Ana Sayfa Müridanın El Kitabı İbni Arabi yi Savunan Suyuti Rahimehullah

İbni Arabi yi Savunan Suyuti Rahimehullah

305
0

Suyûtî, Mısır ve Suriye’de hüküm süren Memlüklüler devrinin son döneminde Kahire’de yetişen, Kurân ilimleri, hadis, edebiyat, lugat ve tarih olmak üzere bir çok alanda eser kaleme alan dönemin önde gelen âlimlerinden birisidir.

Uzun bir süre Kahire’nin en büyük ve en etkin hankahı olan Baybars meşîhatı görevinde bulunmuş, tedrîs faaliyetini devam etmiş, devrinin ilmî ve fikrî münakaşalarına katılmıştır.[1] Bu münâkaşalarda sufîleri savunun Suyûtî’nin İbnü’l-Arabî’yi müdâfaa amacıyla kaleme aldığı Tenbîhü’l-ğabî fî tebri’eti İbni’l-Arabî adlı risâlesinin yanı sıra şeyh hakkındaki düşüncesini bu fetvâsı ile şöyle dile getirmiştir.

“Geçmişte ve günümüzde İbnü’l-Arabî hakkında ihtilaf eden insanlar temelde şu üç guruba ayrılmışlardır.

Bunlardan ilk gurup; onun velî olduğunainananlardır ki, doğrusu da budur. Mâlikîlerin imamı Tâceddin b.Atâullah ve Afîfüddin el-Yâfi‘î bu guruptandır. İbnü’l-Arabî’nin velâyetine inananlar onu çokça övmüş ve onun marifet sahibi olduğunu söylemişlerdir.

İkinci gurup, İbnü’l-Arabî’nin dalâlete düştüğünü zannedenlerdir,fakihler böyledir.

Üçüncü gurup ise İbnü’l-Arabî (şeyh) hakkında susmayıtercih edenlerdir. Hâfız ez-Zehebî Mîzân adlı eserinde[2] böyle yapmıştır.

Öte yandan başlangıçta sûfîler ve İbnü’l-Arabî hakkında iyi düşünmeyip sonrasında bu fikrinden vazgeçenler de olmuştur ki, İzzeddinAbdüsselâm bunlardandır. Abdüsselâm önceleri İbnü’l-Arabî’nin değerini düşüren sözler sarfederken sonrasında onun kutup olduğunu söylemiştir.

Şeyh Tâceddin b. Atâullah’a göre bu durumun sebebi İzzeddin Abdüsselâm’ın daha önce fakihler gurubundan olması hasebiyle sûfîleri ve onların hâllerini inkara meyletmesidir.

Onun şeyh hakkındaki olumsuz fikrinden vazgeçmesiyle ilgili şöyle bir olay anlatılır.

Şeyh Ebü’l-Hasan eş-Şâzelî hac yolculuğundan döndükten sonra evine dahi uğramadan doğruca İzzeddin Abdüsselâm’ın yanına gider ve Hz. Peygamber’in ona selâm yolladığını söyler. Bu durumdan etkilenen İzzeddin şeyhin meclisine katılır ve sûfîleri methetmeye başlar. Zira artık sûfîlerin yollarının hakikatini anlamış ve hatta onlarla beraber sema meclislerinde raks etmeye başlamıştı.

Diğer taraftan Şeyhülislam Şerefeddin’e İbnü’l-Arabî hakkında sorulduğunda sükut etmiş ve bunun daha doğru olduğunu söylemiştir. Zira ona göre Şeyh hakkında iyi veya kötü bir şey söylemeyip susmayı tercih etmek takvâ sahibi kişilere uygun olan bir tavırdır.”[3]

Dipnotlar.

[1] Abdulkadir Karahan, “Suyûtî”, İA, c. XI, s. 258-263.

[2] Hâfız Şemseddin Muhammed b. Ahmed ez-Zehebî, Mîzânü’l-i‘tidâl fî nakdi’r-ricâl, tahk.: A.Muhammed Muavvaz, A. Ahmed Abdülmevcûd, Dârü’l-kütübi’l-ilmiyye, Beyrut 1416/1995, c. VI, ss. 269-270.

[3] Süleymaniye Ktp., Lâleli, no: 1512, vr. 53a.

CEVAP VER

Mesajınızı girin
Adınızı buraya girin