Suriye İhvan Liderinden çarpıcı Açıklamalar
Kaynak İran Analiz / Suriye Müslüman Kardeşler Lideri Muhammed Riyad Şakfa ile Şarkul Avsat Gazetesinin yaptığı röportajda devrimin barışçıl karakterinden sapılmamasına yönelik vurgular yaparken gayri meşru Esed rejiminin kan, şiddetten başka bir şey bilmediğini, en bariz karakterinin aldatma ve yalan olduğunu söyledi. Röportajda yine dünyanın hiçbir yerinde olmayan akıl almaz sözde yasaların varlığından bahsederek sayılı günleri kalan Esed rejiminin iç savaş çıkartmaya çalıştığını ama başarılı olamayacağını belirtti.
Muhammed el Şafi’nin 5 Aralık 2011 tarihinde gerçekleştirdiği röportaj Arap-Türk Medya Forumu çerçevesinde İstanbul’da yapıldı. Suriye’deki duruma dair konuşan Şakfa ülkesinin geleceğine dair ümitli olduğunu ve Esed sonrası İhvanul Muslimin (Müslüman Kardeşler) olarak planlarını anlattı.
Röportajın Tamamı:
Şarkul Avsat – Uluslararası veya Arap Birliği baskısı hakkında olsun konuştuğumuz Şam’a uygulanan baskının nihai kertede Esed rejiminin çöküşüne neden olacağına inanıyor musunuz?
Foto: Müslüman Kardeşler Suriye lideri Muhammed Riyad ebu Şekfa
Şakfa – Dünyadaki tüm devletlerin halkın isteklerine cevap vermekten başka çaresi kalmayarak tamamen yalnızlaştırılıncaya kadar müstekbir (Esed) rejimine baskı uygulamasını ümit ediyoruz. Bu zalim rejimin sona ermesi, Esed rejiminin çökmesi için dua ediyorum. Ki bu an meselesi. Tıpkı Hz. Muhammed (sav)’in buyurduğu gibi: “Kalem kaldırıldı mürekkep kurudu.” Esed regimi önümüzdeki birkaç ayda devrilecektir. Suriye halkı kendilerini başkan Esed güçlerinden koruması için Türkiye askeri müdahalesini kabul edeceklerdir, batılı bir askeri müdahaleyi ise hayır. Lakin şahsen ben hiçbir yabancı askeri müdahaleyi görmek istemiyorum; çünkü Suriye halkı Suriye rejimini izole edip tard etmeye niyetli ve azimlidir. Özellikle de uluslararası kamuoyu Suriye rejimine uygulanan hakiki yaptırımlarla müdahil olarak Şam’daki elçilerini geri çekme çağrısı yaparsa bu izolasyon olacaktır. Bu durumda Suriye halkının Esed rejimini devirmesi daha kolay olacaktır. Bizler bu nedenle Arap ve Müslüman devletlerin Suriyeli sivilleri korumak için müdahil olmaya çağırıyoruz.
Uluslararası kamuoyu Esed hükümetini izole etmeli halkın kendi istekleri ve kırk yıldan bu yana süren Esed hanedanına son vermeleriyle ilgili gidişatında Suriye halkını teşvik etmelidir. Bu ay Suriye protestolarının başladığı Mart ayından bu yana en kanlı dönem yaşandı ve yüzlercesi öldürüldü.
Şarkul Avsat – Sizce Arap Birliğinin yaptırımları Esed rejimine etki yapacak mı veya bunun Suriye halkına daha çok etkisi olacak mı?
Şakfa – Arap Birliği yaptırımlarıyla ilgili olarak bunun her ne kadar Suriye halkının günlük yaşamını bir nebze de olsa etkilese de hükümet üzerinde büyük etkisi olacaktır. Lakin Suriye halkı bu baskıcı ve zalim rejimden kurtulmak için sabredecektir; bunu başarmak için biraz acı çekmeye ve tahammül etmeye hazırdırlar.
Şarkul Avsat – Suriye rejiminin yabancı medyayla muamelesinde özellikle bazı Suriye rejim mensuplarınca yapılan müstekbir açıklamalar ve yorumlarla ilgili bu denli müstekbir bir yaklaşım sergilemesinin arkasında ne yatıyor?
Şakfa – Suriye rejiminin müstekbirliğinin sebepleri şunlar. Örneğin Velid Muallimin Fransız Dışişleri Bakanı Alain Juppe’nin Esed rejiminin günlerinin sayılı olduğuna dair açıklamasına verdiği cevap “yaşa ve kendin gör” veya Suriye rejiminin süresinin dolduğuna dair daha öncesinde eğer Suriye’ye bir yabancı müdahale olursa tüm Ortadoğu’nun yanacağını söyleyen Esed’in açıklamasını örnek alın. Son nefesini tutmuş durumdalar. Bu nedenle Esed’in İngiliz medyasına (Sunday Telegrapha verdiği röportaj) yaptığı açıklamalar boş sözlerden başka bir şey değildir. Kendisini sanki Suriye’nin toprağı, denizi, havasından sorumluymuş gibi resmetmeye çalışıyor. Ancak o bir yalancı kendisinden başka hiçbir şeyin sorumluluğunu kaldıramaz.
Kaldı ki Velid Muallim’in son basın toplantısındaki skandalını hatırlamak bile yeterli. Orada Lübnan savaşı esnasında alınmış fotoğrafları, uydurulmuş video kliplerini (bu video ve fotoğrafların Suriye protesto eylemleri esnasında çekildiğini, böylece silahlı Suriyeli protestocuların Suriye askerlerine saldırdığını iddia ederek) gururla göstermişti.
(İran Analiz Notu: Benzer iddiaları daha doğrusu aynısını Türkçe farklı şekillerde söyleyerek kara propaganda yapan Türkiye’deki İran&Şii lobisinden Kenan Çamurcu, Nurettin Şirin’in velfecr ve israhaber, Alptekin Dursunoğlu’nun yakindoguhaber, Selahattin Özgündüz’ün zeynebiye caferiyol, Necati Topçu’nu rasthaberinde yayımlanmaktadır.)
Muallim’in gösterdiği uyudurk video yalanlar, dalavere, dezenformasyon gibi Suriye rejiminin kullandığı üslubun sadece bir örneğidir. Rezil şeylerden bazıları tekrar tekrar ısıtılıp gündeme sürülüyor. Bunların içinde devrimin arkasında Selefilerin olduğu yalanından tutun binlerce kez söyleyenen ama kesinlikle uygulanmayan Suriye halkı için vaat edilen reformlar gibi yalanlar dahil. Dokuz ayı aşkın zamandır Esed rejimine karşı halkın ayaklanmasının patlak vermesiyle rejim yanlısı medya herkesi ve her şeyi suçlamada başarısız oldu. Önce dediler ki olayların arkasında Selefiler var, ardından İhvanul Müslimin (Müslüman Kardeşler) teşkillatı, sonrasında Filistinliler, sonrasında ülkeye sızan “yabancı unsurlar”, sonrasında Siyonistler suçlandı. Akabinde Suriye halkına ve devrimlere aynı zamanda Türklere hakaret eden yabancı medyayı da alın. (Burada Esed yanlısı kara propaganda şebekesi kast ediliyor. Demin yukarda bahsettiğimiz Türkçe İran-Şii lobisine ait sitelerde olduğu gibi). Bugün Esed rejimi her şeyi uyduruyor, yani kendi retoriğinden veya medyasında fotoğraflara kadar söylediği hiçbir şeye hiçbir kimse inanmıyor; zira onlar öyle yalancıdır ki tavana vurmuştur bu.
Şarkul Avsat – Libya Milli Geçici Konseyinin Suriye ordusundan ayrılanlara Esed rejimine karşı savaşmak için silah ve mühimmat temin ettiğine dair son iddialar hakkında bir bilginiz var mı?
Şakfa – Ben de bu haberleri okudum. Suriye ordusundan ayrılanların rejimden ayrıldıklarında aldığı silahlar yetersiz, onlar saldırı silahlarına değil daha çok savunma silahlarına ihtiyaç duyuyorlar. Çünkü bu onların görevi, aynı zamanda barışçıl göstericileri korumalılar. Ben Suriye krizinin uluslararasılaştırılmasından tamamiyle Suriye başkanı Esed’i sorumlu tutuyorum. Arap Birliği inisiyatifine cevap vermedeki başarısızlığından ötürü de kendisi her gün meydana gelen şiddet ve kangölünden Suriye’de yaşanan her şeye kadar sorumludur. 9 ay önce Suriye ayaklanmasının başlamasından beri bizler Müslüman Kardeşler olarak yayımladığımız bildiride Esed’e Suriye halkına boş yere zarar vermemesi için hemen reformları yürütmesi çağrısında bulunduk. Ancak o bunu gözardı etti ve müstekbir yolunu sürdürdü. Öncesinde Beşşar Esed şunu söylemişti: “Suriye diğer Arap Baharının gerçekleştiği ülkelerden farklıdır ve hiçbir şey olmayacak.” ancak onun barışçıl gösterilere cevabı kanlı şiddet oldu; çünkü rejiminin en iyi yaptığı şey şiddet ve kan akıtmaktan ibarettir!
Fotolar: Esed rejiminin gerçek karakteri: Bebekler, tekbir getiren insanlar, çocuklar, kadınlar ve hepsi siviller vahşice işkenceye uğradı ve katledildi.




Eğer uluslararası kamuoyu bu rejimi yalnızlaştırırsa Şam’dan elçilerini çekerek yabancı başkentlerdeki Suriye elçilerini sürerse o zaman Esed kendisinin dünyanın geri kalanı tarafından kuşatıldığını hissedecek Suriye halkı da rejimi devirme istikametinde kalacaklardır…Olması gereken budur.
Şarkul Avsat – Bazı gözlemciler ve muhalif şahsiyetlerin Esed rejiminin Suriye’de bir iç savaşı kızıştırmaya çalıştığı yönündeki iddialarına ne diyeceksiniz?
Şakfa -Suriye rejimi gerçekte bir mezhep savaşını kışkırtmaktadırlar. Esed sokaklarda kök salmış bir mezhep savaşı olduğunu görmek istemektedir. Ancak bu durum rejimin yalanlarından başka bir şey değildir. Humus’ta sivil katliamı yaşandı ve Esed rejimi bunun mezhep şiddetinin sonucunda yaşandığını iddia etti. Ancak Suriye’deki bizler sadece bu meşum rejim altında mezhepçilik olduğunu biliyoruz. Sabıkan bizler birleşmiş ve eşittik: Müslümanlar, Aleviler ve Hıristiyanlar. Bizler kardeşlik ve vatanseverliği hissediyorduk. Ancak bu rejim ülkeyi bir mezhep savaşına sokmak istemektedir ki Suriye halkı bunun gayet farkındadır.
Şarkul Avsat – Bu çerçevede Esed’in başarıya ulaşabileceğini hesapladığını düşünüyor musunuz? Ülkede bir mezhep savaşının patlak vereceğine inanıyor musunuz?
Şakfa – Bir mezhep savaşının patlak verebileceği ihtimalini düşünmüyorum. Humus’ta yaşanan rejim güçlerinin barışçıl göstericilere karşı yürüttüğü bir katliamdır, mezhep savaşı değil. Uluslararası kamuoyu “askeri çözümlere” başvurmadı. Suriye rejiminin Arap Birliği bakanlar komitesine cevap vermedeki başarısızlığının meseleyi kaçınılmaz olarak BM Güvenlik Konseyine götüreceğininin farkında olmalı ve vurgulamalıyız.
Esed rejimi Suriye’deki Sünni çoğunluğu diğer gruplarla kavgalı bir konuma yerleştirmeye çalışıyor; lakin bu oyun başarıya ulaşmayacaktır. Suriye halkının tümünün hedefi şimd rejimi devirmek, devrimin barışçıl mahiyetini muhafaza etmektir. Tabii tüm mezheplerden bazı insanların rejimle güçlü ilişkilerin tadını çıkarmaya devam ettiği gerçeğini de inkar ediyor değiliz. Bununla birlikte halkımızı Suriye rejiminin halkın özgürlük ve onur mücadelesini bir sivil savaşa çevirme hilelerine karşı uyarıyoruz. Bizler eğer bu olursa hepimiz kaybetmiş olacağız. Bu münasebetle bir kez daha Suriye protestolarının barışçıl karakterine vurgu yapmak istiyorum.
Şarkul Avsat – Sizce Esed rejimi 9 aydır süren protestolara rağmen nasıl iktidarda kalıp devam edebiliyor?
Şakfa – İşin başından beri Esed etrafına iktidarından istifade edecek olanları topladı ve mezhepçiliği de kullandı. İstifadeciler halen devam ediyor ve şimdiye kadar iktidarından faydalandılar. Onlar akıbetleri rejimle birbirine geçtiğinden ötürü rejime bağlı. Aynı şey Libya’da da yaşandı ve Kaddafi destekçileri onu sonuna kadar destekledi. Ancak nihai kertede bizler herkesi temin ediyoruz ve diyoruz ki Esed rejimi çöktüğünde bizler kimseden intikam almayacağız, yargı gerekeni yapacaktır. Bizler intikam veya kısas almaya başvurmayacağız çünkü intikam Suriye halkının, hikmet ehli halkın karakteri değildir. Ben Esed rejiminin önümüzdeki haftalarda düşeceğine inanıyorum.
(İran Analizin Notu: Altı çizili kısım çok önemli. Zira aynı şeyi Irak’taki etkin bir teşkilat olan Irak Müslüman Alimler Heyeti’nin başkanı Şeyh Haris ed Dari de dillendirmekte. İşgalcilerin çıkması durumunda ülkede intikamla hareket etmeyeceklerini, gerekeni adaletin yargılayarak yerine getireceğini söylemişti. Ancak öte yandan İran destekli Şii partilerin hükümete getirtildiği Irak’ta geçtiğimiz 8 yıl içerisinde suçlu suçsuz sırf kimliğinden ötürü yüzbinlerce Iraklı Arap Sünni Baasçı Vahhabi Selefi Kaideci gibi yaftalarla intikam ateşiyle öldürüldü. Maliki’nin bizzat kendi eliyle 30 yıl önce kendisine hakaret eden bir polis memurunu öldürdüğü basına yansıdır. Geçtiğimiz hafta Selahaddin eyaletinde somut bir delil olmaksızın sırf Baas Partisi iddiasıyla 500 kişi tutuklandı. Şii partilere ait gizli ve açık cezaevlerinde yüzbinlerce kişi bu intikam ve kısas duygusuyla hareket edilip tutuklananlarla dolu…Türkiye’deki İran-Şii lobisinin Şeyh Haris ed Dari ismi üzerinden bir şiddetli saldırıya geçmelerini bu perspektifte iyi okumalı ve değerlendirmeli…)
Şarkul Avsat – Müslüman kardeşlerin Suriye’de güçlü bir teşkilatı olmadığı iddialarını da gözönüne aldığımızda içerdeki Suriye muhalefetiyle nasıl irtibata geçiyorsunuz?
Şakfa: Müslüman Kardeşler teşkilatına mensup olanların ölümle cezalandırıldığı 1980 (49) sayılı yasadan ötürü Suriye’de güçlü bir temele sahip değil. Suriye rejimi mezkur yasayı çocuklara ve dedelere dahi uygulanabilir şeklinde genişletti. Benim oğlum bu zalim yasadan ötürü suçlanabilir. Bu yasa nedeniyle Tedmur cezaevinde 20.000′den fazla tutuklu idam edildi. Bunlardan bazıları Müslüman Kardeşler üyesi olup yasanın onayıyla öldürüldü. Bu yasanın dünyada eşi benzeri yok. Suriye Engizisyonu boyunca bir hakim soru sorardı: Müslüman Kardeşler üyesi misin? diye. Karşıdaki bunu inkar edebilirdi ancak hakim halen onu ölümle cezalandırabilirdi…İşin doğrusu yapılan sözde mahkemeler tamamen hikaye…


Foto: Esed güçlerinin Hama katliamı. 1982′den bugüne hiçbir şey değişmedi…
Suriye devrimi bu rejim yıkılıncaya kadar durmayacaktır. Esed’in siyasi suçlular ve Müslüman Kardeşler üyelerine af getirmesi büyük bir aldatma ve yalandan başka bir şey değildir.Beşar Esed diyalogda samimi değil eğer öyle olsaydı orduyu sokaklardan çeker, katliamları durdurur gösterilerde öldürülen şehitlerin ailelerinden özür dilerdi. Esedin kendi halkına saygısı yok. Kendisi Suriye halkına demokrasi dersi öğretmek için geldiğine inanmış biri. Esedin bizzat kendisi daha öncesinde Suriye halkının demokrasiye hazır olmadığını öne sürmüştü. Bu durum diğer diktatörlerin de ileri sürdüğü bir bahane.
Gelecek Bölüm: Müslüman Kardeşlerin Hizbullah ve İran ile İlişkileri



