Ana Sayfa İktibaslar Hadîs Âlimlerinin, Bazı Hadîslerin Uydurma Olup Olmadığında İhtilâf Etmeleri Neyi Gösterir?

Hadîs Âlimlerinin, Bazı Hadîslerin Uydurma Olup Olmadığında İhtilâf Etmeleri Neyi Gösterir?

184
0

Süâl: Hadîs âlimlerinin, bazı hadîslerin uydurma hadîs olup olmadığında ihtilaf etmişlerdir. Öyleyse ikisinden, yani uydurmadır diyen ile uydurmadeğildir diyenden biri Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem’e iftirâ etmiş oluyor; öyle mi?

Cevâb: Hayır, iftirâ etmiş olmaz. Çünki, şu husûs yukarıda dediğimizden ayrı bir şeydir. İctihâdla alâkalı bir mes’eledir. Ortada kasıdlı bir isnâd yoktur. Ancak, ictihâd ehliyetine sâhib olmayanlarca, ilmî bir mesned olmadan, mücerred kanaatle uydurmadır demek ise, iyi niyetle de olsa kasıd makamında olabilir.

Doktorlukla ve cerrâhlıkla alâkasız bir kimsenin doktorluğa soyunup kalb ameliyyâtı yapmaya kalkışması ve adam öldürmesi, kasden adam öldürmek ma’nâsına gelmese bile, diyet tazmîn etmeyi/ödemeyi de mi îcâb ettirmez? Elbette diyet ödeyecektir.

Zîrâ, Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu: “Kim önceden doktorluğu bilinmediği halde, doktorluk yapar (da can veya uzuv/organ telef eder) ise, (telef ettiğini) tazmîn eder/öder.”[32]

İmâm Hattâbî şöyle demiştir: “Tedâvî eden kimsenin haddi aşıp da hastayı öldürdüğü zaman tazmîn edeceğinde/diyet ödeyeceğinde (âlimler arasında) hiçbir anlaşmazlık bilmiyorum. Bilmediği bir ilmi ve işi kullanan kişi de haddi aşan biridir. Bu yüzden O’nun işinden telef doğarsa, diyeti öder ve kısâs O’ndan düşer. Çünki O, bu işi, hastanın izni olmadan tek başına yapmamıştır….”[33]

Muhammed Hayât es-Senbelî de İmâm Hattâbî’nin yukarıdaki sözünü O’ndan aktardıktan sonra, Fetâvâ’da böyle denilmiştir; onu Hâşiyelerden birinden[34] naklettik” dedi.[35]

Yine Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu: “Hangi doktor, önceden doktorluğu bilinmediği bir topluluğa doktorluk eder, hastaya zarar verir ve O’nu ifsâd ederse, O, (diyeti) tazmîn eder/öder.”[36]

Abdü’l-Ğenî el-Müceddidî, bu hadîsin şerhinde şöyle söyledi: “Ed-Dürr’de şunu dedi:

Hacamat yapan birisi, mütehassis olmamasına rağmen (bir kimsenin) gözünden (bir şey) keser de gözü kör olursa, üzerine diyetin yarısı vâcibdir. Eşbâh.”[37] (Müceddidî’den nakil bitti.)

Demek ki, ehil olmayanların telef ve zararları, bir ilimden yeterince haberi olmayanların açtıkları zararlar yanlarında kalmıyor ve iş zâyiâtı kabûl edilip affedilmiyor. Kaldı ki, müctehidler, -çok azı müstesnâ-, dediklerini, kesin söylemezler. Söyleyenler de bir çok defa hatâ ederler. Bu işin müctehidi olduklarından dolayı da yanılsalar bile sevab alırlar. Zîrâ, “Hâkim ictihâd eder de isâbet ederse iki, hatâ ederse bir sevâb alır.”[38] Câhiller ise kendilerini onlara kıyâs edemezler. Çünki, “Allah, şübhesiz ki, emânetleri ehline vermenizi size emretmektedir.”[39] “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”[40]

Dipnotlar.

[32] Ebû Dâvûd, Diyât, (4/710), Nesâî, Kasâme (8/53), İbn-i Mâce, Tıb, 16 (4/103), İncâhu’l-Hâceh,(248), Hâkim, el-Müstedrek, “isnâdı sahîhdir” dedi, Zehebî de “Telhîs”inde de O’nu tasdîk etti. (4/212)

[33] [İmâm Hattabî, Meâlimu’s-Sünen: 4/710], Azîm Âbâdî, ‘Avnü’l-Ma’bûd: 12/ 330-331, Muhammed Hayât es-Senbelî, Hâşiye-i Ebî Dâvûd: 2/630

[34] “Ebû Dâvûd Hâşiyelerinden biri” dediği, Şeyh Muhaddis Mahmûd Hasen ed-Düyûbendî’nin Ebû Dâvûd Hâşiyesidir. (2/282)

[35] Muhammed Hayât, Senbelî, Hâşiye-i Ebî Dâvûd: 2/630.

[36] Ebû Dâvûd, Sünen: 4/711,

[37] Abdü’l-Ğenî el-Müceddidî, İncâhu’l-Hâceh Hâşiye-i İbn-i Mâceh: 248

[38] [Buhârî, İ’tisâm: 20-21, Müslim, Akdıye: 15, Ebû Dâvud, Akdıye: 2, Nesâî, Ahkâm: 2, Kudât: 3, İbnü Mâce, Ahkâm: 3, Ahmed, 4/198, 204, 205], Mu’cem: 1/390

[39] Nisâ:58

[40] Zümer:9

CEVAP VER

Mesajınızı girin
Adınızı buraya girin