Rahman'ın ümmî'si ile şeytanın ümmî'si nasıl belli olur?
bir tasavvuf ıstılahı olarak Ümmî-i mahz: şîrin-maderzad: anadan doğduğu gibi tatlı (gayrın nakşından, günahın kirinden mutahhar) kalan kimsedir; yani haddi zatında bebek gibi âdemdir, mekteb medrese görmemiş, okuma yazma nedir bilmeyen kimsedir.. fakat (cahil değil) bilâ-vasıta alem-i hakayıktan ahz eden; el-Alim olan Allah tarafından kendisine ta'rif olunan (öğretilen) kimsedir Ümmî... soru: bir kimse "ben ümmiyim" diye iddia ederek irşad davasına kıyam etse ne lazım gelir?
eğer bir mürşid-i Kamil ona şahid ve mübaşir (çağırıcı) değilse, ve sahih (müselsel ve muan'an) bir tarikattan irşad icazetnamesi yoğ ise, ümmilik 'kendinden menkul' ise: davası merduddur (redd olunur) haberi mevzudur (uyduruktur).. zira irşad (maddi/canlı ve manevi/ruhani surette) destûrnameye bağlıdır.. "ben Allah'dan destûrluyum.." diyeni ne etmeli?
ömer Ziyauddin-i Dağıstani hz. (ks.) Feteva-yı Ömeriyye'sinde imam-ı Şafii hazretlerinin (Ra.) Envarul-Kudsiyye kitabında "İsnad mü'minin silahı, selefin sünnetidir.." dediğini nakl eder.. iş bu kanun icabı: " sen isnadsız olduğunun (Allah'dan desturlu bulunduğunun) dahi isnadını (senedini şahidini isbatını) getirip göstereceksin bana !.." demeli.. haa ortada fol yok yumurta yok.. şeytan seni iğfal etmiş hala âvaz ediyorsun: "ben Allah'dan desturluyum.." diye.. işte böylesini "Allah'ından bul belanı !.." deyip Allah'a havale etmelidir..



Mahmud Efendi Hazretlerinin Hayatı, Ulemanın Hakkındaki Beyanları Sohbetleri ve Kelam-ı Kibarı ..İçerik İçin 

