Muhammed bin Abdulvahhabın tevessüle dair görüşleri [Mefahimden]
Şeyh Muhammed bin Abdulvahhab’a, bazı âlimlerin yağmur duası hakkında açıklama yaparken “salih kullarla tevessül etmekte bir sakınca yoktur” sözlerinden ne kastettiklerini, “bir mahlûktan yardım (istiğase) dilenemez” hükmüne rağmen, nasıl olupta İmam Ahmed’in “Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve selem- ile tevessül etmekte bir beis yoktur” diyebildiğini sorarlar. O, cevabında şu açıklamayı yapar:
“Aradaki fark açıktır. Bazılarının salih kullarla tevessüle izin vermeleri, bazılarının sadece Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve selem- ile tevessüle izin vermeleri, âlimlerin çoğunluğunun da tevessülü yasaklayıp kerih görmüş olmaları, fıkha tealluk ettiği için mevzumuzun dışında bir konudur. Her ne kadar bize göre doğru olan cumhurun bunu mekruh görmesi olsa da, içtihâdî meselelerden birini caiz görmemek mümkün değildir. Bu yüzden tevessül edenleri de reddedemeyiz. Bizim inkâr ettiğimiz şey, Allah’a dua edildiğinden daha fazla bir mahlûka dua ediliyor olmasıdır; şeyh Abulkadir’in ya da bir başkasının kabrine yönelip sıkıntıların giderilmesi ve isteklerinin verilmesi için saygı ile ondan istekte bulunulmasıdır. Burada nerededir sırf Allah’a dua etmek? Nerededir Allah’la beraber hiç kimseye dua etmemek? Ama birisi çıkar dua ederken “Allah’ın ben senden peygamberlerin ya da salih kullarının vesilesi ile şunu şunu istiyorum” diye dua etse, sadece Allah’a dua ettikten sonra, herhangi bir kabrin yanında dua ediyor olsa bile, bu bizim reddettiğimiz bir şey değildir.” [1]
Muhammed bin Abdulvahhab’ın bu sözleri, tevessülün ona göre de caiz olduğunu göstermektedir. Evet, ona göre tevessül, cumhur ulemanın mekruh gördüğü birşeydir. Ama mekruh, haram bile değildir, nerede kaldı ki bazılarının dediği gibi bid’at ya da şirk olsun.
Şeyh Abdulvahhab, ‘Kasîm’ ahalisine gönderdiği mektubunda, salih kullarla tevessül edenleri tekfir ettiğine dair iddiaları şiddetle reddetmektedir. O şöyle demektedir:
“(…) Süleyman bin Suhaym bana demediğim birçok şeyi iftira atmıştır. Dediği şeylerin birçoğu aklıma dahi gelmemiş şeylerdir. Ben salih kullarla tevessül edenleri tekfir ediyormuşum, “Ey mahlûkatın ey şereflisi” dediği için Busayrî’yi tekfir ediyormuşum. “Delâil-ül Hayrât” kitabını yaktırıyormuşum. Tüm bu iddialar için cevabım: “Allah’ım seni tenzih ederim bu büyük bir iftiradır” demekten başka bir şey olmayacaktır.
‘Mecma’ ehline göndermiş olduğu başka bir mektubunda yukarıda söylediklerini teyit eden Şeyh Abdülvahhab şöyle der:
“(…) Bu açığa çıktıktan sonra iddia edilen meselelerden, benim salih kullarla tevessül edenleri tekfir ettiğim, Busayrî’yi tekfir ettiğim (…) söylentileri açık birer iftiradır.” Benim buna olan cevabım “Allah’ım seni tenzih ederim. Bu apaçık iftiradır” sözümden başka bir şey olmayacaktır.”[2]
[1] Şeyh İmam Muhammed bin Abdulvahhab tüm eserleri 3. kısım. S:68 İmam Muhammed bin Suud İslam fakültesinde Şeyh Muhammed bin Abdulvahhab haftasında neşrolunmuştur.
[2] Şeyh Muhammed bin Abdulvahhab’ın mektuplarından bir ve onbirinci mektuplarına bakılsın. 5.kısım S:12, s:64
not :
* bendeki nusha ile orjinal nusha arasında kelimelerde farklılılar olabilir.bende ki düzeltilmemiş son halidir.inşallah orjinal nushadan bakınız .sahife : 139
* bu iletiyi başka forumlara iktibas yapacak olan olursa bu notu böylece bildirmesi üzerine bir hak olsun..



Mahmud Efendi Hazretlerinin Hayatı, Ulemanın Hakkındaki Beyanları Sohbetleri ve Kelam-ı Kibarı ..İçerik İçin 

