Yazar: Ebu HamzaPosted in: İktibaslar ve Reddiyeler
İslâm âlimleri ve davetçiler son zamanlarda "hadisleri ayıklama" ve "ictihad" gibi gerekçelerle Sünnet-i Nebeviyye'ye yapılan saldırılara karşı Müslümanları uyardı. İlim adamları Hz. Peygamber (s.a.v)'in hadisleriyle ilgili şüphe üreten kişilere kanallarını açan medya kuruluşlarını da eleştirdiler.
Mısır Basın Sendikası, "Sünnet'in Delil Oluşu ve Sünnetle İlgili Oluşturulan Şüpheleri Red" başlığı altında bir program düzenledi. Programa Ezher âlimleri ve davetçiler katıldı.
Medyanın Sorumluluğu
Ezher Üniversitesi karşılaştırmalı fıkıh hocası ve Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi Sabri Abdurrauf hoca, Kur'ân-ı Kerim'in ayetlerinin birçok ibadete ve hükümlere temas etmeyerek bunların açıklamasını ve detaylarına ilişkin ahkâmı Sünnet'e bıraktığını, dolayısıyla Sünnet'in Kur’ân ayetlerini açıklamak için geldiğini ifade etti.
Sünnetle ilgili şüphe üretenlerin çelişkilerine de değinen Sabri Abdurrauf hoca Kur’ân-ı Kerim'in Hz. Peygamber'in vefatından sonra bir kitapta toplandığını dolayısıyla Sahabe'nin rivayet ettiği Kur’ân'ı kabul ederken aynı Sahabe'nin rivayet ettiği Sünnet'i kabul etmemenin büyük bir çelişki olduğunu söyledi.
Sünnet'i inkâr eden mürteddir
Sünnet'i inkâr etmenin dinden çıkmak anlamında irtidad olduğunu söyleyen Sabri Abdurrauf hoca bu tür sapkın görüşlere kanallarını açarak yaygınlaştıran medya kuruluşlarını da eleştirdi. Sabri Abdurrauf hoca, "Sünnet'i inkâr eden mürteddir. Sünnet etrafında şüpheler üreten kişilerin televizyon ve yazılı basın aracılığıyla sapık görüşlerini ve yalanlarını yaymalarının önünü açmak ve insanları bir tür bilgi karmaşasının içine sürüklemek büyük bir vebaldir. Maalesef bu gün Sünnet-i Nebeviyye'ye dil uzatanlar, önceden olduğu gibi gâvurlardan değil; İslâm'ın çocukları arasından çıkmaktadır."
Cemal el-Bennâ ve İmam el-Buhârî Merhum Hasan el-Bennâ'nın kardeşi ve sansasyonel fetvaların sahibi Mısırlı yazar Cemal el-Bennâ'nın "Tecrîdü'l-Buhârî ve Müslim mine'l-Ehâdîsi'lletî lâ Telzem (Buhârî ve Müslim'i Gereksiz Hadislerden Ayıklama)" adındaki son kitabı tepkilere ve tartışmalara yol açtı. Cemal el-Bennâ bu kitabında, Müslümanların Kur’ân-ı Kerim'den sonra en sahih kitaplar olarak kabul ettiği Buhârî ve Müslim'de 653 hadisin gereksiz olduğunu dolayısıyla "ayıklanması" gerektiğini ileri sürüyor.
Ayıkladığını iddia ettiği hadislerin kimseye gerekli olmadığını ileri süren 84 yaşındaki Cemal el-Bennâ "Müslümanların Sahîh-i Buhârî ve Sahîh-i Müslim hadislerini ayıklamaya tâbi tutmamasının sebebi acziyet değil; korku ve çekingenliktir. Bu yüzden bu iş bana düştü ve ben yaptım" dedi.
Cemal el-Bennâ'ya göre "Kur’ân, sübûtü katî olduğu için sahih olsa bile hiçbir hadis, Kur’ân nassını sınırlayamaz… Hadisler, Kur’ân ayetleri için sebeb-i nüzul belirleyemez, âyetleri tefsir veya nesh edemez. Çünkü hadisler sübûtiyet noktasında Kur’ân'dan daha aşağıdadır."
Çelişkilerle dolu iddialar
Mezkûr toplantıda söz alan ilim adamı Safvet Hicâzî ise "Hz. Peygamber'in Sünnet'i etrafında şüpheler üretenlerin sözleri çelişki ve yanılgılarla dolu olup bütünüyle heve u hevas mahsulüdür… Kültürel arka planların ve önyargıların ürünüdür" dedi.
Sünnet sahasında mütehassıs olmayanların bu sahada konuşmalarının engellenmesi gerektiğine ve medyanın da bu tür sapkın görüş sahiplerini ön plana çıkarmasına işaret eden Safvet Hicâzî, "medya da ticaret yapıp maddi kazanç elde etmek için din dışında başka kazanç kapıları aramalıdır" dedi.
Cemal el-Bennâ'nın Buharî ve Müslim'de Kur’ân'a aykırı hadisler vardır şeklindeki görüşlerini reddeden Safvet Hicâzî, "işte burada meydan okuyorum. Buhârî ve Müslim'den Kur’ân-ı Kerim'e aykırı bir tek hadis bile getiremezsiniz. Bu sapkın görüşlerin sahipleri Hz. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem)'in Sünnet'i etrafında şüpheler üretmeyi bıraksınlar gitsinler evlerinde otursunlar. Medya da bunların yalanlarına ve safsatalarına kanallarını ve gazetelerini açarak çanak tutmasın" dedi.
Hadis ilimlerinde mütehassıs ilim adamlarından bu şüphelerle ilgili reddiyeler yazmasını isteyen Mısır Evkaf Bakanı vekili Sâlim Abdülcelîl ise "Sünnet'in kendisi başlı başına delildir. Onun isbatı için başka delile ihtiyaç yoktur. Bu tür iddialar hep olagelmiştir. Bu tür şüpheler ümmetin âlimlerinin Sünnet-i Nebeviyye'yi savunma reflekslerini güçlendirir ve gayretlerini artırır. İnsanların Sünnet'e sarılmalarına vesile olur" dedi.