Seyyid İbrahim el-Ahsai Hazretleri'nin Cübbeli Hocamıza Dûası .İzlemek ve de Dua'ya İştirak Etmek için Buraya Tıklayınız.                Cübbeli Ahmed Hocaefendi için Seyyid Hazretlerinin Okuduğu Mevlid-i Şerif ve Duası İçin Tıklayınız.

Yazdır

Said-i Nursî (rh.a) ve Risale-i Nur hakkında-1

Yazar: HeyamanPosted in: Heyaman

1. mes'ele: himmet sahibi evliyanın nîm nazarı bin risale okumaktan yeğdir..

zira o (nazar u teveccüh) cezbeyi münticdir.. cezbe ise doğrudan seyr-i süluku tahrik eder, işletir.. ve nihayet hakayık-ı islam ve imanda tahakkuk dedikleri ma'na tecelli eder.. peki, durmadan şu risaleleri okuyup yazmakta ne fayda vardır?.. yani, o iş namaz oruç ve tesbih gibi müstakil bir amel değildir.. kişiye lazım olduğu zaman herşeyin ilmini bulabileceği bir kitap da değildir.. yaprakları suda kaynatılıp şurup yapılsa ve her gün beş vakit içilse yine insana şifa olmazdır.. ve sonra şahsi bir müşkille karşılaşsan vaziyetine uygun bir nasihatı da onda bulamazsın..

2. mes'ele: nur'un vürudu narın zuhuruna mevkuftur..

kalb, toprak, akıl, hava, ruh, su, nefs-i natıka, sır, ateş, hafi, ahfa... insanın bu letaif ve anasırı hz. Allah aşkının narıyla yanmadıkça nur âna varid olmaz.. mücerred planda kütüb ve resail okumanın letaif ve anasıra 'temas eden' bir faidesi var mıdır? yoktur..! peki, imana ve hidayete vesile olduğu söylenilse de o ibtidai hidayet 'mefhumuna' amelî/fiilî yönde hareket kazandıran ve git gide işi cezbe ve uruca götüren hususiyeti var mıdır? hayır yoktur..!

3. mes'ele: hidayet-i mutlaka teveccühe vabestedir..

evet, evliyanın teveccühü lazımdır ki insana hidayet-i mutlaka teveccüh ede.. aksi takdirde bid'atlar ve hatta küfür bile insanın gözüne hidayet gözükebilir.. İsmail Hakkı Bursevi hz.ne (ks.) göre hidayet-i mutlaka enva-i hidayeti mecmudur.. ki onlar: hidayet-i şeriat hidayet-i tarikat hidayet-i ma'rifet ve hidayet-i hakikat'tır.. iş bu 'mutlak hidayet' mutlak hürriyettir ha!.. nitekim cenab-ı Hace Ahrar efendimiz (ks.) şöyle der: " Lâhutiyet kuşumuz nâsutiyet kafesinde mahbustur.. onu oradan kurtarmak cezbenin tesirine (ve erbabına) başvurmadan mümkün değildir.."

4. mes'ele: zahid risale okuyana kadar salik Allah'ına vasıl olur..

şundan sebeb ki, zahidin okuduğu hilaf nesneler, yığın yığın rivayetler, bir takım dünyaca meseller ve garib timsallerdir.. salikin takriri ise rabıta-i şerif, murakabe, ism-i celal ve kelime-i tevhid ile doğrudan hazret-i Allah'da seyr'dir.. salik alem-i emr'den ibtida ile başlar (Allah'ın feyzi yaver olursa) ebtanul-bevatına kadar gider.. zahidin ise zahirden öteye adım atmaya bir gıdım mecali yoktur.. (zaten zahirden öteye merak ve iştiyakları da yoktur ya ayrı mes'ele)

şu 4. mes'elenin noktasını Dede paşa hz. (ks.) koysun.. hazret ne demiş: "bediüzzaman 100 cild (pare) kitap yazdı da ne oldu hepsi de zahiri üzere.."

5. mes'ele: devran-ı şeriat ve daire-i hayat ucdan uca tarikatla dönüyor..

binaenaleyh, zaman (ala külli ezman) tarikat zamanıdır.. (ne içün?) hem imanı kurtarmak içün ve hem hakayık-ı imaniyyeyi ma'rifet içün.. dolayısıyla bu da'va mutlak surette 'canlı şahid' (rehber) ister.. fakat her veli mukteda değildir.. ancak râzî ve marzî olan mukteda olur.. nitekim 'ferdiyet ve kutbiyet' sultanlarından Hace-i Ahrar efendimiz hz.nin (ks.) kelimatında şöyle geldi: " Pîr kimdir bilir misin?.. Pîr, Hazret-i Resulullah'ın (sav.) razı olmadığı bütün şeylerden uzak duran ( ve bil-aks her şeyiyle marzî olan) kimsedir.."

http://www.kudsharemi.com/reddiyeler/104-mueridin-ve-tarikatin-luezumu-beyannda-ack-ihtar-.html