Ehli Kitab Resulullaha İman Etmeden Cennete Giremez.!!

bakara 62
Şüphesiz o kimseler ki (önceki peygamberlere) iman etmiştirler, bir de o kimseler ki Yahudi (olarak, yeni bir şerî'at gelinceye kadar Mûsâ (Aleyhisselâm)ın tahrif ve neshe uğramamış olan serî'atına tâbi) olmuşturlar, ayrıca (Kur'ân gelinceye kadar Îsâ (Aleyhisselam) ın, değişime maruz kalmamış olan dinine uyan) Hristiyanlar ve (Nûh ile İbrahim (Aleyhimesselâm) döneminde onların dini üzere bulunan) Sâbiîler; (bunların içerisinden) her kim (o günkü şerî'atın emrine göre) Allâh'a ve o son güne inanmış, salih bir amel de işlemişse; onlar için Rableri nezdinde (kendilerine ait) ecirleri vardır. (Kâfirler korkuya düştüğünde) onlar üzerine hiçbir korku yoktur ve (günahkârlar, kaçırdıkları mükâfatlara üzülecekleri zaman) ancak onlar mahzun olmayacaklardır.
Bu ve Mâide Sûresi'nin 69. âyeti kerîmesinden yola çıkan bozuk fikirli bazı İlâhiyatçılar; âhir zaman peygamberine inanma ve kendi dinlerinden berî olarak İslâm'a girme şartlarını yerine getirmeden, sadece bu âyetlerde zikredilen "Allâh'a ve âhirete iman" bir de "Salih amel" şartlarını îfâ eden Yahudi ve Hristiyanların da cennete girebileceğini söyleyerek, kendilerini dinden çıkarmış ve "Cennete girmenin olmazsa olmaz şartı olan 'İslâm'ı kabullenme' zorunluluğu"nu toplum nezdinde zaafa uğratmaya yönelik büyük bir ihanette bulunmuşlardır.
Zira Kur'an âyetleri arasında hiçbir çelişki söz konusu olmayıp, hepsi de birbirini tasdik ve tefsir eder mâhiyettedir. Nitekim Bakara Sûresi: 285 ve Nisa Sûresi: 136'da olduğu gibi diğer bazı âyet-i kerîmelerde kurtuluşa ermek için: "Meleklere, Kitaplara ve Peygamberlere iman"dan ibaret üç şart daha ilave edilmiştir.
Beyyine Sûresi'nin 6. âyet-i kerîmesi ise, Ehl-i Kitap da olsalar, İslâm'a girmeyenlerin, kitapsız müşrikler gibi cehennemde ebedî kalacağını beyan etmektedir.
"Muhammed'in canı, elinde olan Zât'a yemin olsun ki; bu ümmetten Yahudi veya Hristiyan herhangi bir kimse, beni duyar da, sonra benimle gönderilen dine inanmadan ölürse, mutlaka cehennem ashabından olur!"(Müslim, İman: 70, No: 153, 1/134) hadîs-i şerifi de, bu kâfirlikten sadece "Allâh'ı ve âhireti inkâr" kastedilmeyip, bununla birlikte "Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in dinine uymama'nın da imansızlık sayıldığını açıklamaktadır.
Dolayısıyla bu âyet-i kerimede cennete gireceği bildirilen; Yahudi, Hristiyan ve Sâbie fırkaları; Mûsâ, Îsâ, Nûh ve İbrâhîm (Aleyhimûsselâm)ın tahrif edilmemiş şerî'atlarına, geçerli oldukları dönemlerde tâbi olanlardır.
Yoksa Rasûlüllah (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)i ve Kur'ân-ı Kerim'i inkâr edenler veya Rasûlüllah (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)den ve İslâm'dan övgüyle bahsettikleri halde, kendi dinlerinden uzaklaşıp İslâm'a girmeyen günümüz kâfirleri bu mevzuya dâhil değildir.
Bu konunun Kur'ân-ı Kerîm'de birçok delili mevcuttur.
Bu hususta geniş malûmat için bakınız:
Rûhul-Furkân: 1/366-373,
Mâide Sûresi: 69,
R.F: 7/345-359;
aynca bakınız: Nisa Sûresi: 151, A’raf Sûresi: 158
Kuran-ı Mecid - Mahmud Ustaosmanoğlu K.s
***
Nisa 151- İşte sana! Onlar, hakikaten kâfirlerin ta kendileridir! Biz de o kâfirler için çok alçaltıcı pek büyük bir azap hazırlamışızdir.
Bu âyet-i celîlelerden anlaşıldığı üzere; peygamberlerin birine dahi inanmayarak aralarında ayırım gözetenler gerçek manada kâfirlerdir.
Dolayısıyla günümüzdeki bazı âlim geçinen kimselerin Bakara Sûresi 62. âyet-i kerîmesinde zikredilen "Allâh'a ve âhiret gününe iman" bir de "Salih amel işlemek" şartlarıyla yetinerek, peygamberlerin tümüne iman şartı gözetmeksizin Yahudi ve Hristiyanların da cennete gideceklerini söylemeleri öyle bir dalâlettir ki, asr-ı saadetten günümüze değin hiçbir Müslüman böyle bir şey söylememiş ve bu fikirde bulunmamıştır.
Bilindiği üzere Kur'ân-ı Kerîm'in âyetleri arasında hiçbir çelişki söz konusu olamaz. Ama bu husus, âyetlerin tamamı birlikte değerlendirildiği zaman meydana çıkar. Yoksa bir âyette bulunan bazı şartlarla yetinip, diğer âyetlerde bulunan şartları göz ardı etmek, insanı inanç ve amel yönünden büyük yanlışlara götürebilir.
Nitekim burada; Allâh'a imandan sonra, peygamberlere inanma şartı özellikle belirtilmiş ve onlardan hiçbiri arasında iman bakımından ayırım yapmamak gerektiği, aksi takdirde kişinin hakikî manada kâfir olacağı ifade edilmiştir.
Bir sonraki âyet-i kerîmede de, ancak peygamberler arasında ayırım yapmayanlara mükâfat verileceği açıkça zikredilmiştir. Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) gibi en büyük peygambere inanmadıkları için Allâh-u Te'âlâ'nın kâfir olarak nitelediği ve alçaltıcı azap tehdidinde bulunduğu kâfirleri, özellikle Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)e düşmanlık ve hakarette ileri giden Yahudi ve Hristiyanları cennetle müjdelemek, hem de bunu Kur'ân-ı Kerîm'in bu konudaki sarih beyanlarına rağmen yapmak, kişinin imanını sağlam bırakmayacak bir inanç tehlikesidir.
Bu konuda farklı bilgiler için bakınız: Bakara Sûresi: 62; A'râf Sûresi: 158
Kuran-ı Mecid | Mahmud Ustaosmanoğlu K.s



Mahmud Efendi Hazretlerinin Hayatı, Ulemanın Hakkındaki Beyanları Sohbetleri ve Kelam-ı Kibarı ..İçerik İçin 

