EHL-İ SÜNNET İLE ŞİİLERİ BİRBİRİNE YAKLAŞTIRMA KONUSU (ÇABASI)
Gerçek şu ki, bu çağrı ve bunun için düzenlenen paneller/ toplantılar, ehl-i sünnet mezhebine karşı başvurulan bir düzen ve entrika, ehl-i sünnetten kolay aldatılan saf ve cahil kimseleri avlayıp adım adım Şiiliğe doğru götürmek için bir tuzak ve Şiiliği yaymak için bir araçtır.
Evet, gerçekte bu toplantılar Şiiliğe çağrı toplantıdır. Ancak onlar takiyye yaparak bu toplantılarını göz alıcı parlak (yaldızlı) bir isimle takdim ettiler.
Burada ilk hususu ispatlamak istiyoruz.Birincisi, bu çağının saçma /kabul edilemez olduğunu.
Bu çağrının samimi olmamasının sebepleri şunlardır.
1- Eğer bu çağrı samimi bir çağrı olsaydı, bunun yapılacağı uygun bir İran idi, çünkü İran, yaklaşık nüfusun yüzde altmışını oluşturan Şiiler ile yaklaşık yüzde kırkını oluşturan ehl-i sünnetten müstakil bir devlettir.Bu sebeple, sözde ehl-i sünnet ile Şiileri birbirine yaklaştırma çabasında olanlara düşen, Tahran’da veya ……..da bu çağrı için bir panel / toplantı düzenlenip ehl-i sünnet âlimlerinden bir gurup, Şii âlimlerinin meşhurlarından da bir gurubu bu toplantıya çağırarak konuyu tartışmaya açmalarıydı. Peki bunu yaptılar mı? onların bu konuda bütün yaptıkları, iran’ın dışında bir toplantı düzenlemeleridir.
2- Eğer onlar bu çağrılarında samimi olsalardı, bu yoldaki engelleri giderir, engelleri uzaklaştırır ve İran İslam cumhuriyetindeki ehl-i sünnet ile Şiileri hukuk önünde eşit tutarlardı. Bunu yatılar mı? Hayır, bu konuda da hiçbir şey yapmadılar. Çünkü anayasaları (veya yasaları ve kanunları) Şiilik esasları üzerine kurulmuştur.
Başka bir ifadeyle anayasaları Şii’dir, devlet Şii’dir, resmi mezhep Şii’dir, hükümetteki idareciler, ehl-i sünnet belgeleri de dahil yerel yöneticilerin hepsi Şii’dir. Hükümet üyeleri arasında ehl-i sünnetten bir tek bakan bile yoktur. Aynı şekilde Tahran’da yaklaşık beş yüz bin Sünni yaşadığı halde bir tek mescitleri de yoktur.
Bir mescit yapmak için defalarca hükümetten izin talebinde bulunduklarına rağmen, hükümet onların bu taleplerini reddetmiştir. (yine) Sünni bölgeler hizmetten mahrum bırakılmış, alimleri ise kimisi tutuklanmış, kimisi de gözaltındadır. 3-Ehl-i sünnet ile Şiileri birbirine yaklaştırma yoluyla Şiilerin kaç tanesi Sünnileşti veya kaç tanesi Şii akidesinden vazgeçti? Hayır, bunların hiçbiri olmadı.
4- Ehl-i sünnet ile Şiileri birbirine yaklaştırmaya davet edenler ya Şii mezhebinin tüm esas ve prensiplerine inanırlar ya da bunların tamamı veya bir kısmı hakkında şüpheleri olduğu için tam inanmazlar.
Edasıyla eğer Şiiliğin bütün esaslarına inanıyorlarsa, o zaman bu mezhebin hiçbir esasında vazgeçmeleri söz konusu olmayacağı için, anılan davetten maksat iki mezhebi birbirine yaklaştırmak değil, ehl-i sünneti Şiiliğe yaklaştırmak olur. Yok eğer Şiiliğin bütün esasları veya bir kısmı hakkında şüpheleri varsa, o zaman da üzerlerine düşen; anılan daveti yapmak değil, sağlam bir sonuca varmak için, gerekirse ehl-i sünnet alimlerinden de yardım alarak hür bir ortamda ve samimi bir şekilde konuyu inceden araştırma ve tartışma konusu yapmaktır.
Anılan çağrının geçersiz ve kabul edilemez olmasının sebeplerine gelince, onlarda şunlardır.
1- Ehl-i sünnete mensup hiç kimse,iki mezhebin birbirine yaklaştırmasına temayül gösterip sıcak bakmaz.Zira Sünni bir müslümanın böyle bir şeyi kabul etmesi,mezhebinin temel esaslarından vazgeçmesi demektir.Ki,bunun anlamı İslam’ın temel esaslarından vazgeçmek demektir.Böyle bir şeyi kabul eden ise Sünni değildir.Çünkü o,Sünni mezhebinin esaslarına imanetmemektedir.2- Müslüma’nın vazifesi sünneti canlandırıp, bid’atı yok etmekiken, bid’atı canlandırıp sünneti yok etmesi nasıl düşünülebilir?3- Mütehassıs(uzman)larınca bilindiği üzere iki mezhep arasında yakınlaştırmaya mani olacak kadar zıtlık ve çelişkiler bulunmaktadır.Bu sebeple bazı Şii alimleri şöyle demişlerdir:
İmamiye mezhebi ile ehl-i sünnet mezhebi ayrı ayrı yönlere akan iki çeşmeye benzemektedir.Kıyamet gününe kadar bir daha bir araya gelmeleri mümkün olmayacak kadar böyle birbirlerinden uzak yönlere akmaya devam edeceklerdir.[1]
4- Ehl-i sünnetten bir gurup ile Şiilerden bir gurubun bir araya geldiğini,araştırma,inceleme ve tartışmadan sonra, bunların kendi prensiplerinin bazısından,diğerlerinin de kendi prensiplerinin bir kısmından vazgeçtiğini farz ettiğimizde,o zamanda ne bunların, ne de ötekilerin razı olacağı üçüncü bir bid’atçı mezhep ortaya çıkacaktır.
Biz takiyye yapmadan,kaçamak ifadelere başvurmadan bütün çıplaklığıyla İslam’a mensup olan herkesi kitap ve sünnete başvurmaya davet ediyoruz. “Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz-Allah’a ve ahrete gerçekten inanırsanız- onu Allah ve resulüne götürün” (nisa 4/ 59) işte Müslümanların görevi budur, yoksa anılan yaklaştırma çabalarının İslam’la hiçbir ilgisi yoktur.
[1]Misbahu’z-zülem li imdadi imam,41-42
aLINTI : MUHAMEMD SALİH EKİNCİ SAHABEYE DİL UZATANLARA CEVABLAR



Mahmud Efendi Hazretlerinin Hayatı, Ulemanın Hakkındaki Beyanları Sohbetleri ve Kelam-ı Kibarı ..İçerik İçin 

