Hz. Âişe (R.Anha) Validemizin Evlilikteki Yaşı Meselesi
Hz Peygamber ( sas )’in çok değerli eşi Ümmü’l-Mü’minîn Hz.Âişe (r.anha) validemizin Kâinâtın efendisi ile tezevvücü (evlilik) meselesinin, ufuk ve fehimleri çok geniş olan pek değerli kadîm ulemâmızın, varid olan naslar müvâcehesinde, zihinlerinde en ufak bir tereddüt ve şüpheye yer vermeden kabullendiği meselesi ne kadar zahirse, İslam’ın her bir hükmünün hikmetinin akıl ve mantıkla idrak edilebilmesinin gerekliliğini savunan modernistlerin de bu meseleyi –vd- anlamamada ısrarcı olmaları o denli realiteliğini koruyor.
Ben bu yazıda, bunların fikirlerinin me’haz ve masdar (türedikleri yer ler)’ının neler olabileceğini beyan etmekten ve de bu tezevvüc meselesinin altında ne gibi hikmetlerin yatabileceği üzerinde durmaktan ziyade, meselenin doğruluk payını, selefimiz tarafından nasıl telâkki edildiğini vuzûha kavuşturmak istiyorum.
Hz Âişe (r.anha)’nın evliliği konusunda gerek hadis kitaplarında, gerek tarih-tabakât kitaplarında gerekse de siyer kitaplarında hemen hemen ittifakla nakladilegelen bir ayırımdan bahsederek konuya girmek istiyorum.
O da Hz Âişe(r.anha)’nın evlilik akdi (nikâh) ile zifafın aralarında belli bir müddetin bulunması meselesi
Hz Peygamber(sas)’in Hz Âişe(r.anha) ile olan nikah akdi;
Hz. Peygamber (sas), pâk ve mutahher eşi Hz Hatice validemizi dâri bekâya uğurladıktan sonra, rivayetlerin muhtelif olması ile beraber hicretten 2, 2.5, 3 sene kadar önce[1] iki kez rüyâsında bir kız (Hz.Âişe)’ı görür ve kendisine ‘işte bu, hanımın’. denilince[2] Hz Âişe (r.anha) ile Mekke’de evlenmeye ( nikah akdi yapmaya) karar verir ve evlenirler. Hz.Âişe (r.anha), o sıralarda henüz 6 yaşında idi. İmam Buhârî[3], İmam Müslim[4] ve İmam Nesâî’[5]nin rivâyetleri de bu yöndedir. İbn Mâce ise Hz Âişe(r.anha)’nın o sıralar 7 yaşında olduğunu rivayet ederken[6],Ebu Dâvud da yine 7 yaşında olduğunu rivâyet eder, fakat ‘Süleyman: 6 yaşındaydı dedi’ kaydını de ekler.[7]
Hâdis kitaplarında beyan edilen bu bilgi, tabakât siyer ve târih kitap larında da değişiklik arz etmiyor. Ebû Bekir el-Beyhakî[8] ve İbn Sa’d[9] Hz Âişe (r.anha)’nn o sıralarda 6 yaşında olduğunu, hiçbir ihtilaf belirtmeksizin ifade ederken, İbn Abdi’l-Berr, [10] İbn Asâkir[11] İbn Hacer[12] de aynı şekilde 6 yaşında olduğunu söylerler, fakat diğer bir görüş olarak da 7 yaşında olduğunu da eklerler. Öyle anlaşılıyor ki diğer görüşün sahibi, İbn Asâkir’in de açıkça ifade ettiği gibi İbn Mende’dir. İbn Hacer, ‘bu rivayetler, 6’yı tamamladı, 7’ye girdi şeklinde cem edilebilir’. diyor.[13]
Ve, zifaf vakti
Hz Âişe (r.anha) validemizin peygamber (sas) ile olan nikah akdine dair yukarıda bir kısmından alıntı yaptığım İmam Buhârî, Müslim,Ebû Davûd, İbn Mâce ve Nesâî’den gelen rivâyetlerin tamamının peşinde, hiçbir ihtilâf kaydı bulunmaksızın zifafın 9 yaşında vukû bulduğu, sarih bir şekilde ifade ediliyor.
Aynı şekilde İbn Asâkir, İbn Hacer, İbn Sa’d, İbn Kesîr, İbn Abdi’l-Berr , Ebû Bekir el-Beyhakî bahsi geçen eserlerde ihtilaf kaydına yer vermeden, zifafın 9 yaşında olduğunu tasrih ediyor. Yalnız İbn Hişâm, bir kîl olarak 10 yaşında olması kaydını getiriyor.
Tabî ki bu zifaf Medine’de olmuştur. Nitekim Ebû Ömer el-Kurtubî, el-İstîa’b’da, bu konudaki icmânın varlığından bahseder.
- Gelelim zifafın tarih olarak ne zaman olduğu meselesine:
İbn Hacer, Hz Âişe (r.anha) validemizin bi’set ( peygamber’e nübüvvet verildik)’ten 4 ya da 5 yıl sonra dünyaya teşrif ettiğini nakleder. Zifafın da 9 yaşında olduğu halde vuku bulduğunu savunan biri olarak, haliyle de bunun hicretin ilk senesi, ya da ikinci senesinde –şevval ayında- olduğunu ifade etmek zorunda kalıyor.[14]
İbn Kesîr, ez-Zehebî, İbn Abdi’l-Berr ise hicretten iki sene sonra şevval ayında olduğunu tasrih etmişlerdir.[15]
KISA BİR MÜLÂHAZA
Buraya kadar anlatılanlara yüzeysel bir bakış yapan okuyucu, bi tarîki’z-zarûre ( kaçınılmaz olarak) şu kanıya varır:
Hz. Âişe (r.anha)’ın evlilikteki yaşı konusunda kadîm ulemâ arasında genel olarak kayda değer bir ihtilaf yoktur. Olsa olsa bu, evlenirken 7 yaşında mı? 6 yaşında mı? Zifaf 9 yaşında mı? 10 yaşında mı? Hicretten iki yıl sonra mı? 1 yıl sonra mı oldu? gibi radikal olarak asla ve kat’a sonucu değiştirmeyecek cüz’i bir ihtilaftır.
Tabi ki ‘kaçınılmaz olarak’ diye bahsi geçen kanı, hakkı anlamak ve bilmek niyetinde olan munsif kimselere nisbetledir.
İçinde bulunduğu ortam ve durumdan tecerrüd ederek olaylara İslamî bir bakış yapamayan-yapmak istemeyen- anûd kimselere ise, bütün kaynakların haykırdığı bir hakikatten bahsetsen bile, hakkı anlamak yerine modern zihinlerinin iktizâ ettiği anlayışı bulmak için kîl-ü kâlleri arama çabası ne yazık ki son bulmayacaktır.
Bir hükmü araştırma esnasında İslamî kimliğe yakışan tavır, hisler ve düşünceler ile hareket etmek değil, konulara nötr yaklaşmak suretiyle, metîn ( sağlam) kaynaklara başvurarak meseleyi çözmektir.
Unutulmamalıdır ki, Allah (cc)’ın göndermiş olduğu yüce dinimizin her bir hükmünün âciz ve kâsır aklımızın eleğinden geçirilme şartını öne sürmek ve o kâsır beynimizin idrak edemediği hakikatleri inkar edecek kadar ileri gitmek, cesaretlikten değil, hamakatlıktan neş’et eder. Evet, İslam’ın koymuş olduğu hükümlerin hikmetlerini, değişik maslahatlara binaen anlamaya çalışmak şeni’ bir hareket değildir. Nitekim bunu geçmiş ulemâmız da yapmışlardır. Fakat bu işi yaparken İslam’ın teslimiyetten ibaret olduğunu da zihnimizin bir köşesine kazıyalım. Ve’s-Selâm
***
[1] el- Bidaye ve’n-Nihâye, İbn Kesîr , Baskı h.1413,Dâru’l-Hadîs, cüz 8 sayfa 88
ZehebÎ ‘10 ay ve 2 yıl önce’ şeklinde rivâyet ediyor. Bkz. Siyeru A’lami’n-Nübelâ, Baskı h.1417 Müessesetü’r-Risâle 2/135
[2] Delâilü’n-Nübüvve, Ebû Bekir el-Beyhakî, baskı 1408, Daru’l-Kütübi’l-ilmiyye 7/284, es-Sîretü’n-Nebeviyye, İbn Hişâm Baskı 1416, Daru’l-Hayr cüz 4 sayfa 220, el- Bidaye ve’n-Nihâye, 8/88
[3] Fezâilu’s-Sahâbe, bab 73, hadis no:3683
[4] Kitâbü’n-Nikâh, bab,10 hadis no:3545
[5] Kitâbü’n-Nikâh, bab 78, hadis no:3378
[6] Kitâbü’n-Nikâh, bab 13/2
[7] Kitâbü’n-Nikâh,, bab 34 hadis no: 2114
[8] Delâilü’n-Nübüvve, 7/284
[9] et-Tabakâtü’l-Kübrâ, Baskı Daru Sâdir, 8/58, Hz. Âişe(r.anha)’den rivayetle
[10] el- İstîâ’b fî Ma’rifeti’l-Ashâb, Baskı, 1415, Daru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1/146
[11] es-Sîretü’n-Nebeviyye, Daru İhyâi’t-Turrâsi’l –Arabî, cüz 3 s.99
[12] el- İsâbe fi Temyîzi’s-Sahâbe, Baskı 1853 Daru’l-Kütübi’l-ilmiyye, cüz 8 s.139
[13] A.g.e
[14] A.g.e
[15] Aynı eserlerde
darusselam.



Mahmud Efendi Hazretlerinin Hayatı, Ulemanın Hakkındaki Beyanları Sohbetleri ve Kelam-ı Kibarı ..İçerik İçin 

