Hızır, İlyâs ve İdrîs Aleyhimüsselâm Şimdi Yaşamıyorlar mı?
Hızır, İlyâs ve İdrîs Aleyhimüsselâm Şimdi Yaşamıyorlar mı?
--------------------------------------------------------
İddiâ: Soruyu benim sormam gerekir. Siz Hz. Hızır ve Hz. İdris ve Hz. İsa aleyhisselâm’ın hayatta olduğunu söylerken neye dayanıyorsunuz?
Cevâb: Şu husûsu, bir mukaddime yedi fasıl ve bir netîce ile açıklığa kavuşturmak istiyoruz:
Evet, sağdır diyenler, bunu söylerken bir çok delîle dayanmaktadırlar… 'Îsâ aleyhisselâm'ın diri oluşu ile alâkalı îcâb eden bilgi, gerek bu kitâbda gerekse 'Îsâ Aleyhisselâm Gelmeyecek mi? isimli müstakıl bir kitâbımızda uzunca geçti. O yüzden bu husûsta burada bir şey söylemeyeceğiz. İdrîs ve Hızır aleyhimesselâm’ın diri olup olmadıklarına gelince… İdrîs aleyhisselâm hakkında vereceğimiz bilgi kısa olacağından, onu bahsimizin sonuna bırakmayı münâsib gördük.
Hızır aleyhisselâm'ın diri oluşu ise… Hâfız İbnü Hacer el-Askalânî, el-İsâbesinde, daha sonra da, ez-Zehrü'n-Nadr fî Nebei'l-Hadr[65] isimini verdiği bu husustaki müstakil bir risâlesinde Hızır aleyhisselâm’ı her yönüyle uzun uzun inceledi; Hâsılı, Nebî olup olmadığında, ömrünün uzunluğunda ve hayatının devam edip etmediğinde, -âlimlerce- ihtilâf edildiğini, Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’ın zamanına kadar ömrü devâm ettiği ve ondan sonra da yaşadığı taktîrde, görüşlerden birine göre Sahâbî tâ'rîfine dâhil olduğunu, ama, -rivâyet ve nakıl âlimlerinin çoğunluğunun, ömrünün uzun kılındığı ve hayâtının devâm ettiğine dâir gelen haberleri alma cihetine gitmelerine rağmen,- eski âlimlerden O'nu Sahâbe radıyallâhu anhum arasında zikredeni görmediğini, şu husûsda bilinebilen haberleri toplayıp doğru olup olmayanları ayırdığını söylemiştir.
Hulâsa, İbnü Hacer'e göre, Hızır aleyhisselâm'ın,
Bir: Hâlen yaşayıp yaşamadığı ihtilâflıdır.
İki: Nakil âlimlerinin çoğu yaşadığı görüşündedir.
Üç: Bu ihtimâl, hatta Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem zamânına kadar yaşayıp sonra ölmesi ihtimâli doğruysa, O, bir görüşe göre Sahâbîdir.
Dört: Yaşayıp yaşamadığı hakkında bir takım rivâyetler bulunup şunların doğru olanları ve olmayanları vardır.
İbnü Hacer gibi, hadîs ilmindeki üstünlüğü âlimlerce tartışmasız olan bir zâtın söyledikleriyle kendini bilmez câhillerin hezeyanları hiç kıyâs götürür mü?
Her neyse; biz, mevzûu, el-Isâbesinden ve ez-Zehr isimli risâlesinden hulâsa etmekle yetineceğiz.[66]
--------------------------------------------------------
Hakkında Eser Yazanlar
--------------------------------------------------------
İbnü Hacer'den önce, Bir: Ebû Ca'fer İbnü'l-Münâdî. İki: Ebû'l-Ferec İbnü'l-Cevzî. Sonra da, Üç: İbnü Hacer el Askalânî'nin kendisi.
--------------------------------------------------------
Yaşadığını Söyleyenler
--------------------------------------------------------
Bir: Dârekutnî, İbn-i Abbâs radıyallâhu anhümâ'dan.
İki: Ebû Mahnef Lût İbn-i Yahyâ.[67]
Üç: İbnü Asâkir. Zülkarneyn kıssasında.
Dört: İbnü Asâkir, Ka'bu'l-Ahbâr ve Hasen el-Basrî'den.
Beş: Hâris İbnü Üsâme, Müsned'inde, İbnü Abbâs radıyallâhu anhümâ'dan. İki râvîsi metrûktür.
Altı: Ukaylî, Abdullah İbn-i Muğîre yoluyla, Ka'bu'l-Ahbâr'dan. Ukaylî, İbnü Muğîre'nin asılsız rivâyetlerinin olduğunu söyledi. İbnü Yûnus, münkerü'l-hadîsdir, dedi.
Yedi: İbnü Şâhîn, Husayf'den zayıf bir isnâd ile.
Sekiz: Sa'lebî, Hızırın, Âhir zamanda, Kur'ân kaldırıldında öleceğim dediğini nakletti.
Dokuz: İmâm Nevevî, Tehzîbinde, şöyle dedi: Ulemânın ekserîsi, Hızır'ın diri olduğunu ve aramızda bulunduğunu söylediler. Bu Sûfîlerin salâh ve ma'rifet sâhibi olanlarının yanında söz birliği edilen bir husûsdur. Onu görmek, O'nunla buluşmak, O'ndan (ilim) almak, O'na sormak ve şerefli yerler ile hayır mahallerinde bulunmasına dâir hikâyeleri sayılamayacak kadar çok ve anlatılamayacak kadar meşhûrdur.
On: Muhaddislerin imâmlarından Hâfız İbnü’s-Salâh, Fetâvâsında şöyle demiştir: Hızır aleyhisselâm âlimlerin çoğuna, Sâlihlerin de hemen hemen hepsine göre diridir. Bunu inkâr atmekle sadece bazı muhaddisler şâzz kalmıştır.
On Bir: Süheylî, Kitâbu't-Tâ'rîf ve'l-İ'lâmda şöyle dedi: Hızır aleyhisselâm'ın ismi ve nesebinde ihtilâf edildi. Deccâl'ın zamanına kadar diri olacak. Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanına yetişmediğini söyleyenler dahi varsa da, bu doğru değildir. İmâm Buhârî, Hızır aleyhisselâm'ın hicretin yüzüncü senesinden evvel öldüğünü söyledi ve Ebû Bekr İbnü’l-Arabî bu görüşü destekledi. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem ile buluştu. Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ölümünden sonra ev halkına tâ'ziyede bulundu. Bu tâ'ziye sahîh rivâyetlerle nakledilmiştir. Şu sahîh rivâyetlerden birisi de hadîs âlimlerinin imâmı İbnü Abdi'l-Berr'in et-Temhîddeki rivâyetidir. (Süheylî'nin Sözü Bitti.)
Ancak Ebû'l-Hattâb İbnü Dihye, Süheylî'yi bu sözlerinden dolayı tenkîd etti ve işâret ettiği rivâyetlerin hiçbirinin sahîh olmadığını, Mûsâ aleyhisselâm dışında hiçbir nebî ile buluştuğunun sâbit olmadığını, nakil âlimlerinin ittifâkıyla, yaşadığına dâir olan rivâyetlerin hiçbirinin sahîh olmadığını, tanımadığı bir kişinin kendisine, ben falanca kişiyim dediğinde, akılı birisinin onu doğrulamasının câiz olamayacağını, İbnü Abdi'l-Berr'in rivâyetinin uydurma olduğunu ve onu metrûk bir râvînin rivâyet ettiğini, söylemiştir.
Hızır aleyhisselâm'ın yaşadığını söyleyenler, Hayat Pınarı kıssasına tutunmuşlar ve bu kıssanın Buhârî'de ve Tirmizî'de zikredildiğine dayanmışlardır. Ancak bunlar, Merfû' değildir.[68] (İbnü Dihye’nin Sözü Bitti.)
Buhârî'de bulunan Hızır aleyhisselâm kıssasında yer almayan ilâveleri, Fethu'l-Bârî’de zikrettim. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in, Buhârî'de ve Müslim'de, İsterdim ki, Mûsâ aleyhisselâm sabretseydi de işlerinden bize anlatsaydı meâlinde bir sözü vardır. Hızır aleyhisselâm'ın sağ olmadığını söyleyenler bu sözü delîl olarak ileri sürmüşler ve mevcûd olsaydı, Sahâbe rıdvanullâhi teâlâ aleyhim'in büyüklerinden bir takımı O'nunla arkadaş olur ve Mûsâ aleyhisselâm'ın O'nda gördüğü gibi şeyler görürlerdi demişlerdir. Halbuki (hadîsdeki) şu temennî, Hızır aleyhisselâm ile Mûsâ aleyhisselâm'ın arasında geçecek şeyler içindi. (Şu husûsda) Mûsâ aleyhisselâm'dan başkaları, O'nun yerini tutamaz.
Mûsâ aleyhisselâm'dan başka kimselerle alâkalı (Hızır aleyhisselâm arkadaşlığı) haberler(in)den biri de, Taberânî'nin, el-Kebîrde, Ebû Umâme' radıyallâhu anhu'dan, Bekıyye İbnü Velîd yoluyla yaptığı rivâyettir. Derim ki, Bakıyye'nin 'an'anesi[69] olmayaydı, bu hadîsin senedi Hasen olurdu. Bu haber sâbit olsaydı, Hızır aleyhisselâm'ın peygamber olduğuna dâir bir nass olurdu.
--------------------------------------------------------
“Hızır Aleyhisselâm Öldü” Diyenler Kimlerdir?
--------------------------------------------------------
Bir: İmâm Buhârî. Bu husûsda, (Hicrî) Yüz yıl başında, yeryüzünde, (şu anda yaşayan) hiçbir canlı insân kalmayacaktır[70] hadîsini delîl göstermiştir.[71] İki: Ebû Hayyân. Cumhûr'a göre, yaşamadığını söyledi.[72] Üç: İbnü Ebî'l-Fadl el-Mürsî. Dört: İbnü'l-Münâdî İbrâhîm el-Harbî. Beş: İbnü'l-Cevzî. Altı: Ebû Ya'lâ İbnü'l-Ferrâ el-Hanbelî. Yedi: Ebû Tâhir İbnü'l-'İmâdî. Sekiz: Ebû'l-Fadl İbnü Nâsır. Dokuz: Ebû Bekr İbnü'l-Arabî. On: Hasen-i Basrî (Tefsîr-i İsfehânî'ye göre). On Bir: Ebû Bekr İbn-i Muhammed İbn-i Nakkâş.
--------------------------------------------------------
“Hızır Aleyhisselâm Öldü” Diyenlerin Delîlleri
--------------------------------------------------------
Bir: Diri olsaydı, cesedi o zamanki insanlar gibi (büyük) olurdu. Danyâl aleyhisselâm'ın burnunun bir zirâ' (yarım metre civârında) olduğu sâbittir. Oysa O'nu (Hızır'ı) gördüğünü söyleyenler böyle demiyorlar.[73]
İki: Ahmed İbnü Hanbel'in rivâyet ettiği bir haberde, Mûsâ aleyhisselâm sağ olsaydı bana tâbi' olurdu denilmektedir. Hızır aleyhisselâm için bu haydi haydi olurdu. Ama tâbi' olmadı.[74]
Üç: Hani, Allah celle celâlühû, Nebîlerden (aleyhimüsselâmdan) söz aldı; O'na (Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'e) elbette îmân edecekler ve elbette yardım yapacaklar[75] âyeti için İbn-i Abbâs radıyallâhu anhümâ, Allah (celle celâlühû) her bir nebî(aleyhisselâm)'dan, O, canlıyken Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) resûl olarak gönderilirse, O'na îmân ve yardım edeceğine dâir, söz aldı (şeklinde tefsîr eden bir söz) söylemektedir. Halbuki Hızır aleyhisselâm böyle yapmadı.[76]
Dört: İbnü'l-Münâdî, Hızır aleyhisselâm'ın yaşadığıyla alâkalı rivâyetlerin tamâmı asılsızdır dedi.[77]
Beş: Hızır aleyhisselâm, Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında sağ olsaydı, O'ndan geri kalmaz, O'nunla hicret ederdi; ama etmedi.[78]
Altı: İmâm Buhârî'nin, Nasıl sağ olabilir?! Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem yüz yıl başında yeryüzünde (şimdi yaşamakta olan) hiçbir canlı (sağ) kalmayacaktır,' buyurmuştur sözü.[79]
Yedi: (Buhârîde yer alan) Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem'in Bedir gününde, Ey Allahım!.. Bu topluluğu helâk edersen, yeryüzünde ibâdet eden topluluk kalmaz dediğine dâir hadîs.[80]
Sekiz: Benden sonra hiçbir nebî yoktur[81] hadîsi.[82]
--------------------------------------------------------
“Hızır'ın Sağ Olduğu”na Dâir gelen Rivâyetlerden Bir Kısmı
--------------------------------------------------------
Bir: İbn-i Adiyy, el-Kâmilde, Kesîr yoluyla, dedesi Amr İbn-i Avf radıyallâhu anhu'dan. Kesîri imâmlar zayıf bulduysa da, bu haber başkalarının rivâyetiyle dahî gelmiştir. İki: İbn-i Asâkir, Enes radıyallâhu anhu'dan. Üç: Taberânî, el-Evsatde, Enes radıyallâhu anhu'dan. İbnü'l-Münâdî, bu rivâyeti çok zayıf bulduysa da başka iki şekilde de gelmiştir. İbnü'l-Cevzî de, bu rivâyetin sihhatini ihtimâlden uzak buldu. Dört: İbn-i asâkir, benzerini başka bir yolla, yine Enes radıyallâhu anhu'dan. Beş:İbn-i Şâhîn, başka bir yolla yine Enes radıyallâhu anhu'dan. Altı: Dârekutnî, benzerini, Muhammed İbn-i Abdillâh'dan. Muhamme İbn-i Abdillâh, hadîsi zayıf olan bir râvîdir. Yedi: Ebû İshâk, Fevâidinde, İbn-i Abbâ radıyallâhu anhümâ'dan. Bu rivâyet, Dârekutnî, Ukaylî, İbnü'l-Münâdî, İbnü'l-Cevzî ve İbn-i Hibbân tarafından zayıf bulunmuştur. Hattâ İbn-i Hibbân, râvîlerinden biri olan Mehdînin uydurma rivâyetlerinin olduğunu söylemiştir. Sekiz: Abdullâh İbn-i Ahmed, ez-Zühdün Zevâidinde, İbnü Ebî'r-Revvâd'dan. Bu Mu'dal/senedinden peşpeşe iki yâhud daha çok râvîsi düşen bir rivâyettir. Dokuz: İbn-i Şâhîn, Vâsıle radıyallâhu anhu'dan. İbnü'l-Cevzî, şöyle dedi: İhtimâl ki, Bakıyye bunu yalancı birinden duyup gizledi ve Evzâî'den dedi. Haber İbn-i Arfe'nin de kim olduğu, belli değildir. Ben (İbnü Hacer), derim ki; O mısırlı meşhûr bir hadîs âlimidir. (Biz de deriz ki, ihtimâle dayanarak bir kişi yalancılıkla suçlanamaz.) On: İbnü Ebî'd-Dünyâ, Enes radıyallâhu anhu'dan. İbnü'l-Cevzî, râvîlerinden iki mechûl/bilnmeyen kimse vardır dedi. On Bir: İbn-i Asâkir, İbnü Ebî'r-Revvâd'dan. On İki: Abdullâh İbn-i Ahmed, Zevâidü'z-Zühdde, babası yoluyla, İbnü Ebî'r-Revvâd'dan. On Üç: Abdullâh İbn-i Ahmed, İbn-i Râfi' yoluyla, İbn-i Ebî'r-Revvâd'dan. On Dört: İbn-i Cerîr, Târîhinde Abdullâh İbn-i Şûzeb'den. Ve başkaları…
--------------------------------------------------------
Hızır’ın Yaşadığını, O'nu Görüp O'nunla Konuştuğunu Söyleyen Kimselerden Yapılan Bir Takım Rivâyetler
--------------------------------------------------------
Bir: Fakîhî, Kitâbu Mekkede, Câfer-i Sâdık'dan.
İki: İbn-i asâkir, İbrâhîm İbnü Abdillâh İbni Muğîre'den.
Üç: İbnü Ebî Hâtim, Tefsîrinde, Hz. Ali Radıyallâhu anhu'dan. (Tâ'ziye rivâyeti)
Dört: Muhamme İbn-i Mensûr el-Cez zâr, Hz. Ali Radı yallâhu anhu'dan. (Tâ'ziye rivâyeti) İbnü'l-Cevzî, O'na Muhamme İbn-i Sâlih mütâbeet etti; ama O da zayıfdır dedi.
Beş: Muhammed İbn-i Ebî Ömer, Ca'fer-i Sâdık'dan. İbnü'l-Cevzî, İbnü Ebî Ömer'in mec hûl olduğunu söylediyse de bu yanlışdır. O, güvenilir bir hâfızdır ve meşhûr Müsnedin sâhibidir. Bu Müsned deki şu hadîsi Şeyhimiz 'Irâkî bize haber verdi.
Altı: Beyhekî, Delâilü'n-Nübüvvede, Câbir İbn-i Ab dillâh radıyallâ hu anhu'dan. (Tâ'ziye rivâyeti)
Yedi: Beyhekî, Delâilü'n-Nübüvvede, Muhammed İbn-i Ali(İbn-i Hüseyn İbn-i Ali)den. (Tâ'ziye rivâyeti.)
Sekiz: Seyf İbn-i Ömer et-Temîmî, Kitâbu'r-Riddede, İbn-i Omer radıyallah'dan. (Tâ'ziye rivâyeti) Senedinde şâzz bir râvî olup, şeyhi mechûldür.
Dokuz: İbnü Ebî'd-Dünyâ, Abbâd yoluyla, Enes Radıyallâhu anhu'dan. (Tâ'ziye rivâyeti)
On: Taberânî, el-Evsatda, Enes radıyallâhu anhu'dan. (Taberânî, haberin râvîlerinden olan) Abbâd, Enes radıyallâhu anhu'dan rivâyette tek başına kaldı, dedi.
On Bir: Zübeyr İbn-i Bekârr, Kitâbü'n-Nesebde, Ca'fer-i Sâdık'dan.
On İki: İbnü Şâhîn, Kitâbü'l-Cenâizde, Hz. Ömer radıyallâhu anhu'dan.
On Üç: İbnü Ebî'd-Dünyâ, Ömer İbn-i Muhammed İbn-i Münkedir'den.
On Dört: Ebû Amr İbn-i Semmâk, İbn-i Ömer radıyallâhu anhümâ'dan.
On Beş: İmâm Beyhekî, Delâilde, İbn-i Ömer radıyallâhu anhümâ'dan.
On Altı: İbnü Ebî'd-Dünyâ ve ed-Dînûrî, el-Mücâlesede, Hz. Ali radıyallâhu anhu'dan.
On Yedi: Seyf, el-Fütûhda, bir topluluğun Sa'd İbn-i Ebî Vakkâs radıyallâhu anhu ile olduğunu ve Ebû Mihcen'i harb ederken gördüklerini rivâyet etti ve Ebû Mihcen'in kıssasını uzunca anlattı; Onu tanımadıklarını ama Hızırdan başkası olmadığını, söyledi. Bu, O'nların Hızır'ın o vakitte yaşadığına kesin olarak inandıklarını gösterir.
On Sekiz: Ebû Abdillâh İbn-i Bekke el-Hanbelî, Hasen-i Basrî'den. İsnâdında metrûk bir râvî vardır.
On Dokuz: Ahmed İbnü Hanbel, ez-Zühdde Avn İbn-i Abdillâh İbn-i Utbe'den yaptığı bir rivâyette, Avn İbn-i Abdillâh, şöyle dedi: İbn-i Zübeyrin başına gelen dertlenmiş bir kişiyle esrârengiz bir zâtın konuşması ve O'nun güzel sözleri geçmektedir. (Haberin râvîlerinden olan) Mis'ar, kendilerinin O (esrârengiz) kişinin Hızır aleyhisselâm olduğu kanâatini taşıdıklarını, söyledi.
Yirmi: Bu rivâyeti Ebû Nüaym da el-Hilyede nakletti.
Yirmi Bir: Abdürrezzâk, Deccâl'in öldürülmesi kıssasında, Ma'mer'den, O'nun gırtlağına geniş bir bakır geçirecek olanın Hızır aleyhisselâm olduğunun kendisine ulaştığını rivâyet etti. Nevevî, bu haberi, Ma'mer'in Müsned'ine nisbet etmekle, sanki onda bir senedinin bulunduğu zannını uyandırdı. Halbuki o, kendi sözüydü.[83]
Yirmi İki: Ebû Nüaym'ın, Hilyede, Süfyân İbn-i Uyeyne'den yaptığı rivâyet: Süfyân İbn-i Uyeyne ile Ka'be'de düâ eden bir kişi arasında bir takım konuşmalar geçti. Sonra o kişi kayboldu. Hâdiseyi Süfyân-i Sevrî'ye anlattı. O da, Hızır aleyhiselâm veya Ebdâl'dan birisi olabilir dedi. Bunu/haberi, İbn-i Ebî'l-Ceda ve İbn-i Ebî'l-Asba dahî Süfyân'dan rivâyet ettiler. (Kezâ), Muhammed İbn-i Hasen el-Ezherî de, Abbâs İbn-i Yezîd'den, O da Süfyân-i Sevrî'den benzerini rivâyet etti.
Yirmi Üç: Ebû Saîd, Şerefu'l-Mustafâda.
Yirmi Dört: Taberânî, ed-Düâda, Ebû abdillâh İbn-i Tev'em er-Rıkâşî'den.
Yirmi Beş: Ebû Nüaym, Hilyede, Recâ İbn-i Hayve'den.
Yirmi Altı: Zübeyr İbn-i Bekkâr, Murakkıkıyyâtda, Mus'ab İbn-i Sâbit İbn-i Abdillâh İbn-i Zübeyr radıyallâhu anhu'dan.
Yirmi Yedi: İbn-i Asâkir, İbrâhîm et-Teymî'den.
Yirmi Sekiz: Ebû Huseyn İbnü'l-Münâdî, Ömer İbn-i Abdi'l-Azîz'den.
Yirmi Dokuz: Ebû Bekr ed-Dînûrî, el-Mücâlesede, Ömer İbnü Abdi'l-Azîz'in Hızır aleyhisselâm'ı gördüğünü rivâyet etti. Bu mevzû'da gördüğüm en sağlam rivâyet budur.
Otuz: Ebû Arûbe el-Harrânî, Târîhinde. (Aynı rivâyeti biraz değişik olarak)
Otuz Bir: Ebû Nüaym, Ebû Muhammed el-Harîrî'den.
Otuz İki: İbn-i Asâkir, Ebû Zür'a er-Râzî'den, sahîh bir senedle.
Otuz Üç: İbnü Ebî Hâtim, el-Cerh ve tâ'dîlde, Abdullah İbn-i Bahr'dan.
Otuz Dört: Abdü'l-Muğîs İbn-i Züheyr el-Harbî el-Hanbelî, Hızır ile alâkalı bir cüzde, Ahmed İbnü Hanbel'in Hızır ile İlyâs aleyhimesselâm'ı gördüğünü naklediyor.
Otuz Beş: Ebû Hayyân, Tefsîrinde, Şöyle dedi: Sâlih bir çok zât Hızır aleyhisselâm'ı gördüklerini, söylediler. İmâm Ebû'l-Feth el-Kuşeyrî, bir şeyhinin, Hızır aleyhisselâm'ı gördüğünü ve O'na hadîs rivâyet ettiğini, söyleyince, O'na, (Kuşeyrî'ye) Hızır aleyhisselâm olduğunu sana kim öğretti de sen O'nu bildin diye sorulunca, sustu.[84]
Otuz Altı: Ebû Hayân, O'nun hadîs üstâdlarından olan Abdü'l-Vâhid el-Abbâsî el-Hanbelî'nin talebelerinin, O'nun (Abdü'l-Vâhid el-Abbâsî'nin) Hızır aleyhisselâm'la buluştuğu inancında olduklarını söyledi.
Otuz Yedi: Şeyhimiz Hâfız 'İrâkî bana şöyle dedi: Abdullâh İbn-i Es'ad el-Yâfiî, Hızır aleyhisselâm'ın diri olduğu inancındaydı. O'na, Buhârî, Harbî ve diğerlerinden, bunun inkârına dâir nakiller olduğunu, söyledim. Bunun üzerine kızdı ve O'nun ölü olduğunu söyleyene kızarım, deyince, O'nun ölü olduğu i'tikâdından döndük dedim.
Otuz Sekiz: Hızır aleyhisselâm'la buluştuğunu ileri sürenlere yetiştik. Melik Zâhir zamânında, Mâlikî kadılığını üstlenen Kadı Alemuddîn el-Bisâtî, onlardandır. (İbnü Hacer'den kısaltarak yapılan nakil bitti.)[85]
Allâme Hâfız Muhaddis Abdülazîz İbnü’s-Sıddîk el-Ğumârî, et-Tehânî[86] isimli eserinde şöyle dedi:
Cumhûr'un görüşü, Hızır aleyhisselâm'ın diri olduğudur. Ömer İbnü Abdi'l-Azîz ile olan kıssasını Hâfız Zehebî, Tezkiretü'l-Huffâzına koydu ve isnâdı güzeldir dedi.[87]
Ben (Ğumârî) de şöyle derim:
Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in, Hızır aleyhisselâm ile buluşması ve Deccâl mes'elesinde O'ndan bir hadîs işitmesi hakkında neredeyse apaçık olan sahîh bir hadîs buldum. Bu hadîs Buhârî ve Müslim'in Sahîhlerinde, Ebû Saîd-i Hudrî radıyallâhu anhu'dan yaptıkları rivâyettir.
Öldüğü görüşünde olanların ileri sürdükleri delîllere gelince, bunlar şu mes'elede hiçbir şekilde nass değildirler.[88] (Abdü’l-Azîz el-Ğumârî’nin Sözü Bitti.)
İmâm Süyûtî, el-Câmi'inde naklediyor: (Hızır aleyhisselâm, denizde, el-Yesa' da karadadır. Her gece buluşurlar.)[89] (Hızır aleyhisselâm, denizde, el-Yesa' da karadadır. Her gece buluşurlar.)[90]
Hızır aleyhiselâm’ın Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ölümünde tâ'ziyyeye geldiğine dâir gelen haber, İbnü Hacer'in de naklettiği gibi, bir çok yollardan gelmiştir. Bu haberi, İmâm Beyhekî'nin rivâyetinden, Mişkât sâhibi, Hâfız Muhaddis Şâh Veliyyuddîn Ebû Abdillâh Muhammed İbni Abdillâh el-Hatîb tarafından, Mişkâtü'l-Mesâbîhe konulmuştur.
Üzerine şerh ve hâşiye yazanlar, Allâme Tîbî, Muhaddis ve Fakîh Aliyyu'l-Kârî, Muhaddis ve Fakîh Abdü'l-Hakk ed-dihlevî, Allâme Muhaddis, Ahmed Ali es-Sihârenfûrî ve Allâme Muhaddis İdrîs el-Kandehlevî şu rivâyete i'tirâz etmemişlerdir. Hattâ Allâme Muhaddis Abdü'l-Hakk ed-Dihlevî, Lemaâtü't-Tenkîh isimli eserinde şöyle demiştir:
Hızır aleyhisselâm'ın, Hicrî yüzüncü yıldan önce, sağ olduğu husûsunda âlimlerce bir anlaşmazlık yoktur. İhtilâf edenler, ondan sonrası için ihtilâf etmişlerdir.[91] Büyük Akâid ve İlm-i Kelâm âlimi Allâme Hayâlî de, Hızır aleyhisselâm'ın, diri olduğunu büyük âlimlerin söylediğini ifâde ederek buna karşı çıkmıyor ve açık âyetlerle Sünnet'e ters bulmuyor.[92]
İmâmımız İmâm Rebbânî de, Hızır aleyhisselâm'ın yaşamakta oluşunun bizim bidiğimiz bir hayât ile olmadığını, aksine rûhânîlere karışmış olduğunu bizzât Hızır aleyhisselâm'ın kendisinden keşfen naklediyor.[93] Bu da iki görüşün bir te'lîfi/barıştırılması olmuş oluyor. Allahu a'lem.
--------------------------------------------------------
İdrîs Aleyhisselâm Sağ mıdır, Değil midir?
--------------------------------------------------------
İdrîs aleyhisselâm'a gelince…
O'nun da sağ olduğu ile alâkalı olarak, İbnü Ebî Şeybe, İbnü’l-Münzir, İbnü Ebî Hâtim ve Abd İbnü Humeyd'in Mücâhid'den rivâyet ettikleri şu söz vardır: (İdrîs aleyhisselâm da, Îsâ aleyhisselâm gibi, ölmedi ği halde semâya kaldırıldı.)[94] Bu söz, İbnü Abbâs radıyallâhu anhümâ'nın talebesi Mücâhid'den Mevkûf/kendi sözü olarak rivâyet edildiyse de Merfû/Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'e âid bir hadîs hükmündedir. Nitekim bu erbâbına gizli değildir. İşte bu ve benzeri muhtemel rivâyetlere dayanarak, İdrîs aleyhisselâm'ın da diri olduğunu söyleyen âlimler vardır. Allâme Hayâlî de onlardan biridir.[95] Bu arada O’nun semâda öldüğüne dâir de rivâyet vardır.[96] Allah celle celâlühû en iyisini bilir.
Dipnotlar.
[65] Mecmûatü'r-Resâili'l-Münîriyye (içinde) (2/195-234)
[66] Anlaşılması daha da kolaylaşsın diye, Fasıllar tarafımızdan, mevzû' başlıkları da ez-Zehru'n-Nadrdan alınarak konulmuştur.
[67] Bu zât zayıf bulunan ve güvenilmeyen bir Şiîdir. (Mîzânü'l-İ'tidâl:3/419-420)
[68] Lâkin, İsrâiliyyât'tan değilse Merfû' hükmündedir.
[69] An'ane, bir kimsenin,bize falancı rivâyet etti bir gibi ifâde kullanmayıp, sadece, falancıdan demesidir. Râvî atlayarak rivâyet yapan, yani müdel lis olan kimselerin an'anesi de rivâyetin zayıf olmasının sebeblerindendir.
[70] [Ahmed, Buhârî, Müslim, Câbir radıyellâhu anhu’dan], El-Fethu’l-Kebîr:247
[71] Oysa bu hadîs, O'nun hicrî yüzüncü yıldan önce canlı olmadığını göster mez.
[72] Bu iddiâ, İbnü salâh ve Nevevî'nin dedikleriyle çelişmektedir. Rivâyet ve na kilde, şu iki imâmın sözü, Ebû Hayyan'ın sözünden ağır gelir.
[73] Bu zan, delîl olmaya yeterli değildir. Çünki, sağ olup rûhânîlere karışan bir kimse, hikmete münâsib bir şekle girebilir. Nitekim Cebrâil aleyhisselâm'ın bir beşer şekline büründüğü nassla sâbittir. (Nesâî’den naklen, et-Tevşîh:1/222, Mektebetü’r-Rüşd baskısı,1419)
Üstelik, aksi vârid değildir; güvenilecek ve mesned olabilecek isnâdlı haberlerle gelmemiştir.
[74] Lâkin, Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem'e îmân edip tâbi' olmadığını nereden bileceğiz? Bu husûsta elimizde bir nass mı var? Varsa, nedir? O'na îmân edip tâbi' olan, ama herkese ve her zaman görünmeyen cinleri tanıyor muyuz? Şu halde bu da bir delîl değil, zayıf bir zann demek olan vehimdir.
[75] Âlü ‘İmrân:81
[76] Rûhânîleşen Hızır aleyhisselâm'ın böyle yapmadığını nereden biliyoruz, elimizde nass mı var? Varsa nedir? Yok. Öyleyse, bu da bir delîl olamaz.
[77] İbnü’l-Münâdî böyle diyorsa da, Ondan aşağı kalmayacak Hadîs hâfızlarından bir takımları dahî, rivâyetlerin bir kısmının sahîh olduğunu söylüyor. Şimdi ne yapacağız? O halde bu da herkesi bağlamaz.
[78] Nereden biliyoruz, elimizde bir nass mı var? Yok. Şu halde bu da bir delîl olamaz.
[79] Bu hadîsin, gizli olmayıp da görünen ve tanınan Sahâbe için olma ihtimâli vardır.
[80] Bu hadîs de, orada bulunan, herkesin görebildiği, tanınan Sahâbe rıdvanullâhi teâlâ aleyhim için idi. Çünki, mü'min cinler sözbirliğiyle buna dâhil değildir. Nitekim müşrikler onları görüp öldüremez, Allah celle celâlühû'ya ibâdet ederlerdi.
[81] Bu hadîs de, yeni bir nebî gelmeyecek, demektir. Yoksa, Mü'minlere göre, Îsâ aley hisselâm Âhir Zaman'da gelecektir. Bununun böyle olduğu şu delîli getirenlerce de kabûl edilen bir husûsdur. Veyâ bir kavme, nebîlik vazîfesiyle gönderilen nebî olmayacak manasındadır. Halbuki O, -Nebî olduğu kabûl bile edilse- Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem efendimizden önce ne de sonra, bir kavme peyğamber olarak gönderilmemiştir; aksine kendi başına idi. Dolayısıyle şu anlayışta olanlara sözü edilen hadîs delîl olmaz. Üstelik, O'nun sağ olduğunu söyleyenlerin çoğu, Nebî değil de bir velî olduğuna inanmaktadırlar. O bakımdan şunlara bu hadîs hiçbir şekilde delîl olmaz.
[82] Diri olduğunu bildiren rivâtler, bir ân için yok sayılsa bile, azıcık bir dü- şünmeyle, şu öldü iddiasının delîllerinin bir kısmının, nassların umûmundan çıkarılan ictihâdî hükümler, diğer bir takımlarının da ictihâd bile olamayacak za yıf ihtimâlli reyler/görüşlerden ibâret oldukları anlaşılacaktır.
[83] İbn-i Hacer, kanâatimce burada yanılmaktadır. Çünki Ma'mer, bana ulaştı demesine rağmen, bu söz, O'nun kendi sözü nasıl olabilir? Nihâyet bu, O'nun Belâğlarındandır; onların hükmünü alır. Hadîs ulemâsının, bir takım kimselerin belâğlarını müsned kabûl ettiği de erbâbına ma'lûmdur.
[84] Kemâl ehli büyükler münâsebetsiz kimselerin yerinde olmayan sözlerine ve süâllerine çok kere susmakla cevâb verirler. Yoksa bu susmak âcizlikten değildir. Biz olsak, Hızırı görebilecek göz onu, başkasıyla karıştırmaz, derdik.
[85] İbn-i Hacer el-Askalânî, el-Isâbe (1/429-452) (Kısaltarak), ez-Zehrü'n-Nadr fî Nebei'l-Hadr, Mecmûatü'r-Resâili'l-Mü nîriyye (içinde):2/195-234
[86] Sâğânî'nin Mevzûâtı üzerine tenkîd olarak yazdığı bir eserin Muhtasarı
[87] Zehebî, Tezkiretü’l-Huffâz:1/119-120
[88] Abdülazîz İbnü’s-Sıddîk el-Ğumârî, Et-Tehânî fî't-Teakkubi Alâ Mevdûâti's-Sâğânî (34)
[89] [Hâris, Enes’den], Kenzü'l-Ummâl (12/71-72, H.34047)
[90] [Hâris; Enes’den], Kenzü'l-Ummâl (12/72 H.34051)
[91] Ahmed Ali es-Sihârenfûrî, Hâşiye-i Mişkât (550), Pâkistân baskısı.
[92] Hâşiyetü'l-Hayâlî alâ Şerhi'l-Akâid (101)
[93] İmâm Rebbânî, Mektûbât (1/282)
[94] İmâm Süyûtî, Ed-Dürrü'l-Mensûr (5/519)
[95] Hâşiyetü'l-Hayâlî Alâ Şerhi'l-Akâid, yukarıdaki yer (101)
Kaynak : Kuyudan Çıkartılan Taşlar - 5


