Salih kişide hased olmaz, salih kişi gevhere gıbta eder ve 
ancak gıbta olunacak gevherler sergiler..

sen ne Kişisin?.. eğer Allah kişisi isen Allah'ın kullarını fişe tak, kimsenin fişini çekme..

çıkmadık candan ümid kesilmez, tevbe kapusu son nefese kadar meftuhtur..

mezarlıklar meczub zatların mesire yerleridir, mevlana Hasan-ı şirvani hz. yedi yıl boyunca her gece seherlere kadar mezarlıklarda dolaştı durdu..

Aşk muazzam bir tuz gölüdür, onun içine ölmüş eşek bile düşse, paklığa inkılab eder, mübarek ve mutahhar olur..

nitekim Mesnevî-i şerifde buyrulmuştur: " Ölmüş eşek tuz gölüne düşünce; eşekliği murdarlığı geçmişte kalır.." [2.c./102.b]

Allahu Ekber! Allahu Ekber! Allah en büyüktür, Allah vacib ve mutlak olarak büyüktür.. şu halde Allah aşkı nedir, nasıl bir şeydir, nice büyüktür? iyi anlamak lazım..

Lâ İlahe İllallah! hakikatta Allah'dan başka ne vardır?.. ne varsa Allah'da var: ver Allah'ım ver, ver Allah'ım ver.. Âmin..

ey süleymancı, ve'y nurcu kardeşim! köse dahi olsan, üç beş kılını olsun serbest bırak, üç beş kıl deyip geçme: sen kurbu ilahiyi o kıllarla ara.. 

ey ihvan kardeşim! berberde sakal traş ettirene yüceden bakma, ve zinhar sıhhatler olsun da deme.. haram işleyene karşı emr-i maruf eyleyecek kişide kâlden evvela Hal lazımdır..

Allah içün üzülebilene sıcak sıcak doğaçlama söylettirirler, o yoksa ezberden soğuk soğuk konuş dur... hele bi de nahoş cevap alacak olursan emr-i maruf hepten gavga ile gürültüye gider..

Ubeydullah efendi hocamız (rahimehullah) adamın tekine sormuş: "sen ne iş yaparsın?" o da demiş ki ben emekliyim..

mübarek şöyle deyivermiş: "haa öyleyse ey emekli, sana bir şey demekli: bu sakalı var ya şu mübarek yüze ekmekli.."

âşık Abdullah dede bir beynamaz beye şöyle diyor: "..oğlum O beş vakti kıl, O'nun da aşkıyla yakıl, kalma benim gibi çakıl!.."

yıllar önce Eminönü'nde bir dükkanda çalışıyordum, bir gün sabahın erken saatlerinde üstü başı perişan, saç sakal karış muruş bir deli geldi yanıma, ağzında ki sigarayı yakmam için benden ateş istiyordu, ben de çıkardım çakmağı yaktım sigarasını, yürüdü gitti..

adam aynı gün öğleden sonra yine geldi yanıma iyi mi, ve dedi ki: " hani bu sabah senin yaktığın şu sigara var ya, o hemen söndü gitti hâ! senin ateşin yakmıyor oğlum, yakarsan kül gibi yak! dağıtırsan tuz gibi dağıt!.."

ecille-i ricali Nakşiyyeden bir zat ali kadr şöyle buyurdu: "her geceni Kadir bil, her gördüğünü Hızır bil.." iyi ama ne her gecem kadir, ne her gördüğüm hızır, Kadir'le Hızır'ı kim kaybetmiş de ben bulacağım?.. heh heh he..

onun manası şudur: sen zamanı ve zemini daima müftekır ve alçak gönüllü olarak teharri et, Adam gibi rast ve dürüst ol, Adam gibi arayan (taleb eden) mutlaka bulur..

birisi Bayram Ali hocamızın (rh.a) dersine geç kalmıştı, kapıyı çaldı çaldı hocamız açtırmadı, o kardeşimiz belki on dakika kapıyı hafif hafif tıklatmaya devam etti, en sonunda hocamız dedi ki: "Açın şimdi kapıyı ardına kadar..!"

hel fehimna?..