Yazdır

İçinizden en iyi 4 kişi ileri çıksın ..!

Yazar: Heyaman. Posted in Heyaman

"...hz.Şeyh ebû Abdullah-ı Kureyşî'den (ks.) bendeleri hakikata dair kelam buyurmasını ve ilm-i sırdan bahsetmesini istediler.. hazretin altıyüz kadar müridi vardı hz.Şeyh "kendinize göre yüz kişi seçiniz.." buyurdu, ve seçtiler.. "o yüz kişiden de yirmi kişi (daha) seçiniz (eleyiniz)" dedi, seçtiler... 

sonra, hz.Şeyh "o yirmi kişi arasından dört kişi (daha) seçiniz (eleyiniz).." dedi onları da seçtiler.. bu dört kişi ihvanların arasında en ziyade irfan sahibi, keşif ve zuhurat ehli kimseler idi hal böyle iken hz.Şeyh (ks.) onlara şöyle buyurdu: "eğer size hakikat ve esrar ilminden konuşacak olsam hakkımda küfür fetvasını ilk verecek olan ha bu dört kimsedir...!" 

[Tabakât-ül Kübrâ s.40.]

(yani) şurda altıyüz kişisiniz ya: "hakikati idrak" hususunda sizin topunuzu bir araya toplasam bir tane "tâmm âdem" etmezsiniz demektir.. evet..! 

hatta, şu dört âdemi de üzerinize şârih ve müsteşar kılsam ve cümleniz pür dikkat kesilip beni can kulağıyla dinlemiş olsanız daha sözüm bitmeden -öncelikle- bu dört âdem küfrüme fetva verir, geri kalanınız da heman beni katl etmeğe kıyam eder.. demektir.. 

bir başka vechi şudur: ben size hakikat ve esrara dair bir hutbe eylesem tefhim edemeyeceğiniz bir dil ve ıstılah kullanırım ki siz o işaratı ancak küfriyata yorarsınız.. demektir.. 

veyahut da, ben size hakikatlı bir sohbet eylesem basit, çırıl çıplak (anlayacağınız) bir dille konuşurum ve dünyanıza aid bir takım teşbihî meseller irad ederim ki heman beni tekfir edersiniz demektir..

***

işte bizim de "idrak noktasında" el-İnsan-ı zeman ve metaf-ı Feriştegân efendimiz (hâce Mahmud kuddise sırruhul-a'la) karşısında ki acziyetimiz aynı böylecedir.. 

daha Tarikat dersini kemmiyetiyle hak etmekten aciziz ne hakikatinden bahsediyoruz Allah aşkına..! 

"tarîk-ı Nakşıbendî en yakın bir tariktır.." buyruldu.. yakınlığın gülzarında bedîhî bir ağırlık olur, sıcaklık olur.. kendimizi uzaklığın en ücra dağındaymış gibi soğuk ve hafif hissediyorsak orda gizli bir "hava muhalefeti" var demektir.. 

yani, ya i'tikad bozukluğudur o (neuzübillah) ya da amelin ahlakın bozukluğu.. harîs olunacaksa en iyisi nefsi muhasebeye harîs olmaktır azizim..

***

imdi, altyüz kişiden ayrılmış o dört güzide ki ehl-i Keşiftir onlar hakikata (mahiyet-i nefsül emre) küfr ederse biz neler etmeyiz hele bir düşün..! 

iğrabtan mahallimiz yok çünkü, öyle bir galata düşmüşüz ki aşktan ve hakikattan sual bile etmeziz ha..! "zaman haqaayık zamanı deeğel yeğenim (!)" ee ne zamanı pekiy, zaman hoşaf soğutma zamanı mıdır ağam..!

hz.Şeyh-i Kureyşî'nin Cânan sohbetine canlar dayanmadığı halkın "iki gözden" düşürülemediğine göredir.. nitekim ebul-Hasan Ali es- Sûfî (ks.) şöyle buyurmuştur: "(nihayette) Tasavvuf odur ki zahiran ve batınen halkı rü'yet ıskât edile.." 

baş gözü perde, can gözü de perde.. hâdisi (görüneni, görünmeyeni) ıskat üzre Kadîmi isbat işi bir ilm-i zevk-i azimedir ki nice ehl-i keşif dahi onun gavrına erebilmiş değildir: bu kıssadan anla...

***

kibar-ı Evliyaullah ne diyor "..(biz esrar-ı Hakk'ı ketm ediyoruz ifşa eylesek) Âlem-i Halkın şirâzesi bozulur..!" 

Allah Allah..!

mevlana abdulkadir-i Geylani sultan'ı (ks.) bir zat rüyasında görmüş, 
Hazret buyurmuş ki: "..Heerkeslere Kâdir oldum illâ ancak bir kendime Kâdir olamadım..!"

fesübhanallah fesübhanallah...

***

imdi cenab-ı Resulullah aleyhisselam efendimiz buyurmuşlar ki:

"..eğer Cennet hûrilerinin saçlarından bir tek tel yeryüzüne düşse Güneş onun aydınlığı karşısında kararıp kalırdı..!"

bir şerhte şöyle geliyor: "..insan, ilahî âleme intikalinde öyle bir sanayî-i ilâhiyye ile karşılaşacak ki dünya ile kıyası kabil değildir.."

bir cennet hurisinin saçının telinin aydınlığı bu olursa bir nebînin ya da velinin saçının telinin aydınlığı ne olur ve onların lisan-ı kalb-i kudsiyelerinden sadır olan güneşler nice müşa'şa olur bilinmez......?? 

aslında hz.Şeyh abdullah-ı Kureyşî (ks.) Otağ-ı Sultan'dan (hz.Zat'tan) suali men eylemiştir.. ve redd-i gerekçe şu vech iledir: 

"bana bir nokta-yı Küll'den sormayın ki Onun lisan ile zuhuru (sem'i-duyulması ve istimaı-anlaşılması) muhal ender muhal gider.." 

nitekim Allah Resûlü aleyhissalatü vesselam efendimiz O babta şöyle buyurmuşlar: 

"..Yâ Marûf künhü hakikatını lâyıkı vech ile bilemedik: Sen kendini övdüğün gibisin......"

***

Son Eklenen Twittler


Warning: file_put_contents(/home/reddulmu/public_html/giris/cache/widgetkit/twitter/twitter-e3bf79a10858f577c0bd8e2e5c04b5a2.php) [function.file-put-contents]: failed to open stream: Permission denied in /home/reddulmu/public_html/giris/media/widgetkit/widgets/twitter/twitter.php on line 191

kendilerini zeki sananların aslında ahmak olduklarını anladıklarında çok geç olabilir ..

Reddul Muhtar

@rustue hoca nükteli konuşurdu.ALlah kendisinden razı olsun .. lakin az sayıda zeki insan kendisini anlayabiliyordu denirse yeridir..

Reddul Muhtar