Ana Sayfa Müridanın El Kitabı İbni Arabi yi Savunan İbni Hacer El-Askalani Rahimehullah

İbni Arabi yi Savunan İbni Hacer El-Askalani Rahimehullah

320
0

İbn Hacer el-Askalânî (ö.852/1449)

Eski Mısır’da doğan İbn Hacer’in künyesi Filistin’deki Askalân şehrine nispetle çoğunlukla Askalânî olarak kullanılır. Fıkıh, tefsir, lugat, tarih, edebiyatbaşta olmak üzere bir çok ilim dalından dersler almış ve özellikle hadisilminde “hâfız” unvanına ulaşmıştır.

Hadis hocalığının yanı sıra BaybarsHankâhı’nda meşihat görevini üstlenmiş ve bir çok medresede ders vermiştir.Kendisinden pek çok talebe faydalanmış olup Şemseddin es-Sehâvî bunlardan 500 kadarının adını zikretmektedir.

Yaklaşık kırk yıl Mısır Şâfiî başkadılığı görevinde bulunan İbn Hacer Kahire’de vefat etmiş ve buraya defnedilmiştir.[1] Hayatının büyük bir bölümünü hadis ilmine veren ve bu ilmin hem rivâyet hem de dirâyet sahalarında devrin en yetkili âlimi olan İbn Hacer’in, İbnü’l-Arabî’nin Firavûn’un imânı hakkındaki görüşüyle ilgili fetvâsı şöyledir:

“Allah’ım bizi iftira etmekten ve hataya düşmekten koru. Firavun’un kaderindeiman etmek vardı.

Cenâb-ı Hak onun önce aklını elinden almış,iman etmeyi düşünmeksizin dalâlet içinde yaşamasını sağlamış ancak kaderindiman etmek olduğu için ölüm anında ona aklını geri vermiş, kendisine yönelerek tevbe ve iman etmesini nasip emiş ve imanlı iken canı almıştır.

Nitekim Peygamberimizin “Allah kaza ve kaderini gerçekleştirmek istediğinde akıl sahiplerinin aklını alır Kazave kaderini gerçekleştirdikten sonra ise akıllarını onlara geri verir ve böylece ibret almalarını sağlamış olur.”[2] mealindeki sözü bu hususu ifade etmektedir.İbnü’l-Arabî sahili olmayan engin bir deniz gibidir.

Öylesine büyük birokyanustur ki dalgalarının sesi duyulmaz.İbnü’l Arabî’yi vasfedebilecek ne bir sıfat ne bir hâl ne de bir makâm vardır.

Kim ben şeyhi anlattım derse bilsin ki onun hakkında hiçbir bilgisi yoktur.”[3]

Dipnotlar.

[1] M. Yaşar Kandemir, “İbn Hacer el-Askalânî”, DİA, c. XIX, ss. 514-531.
[2] Hadisin ilk kısmı İbn Hacer’in Lisânü’l-Mîzân (Beyrut 1986, c. V, s. 366) adlı eserinde geçmektedir.
[3] Süleymaniye Ktp., Nâfiz Paşa, no: 685, vr. 5a.

CEVAP VER

Mesajınızı girin
Adınızı buraya girin