Yazdır

Nurculardan Garip İddia: İmam Rabbani Hz, Said Nursi'ye Mektup Yazdı!

Yazar: Sami Ruhan. Posted in Sami Ruhan

.

Mektubat-ı Rabbani'de 2 mektub vardır ki Mirza Bediüzzaman'a denilerek yazılmıştır. Said Nursi'nin kendine aldığı bir ünvan Bediüzzaman. Mirza da Said Nursi'nin babasının adı. Sıkıntılı bir zamanında Said Nursi, Mektubat-ı Rabbani'den rastgele bir sayfa açmış; Mirza Bediüzzaman'a diye yazılan Mektuplara rast gelmiş, kendince bir ders çıkarmıştır. Ayrıntısı için bakınız:

 

http://www.sorularlarisale.com/index.php?s=article&aid=1774 (Said Nursi:  «İmam-ı Rabbânî’nin Mektubât kitabını gördüm, elime aldım. Halis bir tefe’ül ederek açtım. Acayiptendir ki bütün Mektubât’ında yalnız iki yerde ‘Bediüzzaman’ lâfzı var. O iki mektup bana birden açıldı. Pederimin ismi Mirza olduğundan, o mektupların başında ‘Mirza Bediüzzaman’a Mektup’ diye yazılı olarak gördüm. ‘Fesübhânallah’ dedim. ‘Bu bana hitap ediyor.’ O zaman Eski Said’in bir lâkabı ‘Bediüzzaman’dı. Hâlbuki, Hicretin üç yüz senesinde Bediüzzaman-ı Hemedânî’den başka o lâkapla iştihar etmiş zâtları bilmiyordum. Halbuki, İmam’ın zamanında dâhi öyle bir adam vardı ki, ona o iki mektubu yazmış. O zâtın hâli benim hâlime benziyormuş ki, o iki mektubu kendi derdime devâ buldum») Ayrıca bakınız: http://www.sorularlarisale.com/index.php?s=article&aid=14532


Nurcular da, Said Nursi'den başka Mirza Bediüzzaman yoktur; olmadığı için Mektubat-ı Rabbani 1. cild 74. ve 75.  Mektuplar üstadımza yazılmıştır; İmam Rabbani üstadımızı tasdik ve tebrik ediyor, şeklinde anlamışlar ve böylece reklamlarında kullanmışlardır.


Peki, gerçekten İmam Rabbani Hz. tarafından kendisine 2 kez Mektup yazılan Mirza Bediüzzaman kimdir? 


Mirza Bediüzzaman: Bu kişi Orta Asya'dan (Türkistan'dan Hindistan'a) uzanarak oraları fetheden Timur Han devamı BABUR ŞAH hanedanından silik nitelikte bir hükümdardır. İmam Rabbani Hz. döneminde yaşadığı için bazı meselelerde O'nun desteğini almak kasdıyle mektublar; armağanlar göndererek İmam Rabbani Hz.'den iltifat teveccüh bulmak istemiştir. Bu zat (bey) ile ilgili bilgiler bu hanedanın yıldız ismi BABUR ŞAH'ın tarihi belge niteliğindeki BABURNAME adlı bizzat kaleme aldığı hatıratında bol miktarda vardır.


MİRZA kelimesine gelince bu isim de "Bey-Sultan-Prens" anlamında Azerbaycan'dan Pakistan'a kadar uzanan bölgede çok kullanılır. 

(Babur Şah hatıratında yazdıklarından anlaşılacağı üzere başta Ahmed Yesevi ve Ubeydullah AHRAR olamak üzere Piran-i İzam'a çok saygılı bir Han imiş. Hatta Ubeydullah Ahrar’ın FARSÇA Risale-i Validiyye adlı eserini Türkistan Türkçesine cevirmiştir. Bu risale Türkiye Türkçesi ile Türk Tarih Kurumu yayınları arasında da basıldı.)



Evet, görüldüğü gibi Mirza Bediüzzaman lakablı bir "prense" (Beye) yazılan mektup vardır ve uyarılarla doludur. Mektup şöyle başlar: "Şerefli mektubunuz ve latif yazılarınız geldi." Peşinden dünyaya meyletme, dünyanın malına makamına aldanma, Resullullah Efendimize tabi ol, yoksa ahirette azaba uğrayanlardan oluruz şeklinde kendisine nasihat edilir. "Makam" ifadesi zaten Mirza diye anılan kimsenin bir "prens" olduğunu göstermektedir.



İmam Rabbani Hz., ikinci mektubunu da şu sözlerle bitirir:



"Bu fakirlere (Nakşibendi Sadatına) yakınlık göstererek yardım istiyorsunuz. Size müjdeler olsun! Sağlam olarak ve kazanarak geri dönersiniz. Fakat, bir şartı gözetmek lazımdır. O da, kalbi yalnız bir yere bağlamaktır. Kalbi birkaç yere bağlamak, insanı harab eder. “Bir yerde olan, her yere kavuşur. Heryere dağılan hiçbir yer bulamaz” sözü meşhurdur. Allah Teala, Muhammed aleyhisselamın nurlu caddesinde bulundursun. Doğru yolda olanlara ve Muhammed aleyhisselamın izinde bulunanlara selam olsun!



Neticede bu uyarıları ismi Mirza Bediüzzaman olsun olmasın, bütün Müslümanlar üzerine alabilir. Almalıdır da... Din nasihattir.



Fakat bu mübarek Mektuplar, nurcuların yansıttığı gibi, merhum Said Nursi'ye 400 sene öncesinden gönderilmiş, onu ve tarzını tasdik eder değildir.

.

Yorumlar   

 
+2 #12 Müslümana taassub yakışmaz.Murat 02-05-2012 15:24
Bu mektûb, yine Mirzâ Bedî’uz-zemâna “rahmetullahi aleyh” yazılmışdır. Mahlûkların en üstününe uymağı, önce i’tikâdı düzeltmeği, sonra fıkh bilgilerini öğrenmeği bildirmekdedir: Diğeri ise,kalbi yalnız bir yere bağlamakdır. Kalbi birkaç yere bağlamak, insanı harâb eder. (Bir yerde olan, her yere kavuşur. Heryere dağılan hiçbir yer bulamaz) sözü meşhûrdur. Allahü teâlâ, Muhammed aleyhisselâmın nûrlu caddesinde bulundursun. Doğru yolda olanlara ve Muhammed aleyhisselâmın izinde bulunanlara selâm olsun!
Alıntı
 
 
+2 #11 Müslümana taassub yakışmaz.Murat 02-05-2012 15:24
''said-i nursi merhumun imam rabbaniye mektub gönderdiğini iddia edecek olanların akıllarında bir sorun vardır denebilir..'' bu ifadeyle kastınız nedir ? Bu manayı nerden çıkardınız çok tuhaf doğrusu.Bediüzz aman , İmam Rabbaniye mektub yazmış demek çok saçma !!!! Niyetiniz nedir sizin ??? Bakın ,anlamak ive kabullenmek istemediğniz gayet açık. Tekrar ifade edeyim. mezkur mektubların her satırı ve ifadesi değil belki bazı manaları bu zamana yani asrın imamı sıfatıyla Mirza oğlu Said Nursi (r.a.) ye ithaftır. Hususen 75. Mektubun başındaki ve sonundaki ifadeler sarihan mesela
Alıntı
 
 
-2 #10 CVP: Nurculardan Garip İddia: İmam Rabbani Hz, Said Nursi'ye Mektup Yazdı!Meknûn 01-05-2012 05:31
imam-ı rabbani r.a'nın mektubları kendisine gönderilen mektublarda sorulan suallere verilen cevablar sadedindedir.

Alıntı:
"Gönderdiğiniz latif yazı ile yazılmış mektubunuz ulaştı. Öyle ki: O mektubun fahvasından fukaraya muhabbet, saadet sermayesi olan dervişlere teveccüh manası belli oluyor."
said-i nursi merhumun imam rabbaniye mektub gönderdiğini iddia edecek olanların akıllarında bir sorun vardır denebilir..
Alıntı
 
 
+1 #9 BediüzzamanMurat 30-04-2012 10:49
Şeyh Bahit Efendi'nin bu sualden maksadı; Bedîüzzaman'ın şekk olmayan bir bahr-i umman gibi ilmini ve ateşpare-i zekâsını tecrübe etmek değil, belki zaman-ı istikbale ait şiddet-i ihatasını ve idare-i âlemdeki siyasetini anlamak idi. Buna karşı Bedîüzzaman Yan i "Avrupa, bir İslâm devletine hâmiledir, günün birinde onu doğuracak. Osmanlılar da Avrupa ile hâmiledir, o da onu doğuracak."
Bu cevaba karşı Şeyh Bahit Hazretleri:
-Bu gençle münazara edilmez, ben de aynı kanaatteyim. Fakat bu kadar veciz ve beligane bir tarzda ifade etmek, ancak Bedîüzzaman'a hastır demiştir.
Alıntı
 
 
+2 #8 BediüzzamanMurat 30-04-2012 10:48
İstanbul'da grup grup gelen ülemanın suallerini cevablandırıyor du. Genç yaşında böyle bilâistisna bütün suallere cevab vermesi ve gayet mukni' ve belig ifade ve hârika hal ve tavırlarıyla, ehl-i ilmi hayranlıkla takdire sevkediyordu. Ve "Bedîüzzaman" ünvanına bihakkın lâyık görüyorlar ve bu fevkalâde zâtı, bir "nadire-i hilkat" olarak tavsif ediyorlardı.
Hattâ bu zamanlarda Mısır Câmi-ül Ezher Üniversitesi reislerinden meşhur Şeyh Bahit Efendi İstanbul'a bir seyahat için geldiğinde; Kürdistan'ın sarp, yalçın kayaları arasından gelerek İstanbul'da bulunan Bedîüzzaman Said Nursî'yi ilzam edemeyen İstanbul üleması, Şeyh Bahit'ten bu genç hocanın ilzam edilmesini isterler. Şeyh Bahit de bu teklifi kabul ederek bir münazara zemini arar. Ve bir namaz vakti Ayasofya Câmiinden çıkıp çayhaneye oturulduğunda bunu fırsat telakki eden Şeyh Bahit Efendi, yanında ülema hazır bulunduğu halde Bedîüzzaman'a hitaben:
"Avrupa ve Osmanlılar hakkında ne diyorsunuz, fikriniz nedir?" der.
Alıntı
 

Son Eklenen Twittler


Warning: file_put_contents(/home/reddulmu/public_html/giris/cache/widgetkit/twitter/twitter-e3bf79a10858f577c0bd8e2e5c04b5a2.php) [function.file-put-contents]: failed to open stream: Permission denied in /home/reddulmu/public_html/giris/media/widgetkit/widgets/twitter/twitter.php on line 191

kendilerini zeki sananların aslında ahmak olduklarını anladıklarında çok geç olabilir ..

Reddul Muhtar

@rustue hoca nükteli konuşurdu.ALlah kendisinden razı olsun .. lakin az sayıda zeki insan kendisini anlayabiliyordu denirse yeridir..

Reddul Muhtar