21 Ekim 2009 Çarşamba günü vefat eden Muhammed Dîb el-Kellâs hocayla vefatından önce yapılan söyleşiyi yayınlıyoruz: Hocam, şerî ilimler tahsiline başlamanız nasıl oldu?
Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd, Efendimiz (s.a.v)’e ve onun Ehl-i Beyt ve Ashâb’ına salât u selamdan sonra….
1921 doğumluyum. Benim ilk çocukluk dönemimde Suriye Fransızların işgali altındaydı. O zaman Mîrî medreseler diye adlandırılan okullar vardı. Babam bu okullar yerine beni hocaların idare ettiği medrese ve ders halkalarına gönderdi. Hatırladığım ilk medrese Îd es-Sefercelânî hocanın medresesidir. Daha sonra bir dönem el-Harîr çarşısındaki el-Emîniyye medresesinde kaldım. Buraya Şerîf el-Hatîb hoca işraf etmekteydi. Sonra el-Bezzûriyye’deki el-Kâmiliyye medresesinde okudum. Abdullah el-Minkelânî hocanın derslerine girdim. Son olarak Mağripli bir hocanın idare ettiği el-İrşâd ve’t-Talîm medresesini bitirdim.
Medrese tahsilim bitince özel şerî liselerde müderrislik yapmaya başladım. Hapishanelerde mahkumlara ders okuttum. Ancak bana isabet eden bu hastalık sebebiyle (Allah’a hamdolsun; Umarım bu hastalık günahlarımın bağışlanmasına sebep olur) öğretim hayatım bitti. (Hoca “öğretim hayatım bitti” derken medreselerde ve diğer kurumsal müesseselerde hocalık yapma işinin bitmesini kastediyor. Yoksa hoca bu şiddetli hastalığına rağmen evindeki ders halkalarını aralıksız sürdürmektedir).
Yaklaşık bir hafta önce Abdülcelîl el-Atâ bu biyografiyi getirdi (hoca burada, Abdülcelîl el-Atâ’nın yazdığı duvarda asılı şiiri gösteriyor). Bu şiirde küçük bir hata var ama bu, Abdülcelîl el-Atâ’dan değil benden kaynaklanmakta. İlk beyitte iki kıta arasında bir sinek var (Abdülcelîl el-Atâ iki kıtanın arasına hocefendinin fotoğrafını koymuş. Hoca da tevazusu sebebiyle böyle söylüyor). İşte bu sinek bu beyitlerin değerini düşürüyor.
Hocam, Muhammed Sâlih Farfûr ve Ebu’l-Yüsr Âbidîn hocaların dışında diğer hocalarınız kimler?
Hatırlıyorum… Küçük bir çocukken el-Ukeybe’ye gitmiştim. Orada Tevbe Camiinde Muhammed Saîd el-Burhânî hocayla tanıştım. Ama ben onun camisinde değil; evinde okuyordum. Daha sonra el-Kâmiliyye Camiinde okudum. Ben el-Kamiliyye’de talebeyken âmâ bir hocaefendi bize Kur’ân-ı Kerim öğretiyordu.
Hocam, fıkhî mezhebiniz nedir?
Hanefîyim.
Şâfiî fıkhını okudunuz mu?
Kitapların şerhlerini ve haşiyelerini okudum. Ebu Hanife, Şâfiî, Mâlik ve Ahmed b. Hanbel’in delillerini birlikte veriyorlardı. Zaten icazetime de bakarsanız orada dört imamı bulursunuz.
Muhammed Sâlih el-Farfûr hocayla tanışmanız nasıl oldu?
Babam işten gelir, akşam yemeğini yedikten sonra Emevî Camiine gider ve akşam namazını kıldıktan sonra caminin ortasında, Kubbetü’n-Nesr’in altındaki dersi takip ederdi. Dersi Abdülkadir el-İskenderânî hoca veriyordu. Hocanın dersi yatsı namazına kadar devam ediyordu. Babam bu derslere bazen beni de götürürdü. Bu derste ilim, fıkıh ve delilleri öğrenmiştim. Katıldığım bu halka beni Sâlih el-Farfûr hocanın halkasına taşıdı. Bu aşamadan sonra artık ilim talebesi olmuştuk. İlim kıyafetini, âlimlerin şiarı olan cübbe ve sarığı giymeye başladık. Bundan sonra daha ziyade Sâlih el-Farfûr ve Ebu’l-Yüsr Âbidîn hocalar başta olmak üzere medreseler dışında ders veren hocaların derslerini de takip ettik. Bir de Ali Sellîk hocamız vardı. el-İrşâd ve’t-Talîm medresesinde derslerimize girerdi.
Bedruddîn el-Hasenî hocaya ulaştınız mı?
9 ya da 10 yaşındaydım. Bir gündüz vakti Emevî Camiinde oturuyordum. Bedruddîn hoca camiye girince birisi “İşte Bedruddîn el-Hasenî bu” dedi. Kendisiyle ilk karşılaşmamdı. Hemen gidip elini öptüm.
Emevî Camiinde yaşadığım bir başka hadiseyi anlatayım. Caminin iç avlusuna girmiştim. Bir adam “Bedruddîn hoca derse başlıyor” diye ilan ediyordu. Kubbetü’n-Nesr’in altı, sarıklı hocalarla doluydu. Bedruddîn el-Hasenî hoca onlara ders veriyordu. Anlattığım üzere kendisiyle iki defa mülakî olmuşluğum var. Allah Teâlâ’dan beni Kıyamet günü Bedruddîn hocanın hizmetçisi kılmasını ve onun hizmetinde beraberce Cennet’e girmeyi dilerim.
Ali ed-Dakr hocaya ulaştınız mı?
Kendisiyle görüşmek nasip olmadı. Çünkü o faaliyetlerini Ukeybe’de sürdürüyordu.
Hâşim El-Hatîb Hocaya ulaştınız mı?
Evet… Kendisiyle birçok hatıram vardır. el-Emîniyye Medresesinde dersimize giriyordu.
Şuayb el-Arnavut hoca sizde okudu mu?
Evet, bana derse gelirdi. Çok çalışkan bir talebeydi. Daha sonra Ürdün’e yerleşti. Onun İbrahim el-Arnavut adında daha küçük bir kardeşi vardı. Şuayb el-Arnavut, ben Salih el-Farfûr hocanın halkasındayken bana gelmiş ve talebelerimin arasına katılmıştı. Çalışkandı… Hadis ve âsâr ilminde yoğunlaştı. Sanıyorum şu anda Ürdün’de halâ yaşıyor.
Elbânî’yi tanıyor musunuz?
Evet iyi tanırım. Bana göre o gerçek selefin yolunda olan cumhûr-i ulemâya muhalefet etmiştir. Bir çok konuda şaz görüşleri vardır. Kendisiyle birçok defa münazara etmişliğimiz vardır.
Abdullah el-Herarî hocayı nasıl bilirsiniz?
Geçmişte talebelik yıllarımızın başında Sâlih el-Farfûr hocayla beraberdik. Sâlih el-Farfûr hoca hacca gitmişti. Yanına da Abdürrezzâk el-Halebî hocayı almıştı. Haccdan döndüklerinde Abdürrezzâk hoca Abdullah el-Herarî hocadan bahsetti. Sâlih el-Farfûr hoca onun için “Abdullah el-Herarî hadis ve sened sahasında allâmedir” demiştir. Sâlih el-Farfûr hoca kendisine el-Kumeyriyye camilerinden bir caminin odasını tahsis etmişti. Abdullah el-Herarî hoca bir süre burada kaldı. Birtakım muhalif görüşler izhar etti. Daha sonra Lübnan’a yerleşti ve şaz görüşlerini orada yaymaya başladı.
Hacc ve Umre sırasında tanıştığınız âlimler var mı?
Doğrusu birçok âlimle tanıştım. Ama şu an ilk aklıma gelen isim Ahmed Vehhâc es-Sıddîkî hoca. Kendisiyle Mekke-i Mükerreme’de tanışmıştım. Aslen Pakistanlıdır.
Şam’ın ilmî seviyesiyle ilgili ne söylersiniz?
Bir kıyaslama yapmam doğru olmaz. Çünkü başka bir ülkede o ülkenin ilmî seviyesini tesbit etmeye yetecek kadar kalmadım. Ama Şam ve Mısır’da ilmî seviyenin iyi olduğu bilinir. Şam ulemasında tasavvufî bir meyl vardır.
İlim talebelerine nasihatleriniz nelerdir?
İlimden kopmamak için imamlık, hatiplik ya da tedris vazifesi yapsınlar. Ya da kendilerine bir kazanç yolu bulup bir meslek edinsinler ki ilmî hayatlarını sürdürebilsinler. Ben kireççiydim ve duvarları sıvıyordum. Babamla birlikte çamurdan kerpiç yapıyorduk. Bu işi yaparken ezberleyeceğim metni karşıma asıp oradan bazı metinleri ezberliyordum. Bir taraftan da Sâlih el-Farfûr hocada ders okuyordum. Hocam, kerpiççilik mesleğimi değiştirmemi istedi ve Abdülkâdir el-Arnavut hocanın çalıştığı saat tamircisinin yanına beni de yerleştirdi. Ancak bu mesleği uzun süre devam ettiremedim ve tekrar kerpiççilik yapmaya başladım. Daha sonra bir camide imamlık görevi alınca ilim tahsiline yoğunlaştım. Bu meslek sayesinde ilmî hayatımı devam ettirebildim.
İlim talebelerine belirli bir hocaya devam etmelerini tavsiye ediyor musunuz? Ayrıca talebe-i ulûm bir tarikata bağlanmalı mıdır?
Eğer Ehl-i Sünet ve’l-Cemaat’e bağlılığıyla meşhur bir şeyh bulurlarsa bağlanmalıdırlar.
Tavsiye ettiğiniz bir şeyh/hoca var mı?
Kalbim Abdürrezzâk el-Halebî hocaya meylediyor. Sâlih el-Farfûr hocanın istikamet ehli talebelerinden biri de olabilir.
Kaynak: http://www.islamsyria.com/ForumNewComment.php?ID=39
Terc. Ömer Faruk Tokat