VAHABİYE CEVAB: RESULULLAHIN KABRİNİ ZİYARET
NOT:
BU BÖLÜM ŞEYH YUSUF NEBHANİNİN ŞEVAHUDÜL HAK İSİMLİ ESERİNDEN ALINMIŞDIR.
Bu kısım diğer peygamber ve sâlihlerde olduğu gibi, Peygambe¬rimizin (S.A.V.) kabr-i şerifini ziyaret etmek için yolculuk yapmanın meşruiyetinin isbâtı hakkındadır.
Resûlüllah Efendimizin kabri şerifini ziyaret ve oraya yolculuk, ona ta'zimin en güzellerinden olup, meşru bulunduğu üzerinde alimlerce itti¬fak olunmuştur.
Bununla birlikte, dünyâ ve ahiretle alâkalı hacetlerin ve¬rilmesinde (S.A.V.) ile tevessül, tevessüllerin en büyüklerindendir.
Ziyaretin meşru olduğunu ispat hususunda bazı imamların, delil ola¬cak sözlerini buraya aktarıyorum. Daha sonra, (S.A.V.) ile tevessül üze¬rinde sözü uzatacağım
PEYGAMBERİMİZ HZ. MUHAMMEDİN KABRİNİ ZİYARET İÇİN YOLCULUK YAPMANIN MEŞRU OLDUĞU HAKKINDA ÂLİMLERİN SÖZLERİ:
İbni Hacer-i Mekkî eş-Şâfiî, "el-Cevheru'l-munazzam fî ziyareti'I-kabrişşerîfi'n-nebeviyyil-mükerrem" adlı kitabında şöyle demiştir:
Peygamber (S.A.V.) i ziyaret; kitap, sünnet, icmâı ümmet ve kıyasla meşru görülmektedir.
Kitâb-i ilâhî ile olan meşruiyetine delil, ALLAHü Teâlânın şu kavl-i kerimidir:
وَلَوْ أَنَّهُمْ إِذْ ظَلَمُوا أَنْفُسَهُمْ جَاءُوكَ فَاسْتَغْفَرُوا اللَّهَ وَاسْتَغْفَرَ لَهُمُ الرَّسُولُ لَوَجَدُوا اللَّهَ تَوَّابًا رَحِيمًا
Manâsı:
"Onlar, kendilerine zulm ettikleri vakit sana gelip de Allah'tan mağfiret dileselerdi onlara (sen) peygamber de mağfiret isteyiver-seydi (n) elbette ALLAH'ı tevbeleri hakkıyla kabul edici, çok esirgeyici bulacaklardı.
"(Sûre-i Nisa, âyet: 64'den..)
Bu âyet-i celile, ümmetinin ona gelmesine ve huzurunda mağfiret dilemesine ve onun da kendileri için istiğfarda bulunmasına teşvike de¬lâlet etmektedir.
Bu emir, onun vefatı ile kesilmez ve son bulmaz. Âyetten anlaşılıyor ki, ALLAHü Teâlânın tövbelerini kabul etmesi ve onlara esirgeyici olması Resûl-i Ekrem'e gelmelerine, yanında mağfiret dileğinde bulunmalarına ve Resûlüllah'ın da onlar için istiğfar etmesine bağlı bulunmaktadır.
Resûlüllah'ın mü'minlerin tamamına istiğfarda bulunması, ALLAHü Te¬âlânın şu âyetiyle hâsıl olmuş bulunmaktadır:
وَاسْتَغْفِرْ لِذَنبِكَ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ
Manâsı:
"Hem kendinin, hem erkek mü'minlerle kadın mü'minlerin gü¬nâhlarının yarlığanmasını iste"
Sûre-i Muhammed, âyet 19
Bunun tahkiki şudur:
Eğer biz ( ) cüm¬lesini, ( ) üzerine atıf yapacak olursak, bumânayı ifade eder.
Amma, bu cümleyi ( jj v P ) üzerine atfe¬decek olursak buna ihtiyaç kalmaz. Biz
"Resûlullâh efendimizin üm¬meti için istiğfarı, hayatta olması ile kayıtlı değildir" dediğimiz za¬man ki aşağıdaki hadisler de buna delâlet etmektedir
Bu cümleyi (..) üzerine atıf yapmakta bir zarar yoktur.
Zira Onun, vefatından sonra ümmeti için mağfiret dileğinde bulunması, mümkündür. Onun şefkatinin kemâli ve ümmetlerine acıması bilinen bir gerçektir.
Yine malûm olan bir şeydir ki, noksan sıfatlardan münezzeh bulunan Rabbine mağfiret dileyerek kim ona gelirse, o da mağfiret dile¬meyi terk etmez.
Bu taktirde, âyet-i kerimede anılan üç şey, Hz.Resûlul-lah'ın gerek hayatında,gerekse vefatından sonra mağfiret dileyerek ona gelen kimse için hâsıl olmaktadır.
Âyet-i kerime, her ne kadar onun hayatta bulunduğu sıradaki bir kavm hakkında gelmiş ise de, illetin umûmi olması sebebiyle, umûmîleşir.
Bundan dolayı, âlimler, (S.A.V.) in kabrine gelene sevgi duydular. Orayı ziyaretin âdabından söz açtılar ve yapılacak bu işleri sünnet ol¬makla ifade ettiler.
جَاءُوكَ Cümlesinin şartın hayyizinde gelmesi,umumiyet üzerine delâlet etmekte olup, uzak ve yakından ona gelmeyi ister mâhiyettedir.



Mahmud Efendi Hazretlerinin Hayatı, Ulemanın Hakkındaki Beyanları Sohbetleri ve Kelam-ı Kibarı ..İçerik İçin 

