Yazdır

Topluca "Mehdi As. ve Alametleri" (Ehli Sünnetin Sahih Rivayetleriyle)

Yazar: Sami Ruhan. Posted in Sami Ruhan


TAKDİM



Sahte Mehdilerden, nefsani/şeytani dava sahiplerinden korunmanın en emin ve güzel yolu, sözü herkesten doğru olan mübarek Es-Sadık Hazreti Resulullah efendimizin Mehdi As. konusundaki emir ve ihbar buyurdukları Hadis-i Şeriflerini çok iyi bilmek ve daima el altında bulundurmaktır.

İçine bazı meşhur Şeyhlerin adının da karıştırıldığı bir KUMPAS yürütülmekte.. Muhtemelen, Abd-İsrail desteğiyle medyada sık görünen birilerini "Mehdi" ilan etmeleri yakın gibidir...

Bu oyuna (numaraya) gelmeyelim aziz Müslümanlar. İnşallah uyanık duralım.

Mehdi As. henüz zuhur etmemiştir. Ne zaman ortaya çıkacağı bildirilmese de Mehdi As.'ın özellikleri ve zuhurundan önce yaşanacak hadiseler ayrıntılı bir şekilde Hadis-i Şeriflerle bildirilmiştir.

Ayrıntılı bilgi isteyenler için aşağıda, içinde
İmam Suyuti Hz., Kitab-ül Bürhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Ez-Zaman risalesinin de yer aldığı El Muttaki'nin Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri eserinin TAMAMINI vereceğiz inşallah. Lütfen dikkatle okuyunuz. Uzun diye düşünmeyiniz, her şeye vakit ayırıyoruz, inanç hırsızlarına karşı kalkan olarak birkaç saatimizi ayıralım inşallah... Word sayfasıyla 44 sayfalık küçük bir risaledir. Önemli bir konudur.

 

El Muttaki'nin Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri eseri

İmam Suyuti Hz., Kitabü'l Bürhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Ez-Zaman


1. BÖLÜM

MEHDİ’NİN GELİŞİ ve İDARESİ

A- KIYAMETTEN ÖNCE, HZ. MEHDİ’NİN MUHAKKAK GELECEĞİ

• Hz. Mehdinin muhakkak geleceği,

- Ebu Naim, Said’den tahric etti, O dedi, Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyurdu: “Ümmetim arasında Mehdi gelecektir. Ömrü, kısa olursa yedi, yoksa sekiz, yoksa dokuz sene. Ümmetim Onun zamanında iyi ve kötünün benzeri ile nimetlenmediği bir nimetle nimetlenecek, sema üzerine bol yağmur yağdıracak, arz nebatından hiçbir şey saklamayacaktır.”

- İbni Ebi Şeybe, Musannef isimli kitabında, Ebu Said-il Hudri’den tahric etti, O dedi, Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Benim ümmetimden Mehdi gelecektir. Eğer ömrü uzasa da kısalsa da, yedi, sekiz, yıl veya dokuz yıl, mülk sürecektir. Ve daha önce zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracaktır. Sema yağmurunu indirecek, yer bereketini çıkaracak, daha önce görülmemiş bir biçimde ümmetim O’nun zamanında rahata erecektir.”

• Dünyadan bir gün bile kalsa Hz. Mehdi’nin idareyi ele alacağı

- Tirmizi, sahih diyerek Ebu Hureyre’den tahric etti, buyurdu ki: “Eğer dünyadan bir gün bile kalsa, Allah, O, idareyi ele alıncaya kadar, o günü uzatırdı.”

- Hasen b. Süfyan ve Ebu Hureyre’den tahric ettiler ki: “Eğer dünyadan bir gece bile kalsa, Allah onu uzatır ve Ehli Beyti'mden birisini Melik kılardı.”

- İbni Mace ve Ebu Naim, Ebu Hureyre’den tahric ettiler, O dedi, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Eğer dünyadan bir gün kalsa, Allah o günü uzatır ve Ehli Beyt'imden birisini Melik kılar, O Kostantiniyyeyi ve Deylem dağlarını da feth eder.”

- İmam Ahmed, Ebu Davud ve Hasen ve Sahih diyerek Tirmizi, İbni Mes’ud’dan tahric ettiler. O dedi, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Dünya, Müslümanlara Ehli Beyt’imden bir adam, Melik olana kadar, yıkılmayacak ve gitmeyecektir. O’nun ismi ismime uyacaktır.”

• Hz. Mehdi’nin, beşinci olarak, yeryüzüne hakim olacağı

- İbni Cevzi, Tarih isimli eserinde İbni Abbas’dan tahric etti, O dedi, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Yeryüzüne dört kişi malik olmuştur. İkisi mü’min, ikisi kafirdir. Mü’minler, Zülkarneyn ve Süleyman aleyhisselam, kafirler ise Nemrud ve Buhtunnasr’dır. Beşinci olarak Ehli Beyt'imden birisi gelecek ve O da dünyaya malik olacaktır.”

- Ebu Naim, İbni Mes’ud’dan tahric etti, O dedi, Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Dünyadan bir gece bile kalsa, Allah o geceyi uzatır ve Ehli Beyt'imden birisi gelerek dünyaya hakim olurdu. Onun adı adıma, babasının adı babamın adına uyar. Daha önce yeryüzü nasıl zulümle doluysa, O, onu adaletle doldurur. Malı seviye üzere (eşit olarak ve saymadan) taksim eder ve Allah bu ümmetin kalblerinde gına (zenginlik, gönül tokluğu) verir. Yedi veya dokuz sene kalır. Mehdi’den sonra, (Hz. İsa A.s.’ın kırk senelik devrinden sonra) artık hayat yaşamakta, bir hayır yoktur.”

B— HZ. MEHDİ’NİN YERYÜZÜNÜ ADALETLE DOLDURACAĞI

• Hz. Mehdi’nin, önce zulümle dolu olan dünyayı, adaletle dolduracağı

- Haris b. Ebu Usame ve Ebu Naim, Ebu Said-il Hudri’den tahric ettiler. O dedi ki Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Yeryüzü zulüm ve düşmanlıkla dolduktan sonra, mutlaka Benim Ehli Beyt'imden birisi çıkar. Ve nasıl daha önce zulüm ve düşmanlıkla doluysa, O dünyayı adaletle doldurur.

- Naim b. Hammad, Ebu Said-il Hudri’den tahric etti. O dedi Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Ümmet bal arılarının beyleri etrafında toplanması gibi Mehdi’ye sığınırlar. O daha önce zulümle dolu olan dünyayı adaletle doldurur, insanlar asr-ı saadet dönemine adeta geri döner, (Mehdi As. Hakim olduktan sonra) uykuda olan uyandırılmaz ve bir damla bile kan akıtılmaz.

• Hz. Mehdi’nin yeryüzünün zulüm ve fitnelerle dolu olduğu bir zamanda geleceği

- İbni Ebi Şeybe, İbni Abbas’dan tahric etti, buyurdu ki: “Fitneleri önlemenin kendisine zor gelmeyeceği ve öldürmenin de onu vazgeçiremeyeceği Ehli Beyt'ime mensup birisi sahip olmadan günler ve geceler bitmeyecektir. Ey Abbas’ın oğlu, sizin ihtiyarlarınız ona yetişemeyecek, gençleriniz yetişecektir. Bu Allah’ın emridir, dilediği insanlara verir.

- Hakim, Ebu Said’den tahric etti, Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Ahir zamanda ümmetimin başına, sultanlarından şiddetli belalar gelir, öyle ki yerler Müslümanlara dar gelir. O zaman Allah, daha önce zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduran Benim soyumdan birisini gönderecektir. O zaman gök hiç bir yağmur damlasını esirgemeyecek ve yer de bereketlenecektir. O dünyada yedi veya sekiz kalacak, eğer çok olursa dokuz.”

- Tabarani, Kebir isimli eserinde, Ebu Naim ise Ali Hilal’dan tahric ettiler. Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hz. Fatma’ya şöyle buyurdu: “Beni Hak ile baas eden Allah’a yemin ederim ki şu ümmetin Mehdi’si Hasan ve Hüseyin’dendir. Dünya hercümerç (kargaşa ve katliam) içinde kaldığında, fitneler zuhur ettiğinde, yollar kesildiğinde, bazıları bazısına hücum ettiğinde, büyük küçüğe merhamet etmediği, büyük büyüğe vakarlı davranmadığında; Allah, bu sırada, onlardan adavetin (düşmanlığın) kökünü kazıyarak dalalet kalelerini feth edecek ve evvelce Benim ayakta tuttuğum gibi, ahir zamanda, dini ayakta tutacak, önceden zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracak birini gönderecektir.

• İslam’ın Hz. Mehdi eliyle açıklanacağı

- Ebu Naim, Huzeyfe’den tahric etti, O dedi ki Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Vay bu ümmete, o öldüren zalim meliklerden dolayı. Bu zalimler, kendilerine itaat edenler hariç, sessiz mutileri (itaat edenleri) bile korkuturlar. Muttaki mü’min, diliyle taraftar gibi görünse de, kalbiyle onlardan nefret eder. Allah Teala, İslam’ı aziz olarak iade etmek murad edince, her muannid (inatçı) zalimi helak edecektir . O, bir ümmeti, istediğinde, fesadından sonra ıslah etmeye kadirdir. Ya Huzeyfe, eğer dünyadan bir gün bile kalsa, Allah o günü uzatır, ta ki Benim Ehli Beyt'imden bir kimseyi Melik kılsın ve onun eliyle melhameler (savaşlar) yapsın ve İslam’ı açıklasın. O (Mehdi As.) vaadinden dönmez ve hesabları seri olarak görücüdür.

• Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in “Mehdi ile Müjdelenin” hitabı

- İbni Ebu Şeybe ve Tabarani İfrad’da, Ebu Naim ve Hakim İbni Mes’ud’dan tahric ettiler, O dedi ki: Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Mehdi ile müjdelenin. O Kureyş’den ve Ehli Beytim’den bir kişidir. O insanların ihtilaf ve içtimai sarsıntılar içinde bulundukları bir sırada çıkar. O, daha önce zulüm ve cevirle dolu olan dünyayı adalet ve insaf ile doldurur. Ondan yer ve gök ehli razıdır. O malı insanlar arasında seviyyen (eşit olarak ve saymadan) dağıtır. Ve Ümmet-i Muhammed'in kalblerini zenginlikle doldurur ve adaleti onları ihata eder. O kadar ki; bir münadiye ‘Kimin ihtiyacı varsa bana gelsin’ diye nida etmesi emrolunduğunda, bir kişiden başka kimse gelmez. O kimse istekte bulunur. O da (Mehdi As.) ‘hazinedara git sana versin’ der. O da ‘Mehdinin gönderdiğini’ söyleyerek hazinedardan gücü yettiğince mal alır, fakat daha sonra pişman olarak, ‘Ben herkesten daha mı muhtacım ki kimse gitmedi ben gittim’ diyerek, aldığı malı iade etmek ister, o zaman hazinedar şöyle der: ‘Biz verdiğimizi geri almayız’. Bundan devir altı, yedi, sekiz veya dokuz sene devam eder. Bundan sonraki hayatta ise hayır yoktur. (Hz. İsa aleyhisselamın kırk senelik devri hariç)

• Kar üzerinde sürünerek de olsa Mehdi’ye katılma emri

- İbni Ebi Şeybe ve Naim b. Hammad Fiten isimli eserde, İbni Mace ve Ebu Naim ise İbni Mes’ud’dan tahric ettiler. O dedi ki: Biz bir ara Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in yanında iken Beni Haşim’den bir grup genç geldi. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem onları görünce gözleri doldu ve rengi değişti. Dedim ki “Ne oldu ki sevmediğin bir şeyi yüzünüzde görüyoruz.” Buyurdu ki: “Biz öyle bir Ehli Beyt'iz ki Allah bizlere dünyayı değil ahireti ihtiyar etti. Muhakkak ki Benden sonra, Ehli Beytim bela ve mihnetlerle karşılaşacaklar ve tarda maruz kalacaklardır. Şark tarafından siyah bayraklı bir kavim gelinceye kadar. Bunlar Hakkı isterler verilmez. Çarpışırlar, muzaffer olurlar, istedikleri verilir.

 

Fakat o Hak, Ehli Beytim’den birisine verilmedikçe (o kavim) kabul etmezler. O (Mehdi) arza sahib olur ve kendisinden önce baskı ve zulümle dolu olan arzı adaletle doldurur. Sizden O’na kim yetişirse, kar üzerinde sürünerek dahi olsa gelsin, O’na katılsın. Zira O Mehdi’dir.”


C— HZ. MEHDİ ZAMANINDA Kİ BOLLUK

• Zamanın inkitaa (kesintiye) uğradığında, gelecek olan Hz. Mehdi’nin ihsanı

- Naim ve Ebu Naim, Ebu Said’den tahric etti, O dedi Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Zamanın inkıtaa (kesilmeye) uğradığı bir dönemde, Mehdi denen bir adam gelecek ve ihsanı bol ve güzel olacaktır.”

- İbni Ebi Şeybe, Ebu Said’den tahric etti, O dedi, Resulullah Efendimiz (s.a.v) buyurdu: “Fitnelerin zuhur ettiği ve zamanın kesildiğinde, Ehli Beyt’imden bir adam çıkacak, O’nun atası (ihsan ve iyilikleri, bağışları) bol olacaktır.”

- Ebu Ya’la ve İbni Asakir, Ebu Said’den tahric ettiler, o dedi Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Ahir zamanda fitnelerin zuhuru sırasında, zaman inkıtaa uğradığında, bir Emir (Hükümdar) olur ki O’nun insanlara ilk ihsanı, kendisinden sadaka kabul edecek olan kimselerin olmaması kaygısı ile kendisine gelen kimsenin kucağına taşıyabileceği kadar bol mal vermesidir. Bu mal insanlara ferahdan isabet eden şey sebebiyledir.

• Hz. Mehdi’nin malı saymadan dağıtması

- Ahmed ve Müslim, Ebu Said’den tahric etti ve Cabir de Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’den rivayet etti, buyurdu ki: “Ahir zamanda bir halife olacak, malı sayıp hesab etmeden taksim edecektir.

- Bezzar, Cabir’den tahric etti, Dedi ki Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ümmetim arasında bir halife olacak, malı saçacak ve saymadan verecektir.”

- Ahmed, Ebu Said’den tahric etti, O dedi ki Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim: “Emirlerinizden bir emir olacak ki malı saçacak, saymayacaktır. Birisi O’ndan mal istediğinde 'al' der, O da elbisesini yayar ve altınla doldurur.”

• Hz. Mehdi’nin çalışanlara disiplinli, miskinlere merhametli olduğu

- Naim, Tavus’dan tahric etti, Buyurdu ki: “Mehdi geldiği zaman malı çok verir. Çalışanlara disiplinli davranır, miskinlere (fakir fukaraya) merhamet eder.

• Hz. Mehdi zamanında Ümmetin nimetleneceği

- Ebu Naim ve Hakim, Ebu Said’den tahric ettiler, Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ümmetim arasında Mehdi çıkacak, Allah O’nu nimetlendirecek, hayvanlar bol bol yiyip içecek, arz nebatını çıkaracak, mal ‘salah’ üzere (seviye üzere, eşit) verilecektir.

• Hz. Mehdi zamanında isteyene istediği kadar mal verileceği

- Darekutni İfrad isimli, Tabarani ise Evsad isimli eserlerin de Ebu Hureyre’den tahric ettiler, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’den: “Ümmetim arasında Mehdi gelecektir. Ömrü kısa olursa yedi, yoksa sekiz, yoksa dokuz sene. O zaman Ümmetim, iyisi kötüsü hepsi de misli görmedikleri nimetlerle nimetlenir. Allah onlara, bol yağmur gönderir. Arz nabadatdan (bitkiden) bir şey saklamaz. Mal hakir olur. Bir adam kalkar şöyle der: ‘Ey Mehdi bana ver’ der, O da ‘al’ der.

-İbni Mace Ebu Said’den tahric etti, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ümmetim arasında Mehdi çıkacak, eğer kısa olursa yedi, yoksa dokuz. O zaman ümmetim, asla benzeri görülmemiş şekilde bolluk içinde nimete kavuşacaktır. Yeryüzü yenecek şeylerini verecek, onlardan hiç bir şey saklamayacaktır. O gün mal hakir olur. Bir adam kalkar ve ‘Ey Mehdi bana ver, bana ver’ der. O da, onun taşıyabileceği kadar elbisesine doldurur.”

- Tirmizi, Ebu Said-ül Hudri’den hasen diyerek tahric etti, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ümmetim arasında Mehdi çıkacak beş, yedi veya dokuz yıl yaşayacaktır. (Ravi bu sayılarda şüphe etti). Birisi O’na gelir ‘Ya Mehdi bana ver bana ver’ der. O da, onun taşıyabileceği kadar elbisesine doldurur.

- İbni Ebi Şeybe, Matar’dan tahriç etti ki: Bir gün Matar’ın yanında Ömer b. Abdülaziz’den bahsedildiğinde O şöyle cevap verdi: “Bize ulaştığına göre, Mehdi öyle bir şey yapacak ki Ömer b. Abdülaziz onu yapmamıştır.” Bunun ne olduğu sorulduğunda Matar şöyle cevap verdi: “Birisi Mehdi’ye gelip ondan bir şeyler ister ve kendisine: ‘Beytülmal’e gir istediğin kadar al’ denir, o kişi girer ve çıkar. Ancak insanları dok gözlü görür de pişman olarak Mehdi’ye döner ve ‘Bana verdiğini geriye al’ der. O ise imtina eder (kabul etmez) ve şöyle cevap verir: ‘Biz veririz ve almayız.’

• Hz. Mehdi’nin malı Allah yolunda taksim edeceği

- Naim b. Hammad, Hz. Ömer b. Hattab’dan tahric etti ki: Hz. Ömer bir gün Beytülmale girdi ve dedi ki; “Vallahi mal ve silahtan olan Beytülmaldeki hazineleri bırakayım mı yoksa Allah yolunda dağıtayım mı?” Hz. Ali İbni Ebi Talib (r.a.) dedi ki: “Ey Emiru’l Mü’minin, sen onun refakatçisi değilsin, sen kendi işine bak, onun sahibi ahir zamanda gelecek olan bizden bir gençtir ve malı Allah yolunda O taksim edecektir.”

• Hz. Mehdi’nin zamanında yaşamayı temenni

- Keza (Naim) Lehia’dan tahric etti. Dedi ki: “Mehdi’nin zamanında, küçükler keşke ben büyük olsaydım, büyükler de keşke ben küçük olsaydım diye temenni ederler.”

- Naim, Tavus’dan tahric etti, Dedi ki: “Ben Mehdi’ye yetişene kadar ölmeyeyim istedim. Zira Onun döneminde iyi insanların iyiliği artar, kötülere karşı iyilik yapılır.”

2. BÖLÜM

HZ. MEHDİNİN NESEBİ ve VASIFLARI

A- HZ. MEHDİ’NİN NESEBİ

• Hz. Mehdinin adının “Muhammed” olduğu

- Keza (N. B. Hammad) Hz. Ali’den tahric etti. Buyurdu ki: “Mehdi’nin adı Muhammed’dir.

- Keza (Naim Bin Hammad) Ebu Said’ül Hudri’den tahric etti. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Mehdi’nin adı Benim adımdır.”

- Tirmizi, İbni Mes’ud’dan sahih diyerek tahric etti. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Ehli Beyt’imden bir adam idareyi ele alır. Onun ismi ismime uyar.”

• Mehdi’nin Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in soyundan ve Hz. Fatıma (r.a.) evladından olduğu

- Ebu Davud, İbni Mace, Tabarani ve Hakim, Ümmü Seleme’den tahric ettiler. O dedi, “Ben Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’den duydum, söyle buyuruyordu: ‘Mehdi Benim soyumdandır ve Fatıma’nın evladındandır.’ ”

- Keza (N.b Hammad) Hz. Ali’den tahric etti, buyurdu ki: “Mehdi Bizden Fatıma evladından bir reculdür (adamdır).”

- Keza (Naim Bin Hammad) Zühri’den tahric etti, buyurdu ki: “Mehdi, Fatıma evladındandır. (Devrinde) O’nunkinden başka hilafet yoktur.”

- Naim b. Hammad, Katade’den tahric etti ki: Ben Said b. Müyesseb’e “Mehdi hak’tır” dedim. O da “Evet” dedi. “O kimdendir?” dedim. “Fatıma’nın evladındandır” dedi.

• Hz. Fatma (r.a.)’ya verilen müjde

- İbni Asakir, Hz. Hüseyin’den tahric etti. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Müjdeler olsun sana Ya Fatıma. Mehdi sendendir.”

- Ebu Naim, Hz. Hüseyin’den tahric etti. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hz. Fatıma’ya şöyle buyurdu: “Mehdi, senin evladındandır.”

• Cennetin efendisi olan yedi kişi

- Hakim, İbni Mace ve Ebu Naim, Hz. Enes’den tahric ettiler. Ben Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’den duydum. Şöyle buyurdu: “Biz Abdülmuttalip’in evladından yedi kişi, Cennetin efendileriyiz. Ben, Hazma, Ali, Cafer, Hasan, Hüseyin ve Mehdi.”

• Hz. Mehdi’nin bir gecede olgunlaştırılacağı

- Ahmed İbni Ebi Şeybe, İbni Mace ve Naim b. Hammad Fiten isimli kitabta Hz. Ali’den tahric ettiler, Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Mehdi, bizden Ehli Beyt'tendir. Allah O’nu bir gecede ıslah eder (Mehdiliğe hazır hale getirir, olgunlaştırır).”

- İbni Münde, Isfahan Tarihi isimli eserinde İbni Abbas’dan tahric etti ki: “Mehdi, ehli Beyt'tendir.”

• Hz. Mehdi’nin gelişi ile insanların fitneden kurtulacağı

- Naim b. Hammad ve Ebu Naim, Mekhul tariki ile Hz. Ali’den tahric ettiler. Dedi ki: Dedim “Ya Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Mehdi bizden Al-i Muhammed’den mi, yoksa bizim gayrımızdan mı?” Buyurdu ki: “Hayır, bilakis bizdendir. Allah bu dini nasıl Bizimle başlatmışsa O’nunla sona erdirecektir. Ve onlar Bizimle nasıl Şirk’ten kurutulmuşlarsa, Onunla da fitneden kurtulacaklardır. Allah Bizimle, insanların nasıl şirk adavetinden (düşmanlığından) kurtararak, onların kalplerine ülfet ve muhabbet yerleştirmiş ve din kardeşi yapmışsa, Mehdi ile fitne adavetinden kurtaracak ve kardeş yapacaktır.

- Tabarani, Evsad’dan Amr. b. Ali tariki ile Hz. Ali b. Ebi Talib’den tahric etti: Hz. Ali Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e “Ya Resulullah, Mehdi bizden mi yoksa bizim gayrımızdan mı?” diye sordu. Buyurdular ki: “Bilakis Bizdendir. Cenab-ı Hak İslam’ı nasıl Bizimle başlatmışsa O’nunla sona erdirecektir. Nasıl, Bizimle onlar aralarındaki şirk ve adavetten kurtulmuş ve kalplerine ülfet ve muhabbet yerleşmişse, (Onun gelişi ile) yine öyle olacaktır.

• Hz. Mehdi’nin Hz. Abbas (r.a.) evladından olduğu

- Naim b. Hammad Kab’dan tahric etti. Buyurdu ki: “Mehdi Hz. Abbas evladındandır.”

- Darekutni İfrad’da, İbni Asakir de Tarih’inden Hz. Osman İbni Affan’dan tahric ettiler. O dedi, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’den şöyle işittim. Buyuruyordu ki: “Mehdi amcam Abbas’ın evladındandır.

(Bu hadis-i şerifler, Hz. Mehdi’nin anne ya da baba cihetinden ya da her ikisinden, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ve Hz. Abbas (r.a.) dayanabileceğini göstermektedir.)

B— Hz. MEHDİ’NİN VASIFLARI

• Hz. Mehdinin ismi, künyesi ve ahlakı

- Ebu Naim, Huzeyfe’den tahric etti, Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Eğer dünyadan bir gün bile kalsa, Allah, ismi Benim ismime, ahlakı Benim ahlakıma uyan ve künyesi de Ebu Abdullah olan bir Reculü (adamı) gönderecektir.”

- Tabarani Kebir’inde ve Ebu Naim İbni Mes’ud’dan tahric ettiler. O dedi, Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Ehli Beyt’imden ismi Benim ismim, ahlakı Benim ahlakım olan bir evladım çıkacak ve daha önce zulümle dolu olan dünyayı, O adaletle dolduracaktır.”

• Hz. Mehdi’nin amelinde ayıb ve zulüm olmayacağı

- Naim Kaab’dan tahric etti, Buyurdu ki: Ben Mehdi’yi Peygamberlerin Suhufun’da şöyle bulurum. “Mehdi’nin amelinde ne zulüm ne de ayıb vardır.” (Bunlardan temizdir)

• Hz. Mehdi’nin, kemer burunlu ve açık alınlı olduğu

- Ebu Davud, Naim b. Hammad ve Hakim Ebu Said’den tahric ettiler. Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’den: “Mehdi Bendendir. Kemer burunlu ve açık alınlıdır. Zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracak ve yedi yıl malik olacaktır.

- Ebu Said’den tahric edildi, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’den: “Mehdi Bizdendir, alını açık ve kemer burunludur.

• Hz. Mehdi’nin kaşları, gözleri ve yüzünün parlaklığı

- Keza (N. b. Hammad) Muhammed b. Cübeyr’den tahric etti: Buyurdu ki: “Mehdi’nin kaşları ince, yüzü parlak ve gözlerinin siyahı büyük olacaktır. Hicaz’dan gelip Şam’da minbere oturduğunda 18 (40) yaşında olacaktır.

• Sağ yanağında siyah bir benin olduğu ve yaşı

- Ebu Naim, Ebu Umame’den tahric etti, O dedi, Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Sizinle insanlar arasında dört sulh anlaşması olacak, dördüncü sulh, Heraklius ehlinden bir adam vasıtası ile olur ve bu yedi yıl devam eder.” Bir adam “Ya Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), o gün insanların imamı kimdir?” dedi. Buyurdu ki: “Evladımdan kırk yaşındaki Mehdidir. Yüzü parlayan yıldız gibi, yanağında siyah bir ben vardır, üzerinde kutvani (pamuktan) iki aba bulunur. Tavrı beni İsrail ricaline benzer. (heybetlidir) Hazineleri çıkarır ve şirk beldelerini feth eder.”

• Dişlerinin aralıklı olduğu

- Ebu Naim, Abdurrahman b. Avf’dan tahric etti, Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Yemin ederim ki Allah Benim soyumdan bir adam gönderecektir. Onun dişleri aralıklı ve alnı geniştir. Yeryüzünü adaletle dolduracak ve malı bol bir şekilde dağıtacaktır.”

• Dilinde pelteklik olacağı

- Keza (N. b. Hammad) Ebu Tufeyl’den tahric etti: Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Mehdi’yi anlattı, dilinde pelteklik olacağını ve kelimeyi telaffuz ona zor geldiğinde sağ elini sol uyluğuna vuracağını söyledi ve “İsmi ismim, babasının adı Babamın adıdır” buyurdu.

• Bacaklarının aralıklı olduğu

- Abdül Gafir Farisi Mecma-il Garaib kitabında ve İbni Cevzi Fi’l Garibil Hadis’de ve İbnül Esir’de Nihaye’de tahric ettiler, Hz. Ali Hadisi hakkında dediler ki: “Hz. Mehdi, Hz. Hasan’ın soyundandır. Bacakları aralıklıdır.

• Tavrının Beni İsrail ricaline benzeyeceği

- Naim b. Hammad, Abdullah b. Haris’den tahric etti, Buyurdu ki: “Mehdi sanki Beni İsrail’den bir reculdür.” (Tavrı onlara benzer, yani heybeti ve acar tavrı)

• Hz. Mehdi’nin Allah’dan çok korkan bir kimse olduğu

- Naim b. Hammad, Kab’dan tahric etti. Buyurdu ki: “Mehdi, gerges kuşunun kanadı ile titremesi gibi, Allah’dan çok korkan bir kimsedir.”

• Hz. Mehdi’nin diğer vasıfları

- Keza (N. b. Hammad) Hz. Ali bin Ebi Talib’den tahric etti. O dedi ki: “Mehdi’nin doğum yeri Medine’dir, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in Ehli Beyt'indendir. İsmi Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in ismidir. Hicret edeceği yer Beytül Makdis’dir (Kudüs). Sakalı sıktır, gözleri sürmeli olacaktır. Dişleri parlaktır, yüzünde bir ben vardır. Omzunda Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in alameti vardır. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in softa bayrağı ile çıkacaktır. O bayrak dört köşeli olup dikişsizdir ve rengi de siyahtır. O’ndan bir hicr (hale) bulunur. O Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in vefatından beri açılmamış olup Mehdi çıkınca açılacaktır. Allah üç bin meleği Mehdi’ye yardım için gönderecek ve melekler O’na muhalefet edenlerin yüzüne ve arkasına vuracaktır. O, yaşı otuz ile kırk arasında (kırk yaşında) olduğu halde gönderilecektir.

• Büyüklerin ve küçüklerin temennileri

- Keza (N. b. Hammad) Sabah’dan tahric etti, O dedi ki: “Mehdi, insanlar arasında otuz dokuz yıl bekler. (Kırk da çıkar). Küçükler büyük, büyükler de küçük olmak temennisinde bulunur.”

- Naim b. Hammad, İbni Abbas’dan tahric etti ki: “Mehdi Bizim Ehli Beyt’ten bir gençtir. İhtiyarlarımız ona yetişmeyecek, gençleriniz ise onu ümid edeceklerdir. Allah dilediğini yapacaktır.”

• Yer ve gök ehlinin O’ndan razı olacağı

- Ravyani, Müsned isimli eserinde ve Ebu Naim Huzeyfe’den tahric etti, Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Mehdi Benim evladımdan bir Reculdür. Rengi arabi, cismi israili cismidir. (Heybetlidir) Sağ yanağında parlayan yıldız gibi bir ben bulunur. Evvelce zulümle dolu olan yeryüzünü adaletle dolduracaktır. O’nun hilafeti döneminde yer ve gök ehli, havadaki kuşlar bile O’ndan razı olacaktır.”

 

3. BÖLÜM

HZ. MEHDİ’NİN ZUHURUNDAN ÖNCEKİ ALAMETLER

A— GÖRÜLECEK FİTNELER

• Ahlas (Deve Çulu) Fitnesi

- Naim b. Hammad, Ebu Said-ül Hudri’den tahric etti. O dedi, Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Benden sonra fitneler görülecektir. O fitnelerden biri de ‘Ahlas’ (Deve Çulu) fitnesidir. Orada harb ve hicretler olur. Sonra ondan daha şiddetli bir fitne olur; ha kesildi denirken, sonra daha da devam eder ve fitnenin girmediği hiç bir ev ve dokunmadığı hiçbir Müslüman kalmaz. Bu hal ıtretimden (soyumdan) bir Recul (adam) çıkana kadar devam eder.”

• Devam edip giden fitneler

- Tabarani Evsad’da Talha bin Ubeydullah’dan, O da, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’den rivayet etti ki: “Henüz bir tarafta sönmeden, diğer tarafta alevlenen fitneler görülecek ve semadan bir münadinin, ‘Emriniz filan kimsedir (Mehdi As.’dır)’ şeklindeki nidasına kadar böyle devam edecektir.”

- Naim b. Hammad, Said bin Müseyyeb’den tahric etti. Buyurdu ki: “Başlangıcı çocuk oyuncağı gibi basit olan, fakat bir tarafta sükunet bulsa da, diğer tarafta genişleyerek devam eden ve ancak semadan bir münadinin (seslenicinin) üç defa ‘Uyanın, falan Emir sizin gerçek emirinizdir’ deyinceye kadar sona ermeyen fitneler görülür.

- Naim b. Hammad, İshak b. Yahya’dan, O da annesinden (ki, O eski ulemadan idi) rivayet ettiler ki: Zübeyr öldürüldüğünde ben anneme bu fitnenin bizim helak edeceğini söylediğim zaman, O “hayır ey oğlum” dedi. “Bundan sonra öyle bir fitne var ki insanlar onda helak olur. İşler semadan bir münadinin ‘Falana uyunuz’ demesine kadar düzelmez.”

- Tabarani, Avf b. Malik’den tahric etti, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Tozlu, dumanlı, karanlık bir fitne görülecek, bunu diğerleri takip edecek Ta ki Ehli Beyt'imden kendisine Mehdi denilen bir zat çıkıncaya kadar. Şayet O’na yetişirsen, O’na tabi ol ve hidayete erenlerden ol.”

• Kılıçla çatışmaya dönüşen fitneler

- İbni Ebi Şeybe, Ebi Celd’den tahric etti, O dedi ki: “Bir fitne görülür, bunu diğer fitneler takib eder ve birinciler sonuncuların kılıçla çatışmaya dönüşünü kamçılar ve bundan sonra bütün haramların helal sayılacağı bir fitne gelir. Sonra da hilafet, yeryüzünün en hayırlısı olan Mehdi’ye evinde otururken gelecektir.”

• Fitnelerin en şerlisi

- Dani, Hakem b. Uyeyne’den tahric etti, O dedi ki: Ben Muhammed b. Ali’ye dedim ki “İşittiğimize göre sizden bir adam çıkacak, bu ümmet arasında adalet yapacak” O dedi ki: “Biz de insanların umduğunu ummaktayız ve ümid ediyoruz ki dünyadan bir gün bile kalsa, Allah Teala o günü uzatır, ta ki bu ümmetin umduğu olsun. Ancak ondan önce fitneler görülecektir. Bu fitneleri n içinde en şerlisi, bir kişinin mü’min olarak akşama ermesi, ama sabah kafir alarak kalkması ve mü’min olarak sabahlaması fakat kafir olarak akşama ulaşmasıdır.”

• Hz. Mehdi’nin insanlar için en sevgili kimse olması

- Dani, Seleme b. Züfer’den tahric etti, Dedi ki: “Bir gün Huzeyfe’nin yanında Mehdi’nin çıktığı söylendi. O dedi ki: ‘Siz, eğer aranızda Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in Ashabı olduğu halde O çıkarsa felah buldunuz. Muhakkak ki O, insanların karşılaştıkları şerler sebebi ile Gaibin (Mehdinin) kendileri ne insanların en sevgilisi olmadıkça çıkmayacaktır.’ ”

• Küfe mescidinin duvarının yıkılması

- Ebu Abdullah Hüseyin bin Ali (r.a.)’den, Buyurdu ki: “Kufe Mescidi’nin Abdullah b. Mes’ud’un evinin tarafındaki duvarı yıkıldığında, o zaman, o kavmin mülkünü kaybetmesidir ve o mülkün zevali sırasında da Mehdi huruc eder (ortaya çıkar).”

• Açıkça Allah Teala’yı inkar edecek kimseler olacağı

- Keza (N. b. Hammad), Ebu Hureyre’den tahric etti, Dedi ki: “Açıkça Allah Teala inkar edilmedikçe Mehdi’ye biat edilmez.”

• Mısır’da Kureyş’ten çıkacak bir adam hadise

- Deylemi, Ebu Ali Merdani’den (ravi silsilesi ile) O da Ebu Zer’den, O da Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’den rivayet ettiler. Buyurdu ki: “Mısır’da Kureyş’ten bir adam çıkar, çökük burunludur. Mağlup olur ve mülkünü zail eder ve Rum’a kaçar. Onları alıp İskenderiye’ye getirir ve Müslümanlarla savaşır ve ilk melhame bu olur.

- İbni Asakir Tarih’inde, Ebu Zer’e dayanan ravi silsilesi ile rivayet ettiler. Resulullah Efendimiz (s.a.v) buyurdu: “Mısır’da Emevi soyundan burunu çökük birisi çıkar. Mağlup olur veya mülkünü zail eder, Rum’a kaçar. Onları İskenderiye’ye getirir ve Ehli İslam ile savaşırlar. Bu melhamelerin ilki olur.”

B- FIRAT NEHRİNDE ALTINDAN BİR DAĞIN ORTAYA ÇIKMASI

• Dört türlü fitne, altın madeni fitnesi

- Naim b. Hammad Fiten’ininde sahih bir senetle Müslim’den nakile Hz. Ali (r.a.)’den tahric etti. Buyurdu ki: “Fitneler dörttür. Bolluk fitnesi, darlık fitnesi, keza bir fitne ve altın madeninin zikri. Sonra da Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in soyundan Birisi çıkar ve Allah O’nun eliyle insanların işini ıslah eder.

• Fırat’ın ortaya çıkaracağı altın’dan kimsenin bir şey almaması emri

- “Fırat altından bir hazineyi nerede ise ortaya çıkaracak. Kim onda hazır bulunursa ondan bir şey almasın.” (Bu hadise Buhari ve Müslim’de tahric etmişlerdir.)

- Ebu Davud, Ebu Hureyre’den tahric etti. Buyurdu: “Fırat altından ve gümüşten bir dağı ortaya çıkaracak. Bunun üzerinde her dokuzundan yedisi öldürülür. Siz ona yetiştiğinizde ona yaklaşmayın.

Bu hadisi Naim b. Hammad’a Ebu Hureyre’den nakille Fiten isimli kitabda yazmaktadır.

• Fırat’ın altınları mücadelesinde her yüz’den doksan dokuz’un öldürüleceği

- Naim b. Hammad Fiten isimli Kitabında tahric etti ki: “Fırat neredeyse altından bir dağı ortaya çıkaracak, insanlar bunu duyduklarında oraya gelirler ve oradaki bir kimse: ‘Vallahi insanlar bırakılsa bunun hepsini alıp götürebilirler’ der. Bunun üzerinde bir birbiriyle savaşırlar. Bu savaşta her yüz kişiden doksan dokuzu ölür.

Bu hadisi Ahmed b. Hanbel de tahric etmiştir.

- “Fırat altından bir dağı ortaya çıkarır. Onun üzerinde insanlar çarpışırlar. Her yüzden doksan dokuzu öldürülür. Kıyamet ancak gündüzün kopacaktır.” (İbn Asakir, Ebu Hureyre’den tahric etmiştir.)

- Tabarani, Übey’den tahric etti. Dedi ki: “Üzerinde insanların her yüz’den doksan dokuz’unun öldürüleceği altından bir dağı Fırat ortaya çıkarmadıkça kıyamet kopmaz. Onlardan her birisi ‘Keşke ben almış olsaydım’ diyecektir.” (Müslim de bu hadisi Ebu Hureyre’den tahric etmiştir.)

- Müslim, Ubey’den tahric etti. Dedi ki: “Fırat altından bir dağı açığa çıkarmadıkça kıyamet kopmayacaktır. O zaman insanlar onun üzerinde savaşacak ve her ondan dokuzu ölecektir.” (Bu hadisi İbni Mace’de Ebu Hureyre’den rivayet etmiştir.)

C- HZ. MEHDİ’NİN ZUHUR ZAMANINI VEREN ALAMETLER

ZUHUR SENESİNİ VEREN ALAMETLER

• Yedi yıl devam edecek olan 4. Sulh’dan sonra Hz. Mehdi’nin zuhur edeceği

- Ebu Naim, Ebu Umame’den tahric etti, Resulullah Efendimiz (sav) buyurdu: “Sizinle insanlar (bir nüshada Rumlar deniyor, rumlar) arasında dört sulh olacak, dördüncü sulh, Heraklius ehlinden bir adam vasıtası ile olur ve bu yedi yıl devam eder.” Bir adam, “Ya Resulullah (sav), O gün insanların imamı kimdir?” dedi. Buyurdu ki: “Evladımdan kırk yaşında Mehdi’dir. Yüzü parlayan yıldız gibidir, yanağında siyah bir ben vardır, üzerinde kutvani (pamuktan) iki aba bulunur. Tavrı beni İsrail ricaline benzer (heybetli ve acardır), hazineleri çıkarır ve şirk beldelerini feth eder.

• Kuyruklu yıldızın görülmesinin zuhur alameti olduğu

- Naim, Kaab’dan tahric etti. Dedi ki: “Mehdi’nin çıkışından önce, şarktan (doğudan) parlak kuyruklu bir yıldız doğacaktır.

• Siyah bayraklı ordunun çıkışı ile Mehdi’nin zuhuru arasında 72 ay olduğu

- Naim b Hammad, Muhammed b. Hanefi’den tahric etti, O şöyle dedi: “Beni Abbas’a ait siyah bayraklı bir başka ordu çıkar. Onların sarıkları siyah, elbiseleri beyaz olur. Ve başlarında Şuayb b. Salih Temimi bulunur. Süfyani’nin ordusunu yenerek Beytül Makdis’e (Kudüs’e) iner. Mehdi’nin saltanatını hazırlarlar. Şam’dan üç yüz kişi de O’na yardım eder. Bu ordunun çıkışı ile Mehdi’ye saltanatın teslimi arasında yetmiş iki ay (6 sene) vardır.”

AYLARA GÖRE ALAMETLER

• Hz. Mehdi’nin gelişinden önceki aylarda zuhur edecek alametler

- Dani, Şehr b. Havşeb’den tahric etti. Dedi ki Resulullah Efendimiz (sav) buyurdu: “Ramazanda bir seda, Şevvalde bir ses, Zilkadede kabileler arasında savaş olur. Hacılar talana uğrar. Mina’da ölülerin çok olacağı bir savaş olur, öyle ki orada taşları kan gölü içinde bırakacak kadar kan akar. İnsanlar nihayet Mehdi’ye gelirler ve Rükun ile Makam (Kabe’nin köşesi ile Hz. İbrahim As.’ın makamı) arasında, kendisi istemediği halde, O’na biat ederler. ‘Eğer kabul etmezsen boynunu vururuz’ derler. Yer ve gök ehli O’ndan razı olur.

Zuhuru takaddüm eden (önceki) Ramazan ayındaki alametler

• Ramazan’da görülecek ay ve güneş tutulmaları

- Darekutni Sünen’de Muhammed b. Ali’den tahric etti. O şöyle dedi: “Bizim Mehdimiz için iki alamet vardır ki Allah semavat ve arzı yarattığından bu yana böyle bir şey vaki olmamıştır. Bunlar Ramazanın ilk gecesinde ay, yarısında ise güneş tutulmasıdır. Allah semavat ve arzı yarattığından beri böyle bir şey olmamıştır.

- Naim, Şureyk’den tahric etti. Dedi ki bana ulaştı ki: “Mehdi’nin çıkışından önce, Ramazan’da iki kez ay tutulması olacaktır.

• Şark’tan boynuz şeklinde bir yıldızın doğuşu

- Naim b. Hammad Fiten’de, ve Ebu Cafer, Muhammed b. Ali (r.a.)’dan tahric ettiler. Buyurdu ki: “Abbasi, Horasan’a ulaştığı zaman Şarkta (doğuda) boynuz şeklinde bir yıldız çıkar. Bu yıldız, ilk çıktığında Allah Nuh kavmini helak etmiştir. Hz. İbrahim ateşe atıldığında da çıkmıştır. Firavun kavmi yok edildiğinde ve Yahya b. Zekeriya öldürüldüğünde de görülmüştür. Siz o yıldızı gördüğünüzde fitnelerin şerrinden Allah’a sığının. O yıldızın doğması güneş ve ay tutulmasından sonra olacaktır. Sonra fitneler 'alaca karga' Mısır’da zuhur edinceye kadar devam eder.”

• Geceleyin, doğudan bir ateşin görülmesi

- Ali oğlu Ebu Abdullah Hüseyin (ra)’dan rivayet edildi. Buyurdu ki: “Semadan bir alamet gördüğünüzde ki o doğudan geceleri doğan büyük ateştir. O zaman insanlar ferahlanacaklar. O alamet Mehdi’nin çıkışı demektir.

- Kesir İbn: Mürne El Huderi’den Buyurdu ki: “Ramazandaki olayların alameti, kendisinden sonra insanlar arasında ihtilafın olacağı semada bir alamettir. Sen ona yetişirsen azığını gücün yettiği kadar çoğalt.” (Naim b. Hammad da bu hadisi tahric etti)

- Ebu Cafer b. Muhammed b. Ali (r.a.)’dan rivayet edildi. Buyurdu ki: “Siz üç veya yedi gün, doğudan bir ateşi gördüğünüz zaman Al-i Muhammed’in (Peygamber soyundan Mehdinin) çıkmasını bekleyiniz, inşaAllahu Teala, bir münadi Mehdi’nin ismi ile semadan nida edecek ki doğuda batıda olan herkes bu sesi işitecek. Öyle ki korkudan, uykuda olanlar uyanacak, ayakta olan çökecek, oturan ise ayağa fırlayacaktır. O sesi işitip de ‘icabet eden’ kimseye Allah rahmet etsin. Zira bu birinci ses Cebrail’in sesidir.

• Semadan bir münadinin seslenişi

- Naim, Hz. Ali (r.a.)’dan rivayet etti ki: “Semadan bir münadi ‘Hak Al’i (Ehli Beyt-i) Muhammed’dedir’ şeklinde bağırdığı zaman Mehdi As. zuhur eder, herkes sadece O’ndan konuşur, O’nun sevgisini içer ve O’ndan başka bir şeyden bahsetmezler.”

- Keza (Naim Bin Hammad) Ebu Cafer’den tahric etti, buyurdu ki: “Semadan bir münadi ‘Hak Al’i Muhammed’dedir’, yerden de bir münadi ‘Hak Al-i İsa’nın veya Abbas’ındır’ (ravi –aktaran- burada şüphe etti) diyecektir. Yerden gelen ses şeytanın kelimesi, semadan gelen ses ise Allah’ın yüce kelimesidir.”

• Ramazan 15. gecesinde duyulacak ses

- Muhammed b. Ali’den, Buyurdu ki: “O malum ses, Ramazan ayında Cuma gecesinde olursa onu dinleyin ve itaat edin. Eğer gündüzün sonunda olursa, o mel’un İblisin ‘falan adam mazlum olarak öldürüldü’ şeklinde nidasıdır. Bu sesin amacı, insanları şüphe ve fitneye düşürmektir. O günde niceleri tereddüt ve şaşkınlık içinde kalacaktır. O, birinci sesi Ramazanda işittiğinizde, ondan şüphelenmeyin zira o Cebrail’in sesidir ve bunun alameti Mehdi’nin ve babasının ismini zikretmesidir.”

• Güneşin alamet olarak doğması

- Naim b. Hammad ve Ebil Hasenil Harbi Harbiyat isimli eserlerinin birinci faslında Ali b. Abdullah b. Abbas’dan tahric ettiler. O dedi ki: “Mehdi, güneş bir alamet olarak doğmadıkça çıkmaz.”

- Hafız Ebu Bekir b. Ahmet b. Hasan El-Beyhaki ve Hafız Ebi Abdullah ve Naim b. Hammad Abdullah Abbas (r.a.)’dan tahric ettiler, buyurdu ki: “Güneş alamet olarak doğmadıkça, Mehdi çıkmayacaktır.”

• Zilkade ayında kabile savaşlarının başlaması

- Naim b. Hammad ve Hakim, Amr b. Şuayb’dan, O babasından, babası da dedesinden tahric etti, şöyle dedi Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Zilkade ayında kabileler savaşır, Hacılar kaçırılır, melhameler olur. Sahipleri (Mehdi) çekinir ve neticede istemediği halde Ehli Bedir sayısınca insan (313 kişi) Ona, Rükun ve Makam arasında, biat eder. Yer ve gök ehli de ondan razıdır.” (Zilkade ayı, 11. hicri aydır. Ramazandan 2 ay sonrası, Mehdi As.'ın zuhur vakti olan Muharremden de 2 ay öncesidir)

• Medine’deki büyük vak’a (Olay)

- Keza (Naim Bin Hammad) Ebu Hureyre’den tahric etti. Buyurdu ki: “Medine’de büyük bir vakıa olur. Öyle ki yağ taşları (asfaltlar) kan içinde kalır. Bu vak’ada bir kadının öldürülmesi, bir kırbacın sallanması kadar kolaydır. Bu olay Medine’den yirmi dört mil (yaklaşık 40 km) kadar yayılır. Sonra Hz. Mehdi’ye biat edilir.

• Sufyani ordusunun Medine’yi harp ettikten sonra Beyda’da yere batışı

- Muhammed b. Samid’den, dedi ki: Ben Ebu Abdullah Hüseyin bin Ali (r.a.)’a dedim: “Bu işin önünde alametler var mıdır?” –ki Mehdi’nin zuhurunun kasd ediyor- Dedi ki: “Evet” Dedim “Nedir onlar?” Dedi ki: “Beni Abbas’ın helakı, Süfyani’nin çıkması, Beyda’da batma” Ben yine “Sana canım kurban olsun, bu işin uzamasından korkuyorum” dedim. Dedi ki: “Bu iş tesbih taneleri gibi arka arkaya gelir.” (Beni Abbas, Irak olabilir Allahu alem)

• Hz. Mehdi’nin zuhuru için beş alamet

- Ebu Abdullah Hüseyin b. Ali (r.a.)’dan: Buyurdu ki: “Mehdi’nin beş alameti bulunur. Bunlar, Süfyani, Yemani, semadan bir sayha (ses), Beyda’da ordunun batışı ve günahsız insanların öldürülmesidir. (Mina’da hacıların öldürülmesi)

• Zilhicce ayında hacıların öldürülerek talana uğratılması

- Ebu Naim, Hz. Ali (r.a.)’dan tahric etti. Buyurdu ki: “Mehdi her dokuzdan yedi öldürülünceye kadar çıkmaz. Günahsız insanların öldürülmesi onlardandır.”

- İbni Ebi Şeybe, Mücahid’den tahric etti. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in Ashabından bir adam bana dedi ki: “Günahsız insanlar öldürülmeden Mehdi çıkmaz. Günahsızlar öldürüldüğünde, onların öldürenlere yer ve gök ehli buğz ederler. Mehdi insanlara gelir de onu yeni gelin gibi aşk ve muhabbetle kucaklarlar. O yeryüzünü adaletle ve nesafetle doldurur. Arz nebatatını çıkarır, gökde yağmurunu yağdırır. Ümmetim daha önce görülmemiş biçimde nimetlenir.

- Ammar b. Yasir (r.a.)’dan: “Günahsız insanlar katledildiği ve kardeşi de Mekke’de öldürüldüğü zaman semadan bir münadi: ‘Emiriniz filandır. İşte bu yeryüzünü adaletle dolduracak olan Mehdi’dir’ diye nida eder.”

(Bu hadisi İmam Ebu Abdullah, Naim b. Hammad da Fiten isimli kitabında bunu tahric etti.)

• Muharrem’de Kabe’de Hz. Mehdi’nin biatları kabul edişi

- Keza (N. b. Hammad) Abdullah b. Amr’dan tahric etti. O şöyle dedi: “İnsanlar başlarında bir imam bulunmaksızın Hac ederler. Mina’ya indiklerinde etrafları, köpeklerin sarışı gibi, sarılıp, kabilelerin birbirine girmesi ile büyük savaşlar olur. Öyle ki ayaklar kan gölü içinde kalır. İnsanlar endişeyle onların en hayırlısına koşarlar. Ve ona geldiklerinde O’nu Kabe duvarına yapışmış ağlar bir halde bulurlar. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurur ki: ‘Ben O’nun gözyaşlarını adeta görür gibiyim.’ O’na ‘Gel sana biat edelim.’ derler. O ise, ‘Yazık size, ne kadar söz bozdunuz, ne kadar kan döktünüz.’ der ve sonra istemediği halde biatlarını kabul eder. Eğer siz O’na yetişirseniz O’na biat ediniz, çünkü O yerde de gökte de Mehdi’dir.” (Başlarında İmam olmaması, Halifenin olmadığı; İslam aleminin başsız kaldığıdır.)

 

“İKDİDDURER” İSİMLİ KİTABTAKİ ALAMETLER

(Sahih Hadis-i Şeriflerden özetlenmiş olarak)

• Doğudan gelen Moğol istilası

- Çok acıklı durumlar ve elim manzaralar görülür. Fitneler arka arkaya devam eder. Doğudan bir İlç (acem diyarındaki kafirlerden -Arab olmayan- kuvvetli birisi) çıkar ve Beni Abbas'ın mülkünü yok ederek geçtiği her şehri feth eder. Karşısında hiç bir bayrak barınamaz. Geçtiği her beldeyi yakıp yıkar, istediği her şeyi elde eder. Allah ondan ve O’na tabi olanlardan merhameti kaldırmıştır. Kendisine isyan edeni zulme uğratır. Bunlar ağlayana merhamet etmez, şikayetçi olanlara da cevap vermez. Ana, baba, kız, erkek herkesi öldürür ve Acem ve Irak beldelerini feth ederek ümmete acıklı azab tattırırlar. Bunların arasında fitne, şiddet, helak ve kaçmalar olur. Ne zaman bitti denilir, gene de devam eder gider. Bu olaylar o denli şiddetlenir ki içine girmedikleri bir ev ve zararı dokunmadık bir Müslüman kalmaz. Çok keskin kılıçların ve şiddetli ihtilaflarla umumi belaların gelmesi, bu olayların özelliklerindendir. (O zaman) Çürümüş kemiklere bile gıbta edilir. (Keşke ölüp gitseydik de bu acıları görmeseydik diye temenni edilir)

• Altmış yalancının çıkışı

- Her birisi kendinin Tek Mabud olan Allah’dan, Resul olarak gönderildiğini iddia eden altmış yalancının çıkması. (Deccal'den önce 30 yalancı peygamber ve 70 kadar deccalın çıkması)

• Doğuda, Semada üç gece görünen bir ateşin çıkışı

- Doğuda, semada üç gece görünen büyük bir ateşin çıkması.

- Mutad şafak kızıllığı gibi olmayan bir kırmızılığın semada görülüp ufukta yayılması.

• Ramazanın 15. gecesinde duyulacak bir seda

- Ramazanın yarı gecesinde (15. gecede) uykuda olanı uyandıran ve uyanıkları da korkutan bir seda(ses).

- Semadan, arz ehline şamil olan (herkese ulaşan) bir ses ki herkes bunu kendi lisanı ile işitir.

• Ramazanın ortasında güneşin, sonunda ise ayın tutulması

- Halka ibret olsun diye, Güneş’in oruç ayının ortasında ayın ise sonunda tutulması, Allah Teala, Adem As.’ı yeryüzüne indirdiğinden beri bu iki alamet vukua gelmemiştir.

Şevvalde savaş nidaları, Zilhiccede çarpışmalar ve hacıların talana uğrayarak öldürülmesi, Cemaziyülahir ve Recep’de hayret verici olaylar görülmesi.

- Şevval’de savaş naraları, Zilhiccede harb ve kıtal olur, yine Zilhicce’de Hacı talana uğrar, hatta caddelerde kandan geçilmez ve haramlar çiğnenir. Beytül Muazzamın (Kabe’nin) yanında büyük günahlar işlenir. Yine Cemazülsani ve Recep aylarında da pek çok hayret verici şeylergörülür. Hercümerç (öldürme ve katliam, kargaşa) çoğalarak devam eder. Üçten biri öldürülür, üçten biri de ölür. Baştaki sorumluların hepsi de zalim olur. Kişi mü’min akşamlar, kafir olarak sabahlar.

• Süfyani’nin kuru bir vadiden çıkışı

- “Ciğerleri yiyenlerin oğlu” olan Süfyani kuru bir vadiden çıkar. Kelp kabilesinden abus çehreli, sert kalpli adamlardan bir ordu düzenler ve bunlar her tarafa zulmederler. Sufyan medrese ve mescidleri yıkar, rüku ve secdeye giden herkesi cezalandırır. Zulüm, fesad ve fısk çıkarır. Alim ve zahidleri katleder, pek çok şehri de işgal eder. Kan akıtmayı helal kılarak, Ali Muhammed’e (Peygamber efendimizin soyuna) düşman kesilir. Temiz insanlara ihaneti tecviz eder (caiz gösterir).
• Büyük şehirlerin yıkılışı

- Büyük şehirler, dün sanki yokmuş gibi helak olur. Süfyani ile ordusu kalabalık beş kabileyi istila eder.

• Kafirlerin Arab yarımadasına inişi, halifenin öldürülmesi

- Kafirler Arab yarımadasına inerler, ordular düzenlenir, halife öldürülür, dertler de büyür. Şam surları üzerine bir münadi “yaklaşan şer’den dolayı vay arabların haline” der.

• Şam’da Haresta köyünün batması

- Şam karyelerinden Haresta denilen bir köyün batması.

- Pek çok insanı yok eden bir batma olması.

• Süfyani ordusunun Medine ile Mekke arasında Beyda denilen yerde yere batışı

- Süfyani’nin ordusunun ve onunla bulunanların (Mekke ile Medine arasında Mekke'ye yakın bir yer olan) Beyda’da yere batması.

• Rükun ile Makam arasında bir Haşimi’nin öldürülmesi

- Rükun ile Makam arasında (Kabe'de) bir Haşimi öldürülür.

• Fitnelerin en sonuncusunun günahsız Hacıların öldürülmesi olduğu

- Bu fitnelerin en sonuncusu “Günahsız insanların” öldürülmesidir ki artık o zaman kendisinden herkesin razı olacağı bir gidişatta olan Hz. Mehdi çıkar.

• İkdiddurer’de zikredilen diğer alametler

- Doğu’dan ay’ı ışıklandıran bir yıldızın doğması, sonra bu yıldız eğrilir, öyle ki iki ucu birbirine yakın olur veya hemen hemen birleşir.

- Selam şehrinin kerh tarafından bir köprünün yapılması ve siyah bir dumanın yükselmesi.

- Kufe mescidinin, Abdullah İbn Mes’ud’un evi tarafındaki duvarının yıkılması.

- Fırat nehrinin durdurulması ve onun suyunun Kufe’ye girip şehri harap etmesi.

- Kufe ve Hire arasında da pek çok fitneler, korkulu durumlar ve cinayetler görülmesi.

- Bid’at ehli bir kavmin suretinin değişmesi.

- Kölelerin, efendilerinin itaatinden çıkması.

- Kinde soyundan topal bir adamın, batı tarafından çıkıp zafer bayrakları ile Mısır’ın üzerine galip gelmesi.

 

4. BÖLÜM

SÜFYANİ FİTNESİ

Hz. Mehdi’nin zuhuruna çok yakın (bitişik), fitnelerden bir diğeri de, Süfyani denilen bir kimseninŞam’da emirliği ve bir ordunun Beyda’da (Medine ile Mekke arasında bir yerde) yere batması ve kendisinin işin sonunda Mehdi tarafından öldürülmesidir. Bu alametler tevatür (kesinlik) hududuna yakındır. (Şam bölgesi bugünkü Suriye ve Anadolu topraklarını kapsar)

A- SÜFYANİ’NİN ŞAM’DA ÇIKIŞI

• Süfyani’nin Şam’ın ortasından çıkacağı

- Hakim, Ebu Hureyre’den tahric etti, Dedi ki Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Şam’ın ortasından, adına Süfyani denilen ve kendisine tabi olanların çoğunun Kelb Kabilesinden olacağı birisi çıkar. O insanları öldürür, hatta kadınların karınlarını deşip çocuklarını katleder. Sonra onunla savaşmak için bir ordu toplanır ve onu (gelen orduyu da) öldürür.”

• Süfyani’nin vasıfları

- Emirel Mü’minin Hz. Ali b. Ebi Talib (r.a.)’dan, Buyurdu ki: “Süfyani, Halibi b. Yezib b. Ebusüfyan’ın evladındandır. Kafası oldukça büyüktür. Yüzünde kaşıntılı bir hastalıktan (çiçek bozuğundan) eser vardır. Gözünde de beyaz bir nokta bulunur. Şam şehrinden çıkacaktır. Ona tabi olanların çoğu Kelb’dendir. Kadınların karınlarını deşip çocuklarını öldürür, kendisine karşı toplanan Kays kabilesini de iyice yok eder. (İşte o zaman) Ehli Beyt'imden Harem de bir Recul (kimse) çıkar. Onun haberi Süfyani’ye ulaşınca, Süfyani ona karşı ordusundan bir ordu gönderir. Ancak Mehdi, bu orduyu hezimete uğratır ve bunun üzerine Süfyani yanındakilerden bir orduyu, O’na karşı tekrar gönderir. Ancak bu ordu arzdan Beyda’ya vardıklarında yere batırılır ve kendilerinden haber getirecekler dışında kimse sağ kalmaz.”

Bu hadisi, İbni Abdullah Hakim, Müstedrek’de tahric etmiş ve Buhari ve Müslim’in hadislerin doğruluğu ile ilgili şartları dahilinde bu hadisin sahih olduğu belirtmiştir. Fakat Buhari ve Müslim bu hadisi almamıştır.

• Süfyani’nin rüyası

- Naim b. Hammad Fiten’de nakletti. Ebu Meryeme’den, o da kendi şeyhlerinden rivayet etti ki: “Süfyani’ye rüyasında ‘Kalk ve ortaya çık’ denilir. Kalkar ancak kimseyi bulamaz, ikinci bir rüya ile ayni şeyi görür, yine kimseyi bulmaz, üçüncü bir rüyada ise ‘kalk çık ve kapının önüne bak’ denilir. Kalkıp kapıyı açtığında ellerinde bayraklarla yedi ila dokuz kişiyi görür, bunlar Süfyani’ye ‘Biz senin ashabınız (adamlarınız)’ derler. Süfyani onlarla beraber çıkar ve vadinin muhtelif yerlerinden bir çok insan da kendisine tabi olur. Allah kendisine karşı Şam sahibini çıkarır, ona karşı gelir savaşır, sancağına baktığı zaman, Süfyani onu hezimete uğratır.

• Süfyani’nin çıkışının, Hz. Mehdi’nin zuhur alametlerinden olduğu

- Naim b. Hammad, Kaab’dan tahric etti, O şöyle dedi: “Beni Abbas’ın değirmeni döndüğü zaman, bayrak sahipleri atlarını Şam’da zeytin ağaçlarına bağladığı zaman ve bu ordu ile Allah’ın, ‘Esheb ve ailesini’ yok ettiği zaman, onlardan kaçacak ve saklanacak kimsenin kalmadığı zaman, Caferiler ve Abbasiler düştüğünde, ‘Ciğer yiyen oğullarının’ (Süfyani’nin) Şam minberine oturduğunda Berberi kavmi de Şam’a geldiği zaman, işte bu Mehdi’nin çıkış alametidir.”

- Ebu Kubeyl’den rivayet edildi. Buyurdu ki: “Beni Haşimi’den bir adam Melik olur ve Beni Ümeyye’yi öldürür. Onlardan azıcık bir şey kalır, onlardan başkasını öldürmez. Sonra Beni Ümeyye’den birisi çıkar ve bir kişiye karşılık iki kişiyi öldürerek, kadınlardan başkasını sağ bırakmaz. Sonra ise Mehdi gelir.” (Bu hadisi, İmam Ebul Hasen ve Ahmed b. Cafer el-Münadi Melahim isimli kitapta tahric etmiştir.)

• Süfyani’nin çıkış alametleri

- Naim, Ammar b. Yasir’den tahric etti, O şöyle dedi: “(Mehdi’nin alameti) Türk size hücum ettiği zaman, malı toplayan halifeniz öldüğü zaman, o halifeden sonra iki yıl içinde de azledilecek olan zayıf bir adam başa geçtiği zaman, Şam’ın batısında batma olduğu zaman, Şam’dan üç kişi çıktığı zaman, Batı insanları da Mısır’a çıktığı zaman, bunlar Süfyani’nin alametleri olacaktır.”

• Süfyani’nin çıkış şekli

- Naim b. Hammad, Halid b. Said’den tahric etti. Dedi ki: “Süfyani elinde, vurduğu kimseyi öldürecek, üç kılıçla çıkar.”

- Keza (Naim b. Hammad), Ebu Hureyre’den tahric etti. O dedi ki: “Süfyani’de Mehdi’de iki yarış atı gibi çıkarlar ve arkalarından gelenlere karşı galip gelirler.”

B- SÜFYANİ’NİN DOĞUDAKİ SAVAŞLARI

• Süfyani’nin Fırat’ı ancak kafir olarak geçeceği (Kufe ve Bağdat'ı işgal için Fırat Nehrini geçmesi lazım...)

- Kab-ül Ahbar (r.a.)’dan, buyurdu ki: “Süfyani, Fırat’ı ancak kafir olduğu halde geçer.

(Bu hadisi, İmam Ebu Amr Ed-Dani Süneninde, Keza İmam Hüseyin b. Muhammed b. Abdullah el Kısai’de Kısas-ı Enbiya’sında nakletmektedir.)

• Süfyani’nin Kufe’ye gireceği

- Naim b. Hammad, Ebi Ertad’dan rivayet etti ki: “Süfyani Kufe’ye girer ve üç günlük bir işgalden sonra altmış bin kişiyi öldürür. Burada on sekiz gece kalır. Kufe’nin mallarının hepsini paylaştırır. Ancak Süfyani’nin Kufe’ye girişi Türkler ve Rumlarla (Batıyla ya da Avrupayla) ‘karkısa’da çarpışmasından sonradır. Sonra onların aralarına fitneler sokar ve onlardan bir grup Horasan’a döner. Süfyani öldürür, kaleleri yıkar, Kufe’ye girer. Sonra Horasan ehlini arar. Horasan’dan Mehdi’ye itaat edecek bir grup zuhur eder. Sonra Süfyani Medine’ye bir ordu gönderir, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in soyundan bazı insanları Kufe’ye getirir. Sonra, Mehdi ve Mansur çıkıp kaçar ve Süfyani’de onları araştırır. Mehdi ve Mansur Mekke’ye vardığında Süfyani’nin ordusu da Beyda’da batmış olur. Sonra Mehdi, Medine’ye gelerek Beni Haşim’den hapiste olanları kurtarır. Ve bu arada siyah bayraklılar çıkarak bir su kenarına varırlar ve bunu duyan Süfyani ile yakınları kaçarlar. Mehdi, bilahare Kufe’ye inerek buradaki Haşimileri kurtarır. Sonra Kufe havalisinden kendilerine ‘Usub’ adı verilen bir cemaat çıkar ki silahlarını fark etmiş olan bir kısım Basralılar da bulunur. Böylece onlar Kufe halkından esir bulunanları Süfyanilerin elinden kurtarırlar ve ardından siyah bayraklı ordu biat için Mehdi’ye gelir.

• Süfyani’nin Kufe ve Bağdat’tan sonra ordularını etrafa göndermesi

- Ebu Cafer rivayet etti. Dedi ki: “Süfyani, Kufe ve Bağdat’a girdikten sonra ordularını etrafa gönderir, Horasan toprağındaki Maveraünnehir’den başında Emevi soyundan birisinin bulunduğu bir fırka Süfyani’nin ordusuna katılır. Onlar için Tunus’ta bir vak’a (olay) olur. Bir vaka da Rey şehrinde… Bir vaka da Şırnak'ta görüldükten sonra, sağ avucunda bir ben bulunan Haşimi bir gencin komuta ettiği, siyah bayraklı bir ordu çıkar. Ve Allah bu ordunun işlerini ve yolunu kolaylaştırır. Sonra Horasan sınırında onların lehine bir vak’a olur. Bu Haşimi karayolu ile ilerler ve Şuayb b. Salih Temimi’nin komutasındaki bir başka ordu ile birleşerek, Estahir kapısındaki savaştan sonra Mehdi ile buluşurlar. Bu savaşlar atların ayaklarını kanlar içinde bırakacak şiddette olur. Yine Allah Teala, başında Beni Adiy’den bir adamın bulunduğu ve Sicistan’dan gelen bir orduya da yardım edecektir. Rey vak’asından sonra Medayin'de de büyük bir vak’a olur. Kerkük’de de kurtulabilenin onu anlatacağı bir vak’a görülür ve sonra büyük bir katliam meydana gelir. Nusaybin arzında da bir vak’a olacak ve Ahvaz’da kendileri ne ‘Usub’ denilen hepsi de Kufe ve Basralı bir topluluk çıkıp Kufeli esirleri kurtaracaklardır.

• Süfyani’nin doğu halkı ile savaşları

- Keza (Naim b. Hammad) Demure bin Habib ve onun hocalarından tahric etti, Dediler ki: “Süfyani ordusunu, Horasan ve Fars toprağından doğu’nun bütün insanlarına karşı gönderir. Doğu halkı ile defalarca savaşır. Bu savaşlar devam ederken, doğu’nun en uç noktasında Beni Haşim’den birisine biat edilir. Beni Haşim’den olan bu genç, Horasan ehli ile beraber çıkar ve başlarında Şuayb b. Salih Temimi olur. Bu genç sarışın olup hafif sakallıdır. Beş bin kişilik ordusu vardır. Bu ikisi birleşirler ve Şuayb b. Salih Temimi komutan olur. Bunların karşısına dağlar çıksa ezilir. Süfyani’nin ordusu ile savaşırlar, ancak Süfyani galip gelir. Haşimi genç kaçar. Şuayb b. Salih de saklanarak Kudüs’e gelir ve Hz. Mehdi Şam’a ulaştığında onun için Kudüs’de bir ev hazırlar.

(Velid diyor ki: “Bu haşimi Mehdi’nin amcasıdır.” Bazıları ise onun Mehdi’nin amcaoğlu olduğunu söylemişlerdir ve ölmeyerek hezimetten sonra Mekke’ye kaçtığını ve Mehdi zuhur ettiği zaman, onun da çıkacağını belirtmişlerdir.)

C – SÜFYANİ ORDUSUNUN MEDİNE’DE BENİ HAŞİMDEN İNSANLARI ÖLDÜRMESİ

• Süfyani ordusunun Medine’de Haşimileri öldürmesi

- Keza (Naim b. Hammad) Ebu Kubeyl’den tahric etti, Dedi ki: “Süfyani, bir ordu göndererek, Medine’de Beni Haşim’den kim varsa öldürülmesini ister. Beni Haşim’den ele geçirilenler öldürülür ve geride kalanlar dağlara kaçarak Mehdi, Mekke’de çıkana kadar saklanırlar. Mehdi zuhur ettiği zaman Medine’den kaçan bu insanlar Mekke’de O’nun etrafında toplanırlar.

- Keza (N. b. Hammad) Hz. Ali’den tahric etti, Dedi ki: “Medine’ye gönderilen bir ordu, Beni Haşim’den kadın ve erkekleri öldürür. Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ehlinden bir kısmını da esir alır. O zaman Mehdi ve Mebis, Medine’den Mekke’ye kaçarlar. Süfyani ise onları yakalamak için bir ordu gönderir. Ancak onlar Mescid-ül Harama varmış olurlar.”

• Süfyani’nin Medinelilerle Savaşı

- Keza (N. b. Hammad) Yusuf b. Zikarabat’dan tahric etti, Dedi ki: “Şam’da bir halife olur Medinelilerle savaşır. Medine ehli, kendileri ne karşı bir ordunun gelmekte olduğu haberini alınca içlerinden yedi kişi Mekke’ye giderler ve saklanırlar. Medine reisi, Mekke reisine bu yedi kişinin kendisine ulaştığında öldürülmesini ister. Bu durum Mekke Reisinin ağırına gider ve bir gece kendisine sığınan bu yedi kişiye, önce ‘serbestsiniz, emniyetle gidiniz’ der, onlar çıkarlar, ancak sonra ikisini geri çağırarak birini öldürür. Diğeri kaçarak arkadaşlarına yetişir ve hep beraber Taif’e giderek dağlarda barınırlar. İnsanlar onlarla irtibat kurar. Mekkelilerle savaşırlar fakat esir düşerek Mekke’ye geri getirirler. Bu yedi kişinin başkanı öldürülür ve geride kalanlar Beyda’da ordunun batma olayına kadar Mekke’de kalırlar.”

 

D– SÜFYANİ ORDUSUNUN BEYDA’DA YERE BATIŞI

• Süfyani ordusunun Beyda’da batışı

- Hakim, Ebu Hureyre’den tahric etti, Resullulah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Şam’ın alt tarafından, kendisine Süfyani denen bir adam çıkar ve ona tabi olanların çoğu Kelb’den olur. Süfyani insanları öldürür ve hatta kadınların karınlarını deşerek çocukları katleder. Onlara karşı Kays toplanır ve onları da öldürür. Hatta zulmü o hale gelir ki kurtlar bile onu lanetlerler. Sonra Ehli Beytim’den olan Mehdi Harra’da çıkar ve bu haber Süfyani’ye ulaşır ve O Mehdi üzerine bir ordu gönderir. Ancak Mehdi Süfyani’nin ordusunu hezimete uğratır. Süfyani bunun üzerine yanındaki bütün askerlerini toplayarak O’nun üzerine tekrar bir ordu gönderir, fakat bu ordu Beyda’ya varınca yere batırılır. Onlardan ancak haberci kurtulur.”

• Süfyani ordusunun bir şahsı aramak için Medine’ye gelişi

- Bezzar, Hz. Enes (r.a.)’dan tahric etti, dedi ki: “Bir gün Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Ümmü Seleme’nin evinde uyurken birden uyanarak ‘Biz Allah içiniz ve Allah’a döneceğiz.’ dedi. Ümmü Seleme ‘Niçin böyle dediniz Ya Resullullah’ dediğinde, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: ‘Medineli bir şahsı aramak için Irak tarafından gelen bir ordu sebebi ile ki Allah Teala o ordudan o şahsı korur ve onlar Zülhuleyf’den Beyda’ya geldiklerinde yere batırılırlar. Onların önde olanları, arkadakilere yetişemedikleri gibi, arkadakiler öndekilere kıyamet gününe kadar yetişemezler.’ ”

• Süfyani ordusundan 600 yabancı kimsenin olacağı

- Naim b. Hammad, İbni Abbas’dan tahric etti, O dedi ki: “Medine reisi, Mekke’deki Haşimilere bir ordu gönderir, ancak Haşimiler bu orduyu hezimete uğratır. Bunun üzerine Şam’ın o günkü sahibi olan Süfyani, içinde altı yüz yabancı olan yeni bir orduyu tekrar Haşimi’lerin üzerine gönderir. Aydınlık bir gecede bu ordu çöle giderken, bir çoban fark ederek ‘vay Mekke’nin başına gelene’ şeklinde söylenirken, ordunun birden gözünün önünden kaybolduğunu görünce ‘SübhanAllah kısa zamanda nasıl da yok oldular’ diyerek onların battığı yere gelip ve yarısı yerde, yarısı yerin dışında kalmış bir yorganı yakalayarak, çıkarmaya çalışır. Lakin çıkaramaz ve o zaman ordunun toprağa battığını anlar. Mekke reisine bunu müjdelemek için gider ve bunu duyan Mekke reisi ‘Elhamdülillah, bize kendisinden haber verilen alamet işte buydu’ der.

• Batan ordudan sadece iki kişinin kurtulacağı

- Keza (N. b. Hammad) Ebu Kubeyl’den tahric etti, O dedi ki: “Batan ordudan biri müjdeleyici, diğeri ise korkutucu iki kişi sağ kalır. Müjdeleyici Mehdi’ye korkutucu ise Süfyani’ye haber verir. Bunların ikisi de Kelp’dendir.

• Beyda’da ordunun batışının Hz. Mehdi’nin çıkış alameti olduğu

- Naim, Amr b. Asi’den tahric etti. O şöyle dedi: “Beyda da ordunun yere batırılışı Mehdi’nin çıkış alametidir.”

• Kabe’ye karşı gelen ordunun Beyda’da yere batacağı

- Nesei, Ebu Hureyre’den tahric etti. O dedi: “Şu Beyt’e bir ordu gelir, ancak Beyda’da yere batar.”

- İmam Ahmed, Muslim, Nesei, İbni Mace Hz. Hafsa’dan tahric ettiler. O dedi: “Şu Beyt’e karşı bir ordu gönderilir, ancak Beyda’ya girdiğinde bu ordunun önce ortası batar ve baştakiler sondakilere bağırırken, hepsi birden batar. Onlardan bir kaç haberci dışında kimse sağ kalmaz.”

- Nesei ve Hakim, Ebu Hureyre’den tahric ettiler. O dedi ki: “İnsanlar, Beyda’da bir ordu batana kadar Beyt’in fethinden vazgeçmeyeceklerdir.”

• Beyda’da yere batanların kıyamette niyetleri ne göre dirileceği

- Buhari ve İbni Mace, Hz. Aişe’den tahric ettiler; o dedi ki: “Kabe’ye saldırmak için gönderilen bir ordu, Beyda’da yere batar. Kıyamet günü ise herkes niyetine göre dirilir.

- Ahmed b. Hanbel, Tirmizi, İbni Mace ve Ebu Davud, Hz. Safiye’den tahric ettiler, O dedi ki: “İnsanlar şu Beyt’in fethinden vazgeçmezler. Bir ordu savaş için gelir, çöle girdiğinde baş ve sonundakileri batar, ortadakiler de kurtulmaz.” Denildi ki: “İstemeyerek o orduya katılıp batanların durumunu ne olur?” Buyurdu. “Allah onları niyetleri ne göre diriltir.”

- Ahmet b. Hanbel ve Müslim, Ümmü Seleme’den tahric ettiler: O dedi ki: “Mehdi, Beyt’e iltica ettiğinde, üzerine her taraftan ordular gönderilir. Ancak bunlar Beyda’da batarlar.” Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e “İstemeyerek gidenlerin durumunun ne olacağı” sorulduğunda, buyurdu ki: “Kıyamet günü herkes niyetine göre dirilecektir.

• Süfyani ordusunun Kabe’deki bir zatı (Mehdi’yi) aramaya gelmesi

- Tabarani, Ümmü Seleme’den tahric etti. O dedi ki: “Ümmetimden bir grup, Mekke’deki bir adama karşı gönderilir. Ancak Beyda’da yere batarlar. Onların battığı yer aynı, ancak niyetleri ayrıdır.”

- Tabarani, Evsad’da Ümmü Habibe’den tahric etti, O dedi, “Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’den işittim şöyle buyuruyordu: ‘Doğu tarafından bir kısım insanlar, Beyt’teki bir şahsı aramak için yola çıkarlar. Beyda denilen yere geldiklerinde yere batırılırlar.’ ”
Musannif diyor ki: Şeyh İbn Hacer Mekki (Heytemi) de El Kavlul Muhtasar fi alametil Mehdiyyil Muntazar’da bu konuda şöyle nakletmektedir: “Irak tarafından bir ordu, Medineli bir şahsı aramak için yola çıkar. Bu şahıs Mehdi’dir. Ancak Cenab-ı Hak onları engeller ve (Mekke’ye çok yakın) zulhuleyfe yakınında Beyda’da yere batırılırlar. Öyle ki altta kalan üsttekini, üste kalan alttakini kıyamete kadar göremez. Bu ordunun Irak tarafından geleceği rivayeti ile doğudan geleceği rivayeti arasında bir zıtlık olmadığı gibi, pek çok nakilden açık olarak anlaşılacağı gibi Onlar Şam ehlinden olacaktır.”

• Süfyani’nin helaki

- İbni Asakir, Halid b. Miğdan’dan tahric etti. O dedi ki: “Süfyani’nin helaki, bir cemaati iki defa hüsrana uğrattıktan sonra olur. Mehdi de Gota bölgesinde Haresta adı verilen bir köy batmadan çıkmaz.

- Naim, Hakim b. Nafi’den tahric etti. Dedi ki: “Süfyani Türklerle savaştıktan sonra, onun yok edilmesi görevi Mehdi’nin elinde olur. Mehdi ilk kurduğu orduyu da Türk’e (Türk tarafındaki düşmanlara) gönderir.”

 

5. BÖLÜM

HZ. MEHDİ’NİN ZUHURU

A- ZUHURUNDAN ÖNCEKİ VE ZUHURU SIRASINDAKİ NİDALAR (SESLENMELER)

• Hacılar Mina ve Arafat’ta iken duyulacak nidalar

- Keza (Naim Bin Hammad) Hakem b. Nafi’den tahric etti. Buyurdu ki: “Kabileler arasındaki savaşlardan sonra, insanlar Mina ve Arafat’da iken münadi (seslenen) 'Emiriniz falandır' diye seslenir ve arkasından ikinci bir ses gelir. ‘Agah olun (uyanın), bu münadi kesinlikle doğru söyledi’ der. Bunun üzerine insanlar silahlarını sıyırırlar şiddetle çarpışırlar. İşte o zaman semadan kendini belli eden bir el görünür ve savaş ise şiddetlenir. Hak yardımcılarının sayıları Bedir Savaşçıları sayısınca kalana kadar bu şiddet devam eder ve onlar da sahiblerine (Mehdi’ye) biat etmek için giderler.”

• Mekke’de günahsız insanlar öldürüldüğünde duyulacak nida

- Keza (Naim Bin Hammad) Ammar b. Yasir’den tahric etti, buyurdu ki: “Mekke’de hiç yoktan günahsız insanlar öldürüldüğünde, semadan ‘Emiriniz falandır, işte bu Mehdi’dir ki yeryüzünü adalet ve bollukla dolduracaktır’ şeklinde bir nida duyulur.”

İkduddurer isimli kitabda da “Bu nida yeryüzünü kaplar ve her dilin ehli onu kendi lisanında işitir” denilmektedir.

• Muharrem’de zuhuru esnasında duyulacak nidalar

- Keza (Naim Bin Hammad) Şehr b. Havşeb’den tahric etti, Resullulah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Muharrem ayında bir münadi semadan ‘Agah olun Allah’ın seçtiği kişi falandır, onu dinleyin ve itaat edin’ diyecektir ve bu çok şiddetli savaşların ve fitnelerin bulunduğu bir senede olacaktır.

- Ebu Naim, İbni Ömer’den tahric etti. (aldı) O dedi ki Resullulah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu. “Hz. Mehdi başı üzerinde bir bulut olduğu halde çıkacak, o bulutta bir münadi, ‘Bu Allah halifesi Mehdi’dir O’na tabi olun’ diye nida edecektir.”

- Ebu Naim, İbni Ömer’den tahric etti. (aldı) O dedi ki Resullulah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Mehdi aleyhisselamın başı üzerinde ‘Bu Mehdidir ona uyunuz” diye nida eden bir melek olduğu halde çıkacaktır.”

- İbni Ebu Şeybe, Asım bin Ömer Becelli’den tahric etti. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Bir adam semadan ismiyle mutlaka çağrılacak ve delil onu inkar etmeyecek, zelil ona mani olmayacaktır.”

B- ZUHUR ŞEKLİ

• Yedi Alim’in Hz. Mehdi’yi arayıp bulması ve biat almaya zorlaması

- Naim b. Hammad, İbni Mes’ud’dan tahric etti, O şöyle dedi: “Ticaret ve yolların kesildiği ve fitnelerin çoğaldığı zaman, muhtelif beldelerden yedi alim her birinin beraberinde üç yüz on küsur kişi olduğu halde, birbirlerinden habersiz bir şekil Mekke’de bir araya gelirler. Biri diğerine ‘Burada ne arıyorsun?’ diye sorar. Ona şöyle derler: ‘Biz O şahsı aramak için geldik ki fitneler O’nun eliyle sönebilir. Konstantiniyye (İstanbul) O’nunla feth edilir. Biz O’nu ismi ile ve anasının, babasının ismiyle ve ordusu ile tanırız, Mekke’de olduğunu da biliyoruz’.

Bu yedi alim bu konuda birleşirler O’nu ararlar ve Mekke’de bulurlar. Ve kendisine ‘Sen falan oğlu falansın’ derler. O ise ‘Ben sadece Ensar’dan birisiyim’ der. Onların elinden kurtulur. O’nu tanıyan ve bilenlere anlatırlar, bunun üzerine ‘Aradığınız sahibiniz O’dur ve Medine’ye gitmiştir’ denilir. Bu defa O’nu ararlar, halbuki O tekrar Mekke’ye dönmüştür. O’nu tekrar Mekke’de bularak yine, ‘Sen falan oğlu falansın, annen de filan kızı filanedir, sende şu şu alametler vardır, birinci defa bizden kurtuldun uzat elini sana biat edelim’ derler. Bunun üzerine O ‘Ben aradığınız değilim’ der ve tekrar Medine’ye gider. Medine’de yine aranınca tekrar Mekke’ye döner. Mekke’de kendisini Rükun’da (Kabe’de) bularak şöyle derler: ‘Eğer biatlarımızı kabul etmezsen, bizi aramakta olan ve başında Haddam’dan birisinin bulunduğu Süfyani ordusuna karşı korumazsan, günahlarımız Senin üzerine ve kanlarımız da boynuna olsun.’ derler. Bunun üzerine Mehdi, Rükun ile Makam arasında oturur ve elini uzatarak biatları kabul eder.

Allah da O’nun muhabbetini insanların sinelerine yerleştirir. O daha sonra gündüz aslan, gece ise abid olan bir kavimle beraber olur
.”


• Hz. Mehdi’nin önce biat almayı istememesi

- Dani, Katate’den tahric etti, o dedi ki: “Fitne içindeki insanların kanı akıtıldığı bir zamanda evinde oturmakta olan Mehdi’ye gelir ve ‘Bizim için kalk artık’ der. O ise kabul etmez, ancak ölümle tehdit edildikten sonra onlar için kalkar. Ondan sonra artık kan dökülmez.”

- Keza (Naim Bin Hammad) Zühri’den tahric etti, o dedi ki: “Hz. Fatıma’nın soyundan gelen Mehdi, Mekke’de meydana çıkarılır ve istemediği halde kendisine biat edilir.

- Keza (Naim Bin Hammad) Katade’den tahric etti. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Mehdi, Medine’den Mekke’ye gelir ve kendisi istemediği halde, insanlar O’nu kendi aralarından çıkarıp, Rükun ile Makam arasında O’na biat ederler.”

• Allah Teala Hz. Mehdi’yi bir gecede olgunlaştırır

- Keza (Naim) Ebu Said-il Hudri’den tahric etti, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Allah Mehdi’yi bir gecede ıslah eder (olgunlaştırır).”

• Hz. Mehdi Muharremin 10. gecesi yatsı vaktinde zuhur eder

- Ebu Cafer (r.a.)’dan rivayet edildi. Şöyle dedi: “Mehdi, aşure günü zuhur eder. O gün Hüseyin b. Ali (r.a.) şehid edilmiştir ve o, Muharrem ayının onuncu Cumartesi günü olmuştur. O Rükun ile Makam arasında kaim olur. Cebrail aleyhisselam O’nun sağında, Mikail aleyhisselam ise solunda olur. Arzın muhtelif yerlerinden gelen taraftarları toplanırlar ve O’na biat ederler. Böylece, yeryüzü, daha önce zulüm ve cevirle dolduğu gibi, şimdi de adaletle dolar.” (Hz. Hüseyin efendimizin şehadetleri 10 Muharrem 61 yani 10 Ekim 680 miladi yıl Çarşamba günü olmuştur. Bu rivayet de ise Cumartesi günü isim olarak geçmekte, Allahu alem Mehdi As.’ın çıkacağı güne işaret etmektedir)

• Hz. Mehdi’ye Rükun ile Makam arasında biat edilir

- Keza (Naim b. Hammad) Ebu Hureyre’den tahric etti, o şöyle dedi: “Rükun ile Makam arasında Mehdi’ye biat edilir ve (zamanında) ne uykuda olan uyandırılır, ne de herhangi bir kan akıtılır.”

• Hz. Mehdi’ye ilk önce Bedir ehli kadar kişi biat eder

- Tabarani Evsad’da ve Hakim Ümmü Seleme’den tahric ettiler, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Mehdi’ye Bedir ehli sayısınca kişi, Rükun ve Makam arasında, biat eder. Irak halkının ileri gelenleri ve Şam ebdalları O’na gelirler. O zaman Şam’dan bir ordu (da) O’na karşı savaşmak için gelir, ancak Beyda’ya girdiğinde yere batırılır.” (Beyda, Medine ile Mekke arasında bir mevkidir.)

• Hz. Mehdi’nin biattan sonra iki rekat namaz kılıp minbere çıkması

- Keza (Naim b. Hammad) İbni Abbas’dan tahric etti. O şöyle dedi: “İnsanların ümitsiz olduğu ve ‘hiç Mehdi falan yokmuş’ dediği bir sırada Allah, Mehdi’yi gönderir. O’nun yardımcıları Şam ehlinden sayıları Bedir ashabının sayıları kadar üç yüz on beş kişidir. Bunlar Şam’dan O’na gelirler ve O’nu Mekke’de Safa’daki bir evden çıkararak, kendisi istemediği halde, O’na biat ederler. O da onlarla birlikte Makam’ın yanında iki rekat namaz kıldıktan sonra minbere çıkar.”

- Keza (Naim b. Hammad) Hz. Ali’den tahric etti. O şöyle dedi: “Başına Şuayb b. Salih Temimi’nin bulunduğu siyah bayraklı ordu Süfyani’nin memleketinde çıktığı zaman insanlar Mehdi’yi arar ve O, Resullulah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in bayrağı ile, insanların başlarına bela üzerine bela yağdığı ve O’nun çıkışından ümit kesildiği bir sırada Mekke’de zuhur eder. İki rekat namaz kılar. Namazdan dönünce şöyle der: ‘Ey insanlar, Ümmet-i Muhammed ve bilhassa O’nun Ehli Beyti çok belalar gördü ve bizler kahr ve haksızlığa maruz kaldık. Allah’tan korkun ve sadıklarla beraber olun.’

• Hz. Mehdi’nin biattan sonraki hitabesi

- Keza (Naim Bin Hammad) Cafer’den tahric etti, O şöyle dedi: “Mehdi yatsı vaktinde Resullulah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin bayrağı, gömleği kılıcı ve Nur ve beyan gibi daha birçok alametler yanında olduğu halde, Mekke’de zuhur eder. Yatsı namazını kıldıktan sonra en yüksek sesi ile hitap eder. Yatsı namazını kıldıktan sonra en yüksek sesi ile şöyle der: “Ey insanlar, Ben size Allah’ı hatırlatıyorum. Yarın mahşer gününde Allah’ın huzurunda yerinizin ne olacağını haber veriyorum. Allah Teala size pek çok deliller ve Peygamberler göndermiş, Kur'an’ı indirmiş ve size şöyle emretmiştir: 'Allah’a hiç bir şeyi ortak koşmayın Allah ve Resulüne itaati koruyun.' Kur'an’ın ihya ettiğini diriltin, yasaklarını da yasaklayın ve siz Mehdi’ye yardımcılar ve destek olun. Zira dünyanın fena bulması ve zevale (sona) ermesi yaklaşmıştır. Ve bu kesindir. Ben sizi Allah’a ve Resulüne, O’nun kitabıyla amel etmeye, batılı yok edip, sünneti ihya etmeye davet ediyorum.

Bu hitabdan sonra, yanında, sonbahar bulutları gibi birbirinden habersiz toplanan, Bedir ehli sayısınca, üç yüz on üç kadar insanla birlikte zuhur eder. Onun ashabı gece abid, gündüz ise aslanlar gibidir. Allah, Mehdi için Hicaz toprağını feth ederek hapisteki Haşimilerin hepsini de kurtarır. Siyah bayraklar ise Kufe’ye inip biat için Mehdi’ye adam gönderirler. Hz. Mehdi ordusunu her tarafa gönderir. Zulmü ve zalimlerin hepsini yok eder. Beldeler onun emrine girer. Allah Teala onun elindeki Konstaniyye'nin (İstanbul’un ya da Roma’nın) fethini müyesser kılar.”

 

6. BÖLÜM

HZ. MEHDİ’NİN YARDIMCILARI

A- ÇEŞİTLİ YARDIMCILAR

• Hz. Mehdi’nin etrafında toplanacakların vasıfları

- Muhammed b. Hanefi (r.a.)’dan rivayet edildi ki: Bir gün biz Hz. Ali’nin yanındayken birisi Hz. Mehdi’den sual etti. Ali (r.a.) “Heyhat” dedi. Sonra eliyle bir dokuz yaptı ve sonra da “O ahir zamanda, kişiye ‘Allah’dan kork, Allah’dan kork’ denildiği zamana çıkar” dedi. (ve şöyle devam etti) : “Bulutların semada toplandığı gibi, Allah O’nun etrafına bir kavim toplar. Onların kalblerini uzlaştırır. Onlar içlerinden şehit düşene üzülmez, kendilerine katılana da sevinmezler. Sayıları Bedir Ashabı kadardır. Evvelkiler onları geçmediği gibi, sonrakiler de onlara yetişemezler ve onların sayıları Talud ile nehri geçenler kadardır.”

- İbni Cerir, Tehzib-il Asar’da şöyle tahric etti: “Muhammed aleyhisselam ümmetinin en hayırlısı ve sizin zorlukları gideren veliniz olan kimseye katılın. O Mekke’dedir. O Mehdi’dir ve ismi Muhammed b. Abdullah’dır. Şam Ebdalları ve doğunun ileri gelenleri O’na katılır ki onların kalbleri demir gibidir ve onlar gündüz aslan gece de abidlerdir.

• Küfe, Yemen ve Şam ebdalları ile Cebrail ve Mikail aleyhisselamın kendisinin yardımcılarından olacakları

- Naim b. Hammad, Kab’dan tahric etti, buyurdu ki: “Katade’nin söylediği gibi Mehdi, (zamanındaki) insanların en hayırlısıdır. O’nun yardımcıları ve O’na biat edenler, Kufe, Yemen ve Şam ebdallarından olacaktır. Cebrail onların önünde, Mikail de arkalarında bulunur. O mahlukat arasında sevilir. Allah, kör fitneleri O’nun vasıtasıyla söndürür. Her yer emin bir hale gelir. Yanında bir adam olmadan, bir kadın beş kadın arkadaşıyla birlikte Allah’dan başka kimseye güvenmeden rahatlıkla hacca gidebilecek, O’nun zamanında yer ve gök bereket yağdıracaktır.”

• Küfe ehlinin Mes’ud insanlardan olduğu

- İbni Said ve Ebni Ebi Şeybe, İbni Ömer’den tahric ettiler. O şöyle dedi: “Ey Küfe ehli, siz Mehdi sebebiyle insanların en mes’udusunuz.”

• Başlarında Kinde kabilesin den topal bir adamın bulunduğu bayraklılar

- Keza (Naim Bin Hammad) Kaab’dan tahric etti, O şöyle dedi: “Mehdi’nin çıkış alametlerinden birisi de Batı’dan başlarında Kinde kabilesinden topal bir adamın bulunduğu bayrakların çıkmasıdır.

• Afrika’dan gelecek esmer bir adamın da yardımcılarından olacağı

- Keza (Naim Bin Hammad) Ebu Kubeyl’den tahric etti. O şöyle dedi: “Afrika’da bir emir, on iki yıl hüküm sürdükten sonra bir fitne görülür. Ve orasını adaletle dolduran esmer bir adam başa geçer ve sonra Mehdi çıktığında O’na biat ederek O’nun lehinde savaşır.”

• Şam’da görülecek küçük siyah bayraklı bir adam

- Naim b. Hammad, Kaab’dan tahric etti. O şöyle dedi: “Bir adam Şam’a bir adam da Mısır’a malik olduklarında, Şamlı ile Mısırlı savaşıp, Şam Ehli, Mısır kabilelerini esir ettiğinde ve yine Şam’dan küçük siyah bayraklı bir adam görüldüğünde işte O Mehdi’nin itaatine girer.

• Talikan (Afganistan)’dan gelecek yardımcılar

- Ebu Ganem Kufi, Fiten’de Hz. Ali b. Ebi Talib’den tahric etti. O şöyle dedi: “Talikan’a yazık oldu. Şüphesiz Allah Teala’nın orada altın ve gümüş olmayan hazineleri vardır. Orada Allah’ı hakkıyla bilen insanlar vardır. Onlar ahir zaman Mehdi’sinin yardımcılarıdır.

• Ashab-ı Kehf’in Yardımcılarından Olması

- İbni Merdüye, Tefsirinde İbni Abbas hadisini merfu olarak tahric etti. O şöyle dedi: “Ashab-ı Kehf, Mehdi’nin yardımcıları olacaktır.”

- İmam Ebu İshak Salebi Kuran tefsirini n Ehli Kehf Kıssasını anlatırken diyor ki: “Mehdi çıktığı zaman, Ehl-i Kehf’e gidib selam verince, Allah onları diriltecek ve Mehdi’nin yanında yerlerini alacaklardır. Daha sonra yattıkları yere dönüp kıyamete kadar da kalkmazlar.”

• İmam Suyuti ve İbni Hacer’in görüşleri

İmam-ı Suyuti diyor ki: “Ashab-ı Kehf’in uykusunun bu zamana kadar tehirinin sebebi, Allah’ın onlara bir ihsanıdır. Çünkü onlar Mehdi’ye yardımcı olacak ve böylece Ümmet-i Muhammed'e dahil olma şerefi kazanacaklardır.”

İbni Hacer-i Mekki de şöyle dedi: “Mehdi’ye yardım edecek olanların doğu tarafından geleceği rivayeti ile Irak tarafından geleceği rivayet arasında bir zıtlık yoktur, zira pek çok nakilden de açıkça anlaşıldığı gibi, onlar Şam ehlinden olacaktır.”

B– DOĞUDAN GELECEK SİYAH BAYRAKLILAR

• Hz. Mehdi’ye yardım edecek Şark’tan bir cemaat çıkacağı

- İbni Mace ve Tabarani, Abdullah b. Haris b. Cüz Zebidi’den tahric etti. O şöyle dedi, “Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: ‘Şark’tan bir cemaat çıkar ve Mehdi’nin saltanatına yardım ederler.’ ”

• Hz. Hasan evladından birisinin doğu tarafından çıkacağı

- Tamman, Fevaid isimli eserinde ve İbni Asakir, Abdullah b. Amr’dan tahric ettiler. Buyurdu ki: “Hasan’ın evladından birisi doğu tarafından çıkacak, eğer O’na dağlar bile karşı gelse, onları ezecek ve kendisine o dağlarda yollar edinecektir.”

- Naim b. Hammad Hz. Ali b. Ebi Talib’den tahric etti, Buyurdu: Mehdi’den önce “O’nun ehli beytinden Doğu’da bir zat çıkar, hedefi Beytü’l Makdis (Kudüs) olarak, O on sekiz ay omuzunda kılıç taşır, öldürür, yaralar, ancak oraya varamadan ölür.”

• Maverauünnehir’den Haris ve Mansur isimli iki kimse çıkacağı

- Ebu Davud Hz. Ali (r.a.)’dan tahric etti. Dedi ki Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Maveraünnehir’den bir adam çıkar, adına ‘Haris’ denir, o çok savaşçıdır. Onun önünde ise, ismine ‘Mansur’ denen birisi bulunur ve Kureyşliler Resulullah’a nasıl yardım etmişlerse, o da Al-i Muhammed’e (Peygamberin ailesine) öyle yardım eder. Her mü’mine ona yardım etmek vacip olur.” Yahud da “O’na icabet vacib olur” dedi.

• Horasan’dan çıkacak siyah bayraklıların Kudüs’e gireceği

- Ahmed ve Tirmizi ve Naim b. Hammad Ebu Hureyre’den tahric ettiler, O şöyle dedi: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Horasan’dan siyah bayraklılar çıkar ve İlya (Kudüs)’ya bayraklarını dikene kadar, onları kimse durduramaz.”

• Horasan’dan çıkacak siyah bayraklıların Kufe’ye inecekler i

- Keza (Naim b. Hammad) Ebu Cafer’den tahric etti. O şöyle dedi: “Horasan’dan çıkan siyah bayraklılar Kufe’ye iner ve Mehdi Mekke’de ortaya çıktıktan sonra, O’na biat için elçi gönderirler.”

• Horasan’dan çıkacak siyah bayraklılara katılma emri

- Naim b. Hammad Hakim ve Ebu Naim Sevban’dan tahric ettiler, o şöyle dedi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Horasan tarafından siyah bayraklılar çıktığını gördüğünüzde kar üzerinde sürünerek de olsa onlara katılın, çünkü içlerinde Allah’ın halifesi Mehdi vardır.”

- Hasan b. Süfyan ve Ebu Naim, Şevban’dan tahric ettiler. O şöyle dediler, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Doğu’dan siyah bayraklılar çıkar, onların yürekleri demir gibidir. Kim onları işitirse, kar üzerinde sürünerek de olsa, gitsin ve onlara biat etsin.”

• Siyah bayraklı orduya destek olmak lüzumu

- Keza (Naim b. Hammad) Hasen’den tahric etti. O dedi ki Resullulah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Ehli Beytinin karşılaşacağı bir musibetten bahsederek şöyle buyurdu: “Bu musibet Doğu’dan siyah bayraklı bir ordu çıkana kadar devam eder. Kim bu orduya destek olursa, Allah ona yardım eder, kim engellemeye kalkarsa da onu perişan eder. Sonunda onlar ismi benim ismim olan birisine gelerek O’nu başa geçirirler, Allah da onları zafere ulaştırır.

• Doğu’dan gelecek siyah bayraklıların Hz. Mehdi’nin itaatine girecekleri

- Keza (Naim b. Hammad) Saib b. Müseyyeb’den tahric etti. O şöyle dedi. Resullulah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Doğudan Beni Abbas’a ait siyah bayraklar çıkar, onlar bir süre devam ettikten sonra, yine doğudan bu kez küçük siyah bayraklar çıkar ve Ebu Süfyan’ın soyundan bir adamla savaşarak Mehdi’nin itaatine girerler.”

• İbni Kesir’in bu konuyla ilgili görüşü

Bu siyah bayraklılar Ebu Müslim-i Horasani’nin kendisi Emevi devletini yıktığı siyah bayraklar değildir. Bu siyah bayraklar Hz. Mehdi’ye öncülük edeceklerdir.

• Hz. Mehdi zuhur ettiğinde ona katılma ve biat emri

- İbni Mace ve Sahih diyerek Hakim ve Ebu Naim, Sevban’dan tahric ettiler. Resullulah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Sizin hazinenizin yanında, hepsinde bir halifenin oğulları olan üç kişi öldürülür ve bu hazine hiçbirisine nasip olmaz. Sonra Doğu tarafından siyah bayraklar çıkarak hiçbir kavmin yapmadığı bir şekilde savaş yapar ve ardından Allah’ın halifesi Mehdi gelir. Siz O’nun ismini işittiğinizde kar üzerinde sürünerek de olsa O’na gelin ve O’na biat ediniz. Çünkü O Allah’ın halifesi Mehdi’dir.

C– SİYAH BAYRAKLILAR VE HZ. MEHDİ’NİN BAYRAKTAR I

• Siyah bayraklıların öncü kumandanının, Şuayb bin Salih Temimi olacağı

- Naim b. Hammad, Ebu Cafer’den tahric etti, o şöyle dedi: “Beni Haşim’den sağ avucunda ben bulunan bir genç, siyah bayraklarla Horasan’dan çıkar, onun önünde Şuayb bin Salih bulunur ve Süfyani ordusu ile savaşır onları hezimete uğratır.

- Keza (Naim Bin Hammad) Hz. Ali’den tahric etti, O şöyle dedi: “Sol avucunda ben bulunan Haşimi bir gencin içinde bulunduğu, siyah bayraklı bir ordu çıkar, Onların önünde Şuayb b. Salih Temimi adındaki şahıs bulunur. Bu ordu Süfyani ile savaşır ve O’nun ordusunu hezimete uğratır.”

• Siyah bayraklıların Süfyani ordusunu yenmeleri

- Keza (Naim Bin Hammad) Hz. Ali’den tahric etti, O şöyle dedi: “Süfyani’nin kuvveti Kufe’ye girdiğinde, O Horasan ehlini aramak için ordu gönderir. Horasan ehli ise Mehdi’yi arar ve Haşimi gençle birlikte başlarında Şuayb b. Salih Temimi’nin bulunduğu siyah bayraklarla birleşirler. Bu ordu Estahir kapısında Süfyani ile karşılaşır. Büyük bir savaş olur. Neticede siyah bayraklılar galip gelir. Süfyani kuvvetleri kaçar. İşte o zaman insanlar Mehdi’yi temenni ederler ve ararlar.

• Şuayb b. Salih’in Hz. Mehdi’nin bayraktarı olacağı

- Naim b. Hammad, Ammar b. Yasir’den tahric etti, O şöyle dedi: “Mehdi’nin evvelinde Şuayb b. Salih olacaktır.

- Tabarani, Evsad’da, İbni Ömer (r.a.)’dan tahric etti, O şöyle dedi: Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir gün Hz. Ali (r.a.) nin elinden tutarak şöyle buyurdu: “Bunun soyundan bir genç çıkar ve arzı adaletle doldurur. Siz onu gördüğünüzde Temimi genci arayın, çünkü o doğudan çıkacak ve Mehdi’nin bayraktarı olacaktır.”

- Keza (Naim Bin Hammad) Ammar b. Yasir’den tahric etti. O şöyle dedi: “Süfyani Kufe’ye ulaştığı ve Al-i Muhammed’in yardımcılarını öldürdüğü zaman Mehdi çıkar ve O’nun bayraktarı Şuayb b. Salih Temimi olur.

• Şuayb b. Salih’in vasıfları

- Naim b. Hammad, Hasan’dan tahric etti, O şöyle dedi: “Şuayb b. Salih Temimi orta boylu, esmer, hafif sakallı olup, elbiseleri beyaz ve bayrakları siyah olan dört bin askerle çıkar. Bunlar Mehdi’nin önünde olurlar ve karşılarına çıkan herkesi hezimete uğratırlar.”

 

7. BÖLÜM

HZ. MEHDİ’NİN SAVAŞLARI VE FETİHLERİ

A- KUDÜS’E GELMEDEN ÖNCEKİ HAREKETLERİ

• Hz. Mehdi’nin beraberinde, Resullulah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin bayrağının bulunacağı

- Keza (Naim Bin Hammad), Abdullah b. Şureyk’den tahric etti, O şöyle dedi: “Mehdi’nin beraberinde, püskülleri olan Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bayrağı bulunur.”

• Hz. Mehdi’nin bayrağında “Biat Allah içindir” şeklinde yazı olduğu

- Keza (Naim Bin Hammad) İbni Sirin’den tahric etti, O şöyle dedi: “Mehdi’nin bayrağında ‘Biat Allah içindir’ yazılıdır.”

• Bayraktarın vasıfları ve Kudüs’e ulaşacağı

- Keza (Naim Bin Hammad) Kaab bin Alkame’den tahric etti, O şöyle dedi: “Yaşı küçük, sakalı hafif ve sarışın bir genç çıkar, Mehdi’nin bayrağını taşır ve karşısına dağlar bile çıksa onları ezerek İlya (Kudüs)’ya kadar ulaşır.”

• Hz. Mehdi’nin sünnet üzere çarpışacağı

- Keza (Naim Bin Hammad) Hz. Ali ve Hz. Ayşe’den tahric etti. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Mehdi Benim ıtretimden (soyumdan) bir reculdur. Benim vahiy üzerine savaştığım gibi, O da Benim sünnetim üzere çarpışır.”

• Hz. Mehdi eli ile sünnetleri ihya edileceği

- İbni Münavi, Melahim’de Hz. Ali’den tahric etti, O dedi ki: “Kıyamet yaklaştığı zaman ve mü’minlerin kalbi, ölüm, açlık fitneler, sünnetin kaybolması, bid’atlerin ortaya çıkması, emri bil maruf ve nehyi anil münker imkanlarının kaybolması gibi sebeplerle zayıfladığı zaman, Benim evladımdan Muhammed b. Abdullah (Mehdi) ile Cenab-ı Hak sünnetleri ihya eder. Onun adalet ve bereketi ile mü’minlerin kalbi ferahlar, Acem (Arap olmayan diğer) ve Arap milletleri arasında ülfet ve muhabbet yerleşir. Bu durum bir müddet devam ettikten sonra O vefat eder.”

• Hz. Mehdi’nin Hazim kabilesi üstüne yürümesi

- Keza (Naim bin Hammad) İbni Mes’ud’dan tahric etti, O şöyle dedi. “Muhtelif beldelerden yedi alim, birbirlerinden habersiz olarak gelip, Mekke’de buluşur ve Hz. Mehdi’ye biat ederler. Halbuki bunlardan her birine de üç yüz on küsur kişi biat etmiştir. Mekke’ye toplanan bu insanlar Mehdi’ye biat ederler. Allah Teala insanların kalplerine O’nun muhabbetini yerleştirir. O, başlarında Hazim Kabilesinden bir adamın bulunduğu ve Süfyani’ye biat etmiş Mekkeli gruplara karşı yürür.

Hz. Mehdi, yanındakileri arkasına alarak, üzerinde bir entari ve cübbe olduğu halde çıkar ve Hazim’e gelir. Burada da biatları kabul eder. Ancak Kelb kabilesi, onların biatlarına kızarak bir ordu hazırlar, fakat Hz. Mehdi onları yenerek yok eder ve Allah O’nun eliyle Rumları da (Batı ve avrupayı) hezimete uğratır. Allah O’nun eliyle fakirliği giderir ve Mehdi Şam’a iner
.”


• Hz. Mehdi’nin amcaoğlu bir Hasani ile görüşmesi

- Emiru'l Mü’minin Hz. Ali bin Ebi Talib (r.a.)’dan, Buyurdu ki: “Biri Batıda, biri Cezire de, birisi de Şam’da olmak üzere üç grup bayrak dikilir. Fitne bunların arasında bir yıl devam ettikten sonra, Süfyani’nin çıkışı ve yaptığı zulüm ve fücuru anılır. Sonra Mehdi aleyhisselamın hurucu ve insanların Rükun ile Makam arasında O’na biatları anılır. Ve Hz. Mehdi hazırladığı askeriyle yavaşça ve sekinetle kura vadisine kadar yürür. Burada kendisine on iki bin kişilik ordusuyla amcaoğlu bir Hasani (Hz. Hasanın soyundan) yetişir ve ona şöyle der: ‘Ey amcaoğlu, bu ordunun başına ben daha layığım, çünkü Hasan (r.a.)’nın oğlu benim ve Mehdi benim’ der. Gerçek Mehdi de ‘Hayır gerçek olan benim’ der. Bunun üzerine Hasan, ona ‘o halde sendeki alametler nedir? Varsa biat ederim’ cevabını verir. Bunun üzerine Mehdi aleyhisselam bir kuşa işaret eder, kuş eline düşer, bir yere kur bir dalı diker ve dal yapraklanıp yeşillenir. Bunun üzerine Hasani ona der ki: ‘Ey amcaoğlu bu emirlik senindir.’

- Emiru’l Mü’minin Ali b. Ebi Talib (r.a.)’dan buyurdu ki: “Mehdi bir kuşa işaret eder, kuş ellerine düşer. Bir yere kuru bir dal diker, dal yeşerir ve yapraklanır.

• Hz. Mehdi’nin önünde Cebrail aleyhisselam, arkasında ise Mikail aleyhisselam ile birlikte Şam’a doğru yola çıkacağı

- Huzeyfe b. Yamani’den, Mehdi kıssası hakkında Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurur ki: “Onun çıkışı ve O’na biatlaşma, Rükun ve Makam arasında olur ve Mehdi, önünde Cebrail ve arkasında Mikail olduğu halde Şam’a doğru yola çıkar, sema ve arz ehli, kuşlar ve vahşi hayvanlar, hatta denizdeki balıklar bile O’nun hilafetiyle sevineceklerdir.”

İmam Ebu Ömer ve Osman da, Said el-Mukarri’nin Sünen isimli kitabında bu hadisi aynen rivayet etmişlerdir.

• Hz. Mehdi ve arkadaşlarının her zalime karşı galib gelecekleri

- Tabarani Evsad’da Ümmü Seleme’den tahric etti. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Doğunun hakimi Batı melikine gider ve o’nu öldürür. Sonra Batı meliki de doğaya gider onu öldürür. Ondan sonra Batı meliki, Medine’ye bir ordu gönderir, ancak bu ordu yere batırılır. Sonra ikinci bir ordu gönderir. Bu arada Medine halkından bir kısım insanlar bir araya gelirler, Harem’den çıkan bir kimsenin etrafında, dağınık olarak, gelen kuşlar gibi toplanırlar. Öyle ki aralarında kadınların da bulunduğu üç yüz on dört kişilik bir grup oluştururlar. Onlar her zalime ve Cebbar oğlu Cebbar’a galip gelir. O’nun devrinde, ölülerin dirilere imreneceği bir adalet görülür. O yedi yıl kalır. (Hz. İsa’nın kırk senelik döneminden) Sonra ise yerin altı, üstünden daha hayırlı olur.

B – HZ. MEHDİ’NİN SÜFYANİ İLE SAVAŞI

• Hz. Mehdi ile Süyfani ordusu karşılaştıklarında Semadan gelecek bir ses

- Keza (Naim Bin Hammad) Zühri’den tahric etti, O dedi ki: “Ordunun Beyda’da batmasından sonra, yanında Bedir ehli sayısınca insanla Hz. Mehdi çıkar. O ve Süfyani ordusu karşı karşıya gelir. Mehdi’nin askerlerinin miğferleri zırhdan olur. Ve O gün semadan bir ses ‘Ey insanlar, Allah’ın yeryüzündeki dostları Mehdi’ye tabi olanlardır.’ der. Süfyani ve ordusu hezimete uğrar. Ve kendilerinden savaşa girmeyen ancak küçük bir grup kalır. Bunlar kaçarak Süfyani’ye haber götürürler. Mehdi, Şam’a geldiğinde Süfyani de dahil pek çok insan biat etmek için ona gelirler. Yeryüzü de adaletle dolar.

- Keza (Naim b. Hammad) Zühri’den tahric etti, buyurdu: Süfyani ve Mehdi savaş için karşı karşıya geldikleri günde semadan şöyle bir ses işitilir: ‘Allah’ın evliyası Falanın (Mehdi As.’ın) ashabıdır.’

Esma binti Umeys dedi ki: “O günün alameti Semadan uzatılmış ve insanların kendisine bakıp durduğu bir el’dir.”

• Süfyani’nin esir alınıp, öldürülmesi

- Keza (Naim b. Hammad), Velid b. Müslim’den tahric etti. Velid şöyle dedi, Muhammed b. Ali’den şöyle duydum: “Süfyani ve Kelb kabilesi ile Hz. Mehdi, Beytü’l Makdis (Kudüs)’de savaşır ve Süfyani esir olarak getirilir. Mehdi’nin emriyle Rahmet kapısında öldürülür. Onların ganimetleri ve kadınları da Şam caddelerinde satılır.

• Hz. Mehdi ile Süfyani arasındaki savaşa ait çeşitli rivayetler

Hz. Ümmü Seleme’den gelen bir rivayet

- İbn Ebi Şeybe, Ahmed ve Ebu Davud, Ebu Ya’la ve Tabarani, Ümmü Seleme’den tahric ettiler, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir halifenin ölümünde ihtilaf olur. Mekke’ye gitmek üzere, Medine ehlinden bir Recul çıkar ve Mekke halkından bir kısım insanlar O’nu meydana çıkarır ve Rükun ile Makam arasında O’na biat ederler. Şam’dan O’na karşı bir ordu gönderilir, ancak bu ordu Beyda’da toprağa batırılır. İnsanlar bunu görünce, Şam ebdalları ve Irak ehlinin önde gelenleri Ona gelip biat ederler. O zaman etrafında Kelb kabilesinden insanlar olan Kureyşli bir adam çıkar ve (Mehdi) onların üzerine bir ordu gönderir ve bu ordu onlara galip gelir. Mağlup olan Kelb ordusudur. Cennet kelb ganimetlerinde hazır olanlara olsun. Mehdi malı paylaştırır, insanlar arasında Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetine göre amel eder ve İslam’ı hakim kılar, yedi sene kalır, sonra vefat eder. Müslümanlar O’nun üzerine namaz kılarlar.

• Süfyani ile yapılacak savaşlar hakkında Hz. Huzeyfe (r.a.)’dan gelen rivayet

- Dani, Huzeyfe’den tahric etti. O dedi ki: Resullullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Zevra’da bir savaş olur” Huzeyfe ise, “Ya Resullullah Zevra nedir?” dedi. Buyurdu: “Zevra Doğu’da nehirler arasında bulunan ve ümmetimin en şerlilerinin yaşadığı bir şehirdir. Zalimler hep orada otururlar. Onlara dört çeşit bela musallat olur. Kılıçtan geçilir, yere batırılır, tufana maruz kalır ve hayvan suretine değiştirilirler.”

Sonra Resullullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Habeşliler Arablarla savaşmak isterler, ancak onlar korkup Ürdün toprağına sığınırlar. Bu arada Süfyani üç yüz atmış süvari ile Şam’a varır ve bir ay içinde otuz bin kişi onlara iltihak eder. Süfyani daha sonra ordusunu Irak’a gönderir ve Zevra'da yüz bin kişiyi öldürür. Nihayet Kufe’ye varır ve onları esir ederek bir ordu daha hazırlar ve onu Medine’ye gönderir. Ancak bu arada Doğu’da başlarında Şuayb b. Salih Temimi’nin bulunduğu bir ordu toplanır ve düşmanlarını yok ederek Kufeli esirleri kurtarır.

Süfyani’nin Medine’ye gönderdiği Ordu üç günlük bir işgalden sonra Mekke’ye yönelir, ancak Beyda’ya geldiğinde Allah Teala ‘Ya Cebrail onları cezalandır’ emri ile Cebrail aleyhisselamı gönderir ve Cebrail aleyhisselam bir ayağını yere vurarak bu orduyu toprağa gömer. Sadece Süfyani’ye haber getirecek iki kişi sağ kalır. Bu iki kişi Süfyani’ye gelip durumu anlattığında o herhangi bir korku duymaz. Bu sırada Kureyş soyundan bir grup insan Konstaniyye’ye (Roma’ya ya da İstanbul’a) kaçar. Ancak Süfyani, Rum büyüğüne haber göndererek bunları geri istetir. Bu kişiler ona iade edilir. Süfyani de Şam kapısında onların boynunu vurdurur.


Huzeyfe devam ederek, “O gün o kadar çirkin olaylar olur ki Şam kapısında gezdirilen bir kadın mihrap’da Süfyani’nin dizlerine oturtulur, bunu gören Müslümanlardan birisi ‘yazıklar olsun size imandan sonra küfre mi düştünüz, bu helal değildir’ der. Ancak Süfyani tarafından boynu vurdurulur. Bu olayı yayan herkesin de boynu vurulur. İşte o zaman semadan şu ses duyulur: ‘Ey insanlar, Allah Teala size münafık ve zalimlere uymayı men etmiş ve Mekke’de bulanan yeryüzündeki insanların en hayırlısı ismi Ahmed babasının adı Abdullah olan Mehdi’yi reisiniz kılmıştır, O’na uyun ve emrini dinleyin.’ ”

Bu sırada İmran b. Hüseyin “Mehdi’nin nasıl bilineceğini” sordu. Resullullah sallallahu aleyhi ve sellem şu cevabı verdi: “O benim evladımdandır. Tavrı beni İsrail ricali gibidir, üstünde pamuktan (kutvani) iki cübbe bulunur. Sağ yanağında siyah bir ben vardır. Yüzü parlayan yıldız gibi nurludur. Kırk yaşındadır. Şam, Mısır ve Doğunun birçok yerinden ebdallar ve ileri gelen insanlar O’na gelir ve Rükun ile Makam arasında O’na biat ederler. Sonra Hz. Mehdi, önünde Cebrail arkasında Mikail ile Şam’a doğru yola çıkar ve O’nun hilafetine yer, gök ehli, yabani hayvanlar, kuşlar hatta denizdeki balıklar bile sevinir. Zaman bereketli olur, nehirler suyunu, yer verimini artırır, hazineler çıkarılıp Şam’a getirilir.

Süfyani dalları Hire ve Taberiye’ye doğru uzanan bir ağacın altında öldürülür. Kelb kabilesi de yok edilir. Orada imkansızlık nedeni ile de olsa bulunamayan hüsrana uğramıştır.


“Onlar tevhid ehli olduğu halde, onlarla savaşmak nasıl doğru olabilir?” şeklindeki sualini de Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle cevaplandırmıştır. “Onlar mürted’dirler. Zira şarabı helal sayarlar ve namazı da kılmazlar.”

C- HZ. MEHDİ’NİN KUDÜS’TEN SONRAKİ SAVAŞ VE FETİHLERİ

• Pek çok kimsenin biat için Kudüs’e gelmeleri

- Keza (Naim b. Hammad) Hz. Ali’den tahric etti. O dedi ki: “Süfyani’nin Mehdi üzerine gönderdiği ordu Beyda’da batınca, bu haberi duyan Şam ehli, Mehdi’nin çıktığını ve O’na biat edilmesi gerektiğini söyleyerek, kendi halifelerini ölümle tehdit ederler. Bunun üzerine halife, hazinelerini de yanına alarak Mehdi’ye biat için Beytü’l Makdis’e gelir. Arab ve Acem savaşçılar, Rum ehli ve onların dışındaki pek çok insan da biat için Mehdi’ye gelirler. Hatta Hz. Mehdi, Konstaniyye ve diğer şehirlerde mescidler inşa eder.

Hz. Mehdi’den önce onun yakınlarından bir adam doğudan çıkar ve hedefi Kudüs olarak on sekiz ay savaşır, ancak oraya varamadan ölür.


• Kuzeyden gelecek bir düşmanla savaş

- Naim, Kaab’dan tahric etti, dedi ki: “Mehdi, düzenlediği bir orduyu Türk’e (Türk tarafından gelen bir düşmana) gönderir, onları hezimete uğratır, esirleri ve mallarını alarak Şam’a getirir. Daha sonra köleleri azat ederek sahiplerine bedellerini öder.”

• Melhame-i Kübra veya Amik Ovası Savaşı

- Naim bin Hammad, Kaab’dan tahric etti, dedi ki: “Mehdi, Rumlarla savaşmak için bir ordu gönderir. O’nun fıkıh bilgisi on aliminkine bedeldir. O Tabut-u Sekine’yi de Antakya mağarasından çıkarır.”

• Rumların gadri ve Amik Ovası

- Hatip, Müttefek ve Müfterek’inde Ebu Hureyre’den tahric etti. Dedi ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Rumlar, benim soyumdan ve ismi ismime uygun bir Vali (Mehdi)’ye gadr ettikten sonra Amak (Amik) denilen yerde sizinle savaşacaklardır. Burada Müslümanların üçte bir kadarı öldürülür, sonra bir gün yine o kadar insan öldürülür. 3. gün (seferde) ise savaş Rumlar aleyhine döner. Müslümanlar böylece savaşa devam eder ve Konstantiniyye’yi (Roma ya da İstanbul'u) feth eder ve oradaki malları taksim ederler. Tam bu sırada ise ‘Deccal sizin evinize girmiş ve çocuklarınızı esir almıştır’ şeklinde bir ses duyacaklardır."

(Burada bahsi geçen savaş Amik ovasında Rumlarla yani Hıristiyanlarla yapılacak savaş olup, diğer hadis kitaplarında “Melhame-i Kübra (armageddon)” diye bahsi geçen savaştır.)

• Yedi Bayrak ehli ile savaş

- Naim b. Hammad ve Hakim Sahih diyerek, Hz. Ali İbni Ebi Talib (r.a.)’dan tahric ettiler, Buyurdu ki: “Öyle bir fitne olacak ki insan o fitneye, altının cevherde bulunması gibi karışmış olacaktır. Siz, zalimleri hariç Şam ehli hakkında fena söz söylemeyin. Zira onların arasında ebdallar vardır. Allah Teala, onları darmadağın edecek olan şiddetli bir yağmuru semadan boşaltacak, öyle ki savaşsalar tilkiler bile onlara galip gelecektir. Bu sırada Allah, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin soyundan bir Reculü, az olursa on iki, çok olurlarsa on beş binden müteşekkil üç bayrak üzere bir ordu arasında gönderir. Parolaları ‘Emit emit’ dir (öldür, öldür’dür). Ve bunlar yedi bayrak ehli ile savaşırlar. (Bu yedi bayraktan) Her birinin sahibi, mülkün kendisinin olacağına tamah ederek çarpışırken, hezimete uğrayacaktır. Sonra Haşimi (Hz. Mehdi) muzzaffer olur ve Allah Teala, Müslümanlara onun ülfet ve muhabbetini yerleştirir. Bu hal Deccal çıkıncaya kadar devam eder.”

• Hindistan’ın feth edileceği

- Naim b. Hammad Fiten isimli kitabında Kaabül Ahbar’dan tahric etti, O dedi ki: “Beytü'l Makdis’in (Kudüs) Meliki (Mehdi) Hindistan'a asker gönderir. Feth eder ve hazinelerini alır ve onun ziynetleri ile Beytü'l Makdis'i süsler. Ona Hind Melikleri bağlanarak getirilir. Kendisine doğu-batı arası feth olunur.”

• Konstaniyye ve Deylem’in feth edileceği

- İbni Mace ve Ebu Naim, Ebu Hureyre’den tahric ettiler, O dedi, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Eğer dünyadan bir gün bile kalsa, Allah o günü uzatır, Ehli Beyt'imden birisini, çıkarır ve dünyaya Malik eder. O Konstaniyye ve Deylem dağlarını feth eder.” (Deylem Dağları Hazer denizinin güneybatısındadır.)

• Rumiyye (Roma)’nın ve Kat’i beldesinin fethi

- Huzeyfe b. Yamani

Mehdi kıssası ve Rumiyye’nin fethi hakkında Resullullah sallallahu aleyhi ve sellemden rivayet etti, O şöyle buyurdu: “Mehdi’nin askerleri dört tekbir getirdiği zaman, Rumiyye’nin duvarları yerle bir olacaktır. Burada altı yüz bin kişi öldürülür. Ve hazineleri de Beyt-ül Makdis’e götürülmek için alınır. Ayrıca içinde sekine ve Beni İsrail’in sofrası, gerçek Tevrat levhaları, Hz. Musa’nın asası ve Hz. Süleyman’ın minberi ile, Allah’ın Beni İsrail’e gönderdiği süt gibi beyaz renkli men (kudret helvası)’den iki ölçek bulunan tabut da Beyt-ül Makdis’e getirirler. Sonra onlar Tahine ismindeki bir şehri de feth eder ve nihayet kat’i beldesine gelirler.”

Kat’i: Bu belde gemileri taşımayan bir deniz üzerindedir. Denildi ki:

“Ya Resullullah, niçin o gemileri taşıyamayaz” Buyurduk ki: “O denizin derinliği bulunmamaktadır. İnsanlar ona ancak küçük gemilerle geçebilirler. Hz. Mehdi ve ordusu o denizin kenarından geçerler. Allah orada Ademoğulları için menfaatler yaratmıştır. Kat’i beldesinin 360 kapısı bulunur ve her kapıdan da 1000 savaşçı çıkar. Mehdi ve ordusu 4 tekbirle şehrin duvarlarını yerle bir eder. İçindeki hazineleri alır ve burada yedi yıl kaldıktan sonra Beyt-ül Makdis’e geçerler. Deccal’in Isfahan Yahudileri ile birlikte çıktığı haberi bu sırada onlara ulaşır.” (Bu hadisi Ebu Ömer ed-Dani Sünen’de zikreder.)

• Hz. Mehdi’nin dünyanın her yerine teveccüh edeceği ve Zülkareyn’in girdiği her şehre gireceği

- Emirü'l Mü’minin Hz. Ali İbni Ebi Talib (r.a.)’dan Mehdi kıssası hakkında rivayet edildi. Dedi ki: “O (Mehdi) dünyanın her yerine teveccüh eder ve her zalimi yok eder. Ehli İslam'ın kalbini Allah O’nunla ihya eder. Hazineleri Beyt-ül Makdis’de toplar. İçinde bir çarşısının her bir çarşıda da bin dükkanın bulunduğu bir şehre gelir, orayı feth ettikten sonra dünyayı kuşatan yeşil deniz üzerindeki Kat’i şehrine gelir. Bu denizin arkasında Allah’dan başkasının bilmediği şeyler vardır. Kat’inin uzunluğu bin mil, genişliği ise beş yüz mildir. Mehdi’nin askerleri üç tekbirle şehrin duvarlarını yerle bir ettikten sonra bir milyon insanı öldürerek burayı feth ederler. Hz. Mehdi daha sonra bin adet binekle buradan Beyt-ül Makdis’e geri yönelir. Filistin'de Trablusşam, Akka, Sur, Gazze ve Askalan'ı da alarak buradaki hazineleri Kudüs’ü şerife getirir. Deccal çıkıncaya kadar burada ikamet eder. Daha sonra da Hz. İsa aleyhisselam nüzul eder ve Deccal’i öldürür.” (Bu konuda “Ikduddurer’de daha geniş bilgi vardır.)

Yine “Ikdiddurer” de anlatıldığına göre:

Konstaniyye:

Konstaniyye ismi onu inşa eden Konstantin’den gelmektedir. Kral Konstantin Hristiyanlığı ilk açığa çıkaran kimsedir. Bu şehrin yedi sur’u bulunmaktadır. Diğer altı sur’u da içine alan en büyük Sur’un genişliği 21 zir’adır (9 m kadar). Ve 100 kapısı vardır. En son ve şehri içine alan Sur’un genişliği ise 10 ziradır (4.5 m. kadar). Şehir bir haliç üzerinde bulunmaktadır. Ve o Rum beldeleri ve Endülüs’e (Avrupa)’ya muttasıldır (bitişiktir).

Rumiyye (Roma):

Rum şehirlerinin anasıdır. Oranın hakimine Papa denilir. Papa, Müslümanların halifesine benzer. Yani, dini liderdir. Bu Rumiyye şehri gibi, içinde acayiplikler olan bir başka yere hiç bir Rum beldesinde rastlamak mümkün değildir.

• İbni Cerir’in Tefsirinde Rumlar hakkında görüşleri

- İbni Cerir Tefsirinde Sudiy’den tahric etti. Allah Teala’nın “Mescidlerin içinde insanları Allah’ın ismini zikretmek ten men eden ve onları engellemeye çalışan kimseden daha zalim kim olabilir?” mealindeki ayetinin tefsirinde dedi ki:

Burada zalim insanlardan Allah’ın kastı Rum ehlidir. Çünkü onlar Beyt-ül Makdis’in tahribi için Buhtannasar’a yardım etmişlerdir. Yine Allah’ın ‘Mescidlerine korkuyla girenler onlardır’ mealindeki ayetinde kasdettiği de Rum ehlidir. Çünkü yeryüzündeki her Rum ya boynunun vurulacağı endişesiyle ya da cizye vermek korkusu ile Allah’ın mescidine girer, ancak yine de cizyeyi verir.”

Yine Allah Teala’nın “Onlar için dünyada zillet var” mealindeki ayeti hakkında dedi ki:

Onların dünyadaki zilleti, Mehdi’nin çıkıp Konstaniyye (Roma)’yı feth etmesi ve Rumları yenmesidir.”

• Yahudilerden büyük bir cemaatin Müslüman oluşu

- Naim, Selman b. İsa’dan tahric etti, o Dedi ki: “Duyduğuma göre, Mehdi’nin elinde (zamanında) sekine bulunan tabut Taberiye gölünden çıkarılır ve Beyt-ül Makdis’de O’nun önüne getirilir. Yahudiler bunu görünce, pek azı hariç, çoğu Müslüman olurlar.”

• Hz. Mehdi’ye “Mehdi” denilmesinin sebebi

- Ebu Amr Dani, Sünen’inde İbni Şevzeb’den tahric etti. O dedi ki: “O’na Mehdi denilmesinin sebebi şudur. O, Yahudilerin hac yaptığı Şam dağlarından bir dağın içindeki Tevrat’a dair kitapları çıkarır ve Yahudilerden bir cemaat O’nun elinde Müslüman olur.”

- Keza (Naim Bin Hammad) Kaab’dan tahric etti, O dedi ki: “O kimsenin bilmediği gizli bir duruma irşad edildiği (kılavuzlandığı) için kendisine 'Mehdi' denilmiştir. O, Tabut-u Sekine’yi Antakya mağarasından çıkarır.

• Hz. Mehdi ve Ehli Beyti’nin Kudüs’te uzun müddet kalacağı

- Naim b. Hammad, Ertah’dan tahric etti, Dedi: “Hz. Mehdi, Beytü'l Makdis’e iner ve millet O’nun Ehli Beyt’inden gelenlerle uzun bir müddet yaşar. Daha sonra zalimler görünür ve Beni Abbas rahmetle aranır.”

 

8. BÖLÜM

HZ. MEHDİ'NİN İSA AS. İLE BULUŞMASI

HZ. MEHDİ’NİN HZ. İSA ALEYHİSSELAMA İMAMLIK YAPMASI

• Hz. Mehdi’nin ümmetin ortasında olduğu

- Ebu Naim, İbni Abbas’dan tahric etti, dedi ki, Resullullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Nasıl helak olur bir ümmet ki evvelinde Ben, sonunda Meryem oğlu İsa aleyhisselam ve ortasında da Ehli Beytimden Mehdi vardır.”

• İbni Hacer-i Mekki’nin bu husustaki bir izahı

Şeyh İbni Hacer-i Mekki de El Kavlul Muhtasar fi Alametil Mehdiyy-il Muntazar isimli kitabında şunları söylemektedir:

“Hazreti Mehdi’nin vasat (ortada) olacağından kasıt, ahire (en sona, kıyamete) yakın olmasını izah için olup, Mehdi’nin bu ümmetin ahiri (sonunda ya da sona yakın) olacağını bildiren sahih rivayetlerle zıtlık teşkil etmez. Vasat tabiri, Hz. Mehdi’nin Hz. İsa’dan çok az bir süre önce (Yedi sene iki ay birkaç gün) geleceğini ifade etmek için kullanılmış ve Hz. İsa aleyhisselam O’ndan kısa bir zaman sonra gökten ineceği içinde ahir (son) olarak vasıflandırılmıştır.”

• Hz. Mehdi’nin Hz. İsa aleyhisselama imamlık yapacağı

- Naim Ebu Said’den tahric etti, dedi, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurur: “İsa Bin Meryem’in arkasında namaz kılacağı kişi bizdendir.”

- İbn Ebi Şeybe, Musannef’inde, İbni Şirin’den tahric etti. Dedi ki: “Mehdi bu ümmettendir ve Hz. İsa’ya imam olacaktır.”

- Naim b. Hammad, Abdullah b. Amr’dan tahric etti. Dedi ki: “Mehdi, İsa İbni Meryem’in üzerine ineceği ve arkasında namaz kılacağı kimsedir.”

- Buhari ve Müslim, Ebu Hureyre’den tahric etti, buyurdu: “İsa Bin Meryem gökten iner, onların (mü’minlerin) Emiri olan Mehdi, kendisine ‘Gel bize namaz kıldır’ der. O (Hz. İsa As.) ise, şu ümmete Allah’ın bir ikramı olarak, ‘Hayır, sizin bazınız bazılarınızın Emiridir’ der.

• Hz. İsa aleyhisselam gökten inince, Hz. Mehdi’nin kendisine namazı kıldırmasını teklif etmesi

- Ebu Naim, Cabir’den tahric etti, dedi, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “İsa Bin Meryem gökten iner, onların (mü’minleri) Emiri olan Mehdi, kendisine ‘Gel bize namaz kıldır’ der. O (Hz. İsa As.) ise, şu ümmete Allah’ın bir ikramı olarak, ‘Hayır, sizin bazınız bazılarınızın Emiridir’ der.”

• Hz. İsa aleyhisselamın gökten sabah vakti ineceği

- İbni Mace, Ravyanı, İbni Huzeyme, Ebu Avane, Hakim ve Ebu Naim, Ebu İmame’den tahric ettiler. Dedi, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bize hitab etti. Deccal’i anarak şöyle buyurdu: “Medine, körüğün demirin pasını giderdiği gibi, içindeki pisliği giderir, O güne ‘kurtuluş günü’ denir.” Ümmü Şüreyk: “Ya Resullullah, o gün Arablar nerede?” dedi. Buyurdu: “Onlar o gün az olurlar, imamları salih bir insan olan Mehdi olduğu halde, Beytü’l Makdis’e sığınırlar. Orada imamları kendilerine sabah namazını kıldırmak için öne geçtiği sırada, bir de bakarlar ki İsa İbni Meryem aleyhisselam sabah vaktinde inmiştir. Bu imam (Mehdi) Hz. İsa’yı öne geçirmek için arka arka çekilir. Hz. İsa aleyhisselam onun omuzlarına eline koyar ve O’na der ki: ‘Geç öne namazı kıldır. Zira kamet senin için getirilmiştir’ bunun üzerine imamları (Mehdi) onlara namazı kıldırır.”

• Hz. İsa aleyhisselamın saçlarından su damlıyor gibi olduğu

- Ebu Amr ve Dani Sünen’inde Huzeyfe (r.a.)’dan tahric ettiler, dedi, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Mehdi bakar ki Hz. İsa İbni Meryem inmiştir, sanki saçlarından sular damlıyor haldedir. Ve Mehdi O’na der ki ‘Geç öne insanlara namazı kıldır.’ Hz. İsa ise der ki ‘Namaz ancak senin için ikame olundu.’ Bunun üzerine, O, Benim evladımdan bir Reculün arkasında namazı kılar.”

• Hz. İsa aleyhisselam inene kadar Hak üzere çarpışan bir taife’nin bulunacağı

- Ebu Amr ve Dani Sünen’inde Cabir b. Abdullah’dan tahric ettiler, dedi ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Ta ki İsa İbni Meryem, Fecrin tuluu sırasında (sabah namazı vakti), Beytü’l Makdis’te Mehdi üzerine nüzul edene kadar, benim ümmetimden bir taife Hak üzere çarpışacaktır. O zaman Mehdi der: ‘Ey Allah’ın Peygamberi geç öne bize namazı kıldır’ O (Hz. İsa) ise, ‘Bu ümmetin biri diğerlerine emidir’ der.”

- Ahmed, Müslim, İbni Cüreyr ve İbni Hıbban, Cabir b. Abdullah’dan tahric ettiler, buyurdu: “Kıyamete (Deccal ile savaşa) kadar Benim ümmetimden bir grup, Hak üzere galib olarak çarpışacaktır. Ve İsa Bin Meryem gökten nüzul ettiğinde (dünyaya indiğinde), onların Emiri, kendisine, ‘Gel bize namazı kıldır’ der. Ancak O, şu ümmete Allah’ın bir ikramı olarak ‘Sizin biriniz, diğerlerinize emirdir’ cevabını verir.” (Yani imamınız Mehdi aranızdadır. O kıldırmalıdır demek ister.)

• Hz. Mehdi’nin ilk namazdan sonra imamlığı Hz. İsa aleyhisselama vermesi

- Naim, Kaab’dan tahric etti. Dedi ki: “Deccal, Beytü’l Makdis’de mü’minleri muhasara altına alır ve onlara (mü’minlere) öylesine şiddetli bir açlık icabet eder ki açlıktan yaylarının kirişini bile yemek zorunda kalırlar. Onlar bu halde iken, aniden karanlığın içinden bir ses işitirler ve ‘Bu tok bir adamın sesidir’ derler. Bir de bakarlar ki O, İsa İbni Meryem’dir. Namaza kalkarlar, Müslümanların imamı Mehdi geri çekilir. Bunun üzerine Hz. İsa der ki: ‘Geç öne, namaz senin için ikame olundu.’ Hz. Mehdi de onlara namaz kıldırır ve bundan sonra Hz. İsa aleyhisselam İmam olur.”

- Naim b. Hammad, İbni Abbas’dan tahric etti, dedi ki: “Mehdi bizdendir. İmamlığı Hz. İsa İbni Meryem’e verir.”

-------------------------------------------------------------------

9. BÖLÜM

HZ. MEHDİ’DEN SONRA GELECEK HALİFELER

A- HZ. MEHDİ’NİN HÜKMÜNÜN SÜRESİ

• Hz. Mehdi’nin zuhurundan Hz. İsa aleyhisselam ininceye kadar ki hükmünün süresinin yedi sene civarında olduğu

- Keza (Naim Bin Hammad) Muhammed b. Cubeyr’den O da babasından tahric etti, babası şöyle dedi: “Mehdi, yedi sene iki ay birkaç gün hüküm sürecektir.”

- Ebu Ya’la, Ebu Hureyre’den tahric etti. Dedi ki, dostum Ebu Kasım (Paygember Efendimiz aleyhisselam) bana şöyle buyurdu: “Ehli Beytimden birisi çıkıp insanları Hakk’a dönene kadar mücadele etmedikçe kıyamet kopmaz.” Ben dedim: “Onun hükmü ne kadar devam eder?” Buyurdu: “Beş ve iki” (Yedi sene)

- Ahmed ve Ebu Naim, Ebu Said’den tahric ettiler. Dedi, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Ehli Beytimden birisi yedi yıl hüküm sürüp, daha evvel zulümle dolu olan arzı, adaletle doldurmadıkça bu dünya bitmez.

- Tabarani Evsad’ında ve Ebu Naim Ebu Said-ül Hudri’den tahric etti. Dedi ki Resullullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ehli Beytimden birisi çıkar ve sünnetimi söyler. Allah O’na yağmur indirir ve yeryüzü O’na bereketini çıkarır. Daha önce zulüm ve cevirle dolu olan dünya, adalet ve nefasetle dolar. Yedi yıl bu ümmete hükmeder ve Beytü’l Makdis’e (Kudüs'e) iner.”

- Ebu Naim, Ebu Said’den tahric etti. Dedi, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Benim soyumdan bir insan gelir ve daha önce zulüm ve cevirle dolu olan dünyayı adaletle doldurur. Hükmü yedi veya dokuz yıl sürer.

• Hz. Mehdi’nin, Hz. İsa aleyhisselam ile birlikte bulunacağı zamanlar da dahil olarak hüküm sürebileceği zamanlar

- Keza (Naim Bin Hammad) Bukayye b. Velid’den tahric etti. O dedi ki: “Mehdi’nin hayatı 30 senedir.”

- Keza (Naim Bin Hammad) Hz. Ali (r.a.)’den tahric etti. Dedi ki: “Mehdi, insanların işlerini otuz ile kırk yıl üzerine alacaktır.”

- Naim b. Hammad, Ertah’dan tahric etti, dedi: “Mehdi kırk yıl baki kalır.”

- Keza (Naim Bin Hammad) Dinar b. Dinar’dan tahric etti, Dedi ki: “Mehdi’nin bekası kırk yıldır.”

• Şeyh Ahmed İbni Hacer’in görüşü:

“Hz. Mehdi’nin yedi sene hüküm süreceği rivayeti hem daha çok, hem de daha meşhurdur. Ancak bütün rivayetlerin sahih olması takdirinde, aralarını şöyle bağdaştırmak mümkündür: Yedi yıl (kendi başına) etkili müddetidir. (Hz. İsa ile beraber kalacağı müddetle birlikte) Bu müddet ortalama yirmi sene alınabilir. Veya 40 seneye kadar uzanabilir.”

B– HZ. MEHDİ’DEN SONRA GELECEK OLAN HALİFELER

NOT: Hz. Mehdi’nin yedi senelik kendi idaresinden sonra, Deccal çıktığı zaman, Hz. İsa aleyhisselamın nüzul edip, Deccal’i öldüreceği ve Kırk sene dünyada hüküm süreceği Allah’ın izni ile kesindir. Bu zamanın bir kısmında da Hz. Mehdi ile beraber bulunabileceği yukarıda açıklandı.

Aşağıdaki Hadis-i Şeriflerde ismi geçen ve Hz. Mehdi’den sonra geleceği bildirilen zatların ise, ya Hz. İsa aleyhisselamın veziri olarak veya O’ndan sonra müstakil olarak hüküm sürmeleri muhtemeldir.

• Hz. Mehdi’den sonra “Kahtani” denilen bir kimsenin geleceği

- Tabarani Kebir’inde, İbni Münde Ebu Naim, İbni Asakir, Kays b. Cabir’den, O da babasından, babası da dedesinden tahric ettiler, o dedi ki Resullullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Benden sonra halifeler olur. Halifelerden sonra emirler, emirlerden sonrada zalim melikler gelir. Son olarak da ehli Beytimden birisi çıkar, daha önce zulümle dolu olan dünyayı adaletle doldurur. Sonra O gider Kahtani gelir. Beni Hak olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki O diğerinden dun (aşağıda ve gayrı) değildir.

- Keza (Naim Bin Hammad) Kays b. Cabir es-Sadefi’den tahric etti, dedi ki: Resullulah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Ehli Beytimden bir adam olacak ve daha önce zulüm dolu olan dünyayı adaletle dolduracaktır. Ondan sonra Kahtani’dir. Nefsim yedi-i kudretinde olana yemin ederim ki O, O’nun dununda değildir.”

• Kahtani’nin Hz. Mehdi’den dun olmayacağı

- Keza (Naim Bin Hammad), Velid’den O da Mamer’den tahric etti, dedi ki Resullullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Mehdi’den sonra Kahtani’dir. O, Onun dununda değildir.”

• Kahtani’nin Hz. Mehdi’nin yolunda gideceği

- Keza (Naim Bin Hammad) Kaab’den tahric etti. O dedi ki; buyurdu: “Benden sonra, ehli Yemen’den Mehdi’nin dinde kardeşi olan, Kahtan’dan bir halife olur. Ve O’nun (Mehdi’nin) yolunda gider. Rum şehrini feth edecek olan O’dur ve ganimetlerini de alır.”

• Kahtani’nin yirmi sene kadar kaldıktan sonra silahla öldürüleceği

- Keza (Naim Bin Hammad) Ertad’dan tahric etti, dedi bana ulaştı ki: “Mehdi kırk yıl yaşadıktan sonra döşeğinde vefat eder. Sonra Kahtan’dan iki kulağı delik olan bir adam çıkar ve Mehdi’nin yolu üzerinde gider. Yirmi sene kaldıktan sonra silahla öldürülür. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in Ehli Beytinden bir adam olan, Mehdi güzel tavırlıdır. Kayser şehrine gaza eder. O, Ümmet-i Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in emirlerinin sonuncusudur. Sonra O’nun zamanında Deccal çıkar.”

• Kahtani’nin isminin Mansur olabileceği hususu

- Keza (Naim Bin Hammad) İbni Amr’dan tahric etti, o dedi ki: “Ey Yemen topluluğu, Mansur’un sizden olduğunu söylüyorsunuz. Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki O’nun babası Kureyşi’dir. İstesem O’nu son ceddine kadar sayardım.”

- Naim b. Hammad, Süleyman b. İsa’dan tahric etti, dedi ki: “Bana ulaşan bir habere göre, Hz. Mehdi on dört sene Beytü’l Makdis’de (Kudüs’te) kalır, ardından ölür. Kendinden sonra, kendi kavminden Mansur adında bir adam arkasından gelir. Beytü’l Makdis’de yirmi bir sene durur. Sonra öldürülür, daha sonra Mevla adında birisi gelir ve üç yıl kaldıktan sonra o da öldürülür. Ve bilahare Heşimül-Mehdi gelip üç yıl dört ay on gün kalır.”

- Keza (Naim Bin Hammad) Zühri’den tahric etti, dedi ki: “Mehdi ölür, sonra insanlar fitnelere düşer ve kendilerine Mahzum kabilesinden bir adam gelir, O’na biat olunur. Bir müddet kalır, sonra semadan ins ve cinne ait olmayan bir münadi şöyle nida eder: ‘Falana biat edin ve hicretten sonra topuklarınız üzere geriye dönmeyin.’ İnsanlar hemen bakınırlar, ancak (biat edecek kimse) göremezler. Sonra bu nida üç kez duyulur. Bilahare Mansur’a biat edilir de, Mansur, Mahzuni üzerine yürür. Allah da O’na nusret verir de onu ve beraberindekileri öldürür.

• Hz. Mehdi’den sonra gelecek diğer kimseler Mansur, Selam ve Emirü’l Usub

- Keza (Naim Bin Hammad) Ertad’dan tahric etti, o dedi ki: “Mehdi ile Rumlar arasında bir antlaşma olur, sonra Mehdi vefat eder, sonra Ehli Beytinden bir adam işleri üzerine alır. Az adalet yapar, sonra öldürülür.”

- Ebu Hüseyin İbni Münadi, Salim b. Ebi Cad’dan Melahim’inde tahric etti. O dedi ki: “Mehdi yirmi bir yıl kalır, kendinden sonra bir diğeri gelir ve O’nun dununda olur, fakat O da salihdir, on dört yıl kalır. Sonra bir diğeri gelir, O da onun dunundadır, o da salihdir, dokuz yıl kalır.”

- Keza (Naim Bin Hammad) Abdullah b. Amr’dan tahric etti dedi ki: “Zalimlerden sonra Cabir gelir, sonra Mehdi, sonra Mansur, sonra Selam ve en sonra da Emirü'l Usub gelir.”

- Naim, Abdullah b. Amr’dan tahric etti. Dedi ki: “Zalimlerden sonra Cabir çıkar. Öyle ki Allah Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in ümmetini ona tabi kılar. Sonra Mehdi, sonra Mansur, sonra Selam ve sonra da Emirü’l-Usub. Bundan sonra ölmeye muktedir olan ölsün.

- Keza (Naim Bin Hammad) Abdullah b. Amr’dan tahric etti, dedi ki: “Üç emir arka arkaya gelir. Allah onlara yeryüzünün tamamının fethini müyesser kılar. Evvelinde salih Cabir, sonra Müferrec, sonra da Zulusub. Kırk yıl kalırlar. Onlardan sonra dünyada hiç hayır yoktur.

 

10. BÖLÜM

HATİME (SON)

A- DÜNYANIN ÖMRÜ (Burada insanlık tarihinin ömrü kast edilmektedir.)

• Dünyanın ömrünün yedi bin yıl olduğu

- İbni Asakir diyor ki: Ebu Said Ahmed b. Muhammed Bağdadi (aradaki ravi silsilesi ile) rivayet etti. Enes b. Malik (r.a.)’dan, o dedi ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Kim bir din kardeşinin Allah yolunda bir ihtiyacını görürse, Allah Teala onun için, gündüzlerini oruçla, gecelerini de ibadetle geçirmişçesine şu dünyanın yedi bin yıllık ömrü müddetince sevap yazar.”

- İbni Abiyy diyor ki: Ebu İshak, İbrahim b. Abdullah Nebti, (aradaki ravi silsilesi ile) rivayet etti. Enes b. Malik (r.a.)’dan, o dedi ki Resullullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Dünyanın ömrü, ahiret günlerinden yedi gündür. Allah Teala buyurdu ki: ‘Senin Rabbinin yanındaki bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir.’ ”

- İbni Ebi Dünya, Zemmil Emel’inde diyor ki: Ali b. Said, Hamza b. Hişan’dan, o da Said b. Cubeyr’den rivayet ettiler ki “Dünya, ahiret haftalarından bir haftadır.”

- İbni Ebi Hatem, Tefsir’inde İbni Abbas’dan rivayet etti ki: “Dünya, ahiret haftalarından bir hafta olup, yedi bin senedir ve bunun altı bini geçmiştir.”

- İbni Abbas’dan sahih olarak nakledilen şöyle şöyle bir rivayet vardır. O dedi ki: “Dünya yedi gündür. Her bir gün bin yıl gibidir. Ve Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem de onun sonunda gönderildi.”

• Ashab-ı Kiramın gördüğü bir rüya

- Tabarani Kebir’inde diyor ki Ahmed b. Nadr el-Askeri ve Cafer b. Muhammed-ül Feryabi nakletmişler ki; (ravi silsilesi ile) Dakkak b. Zeyd-i Cüheni’den rivayet ettiler. O dedi ki: “Ben gördüğüm bir rüya’yı Resullullah sallallahu aleyhi ve sellem’e anlattım. Bu rüyada Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem yedi basamaklı bir minberin en üst basamağında idi. O buyurdu ki: ‘Yedi basamaklı gördüğün minber şu dünyanın ömrü olan yedi bin senedir, Ben de onun son bininde olacağım.’ ”

- İbni Abd-il Hamid, Tefsir’inde diyor ki; Muhammed b. Fadl, Hammad b. Zeyd’den, o da Yahya b. Atik’den, O da Muhammed b. Sirin’den, o da Müslüman olmuş kitap ehli birisinden rivayet ettiler ki: “Allah, gökleri ve yerleri altı günde yaratmıştır. Rabbimin yanında bir gün, sizin dünya hayatında saydığınız bin yıl gibidir. Ve dünyanın eceli altı gündür, yedinci günde kıyamet kopacaktır. Altı gün gitmiştir ve siz yedinci gündesiniz.”

• Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem zamanında, Adem aleyhisselamdan beri 5600 yıl geçmiş olduğu

- Ahmed İbni Hanbel İlel’inde nakletti. İsmail b. Abdülkerim, Abdüssamed’den O da Vehb’den rivayet etti: “Dünyadan beş bin altı yüz yıl geçmiştir.

Not: Bu hadis-i şerife gösteriyor ki Ümmet-i Muhammed’in ömrü en az 1400 yıl olacaktır. 7000-5600= 1400 etmektedir. Şu anda 13.01.1433’deyiz...

• Yahudilerin Cehennemde kalış müddetleri hakkındaki zanları

- Ebu İshak diyor ki: Muhammed b. Ebi Muhammed İkrime’den, o da Said b. Cübeyr’den, o da İbni Abbas’dan rivayet ettiler ki: “Yahudiler şöyle dediler: ‘Dünyanın müddeti yedi bin yıldır. O yüzden biz dünyanın her bin senesi karşılığında, bir gün Cehennemde kalacağız ki hepsi yedi gündür, sonra bizden azab kesilecektir.’ Allah işte bu mealdeki ayeti onlar hakkında inzal buyurdu: ‘Yahudiler, ateş bize ancak sayılı günler dokunacaktır derler. Siz Allah’ın indinde bir sözleşme mi yaptınız? Allah Teala hiçbir zaman sözüne muhalefet etmez. Yoksa siz Allah’a karış bilmediklerinizi mi söylüyorsunuz? Hayır, kim ki günah işleyip günahı onu kaplarsa, o Cehennem ehlinin ta kendisidir ve orada ebedi kalacaktır.’ ”

Bu hadisi, İbn Cüreyr, İbn Munzır, İbni Ebi Hatem rivayet etmiştir. Ayrıca, Abd b. Humeyd, Sebbade’den, Sebbabe’den, o da Varaka b. Ebi Nech’den, o da Mücahid’den yukardaki hadisin benzerini aynen rivayet etmişlerdir.

B – HZ. İSA ALEYHİSSELAMIN DÜNYADA 40 YIL KALIŞI

• Deccal’in bir hicri yüzyıl başlarında çıkacağı

- İbn Ebi Hatem Tefsir’inde, Yahya b. Abdullah el- Kazvuni’den (ravi silsilesi ile) Abdullah b. Amr b. As’dan rivayet ettiler ki Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Dünya kurulduğundan beri her yüzün başında önemli bir olay olmuştur. Bir yüzün başlarında da Deccal çıkar ve İsa Bin Meryem aleyhisselam nüzul ederek onu öldürür.”

• Hz. İsa aleyhisselamın Deccal’i öldürdükten sonra yeryüzündeki kırk yıl kalacağı

- İmam Ahmed, Müsned’inde Hz. Aişe’den tahric etti. Dedi ki; Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Deccal çıkar, Hz. İsa İbni Meryem onu öldürür. İsa aleyhisselam adil bir imam ve Hakim olarak yeryüzünde kırk yıl kalır.”

- Tabarani, Abdullah b. Selam’dan tahric etti, o dedi ki: “İnsanlar, Deccal’den sonra kırk yıl kalır, bu dönemde çarşılar yapılır ve hurma ağaçları dikilir.”

- Tabarani, Ebu Hureyre’den tahric etti, dedi ki; “Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: Meryem oğlu İsa aleyhisselam iner ve insanlar arasında kırk sene kalır.” (Hz. İsa aleyhisselamın kırk yıllık döneminde “Hayırlar devri” denir.)

• Hz. İsa aleyhisselam devrinde hayat ve Ye’cüc-Me’cüc’ün çıkışı

- Hakim, Müstedrek’inde, İbni Mes’ud’dan, o da Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’den rivayet etti. Buyurdu: “Deccal’in bineğinin kanatları (kulakları) arasındaki mesafe kırk zira (arşın)’dır.” Hadis’e göre şöyle devam etti. “İsa İbni Meryem iner ve onu öldürür. Ondan sonra kırk yıl bol nimet içinde yaşarsınız. Kimse ne hasta olur, ne de ölür. Kişi koyunlarına ve hayvanlarına ‘gidin otlayın’ der, onlar iki tarla arasından hiç bir başak yemeden geçip otlarlar. Yılanlar ve akrepler de kimseye zarar vermezler, yırtıcı kuş ve hayvanlar kapılara gelir ve kimseye bir zarar vermezler. Bir avuç buğday toprağa atıldığında, çift sürmeksizin yedi yüz avuç olarak biçilir. Ve bu durum Ye’cüc ve Me’cüc seddinin açılmasına kadar devam eder. Daha sonra Ye’cüc ve Me’cüc dalgalar halinde gelerek etrafı fesada boğarlar. Ve nihayet Allah, onların kulaklarına giren bir kurtçuğu musallat eder ve onlar toptan ölü olarak sabahlarlar. Ancak leşleri çok fena kokar ve insanlar ondan çok mustarip olurlar ve Allah’dan yardım isterler. Bunun üzerine Allah bir rüzgar gönderir ve sıkıntılarını kaldırır ve onların leşleri de denize atılır. İnsanlar da güneş batıdan doğuncaya kadar az bir zaman kalırlar.”

- İmam Ahmed Zühd’ünde Ebu Hureyre’den tahric etti. O dedi ki: “İsa İbni Meryem yeryüzünde kırk yıl kalır ve eğer Batha’ya ‘bal olarak ak’ dese o da akar.”

• Hz. İsa aleyhisselamdan sonra Mukaat adında bir halifeye biat edileceği

- Ebu Şeyh, Kitab-ül Fiten’de Ebu Hureyre’den tahric etti, dedi ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “İsa Bin Meryem iner, Deccal’ı öldürür ve kırk yıl Allah’ın kitabı ve Benim sünnetimle hükmeder, vefat eder. Sonra İsa aleyhisselamın emri ile yerine Temim oğullarından Mukaat adında bir halifeye biat edilir. O da öldükten sonra, insanlar üzerine üç yıl geçmeden, Kur’an insanların göğüslerinden ve sahifelerden kaldırılır.”

• Güneşin batıdan doğuşunun, kıyametten 120 sene önce olacağı

- Abd. b. Hümeyd, Yezid b. Harun’dan, o da İsmail b. Halid’den, o da Ebu Heyseme’den, o da Abdullah b. Ömer’den rivayet ettiler, O dedi ki: “İnsanlar güneşin batıdan doğmasından sonra yüz yirmi yıl daha kalırlar.” (Naim Bin Hammad da Fiten’inde bu hadisi nakletmektedir)

- İbni Ebi Şeybe, Vekii’den, o da İsmail’den o da Ebu Heyseme’den, o da Abdullah b. Ömer’den rivayet ettiler, o dedi ki; “İnsanlar güneşin batı’dan doğmasından sonra yüz yirmi yıl daha dünyada kalırlar.”

• Kıyametten önce son yüz sene içinde Allah’a ibadetin kalkacağı

- Hakim Tarih’inde, Ebu Said b. Hamid Abdullah’dan (ravi silsilesi ile) o da Abdullah b. Beride’den o da babasından rivayet ettiler, Resullullah Efendimizden (s.a.v), buyurdu: “Kıyamet, yeryüzünde Allah’a ibadet edilmeyen bir yüz sene geçmedikçe kopmaz.”

• Mü’minlerden son grubun canı alındıktan sonra insanların yüz sene daha dünyada kalacağı

- Naim b. Hammad, Kaab’dan tahric etti. Dedi ki: “İsa Bin Meryem aleyhisselam ve mü’minler, Ye’cüc- Me’cüc’den sonra senelerce kalırlar. Sonra gürültülü toz-duman gibi bir şey görürler ve birden bir rüzgar ki Allah onu mü’minlerin canını almak için göndermiştir. İşte onlar mü’minlerden canı alınacak son gruptur. İnsanlar bundan sonra yüz yıl daha dünyada kalırlar. Ne din ne sünnet tanrılar, yabani merkebler gibi (dışarılarda) birbirileri ile buluşurlar. Kıyamet de onların üzerine kopar.”

- Naim b. Hammad Abdullah b. Ömer’den tahric etti. Dedi ki: “Allah, Ye’cüc ve Me’cüc’den sonra temiz bir rüzgar gönderir. Bununla Hz. İsa, ashabı ve yeryüzünde bulunan her mü’minin ruhunu alır. Ve geriye kafirlerin bakayası (kalanı) ki onlar yeryüzünün en şerlileridir ve yüz yıl daha kalırlar.”

- Ebu Ya’la ve Ravyani, Müsned’lerinde, İbni Nafi’de Mücem’inde, Hakim Müstedrek’inde, Diya ise Muhtara’da Büreyde’den tahric ettiler. O dedi ki Resullullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Allah bir yüzün başında bir rüzgar gönderir ki O her mü’minin ruhunu alır.”

• Şerliler devrinde insanların yeniden putlara tapacakları

- Müslim ve Hakim, Abdullah b. Ömer’den tahric ettiler. Dedi ki Resullullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Deccal çıkar, 40 gün kalır. Sonra Allah Hz. İsa aleyhisselamı gönderir ve öldürünceye kadar onu arar. Daha sonra insanlar yedi (kırk) sene kalır. Bu esnada iki kişi arasında düşmanlık olmaz. Daha sonra ise dağda bir mağaraya saklansanız dahi size ulaşacak olan soğuk bir rüzgar, Şam tarafından gelir ve kalbinde zerre miktarı iman olan bir kimse bırakmaz ruhunu alır. Hatta bir kimse bir dağın içine saklansa bile o rüzgar oraya girer ve onun ruhunu da alır. Geride şerli insanlar kalır ve şeytan onlara putara tapmaları için emir verir de onlar da o emri yerine getirirler.”

- Naim, Abdullah b. Ömer’den tahric etti. Dedi ki; “Kıyamet, Arablar eski atalarının putlarına yeniden tapmadan kopmaz. Bu süre de Deccal’dan ve Meryem oğlu İsa’nın inişinden sonra yüz yirmi yıldır.”

• Hayırlılardan sonra, şerlilerin 150 sene olduğu

- İbni Ebi Şeybe, Musannef’de, Ebu Muaviye Ameş’den, o da Ebu Kays’dan o da Heysem b. Esved’den rivayet ettiler. o dedi ki: “Muaviye zamanında ben ona uğramıştım. Yanında Abdullah bin Ömer vardı. Bana ‘Kimlerdensin?’ dedi. Ben ‘Iraklılardan’ dedim. Bana ‘Sen orada tuzlu bir yer olan Kusi’yi bilir misin?’ dedi. Ben ‘Evet’ deyince O dedi ki: ‘Deccal oradan çıkar’ Sonra dedi, ‘Hayırlılardan sonra şerliler için yüz yirmi yıl vardır. İnsanların hiç biri kıyametin ne zaman kopacağını bilmez.’ ” (Naim Bin Hammad da Fiten’ninde bu hadisi nakletmektedir.)

- Deylemi, Müsnet-il Firdevs’inde, kendisi babasından, o da Süleyman Hafız’dan (o da ravi silsilesi ile) İbni Ömer’den, o da Resullullah sallallahu aleyhi ve sellemden rivayet ettiler ki: “Şerli insanlar, hayırlılardan sonra yüz elli sene bütün dünyaya hakim olurlar. Onlar da Türklerdir.

(Bu durumda Hz. İsa aleyhisselamdan sonra dünyanın sonuna 150 sene var demektir. Doğrusunu Allah bilir.)

• İki nefha arasının 40 yıl olduğu

- İbni Mübarek Züht’de, Hz. Hasan’dan tahric etti, o dedi ki; “İki nefha arası kırk yıldır. Birinci nefha ile Allah her diriyi öldürecek, ikinci nefha ile de her ölüyü diriltecektir.”

- İbni Ebu Davud Baas’da, Merduye’de ebu Hureyre’den tahric ettiler, o dedi ki Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “İki nefha arası kırk yıldır.

- Buhari ve Müslim, Ebu Hureyre’den tahric etti, o dedi ki Resullulah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “İki nefha arasındaki süre kırk yıldır.”

Müellifin son sözü

Celaleddin Es-Suyuti’nin, “Kitab-ül Keşfan Mücavezeti Hazıhıl Ümmeti El-elf” isimli eseri (ondan alınan kısımlar) burada sona erdi. Böylece bizim kitabımız olan “Kitab-ül Bürhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Ez- Zaman da bitmiş oldu.

Alemlerin Rabbına hamd olsun ve salat u selam ebedi ve daimi din gününe kadar Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ve Ashabın ile Tabiin ve Tebe-i Tabiin ile onların ehli üzerine olsun.

Biz de deriz ki Allah Teala bütün fitnelerden ve Deccal fitnesinden de bizleri ve bütün mü’minleri korusun ve bizleri “Hayırlara” kavuşmak nasib etsin.

Amin...

-BİTTİ-

___________

 

SONSÖZ (Sami Ruhan)

 

Mehdilik ya da yalancı peygamberlik davalarıyla ortalığa çıkıp safderun ve bilgisiz insanları kandıranlar ve sömürenler olmaktadır. Bilgisizliğe ve istismara karşı en iyi çare, konu hakkındaki rivayetleri, Asr-ı Saadetten bize aktarılanları ÖĞRENMEKTİR. Biz de bu alanda muteber olan ve hemen bütün rivayetleri bünyesinde toplamış kıymetli bir alimin eserini vermiş bulunuyoruz. Lütfen uzun demeyip üşenmeyip dikkatlice okuyunuz. Word sayfasıyla 44 sayfa tutuyor. Gün içinde nelere vakit ayırmıyoruz ki? Biraz sabırla, bu yazılanları okuyunuz. İnşallah faydalı olur.

Mehdi As. zuhuruna, İsa As'ın nüzulüne yani ikinci kez dünyaya gelişine inanmayan kimseler de görülüyor. Onlara kısaca şunu hatırlatmak isteriz: İmam Rabbani, Alusi gibi alimler tevatüren gelen yani yalan söylemesi imkansız bir cemaat tarafından aktarılan haberlere inanmak gerektiğini, inanmayanların KÜFRE düşeceğini bildirmişlerdir. Ayrıntısına girmeden hatta Mehdi As. ve İsa As'a ve onların zamanına açıkça olmasa da işaret eden Ayet-i Kerimeler de vardır. Alimler bunları genişçe yazmışlardır. Öyleyse tevatürle gelmiş Mehdi As. ve İsa As. haberlerine inanmayanların kendi sorunlarıdır. Biz ümmet olarak, inkar edenler var diye bunları reddedecek, konuşmaktan geri duracak değilizdir.

Allah Teala, dünyada ve ahirette hepimize saadet ve selamet versin.

.


Yorumlar   

 
+3 #1 mehdiburak delice 21-03-2012 16:45
mehdi haktır ve tam inanırız zuhrunu da en derin ve içten his ve şedid arzuyla bekliyoruz dünya 100 yıldır helede şu 10-
15 yıldır çok korkunç durumda islam alemi
hem sosyal ahlaki siyasi bitmiş durumda inşaallah mehdinin hurucu yakındır taham
mül kalmadı her yer biçilmiş ekin gibi
mehdiye inanmayalara acırım zifiri cehale
tten ne konuştuklarını bilmiyorlar mübare çok sıkıntı çekecek bugün mehdinin ad
ını bile duymamış milyonlar var en büyük zorluğu zındık alim
Alıntı
 

Son Eklenen Twittler


Warning: file_put_contents(/home/reddulmu/public_html/giris/cache/widgetkit/twitter/twitter-e3bf79a10858f577c0bd8e2e5c04b5a2.php) [function.file-put-contents]: failed to open stream: Permission denied in /home/reddulmu/public_html/giris/media/widgetkit/widgets/twitter/twitter.php on line 191

kendilerini zeki sananların aslında ahmak olduklarını anladıklarında çok geç olabilir ..

Reddul Muhtar

@rustue hoca nükteli konuşurdu.ALlah kendisinden razı olsun .. lakin az sayıda zeki insan kendisini anlayabiliyordu denirse yeridir..

Reddul Muhtar