Yahudilerin Cumartesi Günü İle İmtihan Olunmaları

Araf Suresi 163 | (Habîbim!) Bir de o (Yahudi ola)nlara denize çok yakın bulunan o (Eyle) kasaba(sının sakinlerinin başına gelen azap)dan sor!
Vaktâ ki onlar cumartesi (günün)de (yasaklanan balık avlama günahını işleyerek,Allâh-u Te'âlâ tarafından konmuş) haddi aşıyorlardı. Hani cumartesi günlerinde balıkları (akın akın ve su üzerinde) belirgin olarak onlara geliyor, (başka günlere kavuşup) cumartesi (yasağını) gözet(me gereği hisset)mediklerinde ise (balıklar) onlara gelmiyordu. İşte sana! (Emirlerimizi kırarak) fâsıklık yapmakta bulunmuş olmaları nedeniyle onları böyle (şiddetli bir sınamayla) imtihan ediyorduk(; taki, ezelde olacağını bildiğimizi, olmuş haliyle de bilelim ve herkese gösterelim)!
**
Şeyhzâde ve Âlûsî tefsirlerinde zikredildiği üzere; Mûsâ (Aleyhisselâm) cuma gününü ibadete ayırmak istediyse de, İsrailoğulları Allâh-u Te'âlâ'nın cumartesi günü hiçbir şey yaratmadığını öne sürerek cumartesiyi tercih ettiler, Allâh-u Te'âlâ da Mûsâ (Aleyhisselâm)a: "Onları istedikleriyle baş başa bırak sonra ben onları bu hususta imtihan edeceğim!" diye vahyetti.
Böylece onlara cumartesi günü çalışmayı bırakmalarını emretti ve o günde balık avlamalarını haram etti. Dâvûd (Aleyhisselâm)ın zamanına kadar bu emre riayet ettiler, onun zamanında ise Medine ile Şam arasındaki sahil üzerinde bulunan Eyle kasabasının sakinleri bu yasağı aştılar, şöyle ki; cumartesi günü olduğunda denizdeki tüm balıklar onların sahiline akın eder ve su üstüne çıkarak kendilerini gösterirlerdi.
Cumartesi geçtiğinde ise balıklar dağılır, bir tane bile görünmezdi. Geçimleri balık avına bağlı olan bu topluma şeytan: "Siz ancak cumartesi günü balıkları denizden almaktan nehyolundunuz, yoksa avlanmak size yasaklanmadı!" diye vesvese verdi.
Bunun üzerine bir kısım ahali sahilde havuzlar kazıp onlarla deniz arasında kanallar açtılar, cuma günü yatsı vaktinde kanalları açttkları zaman balıklar dalgalarla birlikte o havuzlara sürükleniyordu. Pazar günü olunca da havuzdaki balıkları çıkarıp yiyorlar, fazlasını da tuzlayıp satıyorlardı.
Böylece başlarına bir bela gelmeden yetmiş sene kadar süre geçti. Sonra evlatları da babalarının yolundan giderek bu günahı işlemeye daha çok cesaret buldular ve: "Cumartesi günü balık avlamak bize helâl edildi!" dediler.
Hal böyle devam ederken, nüfusu yetmişbine varan karye halkı üç sınıfa ayrıldı;
bir kısmı emirleri tuttu ve tutmayanları engellemeye çalıştı, bunların sayısı oniki bin kadardı.
Diğer bir kısım ise emirleri tuttu fakat nemelâzımcılık yaparak kimseyi engellemedi.
Üçüncü bir kesim ise, bu işin helâl olduğuna itikat ederek günah işlemeye devam etti. Mücrimler nasihat kabul etmeyince vaaz edenler "Artık biz sizinle aynı şehirde yaşayamayız!" diyerek şehri duvarla ikiye böldüler, Dâvûd (Aleyhiselâm) da günahkârlara lanet edince Allâh-u Te'âlâ bir gece içerisinde onları maymunlara çevirdi.
Sabah olunca vaaz edenler duvarın yanına gelip kapının kapalı olduğunu ve hiçbir ses gelmediğini, bir duman da yükselmediğini görünce, duvarın üzerinden tırmanıp yanlanrına indikleri zaman, gençlerini maymuna, yaşlılarını da domuza dönüşmüş vaziyette buldular.
Maymuna dönüşenler, insanlardan olan akrabalarını tanıyorlar fakat insanlar onları ayırt edemiyorlardı. Maymunlar yakınlarının yanına gelip elbiselerini koklayarak ağlıyor, insanlar onlara: "Biz sizi bu işten nehyetmemiş miydik?" dediklerinde ise ağlayarak başlarını sallıyorlardı.
Bu konuda daha ziyade malumat için bakınız: Rûhu'l-Furkan, Bakara Sûresi: 65,1/380-381
Kaynak : Kuran-ı Mecid Araf Suresi 163.Ayet-i Kerime



Mahmud Efendi Hazretlerinin Hayatı, Ulemanın Hakkındaki Beyanları Sohbetleri ve Kelam-ı Kibarı ..İçerik İçin 

