Joomla Just for Sharing - Joomla Club Templates and Extensions

14

Oca

2010

Sözde Şeyh [1] İçin: Gazali K.s Dan Sırat Köprüsüne Dair
Administrator
Hits smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon

 

İhya-ı Ulumiddin Sayfa:286

Sırat

Sırat, cehennem üzerine kurulmuş, kılıçtan keskin ve kıldan ince bir köprüdür. Allah'ın hükmüyle, kâfirler, bu köprü üzerinden kayarak cehennemin dibini boylayacaklardır. Yine Allah'ın fazlıyla mü'minlerin ayakları bu köprü üzerinde sabitleşir ve böylece karar evi (Dâr'ul-Karâr) olan cennete varılır.

İmâm-ı Gazali Hazretleri İhya-ı Ulumiddin isimli eserinde muhtelif bir risale olan ve bu kitabın ikinci kısmını oluşturan Kavaid-ül Akaid isimli risalesinde devamla Sırat Köprüsü hakkında şu beyanlarda bulunuyorlar;

Sayfa:310

Köpüğe gelince, o atılır gider, insanlara faydası olan ise yerde kalır. Allah işte böyle misaller verir. (Ra'd/17)
Ayet-i celîledeki 'su' mânâsına gelen mâ tâbiri Kur'an'dan kinayedir. Vadilerden maksat da kalplerdir. Kalplerin bir kısmı çok, bir kısmı ise az şey yüklenmiştir. Bir kısmı da hiçbir şey yüklenmemiştir. Köpük ise küfür ve nifak misalidir. Zira köpük her ne kadar su yüzünde görünürse de hakikatte bir balondan başka birşey olmadığı için sönüp gider, insanlara yararlı olan hidayete gelince, o istikrar bulur ve yerleşir.

Bir cemaat bu kısımda oldukça derine dalmış; âhirette vârid olan mizan, sırat ve benzerlerini te'vil etmişlerdir. Bu te'vil bid'attır. Çünkü böyle bir te'vil rivayet yoluyla nakledilmiş değildir. Kaldı ki bu ayet-i celîleyi zahirî mânâya hamletmekte hiçbir mahzur yoktur. Bu bakımdan zahirinde bırakılması ve te'vil edilmemesi vacibdir.

Sayfa:314

M’utezille’nin Tavrı:

Bu bölümde İmâm-ı Gazali Hazretleri m’utezillenin ahret ile ilgili bir çok hususu te’vil ederek bid’ate düştüklerini beyan etmektedir.

İmâm-ı Gazali Hazretleri’nin Sırat Köprüsü ile ilgili beyanlarına devam ediyoruz.

Sayfa:606

Sırat

Takva sahiplerini, binek üzerinde ikram ile Rahmana götürdüğümüz gün,  mücrimleri de yaya ve  susuz  olarak cehenneme sürdüğümüz (gün)! (Meryem/85-86)


Onları cehennemin yoluna götürün. Durdurun onları, çünkü onlar sorguya çekileceklerdir. (Saffat/23-24)

Bütün bu dehşetlerden sonra Allah Teâlâ'nın bu ayetleri hukkında düşün! Bu dehşetlerden sonra insan köprüyü geçmek için sevkolunur.
Köprü, cehennem üzerine kurulmuş kılıçtan keskin ve kıldan incedir! Kim şu dünya âleminde dosdoğru bir yol üzerinde bulunursa, ahiret köprüsü üzerinde hafif olup kurtulur. Dünyada istikametten ayrılan, yükünü günahlarla ağırlaştırıp isyan eden, köprüye ilk attığı adımda kayar ve helak olur.

Şu anda köprüyü ve inceliğini gördüğünde kalbine girecek korkuyu ¦'üşün. Köprüyü gördükten sonra gözün köprünün altındaki simsiyah cehenneme ilişir. Sonra kulağına ateşin şiddetli sesi, öfkesi gelir. Halinin zayıflığına, kalbinin ızdırabına, ayağının titremesine rağmen, kıldan ince kılıçtan keskin köprü-üzerinde yürümeye zorlanırsın. Oysa günahlarla ağırlaşan bu bedenle yeryüzünde bile yürümen zordur. Acaba bir ayağını köprünün üzerine koyduğunda keskinliğini hissettiğin, önünde insanların kayıp düştükleri ve cehennem zebanileri tarafından çengellerle çekildikleri zaman ikinci ayağını kaldırmaya mecbur olduğun zaman durumun ne olacaktır? Onların ateşe baş aşağı nasıl düştüklerini, ayaklarının havada nasıl kaldığını müşahede ettiğinde durumun ne olacaktır?

Bu manzara korkunç bir manzaradır. Ne zahmetli bir yokuş, ne dar bir geçittir orası! Öyle ise köprü üzerinde sırtında günahların ağırlığı olduğu halde yürüdüğünü, köprüye çıktığını ve halkın cehenneme yuvarlandıklarını müşahede ettiğini, Hz. Peygamber'in (s.a) 'Yâ rabbî! Selâmet kıl! Selâmet kıl!' dediği cehennemin derinliğinden azap ve helak isteyenlerin sesinin kulağına yükselip geldiğini, köprü üzerinden birçok insanların kayıp düşüşünü gördüğünde durumunu düşün. Acaba ayağın kayarsa, pişmanlığın sana fayda vermezse helak olmayı isteyip 'İşte benim korktuğum buydu! Keşke hayatım için tedbir alsaydım. Keşke peygamberle beraber yol edinseydim! Vay hâlime! Keşke falanca adamı dost edinmeseydim. Keşke toprak olsaydım. Keşke unutulmuş olsaydım. Keşke annem beni doğurmasaydı' dediğinde halin nice olur?

İşte o zaman ateş seni yaka paça yakalar. Bir tellâl şöyle bağırır: 'Cehennemde ümitsiz olun!

Benimle konuşmayın'.

Bağırmaktan, inlemekten, derinden nefes almak ve imdad istemekten başka yol kalmaz. Acaba bütün bu tehlikeler önünde olduğu halde şimdi aklını nasıl görürsün? Eğer bunlara inanmıyorsan, kâfirlerle beraber cehennem derekelerinde ebedî kalırsın? Eğer inanmış, fakat gaflete dalıp hazırlanmak hususunda gevşeklik göstermişsen zararın ve tuğyanın ne büyüktür? İmanın seni Allah'ın rızasına, ibadet yapıp, günahları terket-meye yöneltmezse, o imanın sana ne faydası vardır? Eğer önünde köprünün dehşetinden başka bir dehşet olmasa, köprünün üstünden sağlam geçsen dahi, o geçişin tehlikesinden duyulan korku da sana yeter!

Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurmuştur:

Köprü, cehennemin parçaları arasında kurulur. Köprüyü peygamberlerden, ümmetiyle beraber ilk geçen ben olurum. O gün peygamberlerden başkası konuşamaz.  O günde peygamberlerin duası 'Yârab! Selâmet kıl! Yârab Selâmet kıl!' şeklindedir. Cehennemde (çölde bulunan) sa'dan dikeni gibi çengeller vardır. Siz sa'dan dikenini gördünüz mü?

- Evet yâ Rasûlullah gördük

-  O çengeller sa'dan   dikeni  gibidirler.   Onların büyüklüğünü Allah'tan başkası bilmez, insanlar amellerinden ötürü tutulur. Onlarından kimi amelinden ötürü helak olur, kimi küçülür, sonra kurtulur.215

Ebu Saîd el-Hudrî, Hz. Peygamber'in (s.a) şöyle dediğini rivayet ediyor:

İnsanlar cehennem köprüsünün üzerinden geçer. O köprünün üzerinde demir dikenler, çengeller vardır. Sağdan soldan insanları kaparlar. Köprünün iki tarafında melekler vardır. O melekler derler ki: Târab! Selim kıl! Yârab! Selâmet bırak!' İnsanların kimi şimşek gibi geçer, kimi rüzgâr gibi, kimi at gibi, kimi süratli bir yürüyüşle, kimi normal bir yürüyüşle yürür, kimi sürüngenler gibi sürünür, kimi zorlukla yürür. Cehennem ehline gelince, onlar cehennemde ne ölürler, ne yaşarlar. Bazı insanlar birtakım günah ve hatalardan dolayı muâhaze olunurlar. Yanarlar, kömür olurlar, sonra şefaat için izin verilir.216

Râvi böylece hadîsi sonuna Kadar zikretti.

İbn Mes'ud, Hz. Peygamber'in (s.a) şöyle dediğini rivayet ediyor: Allah, öncekileri ve sonrakileri belli bir günde toplar. Kırk gün ayakta gözleri göklere dikili vaziyette hükmün faslını beklerler.217

Râvî hadîsi 'Mü'minlerin secde vakitlerini belirten kesimine varıncaya kadar' zikredip şöyle dedi:

Sonra mü'minlere 'Başlarınızı kaldırın!' denir. Mü'minler başlarını kaldırır. Onlara amelleri nisbetinde nurları verilir; kimine büyük bir dağ gibi nûr verilir. O nûr onun önünde yürür, kimine ondan daha küçük bir nûr verilir, kimine ondan daha küçük bir nûr verilir, kimine bir hurma ağacı kadar, kimine daha küçük bir nûr verilir. Hatta sonuncuları olan bir kişiye ayağının baş parmağı üzerinde bir nûr verilir. O nûr bazen ışık verir. Bazen de söner. Işık verdiğinde ayağını atar, yürür. Söndüğünde yerinde kalakalır.218


215) Müslim, Buhari
216) Müslim, Buharî
217) Müslim

218)İbnAdîy, Hâkim

Sonra Hz. Peygamber (s.a), onların nurları nisbetinde köprü üzerinden geçtiklerini zikretti:

Onlardan kimi gözün kapanıp açılması kadar çabuk geçer, kimi şimşek gibi, kimi bulut gibi, kimi kayan yıldız gibi, kimi atm koşusu gibi, kimi bir erkeğin koşusu gibi geçerler. Hatta nuru ayağının baş parmağında verilen kimse, geçerken yüz üstü, eller ve ayaklar üstünde emekler. Bir elini çeker, diğer eliyle tutar. Bir ayağı tutar, diğer ayağı çeker. Ateş onun yanlarına kadar gelir. Râvî der ki: "O kurtuluncaya kadar böyle olur. Kurtulunca köprünün başında durur ve 'Hamd Allah'a mahsustur. Muhakkak Allah Teâlâ bana öyle bir nimet verdi ki hiç kimseye verilmemiştir; zira cehennemi gördükten sonra beni cehennemden kurtardı' der. Böylece onun elinden tutulur, cennet kapısında bulunan bir göle götürülür ve yıkanır, temizlenir".

[1] cahil şeyhden kasıt : a.metin saruhan.

zira kendisi gazali k.s misaller veriyor kendisini mudafa adına..sanırım bunlarıda kabul edecekdir.

[2] inşallah sünnet-i seniyyeyi red eden - sahih hadis mütevatir hadsileride red eden bu sözde şeyh'e  geniş bir reddiyemiz yakında bu sitede yer alacak.

Kaynak : İbni Abidin Forum | Nakleden Aşıkyekini

Bu yazıyı Sitene Ekle

Aşağıda Oluşturulan Kodu,
Sayfanıza Kopyalayarak Yapıştırınız.




Preview :


Powered by QuoteThis © 2008

Bu makaleyi tavsiye et...



Son Güncelleme: Perşembe, 14 Ocak 2010 17:42

Our valuable member Administrator has been with us since Çarşamba, 11 Şubat 2009.

Yorumlar  

 
+1 #1 Administrator 2010-01-16 17:32 ne mehdi ne recm ne de resulullahın mescidi aksadan sonra göklere olan miracı ayetlerde yok.

bunlara inanıyormu zamanın şarlatanı olan şeyh efendi.?

evet bizler inanıyoruz.eğer bunlara inanıyorsa ayetde olmayan şeylere nasıl itikad edinmekdedir.? zira bu zamanın şarlatanı olan ayetde olmayana inanmam demekde.

gerçi mehdiye itikad etsede mehdi hakkında sapkın itikadı islam itikadı yani ehli sünnet ile bir değildir.

bu itikad neticesi ile hem mehdi hemde isa.as hakkında hadisleri red etmekdedir.
Alıntı
 
logo footer    Copyright © 2010 Reddul Muhtar | Bütün Hakları Saklıdır.Sitemiz En iyi Google Chrome - Opera -Safari -Mozilla Firefox ile Görüntülenir