Ana Sayfa İktibaslar ibnu Abbas ve Tefsirdeki Yeri

ibnu Abbas ve Tefsirdeki Yeri

295
0

Tercümanu’l-Kur’an olarak bilinen ibnu Abbas, Resûlüllah’ın: ‘Allahım, onu dinde fakih kıl, tevili öğref ‘Allahım, ona hikmet ver’ ‘Allahım, ona hikmeti öğret’ şeklinde dualarına mazhar olmuştur.

Ebu Nuaym, İbnu Ömer’in şöyle dediğini rivayet eder: Resûlüllah (s.a.v.) Abdullah b Abbas’a: Allahım, onu mübarek kıl, dini onunla neşret, şeklinde duada bulunmuştur.

Abdulmu’min b. Halid tarikiyle, Abdullah b. Bureyde’den ibnu Abbas’ın şöyle dediğini rivayet eder: Resûlüllah’ı ziyaret ettiğimde Cebrail yanındaydı. Cebrail, Resûlüllah’a: İbnu Abbas, bu ümmetin alimi olacaktır. Ona hayırlı duada bulun, şeklinde tavsiyede bulundu.

Abdullah b. Hiraş tarikiyle, Avvam b. Huşeb’den, Mücahid’in İbnu Abbas’dan naklen şöyle dediğini rivayet eder: Resûlüllah (s.a.v.) bana: Kur’an’ın tercümanı olarak, sen ne güzel kulsun, dedi.

eyhaki, «D e I a i I u’ I – K u f a n»ında ibnu Mesud’un şu sözünü nakleder:

Kur’an’ın en güzel tercümanı, Abdullah b. Abbas’tır. Ebu Nuyam, Mücahid’in şöyle dediğini rivayet eder: Geniş bilgiye sahip olduğundan İbnu Abbas’a Bahr adı verilmiştir, ibnu Hanefiyye’den de şu nakilde bulunur: İbnu Abbas, bu ümmetin büyük bir alimi idi. Ayrıca el-Hasan’ın şöyle dediğini nakleder: İbnu Abbas, Kur’an’ı anlamada ayrı bir yeri olan kimsedir.

Hz. Ömer: İşte, ihtiyarların genci budur. Allah ona herşeyi cevaplandıran bir dil, herşeyi kavrayan bir akıl vermiştir.

Abdullah b. Dinar tarikiyle ibnu Ömer’den rivayette bulunmuştur;

Sahabeden biri İbnu Ömer’e gelerek: «..ki göklerle yer bitişik idi, biz onları ayırdık..» (Enbiya, 30.) âyetinin tefsirini sorduğunda; ibnu Abbas’a git, ondan öğren, bana gelip bilgi ver, dedi. Bu kimse İbnu Abbas’a giderek sorusunu tekrarladı. İbnu Abbas kendisine şu cevabı verdi: Yer ve gökler bitişik idi, ne yağmur yağıyor, ne de bitkiler yeşeriyordu. Cenab-ı Hak yağmurla gökleri, bitkilerle de yeri ayırdı. Soru sahibi ibnu Ömer’e gelerek duyduklarını anlattı. İbnu Ömer: İbnu Abbas’ın Kur’an’ı tefsir etme cüreti hoşuma gitmiyordu, fakat şimdi anladım ki, ona geniş bir ilim verilmiş, dedi.

Buhari, Said b. Cubeyr tarikiyle ibnu Abbas’ın şöyle dediğini rivayet eder:

Hz. Ömer beni, Bedir savaşına katılan yaşlılarla eşit tutardı. Bazıları bunu hoş karşılamaz, bu genci aramıza niye alıyorsun, bizim, onun yaşında çocuklarımız var diyordu. Hz. Ömer O, bildiğiniz bir kimsedir deyip, ibnu Abbas’la birlikte onları yanına çağırdı. Hz. Ömer’in o gün beni de davet etmesinin gayesi, beni onlara tanıtmak olduğunu anladım. Hz. Ömer hepimize hitaben: «Allah’ın yardımı ve fetih geldiği zaman..» âyetinden ne anladığımızı sordu. Kimisi; Allah’ın yardım ve fethine mazhar olduğumuzda, O’na hamd ve istiğfarla emrolunduk, cevabını verirken kimisi de; susup cevap vermediler. Hz. Ömer bana dönerek: Sen de aynı görüşte misin diye sordu. Ben hayır deyince, o halde neler söylemek istersin dedi. Âyet, Resûlüllah’ın ömrünü bildirir, güya kendisine ömrünün sonuna geldin, Rabbine hamd ile istiğfar et, Allah tevbeleri kabul edendir, şeklinde tefsir edince, Hz. Ömer: Âyetin bunun dışında bir mânası olduğunu bilmiyorum cevabını verdi.

Buhari, İbnu Muleyke tarikiyle ibnu Abbas’ın şöyle dediğini rivayet eder:

Hz. Ömer bir gün Ashab’a şöyle bir soru sordu: «Biriniz ister mi ki içinde hurmalardan ve üzümlerden oluşmuş bir bahçesi olsun..» (Bakara, 266.) âyetinin kimin hakkında nâzil olduğunu bileniniz var mı? Sahabe: Allah bilir deyince, Hz. Ömer öfkelenerek: Ya biliyoruz, veya bilmiyoruz deyin, şeklinde mukabelede bulunu. Bunun üzerine ibnu Abbas: Âyet hakkında aklımda kalan bazı bilgiler var dedi. Bunun üzerine Hz. Ö-mer: Yeğenim, kendini küçük görme, bildiğini söyle diye teşvik etti. İbnu Abbas: Âyette, yapılan iş hususunda darb-ı mesel vardır. Zengin bir kimse, Allah yolunda gayret gösterirken, Allah şeytanı kendisine musallat kıldı; böylece malı mülkü tükeninceye kadar masiyette bulundu.

Ebu Nuaym, Muhammed b. Kabi’l-Kurazi’nin İbnu Abbas’dan yaptığı şu rivayeti nakleder:

Hz. Ömer, Muhacirlerden bir grup Sahabe ile oturuyordu, kadir gecesi hakkında konuşuyorlardı. Bu konuda herkes, bildiğini söylüyordu. Hz. Ömer ibnu Abbas’a: Niye sususyor, bir şey söylemiyorsun! Bir şeyler söyle yaşının küçük olması, konuşmana mâni olmasın! diye teşvikte bulundu. Bunun üzerine ibnu Abbas: Allah tekdir, teki sever. Haftanın günlerini yedi yaptı, rızkımızı yedi şeyden yarattı, insanı yedi şeyden halketti, gökleri yedi, altımızdaki toprağı da yedi kat yarattı, fatihayı yedi âyet yaptı, Kitabında yedi akraba ile evlenmeyi yasakladı, mirası yedi kısma böldü, secdede yedi aza üzerinde olmamız emredildi, Resûlüllah Kabe’yi yedi defa tavaf etti, Safa ile Merve arasında yedi kere say etti, yedi kere şeytan taşladı. Bütün bunlara dayanarak Kadir gecesi bana göre, Ramazanın son yedi günündedir, cevabını verdi. Hz. Ömer bunlan memmun kalarak dinledi; bu konuda düşünceme uygun bir cevabı, küçük yaşına rağmen bu gençten başka veren olmadı. Sonra Sahabeye dönüp: Arkadaşlar, İbnu Abbas gibi, beni tatmin edecek biriniz var mı? diye sordu.

İmam Suyuti – El İtkan

CEVAP VER

Mesajınızı girin
Adınızı buraya girin