İmam-ı Azam'ın Arapça Bilgisi Yeterli Değil miydi -1
Ebû Hanîfe'den rivayet edilen söze [1] gelince, önce bunun, muttasıl bir senedi yoktur.
Üstelik Ebû Hanîfe'nin böyle bir şey söylediği doğru olduğu takdirde o sözün arapçadaki manâsı açıktır.
Müberrid, «el-Lahane» adlı eserinde Irak dışındaki islâm şehirlerinde arapçası bozuk olanlarla ilgili geniş bilgi vermiştir.
Mes'ûd b. Şeybe es-Sindî «Mukaddimetu Kitâbi't-Talîm» inde (S 223-231) bu konuda Müberrid'den bir çok nakillerde bulunmuştur.
Öte yandan Mısır'da Kiptiler, Şam'da Bizanslılar bulunduğu gibi, özellikle büyük tabiilerden sonra Hicaz'a da her taraftan yabancılar gelmişlerdir.
Hicaz'da, dili, yanlışlıklardan ve yabancı kelimelerden koruyacak bilginler de yoktu.
Kûfe ve Basra'da ise Arab dili ile ilgili ilimler tedvin edilmiş, Kûfeliler Hz. Peygamber devrindeki bütün arap lehçelerini tesbite önem vermişlerdir;
çünkü Kitab ve Sünnetin inceliklerini ve kıraat vecihlerini anlamada arap lehçelerinden yararlanıyorlardı.
Basralılar bu lehçelerden geleceğin dili olmaya lâyık olanları seçme yoluna gitmişlerdir. Kûfe ve Basra dil ekolleri birbirinden faydalanmak durumunda kalmışlardı.
Böylece Kûfe'nin fıkıh, hadis ve dil konusundaki yeri anlaşılmış oluyor. Kur'ân-ı Kerim'in kıraati konusuna gelince; yedi kıraat imamının üçü Kûfelidir.
Bunlar:
1- Asım,
2- Hamza,
3- el-Kisâ’i’dirler.
On kıraat imamı arasında Halefi de bunlara ilave edebiliriz.
Asım kıraatine yukarıda da temas etmiştik.
[1] Müellif, bu sözün «Ebû kubeys» kelimesi olup Mekkedeki meşhur dağ değil, kasabın üzerindeki et kestiği tahta olduğunu söylemiştir.
nakil : allame kevseri fıkhı ehl-i ırak ve'l hadisusuh



Mahmud Efendi Hazretlerinin Hayatı, Ulemanın Hakkındaki Beyanları Sohbetleri ve Kelam-ı Kibarı ..İçerik İçin 

