Mesnevinin Yedinci Cildi Meselesi..!!
Efendim, Mesnevî’nin yedinci cilt meselesi, oldum olası konuşulan bir mevzudur. Bir otorite olarak konuyu bir de size soralım istedik. Bu hususta bizlere neler söylemek istersiniz?
Mesnevî altı cilttir. Yedinci cilt uydurmadır. Hayrete şayan bir husustur ki, Hz. Mevlânâ’nın bu kadar sevildiğini, Mesnevî’nin son derece rağbete mazhar olduğunu gören bazı dalalet sahipleri, milleti kandırmak için o mübarek zatın ağzından bir “yedinci cilt” uydurmuşlardır. Halbuki adı geçen ciltteki ifade tarzları Mevlânâ’nın olmadığı gibi anlatılan konular da İslâmî değildir. Dolayısıylayedinci cilt uydurmadır. Asıl Mesnevî altı cilttir.
Mesnevî’yi en güzel şekilde derleyip toplayan İngiliz müsteşrik Nicholson altı cilt olarak yayınlamıştır. Ne yazık ki, daha sonra gelen bazı bilginlerimiz de bu konuda yanılmışlardır. Bunlardan biri de Nahîfî’dir. Mesnevî’yi Farsça’dan Osmanlı Türkçe’sine nazım yoluyla tercüme eden Nahifî’nin yedinci cilt konusunda hataya düştüğünü –maalesef- üşenmeden Türkçe’ye çevirdiğini görüyoruz. Bu Türkçe nüsha 1851 senesinde ta’lik yazı ile Mısır’da Bulak Matbaası’nda basıldı. Ayrıca bu kıymetli eseri Doktor Amil Çelebioğlu bugünkü dile çevirdi. Aslıyla beraber Sönmez Yayınevi tarafından da 1967 yılında yayınlandı.
Ankaravî Rusuhî Dede, daha önce Bayramî tarikatının şeyhi iken Hz. Mevlânâ’ya hayran olarak Mevlevî tarikatına girdi. Sonra İstanbul’da Kulekapı Mevlevîhânesi’ne şeyh tayin edildi. 1631’de vefat etti ve şeyhlik yaptığı mevlevîhanenin bahçesine defnedildi. Bu güne kadar yazılan Türkçe Mesnevî şerhlerinin en güzeli sayılan ve bu yüzden “Hazret-i Şârih” diye yâdedilen bu zatın şerhinden İngiliz müsteşriki Nicholson da İngilizce Mesnevî şerhi yazarken çok faydalanmıştır. Hem derin bir bilgin, hem inandıklarını yaşayan büyük bir şeyh olduğu için onun şerhi yüzyıllardan beri Mesnevî’yi sevenler ve onun anlaşılması zor beyitlerini anlamak isteyenlere rehber oldu. Ne yazık ki, dili Arapça ve Farsça kelimelerle çok yüklü olduğundan bu gün herkes bu şerhten gereği gibi yararlanamıyor. Hz. Şârih, Muhyiddin Arabî ile İbn-i Fârız hazretlerinin çok etkisinde kaldı. İsmâil Ankaravî hazretleri Mesnevî’nin altı cildini de tam olarak şerh etti. Bu altı cilt hem Mısır’da Bulak Matbaası’nda hem İstanbul’da 1872 yılında basıldı.Ankaravî hazretleri bilmediğimiz bir etkiyle Mevlânâ’ya ait olmadığını daha önce belirttiğimiz uydurma yedinci cildi de şerh etme zahmetine katlandıysa da bu sahte cildin şerhi basılamadı. Tahran Üniversitesi Profesörlerinden Bedîüzzaman Firûzanfer merhum bu eserin Mevlânâ ile ilgisinin olup olmadığını ispat etti.
Hz. Şarih gibi Ferruh Efendi, Tokat Mevlevî şeyhi Hafız Mehmed Emin Efendi, Enderun’da yetişen ve 1836’da İstanbul’da vefat eden Şakir Mehmed Efendi ve emsali bilginlerin bu sahte cildi Mevlânâ’nın sanarak tercüme etmeleri, onların Mevlânâ’ya gönülden bağlı olduklarının işaretidir. Akıllarını, muhakemelerini kullansalardı bu esere rağbet etmezlerdi. Onlar “Mevlânâ” adını duyunca hayranlıklarından ötürü onu benimsediler ve eserdeki kusurları göremez oldular. Onlar da Hz. Şârih gibi Mevlânâ adını taşıyan bahçenin dikenlerini gül diye kokladılar.
İşte Tâhirü’l-Mevlevî merhum, Ankaravî hazretlerinin şerhini Türkçeleştirerek şerhini yazmaya başladı. Onun da beşinci cildinin başından birkaç sayfa yazıldı, orada kaldı. Tâhirü’l-Mevlevî vefat etti. Dolayısıyla eser çıkmadı. Aradan yıllar geçti, bunu fakire havale etteler. Önce tereddüt ettim. Çünkü Tâhirü’l-Mevlevî benim hocamdı. Ben hocamın yarıda kalan eserini nasıl tercüme edebilirim, nasıl şerh edebilirim diye tereddüt ettim. Sonra bunda bir hikmet vardır, dedim. Rahmetlinin bir feyzi söz konusudur, dedim. Yıllar önce bu eseri şerh ettim. Altı cilt halinde hazırladım ve Divân-ı Kebîr’den de bazı örnekleri içine aldım bu eseri Şamil Yayınevi’ne verdim. Tamamı on sekiz cilt olan şerhin on dört cildini daha önce, geri kalan dört cildini de nihayet geçen yıl yayınlamadılar.
kaynak: son Mesnevihan Tahirul-Mevlevi hz.nin (rh.a) bahtiyar talebesi Şefik Can Hocamız (rh.a) ile yapılan söyleşidendir..



Mahmud Efendi Hazretlerinin Hayatı, Ulemanın Hakkındaki Beyanları Sohbetleri ve Kelam-ı Kibarı ..İçerik İçin 

