Beyan Dergisi Şubat 2010 Sayısı Çıktı...
Genel Yayın’dan…
Hamd âlemlerin Rabbi Azîz ve Celîl olan Mevlâ Teâlâ Hazretleri’ne, salât-ü selâm iki cihânın Serveri Peygamber Efendimiz’e olsun.
Muhterem okuyucularımız!
Sevinç ve üzüntü içinde yazdığımız giriş yazımızı kaleme alırken, sizleri Mevlâ’nın selâmıyla selamlarız; Allah-u Teâlâ’nın selâmı üzerinize olsun.
Sevinçliyiz; zira Beyan’ın câmiâmızın vahdeti için yaptığı çağrılar ve adımlar çok kısa bir zaman içinde yankısını buldu ve bu çağrıların Rabbimizin yardımı ve büyüklerimizin himmetiyle meyvelerini alıyoruz. Vahdet çağrımıza hiç düşünmeden cevap veren muhterem Ali Kara Hocamız, kendi riyâsetinde aylık olarak neşredilen Âb-ı Hayat dergisinin, hizmeti büyütmek ve tesiri artırmak amacıyla Beyan ile birleşmesine karar vererek hayırlı bir teşekküle imza attı. Bütün okurlarımıza ve câmiâmıza hayırlı olsun. Muhterem Ali Kara Hocamız’la yaptığımız mülâkâtta bu mevzûnun teferruâtını okuyabilirsiniz.
Üzüntülüyüz; zira gecikmemesi için a’zamî gayret gösterdiğimiz dergimiz maalesef gecikmeli olarak elinize ulaştı. Diğer yandan muhterem Ali Ulvî Uzunlar Hocamız’la yaptığımız röportajın son bölümü, dergimizi ziyaret eden Irak İmam-ı A’zam Külliyesi’nden üç âlim ile yaptığımız röportajlar ve merhum Zavendikli Mustafa Efendi’nin bu sayımız için hazırladığımız yazısı teknik bir ârıza sebebiyle önümüzdeki sayıya kaldı. Bundan dolayı sizlerden özürlerimizin kabulünü diliyoruz.
Aziz okuyucu!
Bu sayımızda “Ehl-i Sünnet Olmak Ne Demek?”suâlinin cevâbını ilmî danışmanımız olan muhteremHüseyin Avnî Hocamız’ın son derece özlü bir yazısıyla vermeye çalıştık. Herkesin kendine göre bir Ehl-i Sünnet tarifi geliştirdiği günümüzde “Ehl-i Sünnet’e göre Ehl-i Sünnet”in ne olduğunu öğreneceğiz inşaAllah. Bâtıl Ehl-i Sünnet tarifleri içinde yer alan Selefîlik kılıfı altındaki Vehhâbilik, bir takım esasları savunurken içlerinde yaşadıkları küfür düzenlerini meşrûlaştıran Ehl-i Sünnet tüccarları, siyâsî basîret ve şuurdan uzak, yaptıkları faaliyetlerle kâfir ve münâfıkları sevindiren, mü’minleri üzen kişi veya gruplar, bir takım mevzûların üzerinde yoğunlaşan ama ümmetin ekserîsini tekfir eden Tekfirciler, tarikat adı altında hareket edip olmadık sapıklıkların tasavvufa nisbet edilmesine sebep olan bozuk sûfîler…
Daha önce de dediğimiz gibi Ehl-i Sünnet’i zamanımızdaki Ehl-i Sünnet edebiyâtı yapanlardan değil, geçmişteki büyüklerimizin kaleminden ve o büyüklerin izlerini takip eden sayılı âlimlerden öğrenebiliriz. Daha yazılanları bile anlama noktasında büyük zaafları olan neslimizin, Ehl-i Sünnet müdâfiiliğine soyunması kadar abes bir şey olamaz.
Muhterem okuyucu!
Üstadımız Hazretleri’nin ümmetin dertleriyle ne derecede dertlendiği ma’lûm. İşgal altında yaşayan ve orada ilmî çalışmalarını sürdüren bir grup Iraklı âlimle kendilerini ziyaret ettiğimizde de yüzündeki tebessüm bu ızdırabın işaretlerinden birisiydi sadece. Ümmetimizin can damarlarından Filistin topraklarını müdafaa eden Hamas’ın yetkililerinden, hâlen meşrû Filistin İçişleri Bakanlığı’nın sözcülerinden ve bazı hayır müesseselerinin başkanlarından Şeyh Cihâd Muhyiddîn ez-Zerd ile telefon yoluyla bir mülâkât gerçekleştirdik. Mısır’ın son firavunu Hüsnü (Nâ)Mübarek’in yaptığı çelik duvar zulmüne dâir birinci elden bilgi alabileceksiniz. Bu arada röportajda görüleceği üzere onların Türkiye’deki devlet ricâlinin Filistin’e dâir yaptıkları küçücük refleksleri bile nasıl karşıladıkları ve bizlerden neleri bekledikleri konusunda ipucu veriyor. Oysa ki aynı devlet ricâli Filistin’i bombalayan İsrail uçaklarının Konya’da hava tatbikatı yapmalarına da izin vermişti.
Kıymetli okuyucu!
Siz okuyucularımızdan ve bölge temsilcilerimizden çok sayıda telefon ve e-mail almaktayız. Tenkid ve tavsiyeleriniz yolumuzu aydınlatıyor, sağolun, var olun. Son zamanlarda Beyan’ın yeni kadrosuyla birlikte çizgisi ve menheci vuzuha kavuşan dergimiz hakkında bir takım söylentiler çıktı. Bunlardan birisi bizimle muhterem Cübbeli Ahmed Hocaefendiarasında sanki bir husûmet varmış gibi yapılan yorumlardan ibaret. Öncelikle Beyan kadrosu hiçbir Müslüman şahsiyet veya cemaate karşı husûmet beslemez. Hele hele muhterem Cübbeli Ahmed Hocaefendi gibi binlerce insanın hidayetine vesile olmuş, ömrünün kâhir ekseriyetini Ehl-i Sünnet’e ve bu câmiâya hizmetle geçirmiş bir Hocamız’a karşı husûmet beslememiz nasıl düşünülebilir? Böyle bir şeyden Allah-u Teâlâ’ya sığınırız. Ancak emr-i bi’l ma’rûf ve nehy-i ani’l münker farziyetinden dolayı hatalı gördüğümüz hususlarda kardeşlerimize nasihat ederiz; tıpkı bizim de nasihat beklediğimiz gibi… Muhterem Cübbeli Hocamız veya herhangi başka birisi dergimizde gördükleri hatalı veya yanlış yazılardan dolayı bizlere nasihat edip uyarırlarsa minnettar kalırız. Biz gerek iki ayda bir neşrolunan Ğurabâ Mecmuası’nda, gerekse Beyan dergimizde hep Ehl-i Sünnet çizgiye bağlı kalmaya çalıştık. Bu sebepten dolayı kim olursa olsun Ehl-i Sünnet çizgiye bağlı kalmak şartıyla birlikte çalışmaktan kaçınmayız. Cübbeli Hocaefendi sohbetlerinde Ehl-i Sünnet çizgisine sahip dergilere sahip çıkılmasını istemekte ve bu tür dergilerin sayısının çoğalmasını da arzu etmektedir. Bu sebepten dolayı Hocaefendi’nin dergimizin çizgisinden dolayı memnun ve mutlu olacağını biliyoruz.
Sizleri daha fazla tutmadan dopdolu bir sayımızla daha baş başa bırakıyor, Mart sayımızda görüşmek üzere sizleri Mevlâ Teâlâ’ya emanet ediyoruz.
Genel Yayın Yönetmeni
Osman Akyıldız



Mahmud Efendi Hazretlerinin Hayatı, Ulemanın Hakkındaki Beyanları Sohbetleri ve Kelam-ı Kibarı ..İçerik İçin 

