Kelam âlimlerinin durumu
Eş’ârî’ler ve Eş’ârî mezhebinin akaiddeki mevkii hakkındaki cehaletlerinden dolayı onları Allah’ın sıfatları ile alakalı görüşlerinden dolayı dinden çıkmış sapkın fırkalardan biri olarak görenler vardır.
Eş’ârî mezehebi hakkında var olan bu cehalet, Ehli Sünnet’in birliği ve beraberliğine zarar verici boyutlara ulaşmıştır.
Anlamakta güçlük çekiyorum, nasıl oluyor da bazıları, hakiki iman ehli olan ehlisünnet ile bazı sapkın grupları birbirine bu kadar yaklaştırabiliyor, Mutezile ve Cehmiye gibi fırkaların ileri sürdükleri görüşler ile Ehli Sünnet’in dediklerini birbiriyle aynı kabul edebiliyorlar.
أَفَنَجْعَلُ الْمُسْلِمِينَ كَالْمُجْرِمِينَ مَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ
“Müslümanları mücrimler gibi mi kabul ediyorsunuz. Size ne oluyor; nasıl hüküm veriyorsunuz.” (Kalem 35–6).
Eş’ârî’ler, ilimleri ile dünyayı bir uçtan bir uca doldurmuş olan Müslümanların hidayet imamlarıdır. İnsanlar onların ilim fazilet ve dindarlıklarına şahittirler. Onlar Mutezile’nin sapkınlıkları karşısında durmuş, Ehlisünnet’in en faziletli üstadlarıdırlar.
Onlar hakkında Şeyhülislam İbni Teymiye, “Feteva”da Ebû Muhammed’den bir söz nakletmiştir: “Âlimler din ilimlerinin (ulumu’d-din) yardımcıları, Eş’ârîler ise dinin asıllarının (usulu’d-din) yardımcılarıdır.”
Onlar muhaddis, fakih ve müfessirlerden müteşekkil büyük imamlar topluluğudur. Ulemadan hiç kimsenin mustagni kalamadığı Buhari’nin meşhur “Fethu’l-Bari” şerhinin müellifi, Muhaddislerin tartışmasız imamı Şeyhulislam Ahmed bin Hacer Askalani, Eş’ârî mezhebindendir.
Ehli Sünnet ulemasının imamı, Sahihi Müslim’in şarihi ve birçok eserin müellifi İmam Nevevi de Eş’ârî mezhebindendir.
“El-Câmi li Ahkâmi’l-Kur’ân” tefsirinin sahibi İmam Kurtubi de Eş’ârî mezhebindendir.
“Ez-Zevâcir an İktirâfi’l-Kebâir” kitabının sahibi İbni Hacer el-Heytemi ile fıkıh ve hadis âlimi büyük imam Zekeriya el-Ensari de Eş’ârî mezhebindendirler.
İmam Ebû Bekir Bakıllani, İmam Kastallani, İmam Nesefi, İmam Şerbini, “Bahru’l Muhit” tefsirinin sahibi Ebû Hayyan en-Nahvî, “Teshil fi Ulumi’t-Tenzil” kitabının sahibi İmam İbni Cüz’a ve daha birçokları Eş’ârî imamlarındandırlar.
Eğer ilimleri dünyayı doldurmuş fakih, müfessir ve muhaddis olan bu büyük Eş’ârî imamlarının tamamını burada saymaya kalkacak olsak birçok cilt yazmaya ihtiyaç duyardık. Bizler, Peygamberlerin Efendisi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in şeriatine hizmet eden bu büyük imamlara en güzel şekilde muamele edilmesi gerektiğini, ehli ilmin ancak faziletle anılması gerektiğini hatırlatırız.
Bu salih imamları sapkınlıkla itham etmekle ne gibi bir hayır umulmaktadır acaba?
Onların İslam yolundan saptıklarını iddia ettiğimiz halde, Allah -celle celâluhu-’nun, onların ilimlerinden istifade kapısını bizlere açmasını nasıl bekleriz.
Ben diyorum ki; asrımızın müthiş zekâlarından, akademisyenlerinden kim Şeyhülislam İbni Hacer Askalani’nin, İmam Nevevi’nin –Allah -celle celâluhu- onları rahmet ve rızasıyla kuşatsın- sünneti nebeviye yaptığı katkıyı yapabilmiştir.
Bu iki imamın ve diğer Eş’ârî büyüklerinin ilimlerine ihtiyaç duyarken, onları nasıl dalalet ve sapkınlık ile suçlarız.
Eğer onlar gerçekten dalalet üzereyseler, biz onlardan ilim alabilirmiyiz ki? İbni Sirin: “İlim dindir. Öyleyse dininizi kimden aldığınıza iyi bakın” demiyor mu?
Bu imamların fikirlerine katılmayanların “Bu imamlar içtihad etmişler ama Allah’ın sıfatları hususunda hataya düşmüşlerdir” diyerek onları dalalet ve sapkınlıkla itham etmekten uzak durmaları daha doğru olmazmıydı?
Böylesi bir tavır, bu zatları Ehlisünnet imamları olarak kabul eden bizlere köpürüp durmalarından daha iyi bir yoldur.
İmam Nevevi, Askalani, Kurtubi, Bakillani, Fahru’r-Razi, Heytemi, Zekeriya Ensari ve diğer büyük âlim ve eşsiz üstadlar, eğer Ehlisünnet değillerse, söyler misiniz kim Ehlisünnet o zaman?
Son olarak, İslam’a davet ve tebliğ ile meşgul olan herkesi, ümmeti Muhammed hakkında, özellikle de ümmetin değerli âlimleri hakkında söylediklerine dikkat etmeye davet ediyoruz. Ümmeti Muhammed kıyamet gününe kadar hayır üzeredir. Eğer âlimlerimizin kadir kıymetini bilmezsek bizde bir hayır kalmamış demektir.
[21] “Fetava” 12/4
[22] Şeyh Allame Muhammed Ali Sabuni’nin Eş’ârî’ler hakkında yaptığı uzun ve önemli bahisleri içeren kitabına bakılsın.
Not: Kitabın Aslı ile bu bendeki kısım arasında bazı kelimelerde farklılıklar olabilir zira bende ki nusha düzeltilmemiş halidir.Okuyucunun Dikkatine Sunarım.Siz Yinede Aslından Takip Ediniz.



Mahmud Efendi Hazretlerinin Hayatı, Ulemanın Hakkındaki Beyanları Sohbetleri ve Kelam-ı Kibarı ..İçerik İçin 

