Oysa Ebû Hanîfe eski dili ve fasih lügati çok iyi bilen bir insandı.
Bir filolog gibi konuşurken ağzını sağa sola bükmez, Lakin çok akıcı konuşur, dil kurallarını da ihlal etmez.
Ebû Hanîfe’nin Arapçayı hakkıyla bilmesine gelince:
Arapların dönemine, dilin doğru konuşulduğu zamana yetişmiş, Cerîr ve Ferazdak ile aynı dönemi paylaşmış, Rasûlullah'ın hizmetkarı Enes b. Mâlik'i iki kez görmüştür. Enes'in vefatı hicri 93'dür. Buradan anlaşılan şudur: Ebû Hanîfe Enes'i beşikteyken değil, temyiz çağlarındayken görmüştür. Enes'i görmesi Ebû Hanîfe’nin uzun ömür süren insaniardan olduğunu da göstermektedir. Çünkü 150 yılında 90 yaşını geç¬kinken vefat etmiştir. [1]
Bu bilgiler, onun Enes'le görüştüğü sıralarda buluğ çağında oldu¬ğunu ve Hz. Peygamberin vefatından yaklaşık 80 yıl sonrasına yetiştiğini gösteriyor. Çünkü Hz. Peygamber hicretten on yıl geçtikten sonra vefat etmiştir.
Yine bu, Ebû Hanîfe’nin oldukça erken bir döneme, (henüz başka ırklarla dejenere olmamış) Arapların zamanına yetiştiğini göstermektedir. O, dönem olarak mezhep imamlarının en kı¬demlisi ve en yaşlısıdır. Nitekim Malik önce yaşayan bilginlerden biri olmasına rağmen, Ebû Hanîfe'den 30 yıl kadar bir süre sonra vefat etmiştir.
Hiç şüphe yok ki bu dönemde Arapça az bir değişime uğramıştı. Ayrıca bu dönemde, kendilerine ittiba edilen güvenilir İmamlardan hiçbir tanesi -o vakitler böyle bir şeye ihtiyaç olmadığından dolayı- fi¬loloji ile meşgul olmadılar. Ebu's-Seâdât İbnu'l-Esîr en-Nihâye adlı ki¬tabının mukaddimesinde bu hususa değinmektedir. Ayrıca tarih ilmiy¬le ünsiyeti olan kişiler de bunun böyle olduğunu gayet iyi bilirler.
Eğer bizler bu dönemde bir müctehidin filoloji okumasını şart ko¬şarsak bunu sadece Ebû Hanîfe'den istememeliyiz. Aynı şekilde filo¬logların (Ebû Hanîfe’nin muasırı) Cerîr ve Ferazdak'dan delil olarak zikrettikleri şiirlere de itibar edilmemeli. Oysa bu, hiçkimsenin söyle¬diği bir şey değil.
Ancak şu bir gerçektir: Bu asırdan sonra bir kısım insanların lisanlarında büyük bir karmaşa ve karışıklık meydana geldi. Şehirlerdeki Acemlerle (Arap olmayanlarla) haşir neşir olmayan saf Araplar ise dillerini koruyabildiler.
Zemahşerî badiyelerde yaşayan bu tür insanların pekçoğuna yetişmiş ve görüşmüştür. Zemahşerî, altıncı asırda yaşayan ve hicrî 538 yılında vefat eden bir insandır.
Dejenerasyona en hızlı biçimde uğrayanların büyük kısmını, Arapça olan kelimelerle olmayanları birbirinden ayırt edemeyen halk oluşturuyordu.
Alim zat Emîr Hüseyin b. Muhammed'in Şifâu'l-Uuâm adlı kitabında belirttiğine göre, İmam Yahya b. Hüseyin bir eğitim almadığı halde Arapça'yı Hicaz şivesince konuşan bir insandı.
Şia mezhebi allâmelerinden Ali b. Abdullah b. Ebi'1-Hayr ise İmam Yahya'nın 40 gün Arapça eğitimi aldığını rivayet etmiştir. İmam Yahya'nın vefatı hicrî 300 yılının başıdır.
Hakikati yanlışlardan ayırt edebilen insanlardan hiçbiri, hicrî 80 yılında yaşayan bilginlerin Arapça eğitimi almadan Allah kelamının manalarına vakıf olamadıklarına inanmaz. Eğer durum böyle olmuş olsaydı, bu mutlaka onlardan nakledilir ve tabiîne Arap edebiyatı eği¬timi veren hocaların isimleri bilinirdi.
Eğer durum böyle değilse, o dönemlerde yaşayan Alkame b. Kays, Ebû Müslim el-Havlânt, Mesrûk el-Ecda', Cubeyr b. Nufeyr ve Ka'bu'l-Ahbâr’ın hocaları kimlerdir acaba, bilmek isterim? Keza onlardan sonra gelen ve yine tabiînden olan Hasan Basrî, Ebu'ş-Şe'sâ, Zeynelâbidîn, İbrahim et-Teymî, Nehaî, Saîd b. Cubeyr, Tâvûs, Ata, Mücahid, Şa'bî ve benzerlerinin hocaları kimlerdi acaba? O halde ne diye sadece Ebû Hanîfe'den Arapça eğitimi alması isteniyor? Hem o vakitler hangi basit kitaplar okunuyordu acaba?
Muterizin, Ebû Hanîfe’nin (harf-i cer'i devreye sokmayarak) 'bi Ebâ Kubeys' dediğini delil getirmesine gelince; buna birkaç açıdan cevap verebiliriz:
a) Bu rivayetin sahih bir senede ihtiyacı vardır. Ebû Hanîfe’nin ko¬numuna karşı çıkan Seyyid Cemaleddin Ali, sözün sahibinden işitildiği ve gerektiği şekilde korunduğu meşhur olmasına rağmen sahih ri¬vayetlerin söyleyenine nisbetinde çok sıkı ve titiz davranmışken, bu rivayet karşısında niye böyle bir tavır takınıyor?
b) Bu rivayet sahih bir tarikle sabit oisa bile, meşhur değildir; ke¬za İmam Ebû Hanîfe’nin fetva ehli ve müctehid olduğu iddiası kadar da sahih değildir. Oysa Ebû Hanîfe’nin ilmi durumu, fazileti tevatür derecesindedir ve bu hususta herkes hemfikirdir. Bu nedenle malum olan bir gerçeğe zanla hatta zan bile sayılamayacak birşeyle zarar ve¬rilemez.
c) Rivayetin Ebû Hanîfe'den sağlam yollarla geldiğini ve sahih ol¬duğunu farz etsek; bu, Ebû Hanîfe’nin konumuna bir zarar vermez; çünkü bir hata değildir. Bilakis doğru bir lehçedir. Nitekim Ferrâ bazı Araplardan bunu nakletmekte ve şu şiiri söylemektedir:
İnne ebâhâ ve ebâ ebâhâ [2] kad belağâ fi'l-mecdi ğâyetâhâ
Hanımın babası ile babasının babası
Son derece ulu insanlardı her ikisi
d) Bunun hiçbir şekilde izah edilemez bir hata olduğunu kabul etsek bile bu, Ebû Hanîfe’nin Arapçayı bilmediği anlamına gelmez. Çünkü (bugün) pekçok filolog ammîce konuşmakta ve (hatalı söyle¬miyle yerleşmiş kelimeye) alışan dil bilerek yanlış yapmaktadır. Bun¬dan da öte, Araplar’ın kendileri bile yabancı dil konuşmakta ve bu onların Arapçalarını olumsuz etkilememekte, keza onlar için bir kusur sayılmamaktadır.
Sözün özü, nasıl ortaya atılmış olursa olsun, bu mesele İmam Ebû Hanîfe’nin bilgisizliğine ve kifayetsizliğine delalet etmez. Aksine, mu¬terizin gafletini ve basiretsizliğini, bu büyük alimi lekelemek ve cahil göstermek için ne kadar cüretkar olduğunu ortaya koyar.
[1] Bu değerlendirme. Ebû Hanîfe'nin doğumunun hicrî 61 olduğunu söyleyenlerin-kine göredir Doğrusu onun 80 yılında doğduğudur. Bu durum İbnu'l-Vezir'in tesbitine zarar vermez. Her iki durumda da değerlendirmesi doğrudur. Bu gayet açık bir husustur.
[2] İsim tamlaması nedeniyle ebâhâ kelimesinin ebî (hâ) olması gerekiyordu ancak, bu şiirden anlaşıldığına göre, ebâ(hâ) şeklinde de gelmektedir. Bu nedenle başına harf-i cer de gelse kelime ebâ olarak kalmaktadır. (Mütercimin notu).
Kaynak :
abdulfettah ebu gudde rahimehullah - imam-ı azamın hadisdeki yeri
''Ebû Hanîfe’nin Hadis Ve Arapça Bilgisi Hakkında Şüphe Uyandırmaya Çalışanlara İbnu'l-Vezîr El-Yemânî’nin Cevabı'' babı
| Muaviye R.a hakkında< Önceki | Sonraki >İmam-ı Azam'ın Arapça Bilgisi Yeterli Değil miydi -1 |
|---|
Mister Wong
Digg
Del.icio.us
Slashdot
Furl
Yahoo
Technorati
Newsvine
Googlize this
Blinklist
Facebook
Wikio