Sünnetler Yerlerinden Kaldırılıp Onların Yerine Kaza Kılmak Gereklidir Diyenlere Cevap;
Sünnetler Yerlerinden Kaldırılıp Onların Yerine Kaza Kılmak Gereklidir Diyenlere Cevap;
Bunlara başlarken günümüzde nafile kıl-maktansa kaza kılmak daha iyidir, diye bir hatalı görüşe cevap verip nafileleri tek tek yazalım. Önce kişi namazı vaktinde kılmamakla bir suç işlemiş, sünnetleri terk etmekle ikinci bir suça teşebbüs etmesi uygun olmaz.
Kaza namazlarmı bir an önce kılmak, nafile namaz kılmaktan daha önemlidir, daha iyidir. Fakat farz namazların müekkede olsun olmasın sünnetleri bundan müstesnadır. Yani bu sünnetleri terkederek bunların yerine kazaya niyet edilmesi iyi değildir. Bilâkis bu sünnetlere niyet edilmesi daha iyidir. Hattâ kuşluk, teşbih namazları gibi haklarında hadisi şerif bulunan nafile namazlar da böyledir. Bunlara da böyle nafile olarak niyet etmek daha iyidir. Çünkü bu sünnetler, farz namazlarını tamamlar, bunların telâfisi mümkün değildir, kaza namazlarının ise belirli vakitleri olmadığı için telâfileri mümkündür.
Bununla beraber namazları kazaya bırakmak bir günahtır. Bu günahtan mümkün mertebe kurtulmak için sünnetleri feda etmek münasip olamaz. Böyle bir günahı işleyen kimsenin fazla ibadette bulunarak ilâhî affa sığınması icab ederken, hakkında Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in şefaatini kazanmasına vesile olacak bir kısım mübarek sünnetleri, nafileleri terketmesi nasıl uygun olabilir? Hem bir kısım vakit namazlarını kazaya bırakmak, hem de diğer bir kısım vakit namazlarını tamamlayan, kemale erdiren sünnetlerden ayırmak, iki kat kusur olmaz mı? Bunun aksine olan bazı nakiller muteber değildir, kendisi ile fetva verilen görüşe muhaliftir.
Hem sünnetleri, hem de kaza namazlarını kılmaya müsait vakit bulamadıklarını iddia edenler bulunursa, bunlar insaflı bir iddiada bulunmuş sayılamazlar. Boş yere en kıymetli vakitlerini zayi eden insanlar, bilmem böyle bir iddiaya ne yüzle cüret edebilirler?[1]
Hz. Ah b. Ebi Talib r.a den Resulüllah S.A.V efendimiz şöyle buyurm
uştur:
Bir kimse, namazına gevşek davranırsa Allah-ü Teâlâ; o kimseye, on beş çeşit ceza verir. Şöyleki:
• Altı tanesi ölümden evveldir.
• Üç tanesi ölüm anındadır.
• Üç tanesi kabirdedir.
• Üç tanesi kabirden çıkarken başına gelir.
Ölümden evvel, başına gelecek altı şey şunlardır:
1 - Adı salih zatların arasından silinir.
2- Ondan hayatının uğuru ve bereketi kalkar.
3- Rızkında bereket olmaz.
4- Namazını tamamlayıncaya kadar, yaptığı hayır İşlerden hiç biri kabul edilmez.
5- Duası, makbul olmaz.
6- Salih zatların okudukları duada bir nasibi olmaz.
Ölüm anında başına gelecek üç şey şunlardır:
1- Susuz Ölür. Yedi denizi boğazından aşağı akıtsalar, yine suya kanmaz.
2- Aniden gelen gafil Ölümü ile ölür.
3- Kendistni bir ağırlık basar. Dünyanın demiri, odunu, taşları onun omuzlarına yüklenmiş gibi olur.
Kabirde onun başına şunlar gelir;
1. Kabri onu sıkar.
2. Kabri karanlık olur.
3. Kabrinde sorgu suale cevap vermesi ayıplı olur.
Kabirden çıkarken, başına şunlar gelir:
l. Allah-ti Teala'nrn huzuruna çıktığında kendisini gazaplı bulur.
2. Çok çetin hesaba çekilir.
3. Allah-ü Teâlâ'nın huzurundan ayrılınca, doğruca cehenneme gider. Ancak, Allah-ü Teâlâ onu affederse kurtulur.
Cehennem köprüsü üzerinde sekiz durak yeri vardır. Kul, bu yerlerde durdurulur ve çeşitli sorgulara tabi tutulur.
Birinci durak. Bu durakta, kula imandan sorulur. Şayet imanını kurtaran mümin ise, orada tutulmaktan kurtulur, imanını kurtaramaz ise, cehenneme aşağı yuvarlanır.
İkinci durak. Birinci duraktan kurtulan, ikinci durağa gelir ki, burada abdestten ve namazdan sorguya çekilir. Bunlarda kusurlu görülürse cehenneme düşer. Şayet abdes-ti, rükûu ve secdeleri ile namazı tamam bulunursa kurtulur.
Üçüncü durak. Bu durakta zekâttan sorulur. Şayet dünyada iken, zekâtını tam vermiş ise, buradan kurtulur. Şayet vermemiş ise, cehenneme düşer..
Dördüncü durak. Bu durakta oruçtan sorguya çekilir. Şayet orucunu tamam tutmuş ise, buradan da kurtulur.
Beşinci durak. Bu durakta da, hacdan ve ömründen sorguya çekilir. Bunları da dünya hayatında iken yerine getirmiş ise, kurtulur.
Altıncı durak. Bu durakta da, kendisine verilen emanetlerden sorguya çekilir. Şayet emanete hıyanet etmemiş ise, kurtulur.
Yedinci durak. Burada, gıybetten, söz gezdirmekten, bühtan ve iftira atmaktan sorguya çekilir. Şayet gıybet edip anlatılanları yapmamış ise, kurtulur.
Sekizinci durak. Bu durakta da haram yemekten sorulur. Şayet haram yememiş ise, kurtulur. Eğer haram yemiş ise, cehenneme düşer.
İbadetle geçirilmesi müstabab olan geceler. Sırası ile on dört gece olduğunu şöyle anlatılmıştır:
1. Muharrem ayının ilk gecesi..
2. Aşura gecesi.
3. Receb ayının ilk gecesi.
4. Receb ayının ortası.
5. Receb ayının yirmi yedinci gecesi.
6. Şaban ayının orta gecesi.
7. Arefe gecesi.
8. İki bayram geceleri.
9. 14. Ramazan ayından beş gece.
Bunlar, ramazan ayının son on günündeki tek gecelerdir. (Yani: 21, 23, 25, 27, 29. geceler.)
Şu yedi günde dahi, virdler okumayı, onlarda ibadete devamlı olmayı müstahap saymışlardır.
O günler sırası ile şöyledir :
1. Arefe günü.
2. Aşura günü.
3. Şabanın on beşinci günü.
4. Cuma günü.
5. İki bayram günü. (Yani: Ramazan ve kurban bayramı günü.)
6. Zilhicce aynını onuncu günü.
7. Teşrik günleri.. (Yani: Kurban bayra-mındaki tekbir alma günleri.)
Bilhassa, ramazan ayı ve cuma günleri üzerinde çok dumlmuştur.
Bu manada, Enes r.a.ten gelen bir rivayette, Resulullah S.A.V Efendimiz'in şöyle buyurduğu anlatılmıştır:
Cuma günü, iyi bir şekilde geçerse, haftanın diğer günleri iyi geçer.
Ramazan ayı iyi geçtiği takdirde; senenin
kalan günlerinin tümü iyi geçer.
Not: Bütün nafile ALLAH rızası için kılınan namazlara niyette (ALLAH'ım senin nzan için) demek yeterlidir. Misal: "Ya Rabbi senin rızan için namaz kılmaya" diyerek tekbir getirilir. Fakat nafilenin ismini söyleyip niyet etmek daha iyidir.[2]



Mahmud Efendi Hazretlerinin Hayatı, Ulemanın Hakkındaki Beyanları Sohbetleri ve Kelam-ı Kibarı ..İçerik İçin 

