Ana Sayfa Müridanın El Kitabı İbnü Abdisselâm Zat İle Tevessül Hakkında Hakikatde Ne Dedi ?

İbnü Abdisselâm Zat İle Tevessül Hakkında Hakikatde Ne Dedi ?

156
0

(Fakîh Ebû Mehammed İbnü Abdisselâm’ın Fetâvâ’sında gördüğümün dışında bu husûsda âlimlerden hikâye edeceğim bir şeş bana ulaşmadı. Zîrâ O, bunun Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’den başkasına yapılamayacağına dâir fetvâ verdi) sözü üzerinedir.

Derim ki, Bu, İbnü Abdissel-âm’dan yapılan nakilde düşülen bir hatâdır. Zîrâ, O’nun fetvâsı, Allah(celle celâlühû’y)a yaratılanla yapılan yemîn hakkındadır; Allah(celle celâlühû)’dan bir yaratılan kişinini rütbesiyle istemek hakkında değildir. Biz onun bu husûstaki sözünü nakledelim ki, anlatılmak istenen ortaya çıksın.

El-Fetâvâ el-Mavsıliyye’de şu ibâreler gelmiştir:

Elhamdülillâhi Rabbil-âlemîn ve sallellâhu alâ seyyidinâ Mu-hammedin ve âlihî. (Bu) Şeyh İmâm Allâme Şeyhu’l-İslâm İz-zuddîn İbnü Abdisselâm İbn-i Ebî’l-Kasim İbn-i Mühezzeb es-Sülemî’nin cevâb verdiği süallerin bulunduğu bir nüshadır. Allah Ondan razi olsun; bize be herkese bereketlerinden tekrâr versin.

Mes’ele: mâ yeqûlü fî’d-dâî yuksimu alellâhi… Allah celle celâlühû O’nu muvaffak kılsın, duâsında, yarattıklarının, Nebî, veli ve melek gibi büyükleriyle, Allah celle celâ-lühû’ya karşı yemîn ederek duâ eden hakkında ne derler, bu ona mekrûh olur mu olmaz mı? Sonra birçok suâl zikretti ve daha sonra da şöyle dedi:

Şeyh -Allah celle celâlühû O’ndan râzı olsun- şöyle cevâb verdi: “Duâ mes’elesine gelince… Bazı hadîslerde Resûlüllah sallal-lâhu aleyhi ve sellem’in insanlardan birine duâ öğrettiği ve başında, اللهم اني اقسم عليك بنبيك محمد نبي الرحمة Allâhümme innî uksimu aleyke bi nebiyyike Muhammedin nebiyyi’r-rahmeti/”Ey Allahım!… Ben sana karşı Nebîne yemîn ederim” dediği gelmiştir. Bu hadîs sahîhse, Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem’e hâs olması gerekir. Çünkü O, Âdem oğlunun efendisidir. Allah celle celâlühû’ya karşı O’nun dışındakiler olan Nebiler, melekler ve velîlere kasem edilmemesi gerekir. Çünki onlar O’nun derecesinde değillerdir. Bir de bunun, derecesi ve mertebesinin yüksekliği sebebiyle Nebimize hâs olması lâzımdır.”

İzzuddîn’in sözü işte budur. Onu, el-Fetâvâ’l-Mavsıliyye’den kendi harfleriyle naklettik.

Hâfız Süyûtî, Kastalânî ve diğer Hasâis sâhibleri de, Allah’a karşı Nebîye yemîn etmenin O’nun husûsiyyâtından olduğuna delîl ileri sürerek onu böyle naklettiler. Bu, üzerinde durduğumuz mevzûumuzdan başka bir şeydir. O da, Allah celle celâlühû’ya yemîn etmeden, birinin rütbesiyle Allah celle celâlühû’dan istemektir. İki mes’ele arasında, çok büyük bir fark vardır. Nitekim bu (erbâbına) gizli değildir. İbnü Teymiyye iki mes’eleyi karış-tırmışdır. (Mutlak) üstünlük sadece Allah teâlâya âiddir. Üstelik, ben bunun, bir hâlin O’na karışması olmayıp kasıdlı bir tahrîf olduğuna çokça meyletmekteyim.

Kaynak: Vesîle ve Tevessül – 3

CEVAP VER

Mesajınızı girin
Adınızı buraya girin