Akrep Olma Aqreb Ol ..!
ihtiyar Aqreb 100 yaşına da gelse onun hali 001 yaşında ki bebeğin haline benzer, şu kadar fark var ki o (ihtiyar Fani) kelam ve idrak sahibidir..
eğer bebek müdrik olup kundakta kelam edeydi insanlara Enbiya ve Evliya gibi hitab ederdi.. ve sâmiini (dinleyenleri) de ma'nen sihirlerdi (irşad ederdi)..
zira bebeğin Rabb'ine ahdi (yemini) sımsıcaktır, üzerinden "dünya" zamanı geçmemiştir, "halen" masumdur, kudsîdir, "henüz" ruhaniyet kokmaktadır..... fefhem!..
Aqrebin (yakının) tesiri mutlaktır.. zira O bir ahsen-i Takvîm'dedir ki üzerinden takvim yaprağı (zaman mefhumu) geçmemiştir..
mevlana Bayezid sultana (ks.) ne sormuşlar: "elestü biRabbiküm hitabı yâdında mıdır..?"
o Sultanülarifin demiş ki: "üzerinden hiç gün geçmedi ki..!"
Allah ism-i camiine mazhar olan kullar ruh-i külli-yi Muhammedîyi müdrik oldukları içün üzerlerinden zaman soğukluğu geçmez, hararet-i Huzur halen ter ü tazedir ki onlar bezm-i elestin nostaljisini dahi yapmazlar..
mevlana Muhyiddin-i arabî sultan (ks.) kitab-ı Füsûs'unda şöyle buyurdu:
"..sağir Rabb'ine hadis-i ahddir; (yemini yenidir) çünkü hadisüt'tekvindir, (halkı yenidir) kebîr ise eb'addir.. (eski ve uzaktır) binaenaleyh, Allah'a aqreb (yakın) olan Allah'dan eb'ad (uzak) olanı teshîr (kendi üzerine celb ve cezb) eder. Melek cinsinin havassı (meleklerin nebîleri) gibi ki kurblerinden naşî eb'ad olanları (meleklerin nebî olmayanlarını) teshîr ederler..(uyarırlar, üzerlerine âmir olurlar).."
(Avnî ef.terc.ve şerhi-4.cild-224.shf.)
biz bu kelam-ı kudsîyi 'anlatmaya çalıştığımız şeye göre' şöyle anlarız: Sağîr, ikinci doğumdan (hakiki mevlidden) sonra bir dahi büyümemişin (aslının vaslından dönmemişin) remzidir..
bir başka deyişle: külhan-ı vahdette yanıp kül olmuş ve vaktinin yegane sermayesi kesrette vahdeti idrak ve müşahede olan pîr-i sabî-i aqrebtir..
(yani) kuruması, kesilmesi yoktur: Rabbine ahdi (sevk-i rahmi) yeni olan yağmur gibidir.. ve kocaması, köhnemesi yoktur: Rabb'i nezdinden tekvini (yaratılması) yeni olan bebek gibidir..
Kebîr ise fizikî anasından doğduğu gibi "sadrı dıyk" kalandır.. (yani) kimyevî (meta fizik) doğum görmemiş, manevi elden ve alemden himayet ve terbiyet ve inbisat ahz etmemişin halidir..
şu halde Kebîr, "nokta"yı şerh ve tafsil ile durmadur ulalayandır, binaenaleyh, sözde büyüktür ve belki vücudda kesrete (mecazi varlığa istiklaliyet vermeğe) kail olduğu için Rabb'inden bârid (soğuk) ve baîddir (uzaktır)..
baki Selam...


