Ahmed bin Hanbel’in Resulullahın Kabrine El Sürmek ile Alakalı Görüşleri
Ahmed bin Hanbel’in Resulullahın Kabrine El Sürmek ile Alakalı Görüşleri
Ahmed bin Hanbel’in bu husustaki görüşleri hakkında farklı rivayetler nakledilmektedir. Kimi rivayet cevaz verdiğini, kimi rivayet çekimser kalıp tevakkuf ettiğini söylemektedir. Kimi rivayetlerde ise Ahmed bin Hanbel’in bu tarz davranışların, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in minberi hakkında caiz olduğunu söylediği ama kabri için ise çekimser kaldığı ya da mubah fetvası verdiği yönünde bir ayrım yaptığı ifade edilmektedir.
Şurası önemlidir ki; bu meseleye dair görüşler ne kadar farklı olursa olsunlar, kabirlerde bu şekilde davrananlar için, şirk, sapkınlık, bidatçilik ve dinden çıkma gibi hükümler ileri süren hiç kimse olmamıştır. Zira netice olarak böyle bir şey yapan kimseler hükmü mubah olup olmadığı ihtilaflı bir şeyi, ya da en fazla mekruh bir şeyi yapmış olmaktadır. Mevcut yasaklamaların asıl maksadı, avamın, ziyaret esnasında bazılarını yaparken gördükleri bu gibi eylemleri, ziyaretin gereklerinden olduğunu zannederek adet haline getirmek isteyebilecekleri endişesidir. İmam Ahmed’in bu husustaki görüşlerini aktaralım:
“Hulasatü’l-Vefa” adlı eserde, Abdullah bin Ahmed bin Hanbel’in “el-İlel ve’s-Sualat” adlı eserinde şöyle söylediği nakledilmektedir:
“Ben babama, Allah’tan ecir kazanma ümidiyle Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in kabrine ve minberine teberrük amacıyla el süren ve öpen bir kimsenin yaptıklarından sual ettiğimde o bana: “bunda bir sakınca yoktur” demişti.”
Ebûbekir el-Esrem şöyle anlatır:
“Ben Ebû Abdullah’a –Ahmed bin Hanbel’i kastediyor- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in kabrine el süren adamın halinden sorduğumda “biz böyle bir şey bilmiyoruz” diye cevap vermişti. Aynı şeyi minberi için yapmak caiz midir diye tekrar sorunca Ebû Abdullah: “evet bu hususta rivayet vardır” demiş ve sonra şöyle anlatmaya devam etmişti: “İbni Ebi Füdeyk, İbni Ebi Zi’b’den rivayet ettiğine göre İbni Ömer minbere el sürerdi. Aynı şeyi, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in minberde oturduğu ve elinle tuttuğu yere (rimane) yaptığını Said İbni Müseyyeb’ten rivayet etmişlerdir.” Ben de Ebû Abdullah’a şöyle söyledim: “Yahya bin Said’ten nakledilir ki o, Irak’a gitmek istediği zaman minbere gelir el sürer ve dua ederdi. Ben onu bu şekilde gördüm. O, böyle yapmanın doğru olduğunu kanaat ederdi.” Bunun üzerine bana şöyle dedi: “Böyle yapması için zorlayıcı bir sebebi (zaruret) vardı sanırım. Böyle olduğunda yapılmasına bir beis yoktur.” Ebû Abdullah’a: “onlar Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in kabrinin duvarına göğüslerini yaslarlardı” diye sorduklarında ben de ona: “Medine’de ilim ehli birçok kimseyi gördüm. Onlar bir tarafta durup Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’e selam verir ve kabre el sürmezlerdi” dedim. Bunun üzerine Ebû Abdullah: “Evet İbni Ömer bu şekilde kabre el sürerdi” dedikten sonra: “Babam ve anam Ona -sallallahu aleyhi ve sellem- feda olsun” dedi.”
Şeyh İbni Teymiye der ki:
“İmam Ahmed, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in minberine ve minberde oturduğu, elinle tuttuğu yerlere (rimane) el sürmeyi caiz görmüş ama kabrine el sürmeyi caiz görmemiştir. Bazı mezheb imamlarımız ise onun kabirlere el sürdüğü rivayet etmektedirler. Bu bir çelişki değildir zira İmam Ahmed birçok kişinin cenazesinde bulunmuş. Bu esnada elini kabrin üstüne koyarak onlara dua etmiştir. Fakat bu iki olayın aynı olmadığı çok açıktır.”[1]


