Ebû Hanîfe’nin Hadis Öğrenmeye Verdiği Önem

Münekkid alimler ile önde gelen muhaddisler onun hadis öğrenmeye ehemmiyet verdiğini, bu amaçla yolculuklara çıktığını ve bu uğurda nice sıkıntılarla karşı karşıya kaldığını anlatmışlardır.
Hafız Zehebî Siyeru A'lâmi'n-Nubelâ adlı eserinde Ebû Hanîfe’nin terceme-i halini verirken şöyle demiştir: “Rivayetleri öğrenmeye önem vermiştir. Bu amaçla yolculuklara çıkmıştır.”[1]
Zehebî yine şöyle demiştir: “İmam Ebû Hanîfe hadisleri öğrenmeye önem vermiş, h. 100 yılı ve sonrasında bu uğurda daha yoğun bir çaba göstermiştir.” [2]
Zehebî, Ebû Hanîfe’nin menkıbelerine dair yazdığı kitapçıkta hocalarını anlatırken de şöyle demiştir: “Ebû Hanîfe hadisi Mekke'de Ata b. Ebî Rabâh'dan dinlemiş ve şöyle demiştir: Atâ'dan daha üstün birini görmedim.” [3]
Burada şunu ilave edeyim: Ebû Hanîfe, hocası Atâ'nın üstün biri olduğunu söylediği gibi hocası Atâ da onu talebelerinden üstün tutardi. Nitekim aşağıda geleceği üzere, Ebû Hanîfe hadis dinlemek için meclise geldiğinde Atâ ona yer açtırır ve yakınına oturturdu.
Zehebî Duvelu'l-İslâm'da da şöyle demiştir: “Hocalarının en yaşlısı Atâ b. Ebî Rabâh'tı. Fıkıhtaki hocası da Hammâd b. Ebî Süleyman'dı.”[4]
Hafız Ebû Bekr el-Hatîb Târîhu Bağdâd'ında şunu aktarmaktadır: “Saîd b. Salim el-Basrî, Ebû Hanîfe'den dinlediği şu olayı anlattı: Atâ'yla Mekke'de görüştüm. Ona birşey sordum. Bana:
“Sen nerelisin?” dedi.
“Kûfeliyim” cevabını verdim.
“Yoksa sen, dinlerinde tefrika çıkaran Şiî bölge halkından mısın?” diye sorunca,
“Evet” dedim.
“Peki sen hangi gruptansın?” diye sordu.
“Ben, selefe küfretmeyen, kadere inanan, günahı sebebiyle hiç kimseyi tekfir etmeyenlerdenim” diye cevapladım. Bunun üzerine bana
“Doğru bildiğin bu yoldan ayrılma” tavsiyesinde bulundu.” [5]
Hatîb Bağdadî’nin hocası İmam, muhaddis, fakih, Kâdî Ebû Abdillah Hüseyin b. Ali es-Saymerî Ahbâru Ebî Hanîfe ve Ashâbih adlı eserinde Haris b. Abdurrahman'dan şunu nakleder: “Atâ'nın meclisinde bulunurken birbirimizin ardı sıra otururduk. Ebû Hanîfe geldiğinde ise ona yer açtırır ve yakınına oturturdu.” [6]
Bu rivayete bakarak şunu söyleyebiliriz: Atâ'nın böyle davranması, Ebû Hanîfe’nin hadisteki en seçkin talebelerinden biri olduğunu göstermektedir. Nitekim İmam Abdulvehhab Şa'rânî, el-Mîzânu'l-Kubrâ adlı eserinde Kitap ve sünnetle ictihad eden imamların senedlerinden bahsetmiştir. Burada Mâlik'inkini Mâlik -Nâfi' - İbn Ömer olarak verirken, Ebû Hanîfe’ninkini de Ebû Hanîfe - Atâ - İbn Abbas olarak zikretmiştir. [7]
Aynı ilgiyi fıkıhtaki hocası Hammâd b. Ebî Süleyman'ın gösterdiğini görmekteyiz. O da Ebû Hanîfe'yi ders halkasının en başına, kendi hizasına oturturdu. Nitekim Hafız Ebû Bekr el-Hatîb Târîhu Bağdad'ında Zufer b. Huzeyl'den Ebû Hanîfe’nin şöyle söylediğini nakletmektedir: “Önceleri kelam ilmiyle meşgul oluyordum. Bunda parmakla gösterilir bir dereceye ulaşmıştım. (Mescidde) Hammâd b. Ebî Süleyman'ın ders halkasına yakın bir yerde otururduk. Birgün bir kadın yanıma geldi ve
“Bir adamın cariye bir hanımı var. Onu sünnete uygun olarak boşamak istiyor. Kaç talak vermeli?” diye sordu. Ne cevap vereceğimi bilemedim. Gidip Hammâd'a sormasını, dönüşte cevabını bana söylemesini tembihledim. Kadın soruyu Hammâd'a yöneltince Hammâd şöyle demiş:
“Kadın hayızlı değilken cima etmeden bir talakla boşar. Ardından iki hayız görene dek kadına yaklaşmaz. Kadın bunun ardından guslettiğinde evlenmesi helal olur.” Kadın dönüşte cevabı aktarınca, kendi kendime “bundan sonra bana kelam ilmi lazım değil” deyip ayakkabılarımı alarak Hammâd'ın dersine gelip oturdum. Onun derslerini dikkatlice dinliyor, anlattıklarını belliyordum. Ertesi gün anlattıklarını tekrar ettiriyordu. Ben anlattıklarını bellemiş oluyordum, talebeleri ise yanlıyorlardı. Bunun üzerine Hammâd,
“Ders halkasının başına, tam hizama Ebû Hanîfe'den başkası oturmasın” dedi. “[8]
Bu rivayet İmam'ın ne kadar mükemmel bir hafıza ve zekaya sahip olduğunu göstermektedir.
Hafız Ebû Bekr el-Hatîb Târîhu Bağdâd’ında Ebû Mutî'den de şunu nakletmektedir: “Ebû Hanîfe bize şunu anlattı: Emîrulmüminîn Ebû Ca'fer'in huzuruna girdim. Bana
“Ebû Hanîfe! İlmi kimlerden aldın” diye sordu. Bende
“Hammâd vasıtasıyla İbrahim en-Nehaî'den aldım. O da Ömer b. el-Hattâb, Ali b. Ebî Tâlib, Abdullah b. Mes'ûd ile Abdullah b. Abbas'dan almış” dedim. Ebû Ca'fer de
“Bravo, aferin Ebû Hanîfe” dedi.
“Öğrendiklerini iyi ve mübarek insanlara dayandırarak sağlam bilgi almışsın.” [9]
Matbu Târîhu Bağdâd'da ifade bu şekilde yer almıştır. Allame Zâhid el-Kevserî’nin Te'nîb'de açıkladığı gibi, metnin bir kısmının doğru hali şöyledir: “Hammâd vasıtasıyla İbrahim en-Nehaî'den aldım. O da Ömer b. el-Hattâb, Ali b. Ebî Tâlib, Abdullah b. Mes'ûd ile Abdullah b. Abbas'ın öğrencilerinden almış.” [10] Burada şunu eklemek yerinde olacaktır: İmam hadis tahsilinde kendi dönemindeki üstadlarını bile geçmiştir. Nitekim Hafız Zehebî Menâkibu Ebî Hanîfe adlı eserinde İmam Mis'ar b. Kidâm'dan şunu nakletmiştir:
“Ebû Hanîfe ile birlikte hadis tahsil ettim. Ancak bizi geçti. Zühde giriştik. Bunda da bizden üstün oldu. Fıkıh tahsiline başladık. Onun bu alandaki başarısını zaten görüyorsunuz.”[11]
Zehebî, zikri geçen Mis'ar b. Kidâm'ı Tezkiretu'l-Huffâz''ında zikretmiş; Siyeru A'lâmi'n-Nubela'sında da onu “imam, sebt [12], Irak'ın üstadı, hafız” sıfatlarıyla övmüştür.
Sadru'l-Eimme e!-Mekkî de şöyle demiştir: “Mis'ar b. Kidâm hafızası ve zühdü ile Kûfe’nin medâr-ı iftiharlarından birisiydi. Ebû Hanîfe’nin hocalarındandı. Ebû Hanîfe Musned’inde ondan rivayet etmektedir.”[13]
[1] Siyeru A'lâmi'n-Nubelâ, VI/392. Beyrut-1405. Üçüncü baskı.
[2] Siyeru A'lâmi'n-Nubetû, VI/396.
[3] Menâkibu'l-İmâm Ebî Hanîfe ve Sâhibeyh, s. 11. Mısır baskısı.
[4] Duvelu'l-İslâm, I/79. Hindistan/Haydarabad/Dekkan-1337. Dâiretu'l-Meârifi'n-Nizâmiyye baskısı.
[5] Târîhu Bağdâd, XIII/331.
[6] Ahbâru Ebî Hanîfe ve Ashâbih, s. 83. Hindistan/Haydarabad/Dekkan-1394.
[7] Bkz. el-Mîzânu'l-Kubrâ, 1/48.
[8] Târîhu Bağdâd, XIII/332-3.
[9] Târîhu Bağdâd, XIII/334.
[10] Te'nîbu'l-Hatîb, s. 29.
[11] Menâkibu Ebî Hanîfe, s. 27.
[12] Sebt: Özü sözü doğru, zabtı tam, hüccet sayılan ravi. Bkz. Aydınlı, Hadis Istılahları Sözlüğü, s. 136. (Mütercimin notu).
[13] Sadru'l-Eimme el-Muvaffak, Menâkibu'l-İmâm el-A'zam, 11/37. Hindistan/Haydarabad/Dekkan. Dâîretu'l-Meârif baskısı.
Kaynak : Abdulfettah Ebu Gudde - İmamı Azamın Hadisdeki Yeri.



Mahmud Efendi Hazretlerinin Hayatı, Ulemanın Hakkındaki Beyanları Sohbetleri ve Kelam-ı Kibarı ..İçerik İçin 

