Veli olan Veli sidiğinden bile belli olur..
Bismillâhi Teâlâ..
Mesnevi-hân Mevlana Hasan Hüsâmeddin-i Nakşbendî Hz.(Ks.) şöyle buyurmuşlar: " Erenler, sen dersin ki ben Evliya oldum.. mâşallah, ne kolay Evliyalık!.. Bak eğer sidiğin Gül suyu gibi kokuyor ise Evliyasın; yoksa öyle pis pis kokar ise bir şey değilsin: Bombok bir herifsin!.." (Aşçı İbrahim Dede Hâtırâtı - 1.cild)
Evliyâullah sidiğinden alınacak dersler:
1- İşbu kelam-ı şerif Velayet (dostluk) kimyasının insan fizyolojisi üzerinde meydana getirdiği "değişim ve dönüşümü" anlatır.. Tevhid nuru vücud şehrine -adeta- su gibi sereyan edip -sırasıyla- kalbi ve ruhu ve sırrı gasl ediyor.. ve anlaşılan o ki beden (tabiat) dahi bu nurla "yıkanmış" latifelerin "tealluku ile" bir başka hal alıyor...
2- Velayet nuru öyle aziz bir kimyadır ki insanın fizyolojisinde meşâirle (duyu organları ile) dahi müşahede olunabilecek surette açık alametler belirtir.. nakl edilen misalde görüldüğü gibi: idrar bile gül suyu gibi kokarak -adeta- lisana geliyor.. insana bir şeyler anlatmak istiyor.. (yani) demek istiyor ki: nur-i Velayet bana kadar sirayet eyledi: Allah gözün aydın, yüzünü mübarek kılsın...
3- Allah aşkı uğrunda can u tenleri sebîl edenlerin sidiklerinden bile vaaz alınsa gerektir.. dikkat buyrun! Allah dostlarının uzuvlarından çıkan sidikte bile sermestlik rayihası var.. sidiğin hal lisanı "meyhaneden" haber veriyor.. bu aynı zamanda ne demektir?.. Dostlardan zahir olan her nesne unutulmaz bir keramet ve aynı şaheserdir ki yüzyıllar bile geçse o ter u taze (anlatılır) durur.. işte yazıyoruz..
4- Veliler "Sıbğatullah" (Bakara-138) ile munsabığ (mazhar-ı Celal u Cemal) oldukları için necasetlerinde bile bir eser-i Latif (ve ictima-ı zıddeyn) zuhur ediyor.. necis nesnede gül suyu kokmak "Mecmaul-Ezdad" olan Allah'ın kudret nişanlarından bir nümûnedir.. Veliler Hakk'ın nişangahı olduğu yüzden onların vücud iklimlerinde de böyle zıddeyn gâh u gah ictima etmekde..
5- Dünyada cennet-i muacceleye (ma'rifetullah kasrına) duhul edenin sidiğinden bile gül kokusu istişmam olunsa gerektir.. bu hal cennet-i müeccele-i hakikiyyenin bir suretidir.. (nitekim) ahirette cennet ehli cennet nimetlerini -dilediği kadar- tenavül eder de dünyada olduğu hal üzre dışkılamaz: orada yenilip içilen şeyler (gül gibi) hoş kokulu bir terleme ile atılır..
6- Şehid Bayram Ali Hocaefendi (rh.a) bir gün Yavuz Selim kürsisinde vaaz ederken aşka gelip feryad edivermiş: ".. ben o İsmail Hakkı Bursevi'nin sidiğini bile içerim !.. bu zat Allahu Teala'yı öyle bir anlatıyor ki hayran ol (-up coş-) mamak elimizde değil..." anlaşıldı ki bu avazgirlik de hiç boşuna değil.. İlmin nuru dimağdan sidiğe kadar sirayet ediyor.. ve akıllara heyemân düşünce sidik bile iştah mevzusu oluyor.. fefhem cidden!..
7- Sidiğin gül suyu gibi koktuğu Velayet demi baki değil; mertebe-i mahsûsuna göredir.. Aşçı İbrahim Dede'nin de (rh.a) izah buyurduğu gibi: daha sonraları o sidik yine sidik gibi (pis) kokar.. burada anlatılmak istenen şey şudur: " senin sidiğin bile daha ıtırlanmamış hangi Velâ'dan (dostluktan) bahsedersin ?.."
8- Vücud şehrinde ma'na-i Fetih temam olunca fizik şartlar (bir yerde) tasarruf altına giriyor: ma'nanın nuru maddeye galebe çalıyor.. ve gah u gah aded dışı haller zuhur etmeye başlıyor.. mesela, sidik gibi necis bir maddede istikrah eseri zail oluyor.. ateş yakmaz oluyor.. demir yumuşuyor.. ila ahiril gar'âib..
9- İnsan nefsinde (kablel-tezkiye) maddi necasetten daha galiz ve iğrenç nesneler var durur.. fakat nefis itmi'nan bulup necesden mutahhara olunca beden (aza ve cevarih) dahi tepeden tırnağa o nefs-i azize tabi' olur.. öyle ya, sırr u canı takdis olunanın teni pis mi kalacak?.. ama nefsi yıkayıp paklamak öyle kolay değildir.. Maşlaklı Ali Baba hz. (ks.) buyurmuş: " evladım cünüb olsan iyi bir kova su paklar seni.. ama nefsin (egonun) kirini karadeniz olsa paklamaz.. (illa âb-ı Fena ister).."
10- Fıkıh kitaplarında şıkları yazar: maddi (mer'i ve gayr-ı mer'i) pisliklerin tathiri için uygulanan muhtelif yollar vardır ki bunların en a'lası (ve esaslısı) Su ile olanıdır.. çünki Suda temizleme hassesi sair maddelerden akvadır.. ve insan bedeni de ancak ma-i Tahir ile temizlenebilmektedir.. Fıkh-ı batında ise tathirin esbab-ı a'zamı âb-ı Fena'dır.. sidikte olan gül suyu kokusu âb-ı Feyzin ten içinde kan gibi cereyan ettiğini gösterir..
11- Cenab-ı Hakk Haşr suresinde (59/7) ferman ediyor: "O Peygamber size neyi verdi ise onu alın.. Size neyi yasak etti ise ondan da sakının.." işbu emre imtisal eden O Gül kokulu Peygambere (sav.) ittisal bulur.. İşte O'nunla kurb ve ünsiyet kılmanın neticesidir ki: sidik bile sidikliğinden hicab edip Gül kokmaya başlar..
12- Gözünü gayrın avretinden kendi avretini de gayrın gözünden muhafaza edene bir gün gelir Gül mevsimi (mertebe-i fena fir-Resul) açılır.. "hz.Gül efendi" olmanın neticesidir ki: insanın teni kızarır pembeleşir gül gibi kokmaya başlar.. gönülde olan mehabet ve haşyetullah yüzünden yeme içme iştahı git gide azalır.. helaya uğramak seyrekleşir; uğrandığı halde dahi -artık- orda çok uğraşılmaz.. ve Edeb sahibinin iffetinden ötürü sidiğine bile hiffet gelir.. hatta onun sidiği gül suyu kokmaya başlar..
13- Resulullah (sav.) Efendimiz buyurur: " Sidikten sakınınız zira Kabir azabının çoğu ondandır ".. (Buhari ve Müslim) fil-mesel insanın mesanesinden sidik yerine saf gül suyu da gelse ondan (sıçrantısından) sakınmak ve teması halinde de tahareti (temizlenmesi) iktiza eder.. (yani) Şeriatın emri ve Hz.Peygamberin fiili esas ve mutlaktır.. hüküm hiç kimseden sakıt olmaz.. istitrad: bir nesne zatında necis olduğu için mi tahrim (haramlık) ifade eder; Şeriat onu necis bildirip haram kıldığı için mi tahrim ifade eder?.. mezheb-i Maturidi'ye göre muzır ve necis nesne Aklen bilinir Şeriat da onu öylece bildirir.. Eş'ari'ye göre ise bir nesnenin husün ve kubhu "mutlak surette" Şeriatın bildirmesi iledir.. binaenaleyh, geldiği yer mesane; aldığı adı sidik olduktan sonra ordan akan gül suyu ya da başka bir şey olmuş hükmü değiştirmez..
14- Sen dersin ki: "..şunca yıllık Tarikat dersliyim.. ama ne gönlümde Aşkullah âteşi var ne de çişimde gül suyu kokusu.. neden ha neden !.." êy yabani êy hain nefis !.. sen Allah'a ne verdin de O'ndan ne istersin?.. sidiğinden gül suyu kokanlar geceleri İbâdet ve Zikrullah imbiklerinden süzüle süzüle o hale geliyorlar.. sen elemlerin eleklerinde hiç sallanmadan letafetlik arzu kılarsın.. gece ile gündüz bir anda aynı mahalde ictima eder mi?.. etmez.. ya bunca kesafet ve kedûret karanlığı içinde keyfiyet nuru bulunur mu?.. bulunmaz..
15- ".. Eğer sidiğin pis pis kokuyorsa: sen bombok bir adamsın !.." ne müdhiş bir analiz.. insanın seciyesini sidiğinin sıfatıyla ölçüyorlar Hûu !.. demek ki nefs-i insanın kimyası (öz bulguları değerleri) bile idrar tahliliyle ortaya çıkıyor.. ne gibi?.. hastalıkların teşhisi için idrar ve kaka tahlili yapıldığı gibi.. hel-fehimnâ?..
http://www.kudsharemi.com/makaleler/205-veli-olan-veli-sidiinden-bile-belli-olur.html



Mahmud Efendi Hazretlerinin Hayatı, Ulemanın Hakkındaki Beyanları Sohbetleri ve Kelam-ı Kibarı ..İçerik İçin 

