İmam Rabbânî Perspektifinden İbnül-Arabî’ye Tenkidî Bir Yaklaşım
İbnü’l-Arabî nazarî tasavvufun en büyük muallimi ve Şeyhu’l-ekber olarak bilinir. İmam Rabbânî ise ikinci bin yılın müceddidi ve Nakşîliğin önde gelen temsilcilerinden birisidir. İmam Rabbânî, İbnü’l-Arabî’nin bilhassa vahdet-i vücûd doktrinini bazı yönleriyle eleştirmiştir. Onun vahdet-i vücûd eleştirisi şu esaslara dayanmaktadır: Varlık, zata zâid bir sıfattır; sıfatlar zatın aynı değil, zat üzerine zâiddir; gerçek varlık ile gölge varlık arasındaki ayırım, hayâlî değil, gerçek bir ayırımdır; sûfî tecrübenin nihâhî gayesi vahdet-i vücûd değildir, vahdet-i şuhûd vahdet-i vücûddan daha üst bir tevhid mertebesidir. Kanaatimize göre, onun vahdet-i vücûd eleştirisinin temelinde yaşadığı dönemde Hindistan’daki siyâsî, dinî ve sosyal yapının izleri mevcuttur. Çünkü Sirhindî, vahdet-i vücûdun, Ekber Şah’ın dinleri birleştirme projesine uygun bir zemin olabileceği endişesini taşımaktadır. Bu bakımdan onun bu tavrı, tarihî şartlar göz önünde bulundurulduğunda daha iyi anlaşılabilir. İmam Rabbânî bunun yanı sıra İbnü’l-Arabî’yi veli-nebi, keşif ve ilham, ruyetullah gibi birtakım tasavvufî kavramlar cihetinden de tenkit etmiştir.



Mahmud Efendi Hazretlerinin Hayatı, Ulemanın Hakkındaki Beyanları Sohbetleri ve Kelam-ı Kibarı ..İçerik İçin 

