Tarikatsız ve Tekkesiz sûfilik ve tasavvuf olamaz mı?
hayır efendim olmaz öyle şey.. ilk devir (-i hicrî) dahil bütün büyük Sûfilerin muayyen bir Tarikatı vardı: nasıl? (en azından) tevassut ma'nasında.. yani büyük bir zat (dinde imam, rasihundan müctehid, bir kutub veya gavs) ile hemsaye olma, hangahına zair olma, sohbetine devam etme, kendisine akıl danışma, işlerinde istişare etme, onu Hakk'a ulaşmaya vesile edinme, hatır ve hayalinde yer verme ma'nasında....
işbu ma'nada tarikat asr-ı Saadette de vardı.. bunun aksini iddia edenlerin niyeti bozuktur ben söyliyim.. (yani) evvelce Tarikat yoğ idi hicri 2. 3. asırda çıktıydı mesajı vermek istiyorlar.. buradan da bir tez olarak şuna ulaşmaya çalışmaktalar: "tasavvuf ve tarikat elbette kendi başına ferdî de olabilir..(!)" ve "insan elbette kendi tedbirine göre Hakk'a bir yol bulabilir..(!)" gibi...
Tarikatı çatılı kubbeli tabelalı bir müessese olarak tahayyül ediyorlar galiba.. şöyle camisi tekkesi türbesi haziresi hatmehanesi çilehanesi semahanesi olan fiziki muayyen bir kurum.. (yani: o zamanlar bu alemler emareler olmadığına göre -o asırda- tarikat da olmamak lazım gelir ma'nasında..)
halbuki (misal) 19. yüzyılda yaşamış olan osman nureddin Şems-i Kadirî hz.nin (ks.) muayyen bir mahalli yoktu.. onun gibi nice zatlar var bilinen bir yerleri (tekkeleri) yok.. mesela, İdris-i Muhtefi hz. (ks.) gibi.. yani demek istediğim: Tarikat hafi/manevi bir kurumdur.. dergahın tekkenin olmadığı devirde (mantıken) tarikat da yoktu ama sufilik vardı dervişler vardı demek yanlıştır.. çünki bu tez: "tarikatsız sufilik, tarikatsız tasavvuf" iddiasını doğurur.. o da iyi bir doğuş olmaz..
http://www.kudsharemi.com/soru-cevap/184-tarikatsz-ve-tekkesiz-sufilik-ve-tasavvuf-olamaz-m.html



Mahmud Efendi Hazretlerinin Hayatı, Ulemanın Hakkındaki Beyanları Sohbetleri ve Kelam-ı Kibarı ..İçerik İçin 

