Allah Yolunda Öldürülenler Hakkinda Ölüler Demeyin !
Bakara Suresi 154.Ayet-i kerime
Meal-i Serifi (154)
"Ve Allah(-u Teala Hazretlerinin) yolunda öldürülenler hakkinda ölüler demeyin.Bilakis (onlar)diridirler,fakat siz (onlarin hayatini) hissedemez,(anlamaz)siniz."
izahat
Begavi,Hazin ve Ruhu’l Beyan tefsirlerinde zikrolunduguna gore: Bu ayet-I kerime,Bedir sehidleri hakkinda nazil olmustur.Onlarin altisi muhacirlerden,sekizi Ensardan olmak üzere on dört kisiydiler(Radiyalllahu Anhum).
Insanlar;Allah-u Teala’nin yolunda öldürülenler icin:”Filanca öldü dünyanin nimeti ve lezzeti ondan gecti.” derlerdi.Bunun üzerine Cenab-i Hak (Celle Celaluhu) bu ayet-i celileyi inzal buyurarak hakiki manada diri olduklarini acikladi.
Ancak bu diriligin ne sekilde oldugu hususunda ulema ihtilaf etmistir.Selef-i salihinin coklari ;
“Asil diriler onlardir,Rableri indinde riziklandiriliyorlar.”(Ali Imran:169) ayet-i celilesini delil alarak,bu hayatin ruh ve cesetle oldugu görüsüne gitmisler,ancak biz bunun seklini bilemeyiz demislerdir.Bazilarina gore ise,bu ayetin manasi:”Onlar,amellerinin sevabinin kesilmemesi hususunda diriler gibidir.” demektir.Cünkü onlar,Mevla Teala Hazretlerinin dinine yardim ugrunda öldürüldüler.Din dünya üzerinde galip oldugu ve Allah-u Teala Hazretlerinin yolunda muharebe eden bir kisi bulundugu müddetce bunun sevabi onlara yazilmaktadir.Zira bu sünneti (yolu) ilk olarak baslatmislardir..
Kabir alemindeki hayat,ruhani,daha dogrusu gercek bir hayat olup akilla tamamen bilinemez.O hayati anlayabilmek icin kiside yakin (görür gibi süphesiz bir iman) olmasi gerekir.
Bu ayette,ruhlarin bedenden ayri,basli basina bir hayat sahibi bulunduguna,insan öldükten sonra ruhlarin ölmedigine dair bir isarette vardir.Bircok sahabe ve onlari gören tabiin (Ridvanullahi Teala Aleyhim Ecmain) in görüsleri budur.Bu konuda baska ayet ve hadisler de vardir.Bu ayetteki,sehid ruhlarin ölmezligine dair olan ifade,onlarin makaminin Allah katindaki yüksekligine isaret icindir.
Bu ayetin tasavvufi tefsiri sadedinde Ismail Hakki Bursevi (Kuddise Sirruhu),Necmüddin-i Kübra’nin (Kuddise Sirruhu),Tevilati Necmiyye adli eserinden naklen söyle buyuruyor:
“Allah yolunda,Allah’da fani olmak suretiyle Mevlanin celal kiliciyla öldürülmüs büyük cihad sahiplerini ölüler zannetmeyiniz,her ne kadar onlarin varliklari bu ugurda yok olduysa da,kendilerini yaratani müsahade etmekte olduklarindan onlar diridirler.Kim Mevla’da fani olduysa,onun bekasi (yasamasi),kendi Celal sifatlarinin tecelli sualariyla bu mümtaz kullarini kendi varliklarindan ayirir,bazen de Cemalinin latif nefha ve esintileriyle onlari diriltir.Böylece onlar,Mevla’nin Cemal bahcelerinde gezinirler,ancak siz insanlar,onlarin bu hallerini hissetmez ve anlamazsiniz.”
Yani nefis ve seytanla cihat ugrunda kul öyle bir makama gelir ki,orada artik kendi vasiflarindan hic bir sey görünmez,varligini dahi unutur.Fakat bu hal,ancak bunu yasayanlar,buna kavusanlar tarafindan bilinir,sair insanlarin bunu anlamamasi bunun yok oldugu anlamina gelmez.
Ehlullahin reisi Cüneyd-i Bagdadi (Kuddise Sirruhu) buyurdu ki:”Kimin hayati,kendi nefsiyle olursa onun ölümü ruhunun bedeninden ayrilmasiyladir.Kimin hayati,Rabbisiyle olursa,o (bildigimiz) su tabii hayattan gercek hayata intikal etmis olur.”
Bu ayeti kerimenin izahatinda Imam-I Kuseyri (Rahimehullah) baha bicilmez kiymetli tefsirinde söyle buyuruyor:
“Dünyanin bu fani hayati onlardan ayrilip gitti ama ahirette ebedi hayata kavustular.Onlar,gercekte diri olup,Allah’dan bircok iyilik ve güzellikler elde etmislerdir.
Onlar diridirler;cünkü onlarin ardinda Allah (Celle Celaluhu) vardir.Kimin ardinda Allah (Celle Celaluhu) varsa o ölü degildir.
Onlar,Mevla’nin,kendilerini zikretmesiyle diridirler.Allah (Celle Celaluhu) sermedi (ebedi) zikriyle,kimi güzellikle zikremisse o ölü degildir.
Onlarin cesetleri,hayalleri ve gölgeleri her ne kadar un ufak olduysada muhakkak ki ruhlari Allah (Celle Celaluhu) ile yasamaktadir.Eger onlarin bedenleri Mevla da fani olduysa muhakkak ruhlari Allah (Celle Celaluhu) ile baki olmustur.Cünkü süphe yok ki,Allah da fani olan,Allah da baki olur.
Onlar,Mevla’ya karsi (kendilerinde bulunan) hürmet ve tazim halleriyle diridirler.Onlarin üzerinde heybet (Allah korkusu) ridasi ve cübbesi vardir.Onlar,Mevla ile ünsiyet gölgeleri icinde bulunurlar.Bazen Mevla’nin Cemali onlari surura ve neseye gark eder,bazende Celali onlari örter.(letaifü’l isarat:1/139)
Bu ayeti kerimenin tevilinde,tasavvufta konu olan fenafillah ve bekabillah makamlarina birer isaret vardir.Buarada anlatilanlarin tamami,Sahabe-i Kiram (Ridvanullahi Teala Aleyhim Ecmain) da mevcuttu.Resul-ü Ekrem (Sallallahu aleyhi vesellem)in yüzünü görme serefine nail olan bu mümtaz insanlarin Efendimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)in sayesinde,kendi varliklarindan ve vasiflarindan hic bir eser ve iz kalmamisti.Varliklarini tamamen Mevla’nin varliginda ifna (yok) ettikleri icin önce Mevlada fani oldular,sonar da onunla baki oldular.
Bunun aksini iddia etmek günesin varligini inkar etmek demektir.Onlarin bu halini,su tasavvufi gerceklerin disinda izah etmek nasil mümkün olabilir? Bu ayet,özellikle Sahabe-I Kiramda tasavvuf,tarikat var midir? davasiyla ortaya cikanlarin iyiden iyiye düsünmesi gereken bir muhtevaya sahibtir.sahabe-I Kiram zamaninda fenafillah,bekabillah tabirleri yoktu amma,o haller mevcuttu,insaftan mahrum olanlarin disinda kimse bu hakikati inkar edemez.Ilk tasavvuf kaynaklarina inecek olursak bu hakikati gayet net bir sekilde görmek mümkündür.Yeterki insane insafi elden birakmasin,iyi niyetli olsun ve hakka talip olsun..
Inkar,tarihte hic bir zaman ilim olmamistir.Günümüzün ilmi anlayisi akilcilik veya maddecilik akimlariyla yönlendirildigi icin,bu cereyanlarin da temeli maalesef inkar üzere kurulu oldugundan,öz insanimiz bile,bilerek veya bilmeyerek bu cereyanlara kapilip 1400 seneden beri Kabul edilmis,sarsilmaz hakikatleri inkar etme zavalliligina düsebilmistir.Ne diyelim? Mevla hidayet buyursun. Amin!..
Mahmud Ustaosmanoglu (Kuddise Sirruhu) - Ruhul Furkan Tefsiri:2 cild sayfa 100-101-102


