] Tehnnevî, Kavâid, 201
[1328] Age., 201.
[1329] Age. 201; Krş. Bağdadî. Tarih, XIV,. 247.
[1330] Tehânevî. Kavâid, 202.
[1331] Kureşî, el-Cevâhir, I. 56; Bağdadî. Tarih. XIII. 327.
[1332] İbn Abdilberr, Cami’, II, 163; Zehebî, Menâkıb, 46.
[1333] İbn Nedim. el-Fihrist, 285.
[1334] İbn Abdilberr, Kitabul-İstiğnâ, I, 572-573.
[1335] Bkz. el-İntikâ fi Fedâili’s-Selaseti’l-Eimmetil-Fııkaha, 122 vd.
[1336] Câmiu Beyâni 1-îlm ve Fadlih. II. 132-163.
[1337] Zehebî, Menakıb. 45.
[1338] Zehebî. Tezkiretu’l-Huffaz. 1, 168-169.
[1339] Zehebî, Mîzânu’l-İ’tidal, IV, 265.
[1340] Laknevi, er-Refu ve’l-Tekmil, 121 (Ebu Gudde’nin notu).
[1341] Age., 121-127.
[1342] Zehebî, Mîzânul-Î’tidal, I, 2-3.
[1343] Laknevî, er-Ref, 127.
[1344] Zehebî, Mizan,-1. 3.
[1345] Zehebî, Menâkıb, 45.
[1346] Zehebî, el-İber, I, 164.
[1347] İbn Hacer, Tehzibu’ı-Tehzîb, X, 449-452.
[1348] Süyûtî, Tebyîzu’s-Sahîfe fî Menakıbı’l-İmam Ebî Hanife, Haydarabad 1961.
[1349] Süyûtî, Tabakatu’l-Huffaz, 73-74.
[1350] Şarani, Mîzân, I, 55
[1351] Heytemî, el-Hayrâtu’1-Hisân fî Menâkıbı’l-İmâmi’l- A’zam Ebî Hanifeti’n-Nu’man. Beyrut 1983. Dr. İsmail Hakkı Ünal, İmam Ebu Hanife’nin Hadis Anlayışı Ve Hanefi Mezhebinin Hadis Metodu, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: 222-230

CEVAP VER

Mesajınızı girin
Adınızı buraya girin