Şeriatda Keşif -Keramet - İlham
Sünnet'te Kerâmet, İlhâm ve Keşif
-----------------------------------------------
Kerâmeti isbât eden bir çok hadîs ve rivâyet varsa da biz sadece on bir tanesini buraya alacağız:
Birinci Hadîs: “Şâyet kalblerini-zin ağnanıp yuvarlanması (Allahu a’lem ğafleti) ve çokça konuşmanız olmasaydı elbette, benim işitmekte olduğumu (kabirde olup biten şeyleri) siz de işitirdiniz.”[73]
İkinci Hadîs: “Yanımda olduğunuz hâl üzere ve zikirde devamlı olsanız, elbette yataklarınızda ve yollarınızda melekler sizinle musâfa-halaşırdı.”[74]
Sahâbe radıyallahu anhüm anlatıyor:
Üçüncü Hadîs: Usayd b. Hudayr Bakara Sûresini okurken gökten gölge gibi bir şey indi. İçinde kandillere benzer şeyler vardı. Onlar meleklerdi.[75]
Dördüncü Hadîs: Selmân ve Ebû’d-Derdâ radıyallâhu anhümâ bir çanaktan yerlerken sahan yahut içindekiler sübhânellah dedi.[76]
Beşinci Hadîs: Abbâd İbn-i Bişr ve Useyd İbn-i Useyd radıyallâhu anhümâ karanlık bir gecede Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sel-lem’in yanından çıktılar. Bir nûr, kamçı ucu gibi onlara ışık verdi. Ayrıldıklarında ışık da onlarla beraber ayrıldı.[77]
Altıncı Hadîs: Hz. Ebûbekir radı-yallâhu anh evine üç misâfir götürmüştü. Onlar yedikçe, yemek artıyordu. O yemekten doymuşlardı; ama yemek ilk konulduğundan da çoktu. Hz. Ebûbekir radıyallâhu anh yemeğe bakmıştı ki, yemek olduğundan fazla idi. Onu Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem’e götürdüler, birçok kimse gitmiş ondan yemiş doymuştu.[78]
Yedinci Hadîs: Hubeyb İbn-i Adıyy radıyallâhu anh Mekke'de müşriklerin elinde esirdi. Mekke’de üzüm olmadığı hâlde ona yiyeceği üzüm veriliyordu.[79]
Sekizinci Hadîs: Resûlüllah sal-lallâhu aleyhi ve Sellem’in kölesi Sefîne, arslana, Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve Sellem’in, Allah'ın Resûlü olduğunu haber verdi de, arslan O'nunla yürüyerek O'nu varmak istediği yere kadar ulaştırdı.[80]
Dokuzuncu Hadîs: Nice, saçı başı karışık, iki eski elbiseli ve hiçbir kimseni dönüp bakmayacağı ama Allah’a yemîn etse Allahın yemînini yerine getireceği kimseler vardır. Berâ İbn-i Mâlik radıyallâhu anh onlardandır.[81]
Onuncu Hadîs: Hz. Ömer radı-yallâhu anh bir orduyu Îrân’a gönderdiğinde, başına Sâriye isminde birini kumandan ta'yîn etmişti. Hz. Ömer radıyallâhu anh hutbe esnasında (hutbesini kesip) bağırmaya başladı: Ey Sâriye dağa, dağa... Sonra ordu elçisi geldi. Hz. Ömer radıyallâhu anh ona vaziyeti sordu. O da, “Ey Mü'minlerin emîri! Bir düşmanla karşılaştık. Bizi hezîmete uğrattı. Bir de bir bağıranı işittik. "Ey Sâriye, ey Sâriye dağa, dağa!.." diye bağırıyordu. Sırtımızı dağa verdik de Allah celle celâlühû onları hezîmete uğrattı,” dedi.[82]
On birinci Hadîs: Saîd İbn-i Zeyd radıyallâhu anh, Ervâ binti Hakîm’e, kendine yalan iftirâ ettiğinde, beddüâ etti, gözünü kör etti. Şöyle dedi: “Ey Allah’ım!.. Eğer yalan söylüyorsa gözünü kör et ve onu toprağında öldür.” Kör oldu ve toprağındaki çukura düşüp öldü.[83]
Tâbiîn, Tebe-i Tâbiîn ve sonraki sâlih kimselerden aktarılan nice ola-ğanüstü iş ve hâl, hadîs mecmû'-alarında, Ebû Nüaym’ın Hılyetü'l-Evliyâ’sında, Hallâl’ın Keramâtü’l-Evliyâ’sında, Lâlikâî’nin es-Sünne-sinin son cildinde (bütün cild), İbn-ü’l-Cevzî’nin Sıfetu’s-Safvesi, Neve-vî’nin Riyazu's-Sâlihîni, İbn-i Teymiyye’nin El-Furkân’ı, Kândeh-levî’nin Hayâtü’s-Sahâbe’si ve başka kitâblarda bolca mevcûddur. Yüzlerce hattâ binlercesi...[84]
Tefsîrlerde Kerâmet
-----------------------------------------------
Evliyânın kerâmetinin hakk olduğu, Tefsîr kitablarında da yazılıdır.[85]
Meselâ,
Kurtubî [sâbit haberlerin ve mütevâtir âyetlerin gösterdiğine göre velîlerin kerâmetleri sâbittir. Onları ancak inkârcı bir bid’atçı veya yoldan çıkmış bir fâsık inkâr edebilir.];[86]
Tefsîr-i Kebir,[87]
El-Bahru’l-Muhît’[88]
İbn-i Kesir,[89]
Nesefî [şâyet velî (ğayb’dan) bir şey haber verirse ve verdiği haber ortaya çıkarsa, o, kesin konuşmamıştır; fakat, rüyasına veya firâsetine dayanarak haber vermiştir. Üstelik velînin her bir kerâmeti Resûlün mu’cizesidir.],[90]
Envâru’t-Tenzîl[91]
Ebû’s-Suûd,[92]
Rû-hü’l-Meânî,[93]
Nazmu’d-Dürer,[94]
es-Sirâcü’l-Munîr,[95]
Sâvî,[96] ve başka bir çok tefsîrde açıkça bildirilmektedir.
-----------------------------------------------
Akâid Kitâblarında Kerâmet
-----------------------------------------------
Kerâmetin hak olduğu, Akâid ve Kelâm kitâblarında da açıkça söylenir. Bazıları:
Akâid-i Nesefî ve Şerh-i Akâid,[97]
Şerh-i Şerh-i Akâid Nibrâs,[98]
Şerhu Akîdeti’t-Tahâviyye[99]
Şerh-i Fıkh-ı Ekber,[100]
Şerhu Cevhereti't-Tev-hîd,[101]
Usûlüddîn-i Bağdâdî,[102]
El-irşâd.[103]
Şerhu Usûli İ’tikâdi Ehl-i Sünneh,[104]
Keramâtü’l-Evliyâ,[105]
A-kâid-i Adudiyye ve Şerh-i Adudiyye (Celâl),[106]
Nûniyye ve Şerhleri Karsî[107]
Hayâlî,[108]
Uryânî[109] ve
Metâlib-i İrfâniyye[110] ve bunların yanında bir çok akîde kitâbı…
----------------------------------------------
Fıkıh ve Usûl-i Fıkıh Kitâblarında Kerâmet
-----------------------------------------------
Kerâmet Fıkıh Kitâblarında da kabûl edilir ve üzerine bir çok fıkhî hüküm binâ edilir. Bu kitâblardan bir kaçı: İmâm Şâtıbî, El-Muvâfakât’da bir münâsebetle, Nebîler ve velîlerin hâriku’l-âdet/olağan üstü işlerinin olduğunu kabûl ve îzâh ediyor.[111] Bu da velî için kerâmet demektir.
Fethu’l-Kadîr, Tatarhâniyye, Val-vâliciyye, Cevâhiru’l-Fetâvâ, Şerh-i Vehbâniyye, İddetü’l-Fetâvâ ve Fetâ-vâ-i İbn-i Hacer.[112] Dürrü’l-Muhtâr, Reddü’l-Muhtâr[113] ve diğerleri…
(Bir fetvâ:) “Bir kişinin üzerine bir beldede güneş kavuşsa ve (kerâmet îcâbı hızlı) adım sâhibi ise ve başka bir güneş kavuşan ufka varsa birinci beldede akşamı kılmadıysa (kıldıysa mı?) onu iade etmek ona lâzım gelmez.”[114]
İbn-i Âbidin şöyle diyor: El-hâsıl kerâmetin sübûtunda bizce hılâf yoktur. Hılâf ancak, büyük mu'cizeler cinsinden olanlardadır. İ'timâd edilen görüş de, bir sûre getirmek gibi, imkânsızlığı (Şer'î) delîlle sâbit olanlar hâric, her türlü (olağanüstü işin) kerâmet olmasının câiz olduğudur. Sözün tamâmı Fethu’l-Kadîr’dedir.[115]
Yani, bir velîden her türlü olağanüstü hâl, kerâmet olarak sâdır olabilir. Hattâ ölüleri diriltmek bile...[116]
***
[73] [Ahmed İbn-i Hanbel, (5/266), Ebû Umâme radıyallahu anh’dan], Mu’cem: 6/203
[74] [Müslim, (Tevbe, 12,13), Tirmizî, (Kıyâme, 59), İbn Mâce, Zühd, 28, Ahmed, 2/203, 3/175, 4/178,246, Hanzala radıyallâhu anhu’dan], Mu’cem:3/325
[75] Buhârî (5018)
[76] [Beyhekî, Delâilü’n-Nübüvveh, (Mişkât: 546, Pâkistân baskısı) Ebû Nüaym, Delâilü’n-Nübüvveh (2/579-580, H: 526,527,528)]
İbnü Hacer, “bunu, Vâkîdî, Beyhekî delâil’de, Lâlikâî Şerhu’s-Sünn’de, ez-Zeyn ‘Âkûlî Fevâid’inde, İbnü’l-A’râbî, Kerâmâtü’l-Evliyâ’da rivâyet etmiştir” dedikten sonra, “Harmele de bunu İbnü Vehb hadîısini topladığı eserinde böylece zikretmiştir ki bu Hasen bir isnâddır” dedi. (El-Isâbe: 2/3, Sâriye tercümesi,)
[77] Buhârî, (Mişkât:544, Pâkistân baskısı)
[78] [Buhârî, Menâkıb: 25, Müslim, Eşribe: 176], Mu’cem:3/59
[79] Buhârî, (3989)
[80] Hâkim, Müstedrek (3/606) Hâkim bu hadîs, Müslim’in şartına göre sahîhdir dedi ve Zehebî O'nu tasdîk etti.
[81] Tirmizî, (3854) Ebû ‘Îsâ (Tirmizî), “bu, bu vecihden Sahîh Hasen bîr hadîsdir” dedi.
[82] Beyhekî, Delâilü’n-Nübüvveh. İbn-i Hacer (rh) el-İsâbe’de(2/3) bu haberin isnâdının Hasen olduğunu söyledi. Haberi, ayrıca, Ebû Nüaym, Hatîb ve İbn-i Merdûye de rivâyet ettiler. (En-Nibrâs:482)
[83] [Müslim, Müsâkât,138], Mu’cem:4/388
[84] Yukarıdaki Sahâbe kerâmetleri -bir kaçı hariç- şu hususta kraldan çok kralcılar belki insaf eder diye, İbn-i Teymiyye'nin kitâbı el-Furkân(125-128)’den alınmıştır.
[85] Olağanüstü iş ve hallerinin gerçek olduğu…
[86] 11/20,
[87] 10/678
[88] 2/443
[89] 1/360
[90] 4/1312 (Dâru’l-Edâ) [Cin Sûresinin 26. âyetinin tefsîri]
[91] 1/157
[92] 2/30
[93] 3/140
[94] 8/199
[95] 4/409
[96] 6/273
[97] 175
[98] 475-484
[99] 745-754.
[100] Aliyyü’l-Kârî, Şerhu Fıkhı’l-Ekber:144, 145, 146, 147
[101] Lekkânî, Şerhu Cevhereti’t-Tevhîd:153-154
[102] Üstâz Ebû Mansûr Abdü’l-Kâhir el-Bağdâdî:184-185
[103] İmâm-ul Haremeyn, el-İrşâd: 129
[104] Lâlikâî, Şerhu Usûli İ’tikâdi Ehli’s-Sünne’nin dokuzuncu cildinin tamamı.
[105] Hallâl, Kerâmâtü’l-Evliyâ’nın tamâmı.
[106] Adudıddîn el-'Îcî, Metn-i Adud ve Celâleddîn ed-Devvânî, Şerh-i Adud (Celâl):123
[107] Dâvûd-i Karsî, Şerh-i Nûniyye: 95
[108] Ahmed İbn-i Mûsâ el-Hayâlî, Hâşiyetü’n-Nûniyye: Karsî kenarı: 95
[109] Osmân el-Kilisî el-Uryânî: 124
[110] Manastırlı İsmâil Hakkı, Metâlib-i İrfâniyye:95
[111] İmâm Şâtıbî, el-Muvâfakât: 2/207-208
[112] Abdu’l-Ğanî en-Nablusî, el-Hadîka: 1/293
[113] İbn-i Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr: 2/867-868
[114] Aynı yer
[115] İbn-i Abidîn: 2/868



Mahmud Efendi Hazretlerinin Hayatı, Ulemanın Hakkındaki Beyanları Sohbetleri ve Kelam-ı Kibarı ..İçerik İçin 

