Bardakoğlu nereye Koşuyor
Bardakoğlu ciddi duruşu nedeniyle aslında hürmet ve saygınlık uyandıran bir simaya ve kişiliğe sahip. Selefinden bu yönüyle temayüz ediyor ve ayrılıyor. Mehmet Nuri Yılmaz pratik kusurları olan bir zattı. Daha sonra Hürriyet'te yazdıklarıyla da şahsiyetine ters düşmemiş oldu.
Yüzü eskiyince Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Mehmet Görmez'in deyimiyle, yerine hemen bir atama yaptılar ve yeni tele vaizlerimizden Nihat Hatiboğlunu ikame ettiler. Umarım onunla beklediklerinin fevkinde bir hüsn-ü kabul mazhar olmuşlar ve tiraj veya saygınlık yakalamışlardır. Söylediğim gibi, Mehmet Nuri Yılmaz din diyaneti ciddiye almayan lakayt bir insandı. Buna mukabil, Bardakoğlu ciddiyeti, vakarı ve akademik bir kariyeri olmasına rağmen mesafeli tutumu din işleri hizmetleriyle mütenasip bir yapı arz etmiyor.
Onun ötesinde, Yılmaz'ın kusuru ne kadar pratiği yansıtıyorduysa Bardakoğlu'nun tutumu da teorik olarak en hafif tabiriyle illetli bir tutumdur. Geniş bir yelpazede hatalı duruş ve görüşler serdediyor. Bunlardan birisi de, yerli bir Ezher kurma düşüncesi veya peşinde olma hevesidir.
Esasında Bediüzzaman'ın rüyalarını süsleyen hususlardan birisi de Ezher'in kardeşi Medresetü'z Zehra'yı kurmaktı. Elbette bu anlamda yerli Ezher'ler de kurmak mümkün hatta matluptur. Bununla birlikte, Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu'nun maksadı şık ve selim görünmüyor.
Ezher'i yapmak değil yıkmak olarak görünüyor. Zira bu husustaki gelişmelere baktığımızda projenin manipülatif amaçlı olduğunu ve kardeşlik tesis etmek yerine kardeşliğe karşı bir bariyer olarak düşünüldüğünü bizzat sorumluları itiraf ediyor.
Sözgelimi 12 Eylül'den sora İslam Konferansı Örgütü'nün finansını karşılayacağı Ezher benzeri İstanbul'da uluslar arası bir İslam üniversitesi kurulması teklifi yapılıyor. Ama Kenan Evren ve cuntası, ' bize de İslam virüsü bulaşır' düşüncesiyle ve diyerekten projeyi geri çeviriyor.
IRCICA'yı kabul ediyor ama üniversiteyi reddediyorlar. Bu proje daha sonra Pakistan'da İslamabad Uluslararısı İslam Üniversitsi olarak hayata geçiriliyor. Ama 28 Şubat sürecinde bu üniversitede tahsil gören gençlerin diplomalarının da denkliği kaldırılıyor.
İşte şimdi gecikmeli olarak böyle bir üniversitenin projesi gündeme geliyor. Ama bu defa Ezher'e katkısı olması için değil Ezher'den rol kapmak ve Ezher'in yerine geçmek için. Defolu olan noktası burasıdır. Başkan Bardakoğlu da bu nokta-i nazarı maalesef paylaşıyor. Meseleyi biraz Akşam gazetesinin ilgili haberinden takip edelim :"
YERLİ EZHER
Diyanet, dünyanın eski ilahiyat üniversitesi olan El-Ezher'e rakip olacak. Türkiye'de uluslararası bir ilahiyat fakültesi öngeren projeyle, dünyanın dini ihtiyaç ve beklentilerine cevap verilmesi hedefleniyor. Diyanet İşleri Başkanlığı, 975 yılında kurulan ve halen faaliyette olan dünyanın en eski ilahiyat üniversitesi El-Ezher'e rakip olacak bir projenin startını verdi. Başkanlığın Van'da yapılan il müftüleri toplantısının sonuç bildirgesine de giren proje, Türkiye'de uluslararası boyutta bir ilahiyat fakültesi kurulmasını öngörüyor.
MGK'DAN ÇIKTI
Fakülte, eski Osmanlı coğrafyası ile Türk cumhuriyetlerini hedef kitlesi olarak belirledi. Yeri ve zamanlaması konusunda bir kesinlik bulunmayan projenin temellerinin, 2007 yılındaki bir MGK toplantısında atıldığı ve burada Diyanet'in çalışma yapması konusunda görüş birliği oluştuğu öğrenildi. Proje, İl müftüleri sonuç bildirgesine, "Türkiye'nin dini tecrübesini, birikim ve bakış açısını dış dünyaya taşıyacak, özellikle Avrasya coğrafyasına yönelik bir Uluslararası İlahiyat Fakültesi'nin kurulması önemli bir ihtiyaç haline gelmiştir" şeklinde girdi. Türkçe ile birlikte Arapça ve bir Batı dilinin çok rahat konuşulup yazılacak bir düzeyde öğretildiği ve din alanında çağdaş dünyanın ihtiyaç ve beklentilerini önceleyen bir müfredat için hazırlık yapıldığı da kaydedildi.
GÜNEYE İNMEMELERİ İÇİN
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu da düzenlediği basın toplantısında uluslararası ilahiyat fakültesinin doğru dini bilgiye dayalı, 21. yüzyılı okuyan bir eğitim vereceğini anlatarak, şunları söyledi: "Böyle bir fakülte özellikle Balkanlardan ve Kafkasya'dan Rusya içindeki özerk, yarı özerk Türk topluluklarından ve Türk cumhuriyetlerinden çocuklarımızın Türkiye'ye gelmesi, daha güneylere inmemesi ve Türkiye tecrübesini tanıması açısından fevkalade önemlidir (1)."
Elbette bu bakış açısıyla hazırlanan bir proje dış dünyada Arapların İslami anlayışına mukabil bir Türk İslam tezinin seslendirilmesi olarak yankı bulacaktır. Bu ise yanlış bir hedeftir.
FLÖRT CAİZ Mİ DİR?
Bardakoğlu'nun talihsiz beyanatlarından birisinin de flörtün meşru gösterilmesi babından her yöne çekilebilecek olan sözleridir. Kur'an-ı Kerim açıkça ' Zinaya yaklaşmayın' derken flörte cevaz vermek kat'i surette bu ayetin hem zahiriyle hem de ruhuyla çelişir bir haldedir. Zira zina bir süreçtir ve bu sürecin basamaklarından birisi de flörttür. Flört olmadan zinanın gerçekleşmesi imkansızdır. Fiiliyatta da Hazreti Peygamber (S.A.V.) zinaya götüren ortamları yasaklamıştır. En azından buna dair uyarılarda bulunmuştur. Bu uyarıları dikkate almamak ve hafife almak İslam'ın emir ve ruhuyla bağdaşmaz. Bu açıdan flörtü caiz gören anlayış, İslam'ın emir, yasak ve talimatlarını esneten bir yaklaşım ve anlayıştır. Bu hususta da Bardakoğlu tefrit yolunu seçmiştir. Başkanın yaklaşımı gazetelere şöyle yansımıştır : "
FLÖRT SERBEST, SEVİŞMEK HARAM!
Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, birbirleriyle evli olmayan tarafların İslam Dini'nin koyduğu sınırları aşarak, yasakları ihlal ederek beraber olmalarının İslam Dini'nde uygun görülmeyerek günah sayıldığını söyledi. Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, İl Müftüleri Semineri Sonuç Bildirgesini açıklamak üzere düzenlediği basın toplantısında, gazetecilerin sorularını cevapladı. Son günlerde basında yer alan evlilik dışı ilişkinin zina sayıldığı yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine Prof. Dr. Bardakoğlu, evlilik dışı ilişkinin dinen günah olduğunu söyledi.
"KONUŞMALARI, GÖRÜŞMELERİ GÜNAH DEĞİL"
Prof. Dr.Bardakoğlu, "Birbirleriyle evli olmayan tarafların İslam Dini'nin koyduğu sınırları aşarak, yasakları ihlal ederek beraber olmaları bir arada olmaları İslam Dini'nde uygun görülmemiş günah sayılmıştır. Ama bu insanların görüşmesi, konuşması, arkadaş olmasının günah olduğun anlamına gelmez. Dinimiz evlenme öncesi çiftlerin görüşmesi, konuşmasını teşvik etmiş, görücü usulünü hiçbir zaman teşvik etmemiştir" dedi.
Bunun bir anlatım tarzı olduğuna da işaret eden Prof. Dr. Bardakoğlu şunları söyledi: "Bazı hadislerde evli olmayan kişilerin dinin koyduğu yasaklar dışına çıkan, dinin koyduğu yasakları ihlal eden beraberliklerin uygunsuz, günah olduğu söylenmiştir. Hatta bazı hadislerde bu bir nevi zina olarak adlandırılmıştır. Hiç kimse evli olmayan tarafların İslam'ın koyduğu bu yasaklara aykırı olarak bir arada bulunmasını zina ile eşit olarak görme hakkına sahip değildir. Elbette zina değildir. Ama bunun dinen serbest olduğunu da söyleyemeyiz. Ancak bu bir anlatım tarzıdır. Ama hiçbir İslam bilgini bu hadisi hakikat olarak almamış ve bunu zina olarak görmemiştir. Herkes bilir ki bu bir mecazdır. Bu bir olayın uygunsuz davranış olduğunu anlatma üslubudur. Bu hadislere kaynaklarımızda yer verilir. Yorumları yapılır. Böyle olunca da bu hadisleri alıp, bu Diyanet'in görüşüdür, Diyanet'in fetvasıdır demek, aktarmak yanlıştır. Yorumlarda aşırılıklar, sertlikler varsa düzeltilir. Veya daha iyi ifade edilir. Ancak ayet ve hadisleri düzeltmek gibi bir cüretimiz asla olamaz. Biz onları anlamaya çalışırız."
"CUMHURİYET KAZANIMLARIMIZ YOK MU OLUYOR?
"Siyasi tartışmaların bir basamağı olarak dini tartışmaların yaşanmasının yanlışlığını savunan Prof. Dr. Bardakoğlu, "Ülke nereye gidiyor? Cumhuriyet kazanımlarımız yok mu oluyor?' Tereddütlerine sebebiyet verecek bir din tartışması da bize haksızlık olur. Türkiye'nin farklı inançları, kültürleri, grupları bir arada barış içinde yaşatma başarısıyla övünüyoruz. Türkiye hiçbir zaman geriye gitmeyecek, ileriye gidecektir. Din alanındaki yorumlarımız da daima aydınlıklı olacak, ileriye gidecektir" diye konuştu….(2)"
Tabir caizse; bazen de Bardakoğlu kaş yapayım derken göz çıkartıyor. Yapılan bazı tavsiyeler şer'i şerifte bir aslı olsa bile dolaylı yollardan sekülarizme hizmet ediyor.
Bu bağlamda, DİYANET İşleri Başkanlığı, imamları toplumsal hayata daha fazla katabilmek için yeni bir karar almış bulunuyor. Buna göre, "sosyal imamlar" daha çabuk terfi edecek. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Ali Bardakoğlu, camideki görevinin yanı sıra toplumsal hayatta inisiyatif üstlenen, kız çocuklarını okula yönlendiren, ağaç dikilmesini teşvik eden imamların istedikleri yere tayin edilme taleplerinin öncelikle karşılanacağını belirtti.
Camilerin sadece ibadet edilen yer olarak değil, eğitim verilen, topluma her alandaki değişim ve gelişimde önderlik eden yerler haline gelmesini istediklerini belirten Bardakoğlu, "Bizim dindarlığımızın topluma da önderlik etmesi lazım" dedi. "Değişen çağı dikkate alarak din hizmeti vermeliyiz" diyen Bardakoğlu, şöyle devam etti: "Belli bir coğrafyaya ve belli bir döneme ilişkin algılamayı tüm dünyaya taşıyarak din olarak sunamayız. Diyanet olarak bizim ürettiğimiz hizmet, şeffaf ve hesap verebilir olacak. Nasıl bir din hizmeti sunuyoruz? Toplum nasıl algılıyor? Bunları araştırıyoruz."
Görüldüğü gibi Bardakoğlu hem uslup açısından yani hem yöntem de hem de muhteva ve esasatta bazı sapmalar gösteriyor. Flört meselesi ve Ezher'e rakip yeni bir üniversite projesi de bunlardan birisi. Bütün bunlardan sonra 'Bardakoğlu nereye koşuyor ?' diye sormamız yanlış mı?
Zira Bardakoğlu'nun seçilmesinden sonra bazı tanıdıkların hüsn-ü tezkiyede bulunmalarına aldanmış ve bir süre Başkan'ı izlemeye almıştım. Ama ilk günden itibaren Radikal gibi gazeteler onun teoride reformcu yönünü keşfetmişlerdi. Bunu nazara da verdiler. Gelişmeler de Radikal'ı yalancı çıkarmadı.
Dipnotlar:
1-Akşam gazetesi Volkan YANARDAĞ/ANKARA, 10.06.2008
2- (ANKA), 31 Mayıs 2008
3- http://www.sabah.com.tr/2008/06/22/
Mustafa Özcan



Mahmud Efendi Hazretlerinin Hayatı, Ulemanın Hakkındaki Beyanları Sohbetleri ve Kelam-ı Kibarı ..İçerik İçin 

