Zemane Dindarlığı ve Şehir Dervişliği Hakkında..
"inned-Dîne 'Indellâhil-İslam".. binaenaleyh, Allah katında Din ne ise dindarlık da odur dervişlik de odur.. (yani) zamana veya mekana göre tegayyür (değişgenlik) kabul eden bir Din olmadığı gibi; o Dini haddi zatında yaşamanın, hayata tatbik etmenin dahi görecelik ve tegayyür kabul etmesi mümkün değildir..
ındel-Hakk olana "Din" ındel-halk olana "Diyanet" dememek (öyle görmemek) lazımdır.. yani, madem ki Diyanet ındel-halk mezâhib ve meşâribe inkısam ediyor buna göre dindarlığın da (dervişliğin de) bir şehircesi, köycesi.. var olmalı (veya geliştirilmeli) değil midir?.. diyemeyiz..
dindarlığın neyini geliştireceğiz ki?.. ef'âl-i Mükellefîn (farz vacib sünnet haram helal.. ila ahir..) her zaman ve zeminde sabittir.. (uyarlama kabul etmez).. aynı şekilde dervişlik dahi (şer'i şerifden usulü erkanı merasimi ne ise) her yerde birdir.. evet, çevre iklim nüfus ve sair şartlar açısından şehir hayatı ile köy hayatı mütefavit (farklı) olabilir ama bu farklılık Din u diyaneti (şeriat ve sünneti) versiyonel kılmaz..
anadoluda "Yûnus" metropolde "Gâlib" modeli diye bir şey yoktur.. nitekim, Bülbüllerin (âşıkların) terennümü hiç bir yerde değişmezdir: lakin aksanları makamları tonları ve tınıları fark edebilir.. (meramları birdir).. mesela köyde sarık desinler şehirde tac-ı şerif.. bu neyi değiştirir?.. köyde aba giymişler şehirde kaba.. ne fark eder?..
afganistan'da misvak ne ise newyork'da dahi odur.. diş fırçası kullanabilirsin ama şehirdeyiz diye onu misvakın yerine kaim tutamazsın.. ve mesela, Sakal her yerde Fıtrî bir esasdır emr-i cibillîdir dînî icabdır.. onu (bila-mazeret) sinek kaydı traş edip şehre göre tağyir (versiyon) edivermek asla caiz ve helal değildir.. (ve sair Şeriatı da buna kıyas et)..
malum olsun ki, Tekke terbiyesi her yer ve zamanda birdir (olması gereken de budur).. mesela çille-i Mevlevi konya'da 1001 istanbul'da 101 olmaz.. dergahlar anadoluda (dağda köyde) olmuş metropolde (büyük kentte başkentte) olmuş hep aynıdır.. (yani) dergahların şartnameleri "ef'al-i şerifesi" hiç bir zaman ve mekan diliminde değişmemiştir.. (mimarisi motifi metrekaresi değişebilir ayrı mes'ele)..
nitekim, âşık Yunus-i Kâdirî efendimiz (ks.) anadolunun ücra köşelerinde (doğayla içiçe) halvetnişîn oldular: onun dergah-ı Tapduk serencamı meşhurdur: dile kolay 20 yıl hizmet eylediler.. (tarih: hicri 700'ler).. aynı şekilde büyük Dîvan edîblerinden pir-i sâni Osman Şems-i Kadiri hz. (ks.) dahi İstanbul üsküdar'da ki dergahlarında münzevî idiler rivayete göre 23 yıl ayağını dışarı atmayıp riyazat u mücahedede kaldılar.. (tarih: miladi 19.yüzyıl ahirleri)..
malum olduğu üzre Tasavvuf tarihinin en aziz ve mübarek hayat sîmaları genellikle büyük metropollerde yetişmiştir.. Şam'da, Bağdad'da, ispanya Endüslüs'de, osmanlı pâyitahtı İstanbul'da, selçuklu başşehri Konya'da vs.. buralarda zuhur eden Evliya-i azimenin haddi hesabı yoktur.. şunu demek isterim: şehir Tekkeleri deyince aklımıza kültür sanat musıki edebiyat gelmesin.. kalabalık şehirler, saraylar, yalılar, kent ışıkları, zemane icadları, tanzimat hengamı, lale devri, batıcılık cereyanı..vs..vs.. bunlar hakiki Tekkeleri farklı bir versiyona (şehre mahsus bir reform arayışına) itmemiştir..
zaten hakiki Dergahların şahs-ı Maneviyesi hiç bir surette melâmet oklarından (mahalle baskısından) havf u ar etmezdir.. hatta bu tablonun tam tersi cihetinde: devrin Sultanları vezirleri ve valileri ile hemcivar (gelir gider) olup onların iltifat ve ihsanlarına nailiyet bile bu Delikanlıları (dergahu Allah delilerini) bozmamıştır; hülasa şehir Tekkelerinde ayş u ıyş etmek takva azimet riyazat ve mücahede sahasında hiç bir şeyi hafifletmemiştir..
binaenaleyh, zaman ne kadar terakki ederse de etsin dindarı (mükellefi ef'âlinde) bozmamalıdır.. zemin (şehirler ışıklar ve neonlar) nereye kadar baliğ olursa olsun dervişi (racüliyetten) kasmamalıdır.. şehir Dindarlığı şehir Tekkeciliği her zaman olduğu gibi -yine/yeniden- Hakk'ın yolunda sebîl olmayı salık vermelidir.. cenab-ı Muhammed Mustafa (sav.) ve erbab-ı Aşk u Hakayık canibinden şiddet ve takazaya maruz kalınacak bir değişim/dönüşüm (su koyverme) hareketi asla tasvib edilemez...
Sevgilerle...
http://www.kudsharemi.com/makaleler/178-zemane-dindarl-ve-ehir-dervilii-hakknda.html



Mahmud Efendi Hazretlerinin Hayatı, Ulemanın Hakkındaki Beyanları Sohbetleri ve Kelam-ı Kibarı ..İçerik İçin 

