Yazdır

Namaza İdrar Kaçırma

Yazar: Admin. Posted in Güncel Meseleler

Soru: Abdesimi namaz boyunca saglık sorunlarımdan dolayı tutamıyorum. İç çamaşırıma idrarımı kacırıyorum, namazım gecerlimidir.

Cevap: Abdesti bozan şeyler, fıkıh kitaplarında detaylıca serdedilmiştir. Sizin durumunuz da bu hususlar arasına dahildir. Yani küçük abdest yapmak, abdesti bozar. Sizin durumunuzu detaylıca bilmiyorum ama size bir meseleden bahsedeyim. Siz de ona göre kendi durumunuzu çıkartın

Abdesti bozan hususlardan birisi meydana geldiğinde abdest bozulur. Şayet Namazda ise abdesti bozulması hasebiyle namazı da bozulur. Fakat bazı şartlarla beraber kişi fıkhen özürlü hükmünü alır ve özürlüye tanınan toleranslardan yararlanabilir. Şöyle ki; abdesti bozan hususlardan birisi veya bir kaçına mübtela olan bir kimse belli şartlar çerçevesinde mazareti geçerli olup bir namaz vakti boyunca bir abdestle istediği kadar namaz kılabilir. Velev ki namaz esnasında o husus başına gelsin.

Peki, nedir bu şartlar? Kişi nasıl fıkhen özürlü sayılır. Belki biraz geniş ve teferruatlı olacak ama, önemine binaen bilinmesi gerekli olan meseleleri içerdiğini düşünerek, bizim hazırlamış olduğumuz, ‘Mesâilu’d-Dimâ’ ( hayız, nifas ve istihâze meseleleri) adlı kitaptan bu konuyla alakalı bölümü buraya alıyorum. Dikkatlice okuyunuz. Bu sayede değişik meseleleri de öğrenmiş olacaksınız.

- İstihaze ( özür ) kanı abdesti bozar.

Bu kan, tam bir ( farz ) namaz vakti, o kan akmaksızın abdest alıp namaz kılacak bir vakit bulunmayıp devamlı akarsa bu kadın özürlü kimse olmuş olur.[1] Burnu devamlı kanayan, yarasından devamlı kan gelen veya devamlı idrar sızıntısı olan kimse de zikredilen şart oluştuğu zaman özürlü kimse olmuş olur. ( aşağıda okuyacağınız meselelerde kadınlara ait özür kanından bahsedilecektir. Şayet siz de fıkhen özürlü sayılmışsanız, aynı hükümler sizin için de geçerli olacaktır.)

Ø     Özürlü olan bu kadının abdesti, herhangi bir farz namaz vakti çıkmadığı müddetçe o kanın akmasından dolayı bozulmaz. Vakit içerisinde, o abdest ile dilediği kadar farz ve nafile namaz kılar. Velev ki o kan namaz kılarken akmaya devam etse.[2]

Mesela, özürlü olan bir kimse, ikindi vakti girdikten sonra kanı aktığı halde abdest alıp ikindi namazını kılsa sonra ikindi vaktinde tekrar kanı aksa abdesti bozulmaz.

Bayram namazı için abdest alan bu özürlü kimse bu abdest ile öğle namazını kılabilir. Çünkü henüz bir farz namaz vakti çıkmamıştır, bilakis girmiştir. Girmesi ise abdesti bozmaz. Sahih olan da budur.[3]

Ø     İbtidaen (henüz özrü sabit olmadan ilk etapta) kendisinden kan gelmeye başlayan kimse, kesilmesi ihtimaline binaen vaktin sonunu bekler. Vaktin sonu geldiği halde yine kesilmezse abdest alır, namaz kılar. Sonra diğer vakit çıkmadan kanı kesilirse bir önceki namazı kaza eder. Çünkü özrün sabit olması için aranan şart -ki o da o kanın tam bir farz namaz vakti devamlı akması- burada tahakkuk etmediğinden dolayı bu kişi özürlü olmadığı halde o namazı abdestsiz olarak kıldığı anlaşılmış oldu. Şayet diğer vakit de çıkarsa özürlü olacağından dolayı iade etmez.[4]

Mesela, öğle vakti girdikten sonra kendisinden devamlı kan gelen veya yarası akan kimse, öğlenin son vaktine kadar bekler. Kesilmezse abdest alıp namaz kılar. İkindi vakti girdikten bir iki saat sonra henüz vakit çıkmadan kanı kesilse öğle namazını iade eder. Çünkü bu kimsenin üzerinden tam bir farz namaz vakti ( öğle ile ikindi veya ikindi ile akşam arası gibi.) geçmemiştir.

Ø     Özürlü olduğu sabit olduktan sonra ise özürlü olarak kalabilmesi için vakit içerisinde bir sefer kanın gelmesi yeterlidir. Yoksa her zaman akması şart değildir.

Mesela, özürlü olan bir kimse, ikindi vakti girdiğinde kanı aktığı halde abdest alıp namaz kıldıktan sonra ikindi vakti çıkıncaya kadar kanı kesilse kılmış olduğu namaz sahih olmuş olur. Çünkü vakit içerisinde bir sefer kanı gelmesi hasebiyle bu kimse özürlü olarak o namazı kılmıştır. Özürlü kimse de kanı aktığı halde namaz kılabilir. Akside böyledir.

Ø     Tam bir farz namaz vakti kanı kesilse, özrü ilk kanın kesilmesinden sonra düşmüş olur.

Mesela; özürlü olan bir kimse öğle vakti girdikten sonra abdest veya namaz kılma esnasında kanı kesilse ve ikindi vakti çıkıncaya kadar akmasa öğle namazını iade eder. Çünkü tam bir namaz vakti (ikindi vakti) kanı kesildiğinden dolayı özürlü olmaktan çıkmıştır. Özürlülüğü de ilk kanı kesildiği abdest veya namaz kılma esnasında düşeceğinden dolayı da almış olduğu abdest sahih olmayacaktır. Haliyle de namazı. Zira o vakitte özürsüz olarak kanı aktığı halde abdest almış ve namaz kılmış olacaktır. Şayet ikindi vakti bir sefer dahi olsa aksaydı öğleyi kaza etmeyecekti. Çünkü henüz özürlü olmaktan çıkmayacaktı.[5]

Gerideki bu malumatlardan da anlaşıldığı üzere özrün sabit olması da sakıt olması da (düşmesi) kanın ilk başta aktığı veya kesildiği zamandan itibaren başlayacaktır.[6]

Ø     Özürlü kimsenin abdestinin bozulması için vaktin çıkması, şarttır. Yoksa vaktin çıkması abdestin bozulması için bir sebep değildir. Vakit çıkınca bakılır. Eğer abdest esnasında veya sonrasında kanı akmamışsa vaktin çıkmasıyla beraber abdesti bozulmaz. Akmışsa bozulur.

Mesela; özürlü bir kimse öğle vaktinde kanı kesildiği halde abdest alıp namaz kılarsa ve o kan öğle vakti çıkıncaya kadar akmazsa o abdest ile ikindi namazını kılabilir. Akarsa öğle vaktinin çıkmasıyla abdesti bozulmuş olur.

Ø     Özürlü bir kimsenin abdestinin vaktin çıkmasına kadar geçerli olması, başka bir sebepten dolayı abdestin bozulmadığı durumuna göredir. Aksi takdirde mesela yarasından kan akması sebebiyle özürlü olan bir kimsenin vakit içerisinde burnu kanasa abdesti bozulur. Çünkü bu kişi burnu kanamasından dolayı özürlü olmadı ki o kanadığı zaman abdesti bozulmasın. Yine aynı şekilde burnunun sağ deliğinden kanın sürekli akmasından dolayı özürlü olan bir kimsenin vakit içersinde sol deliğinden kan aksa abdesti bozulur.[7]

Ø     Özürlü olan bir kimsenin vakit içerisinde kanı kesildikten sonra başından abdesti gerektiren başka bir durum geçip abdest alsa, sonra da kanı aksa abdesti bozulur. Çünkü o abdesti başka bir sebebden dolayı almıştır. Şayet kanı aktığı halde başka bir sebebden dolayı abdest almış olsa vakit içerisinde kanın akmasından dolayı abdesti bozulmuş olmaz. Zira bu durumda o abdesti her iki nedenden dolayı almıştır.

Ø     Özürlü kimsenin mesela, ikindi vakti girdiğinde kanının akması vaktin sonuna kadar devam edip vaktin sonunda kesilse ve o halde abdest alıp ikindi namazından iki rekat kılınca güneş batarsa namazına devam eder. Abdesti iade etmez. Çünkü bu kişinin, abdest ve sonrasında vakit çıkana kadar kanı akmadığı için vaktin çıkmasıyla abdesti bozulmuş olmaz. Şayet abdest esnasında veya sonrasında kanı akmışsa ikindi namazını tekrar iade eder. Yine aynı şekilde akşam vaktinde ikindi namazını tamamlarken akmış olsa iade eder.[8]

Ø     Kanının akmasından dolayı özürlü olan bir kimse mesela öğle vakti girince kanı aktığı halde abdest alıp namaz kılarsa sonra abdesti gerektiren başka bir şey ( özürlü olduğu kanın akmasından başka) vuku bulsa ve ondan dolayı abdest alsa – bu arada öğle vaktinin çıkışına kadar da kanı akmasa- öğle vaktinin çıkmasıyla abdesti bozulmaz.[9]

Ø     Mesela öğle vaktinde, abdest ve sonrasında kanının akmamasından dolayı vaktin çıkmasıyla abdesti bozulmayan bir özürlü, ikindi vakti girdikten sonra abdestli olduğu halde yine abdest alırsa sonra da kanı aksa abdesti bozulur. Çünkü burada abdesti olduğu halde ihtiyacı olmaksızın yeniden abdest aldı. Dolaysıyla ona itibar edilmez.

Yine aynı şekilde bu kimse ikindi vaktinde kanın akmasından başka bir nedenden dolayı abdest alsa sonra vakit içerisinde kanı aksa yeniden abdest alması gerekir.[10]

Ø     Özürlü bir kimse mesela, öğle vaktinde ikindi namazı için abdest alsa sahih olan görüşe göre bu abdest ile ikindi namazını kılamaz.[11]

Ø     Özürlü olan bir kimse bağlamak gibi veya başka bir yolla kanın akmasını engelleyebilirse onu engellemesi gerekir ve şartları tahakkuk edince de özürlü olmaktan çıkar.

Ø     Mesela boğazından kan akması sebebiyle özürlü olan bir kimse, namaz kılarken secdeye gitmesi durumunda kanı akıyor, gitmediği takdirde akmıyorsa ayakta ima ile veya oturarak namazını kılar. Yine aynı şekilde ayakta iken yarası akıyor, otururken akmıyorsa oturarak namaz kılar. Ama yatarken yarası akmıyor, otururken veya ayakta iken akıyor ise o zaman yatarak namaz kılmaz.[12]

Feyzullah KAĞIT

[1] Abdest alıp namaz kılacak kadar bir vakit olmayan – mesela 2,3  dakika- kanı kesilse özürlü kimse olmasına engel teşkil etmez.

[2] Bedâyiu’s-Sanâyi’ c.1, s.238

[3] el-Muhitu’l burhani  c.1 s.184

[4] el-Muhitu’l burhani  c.1 s.181, Bedâyiu’s-Sanâyi’ c.1, s.234

[5] el-Muhitu’l burhani  c.1 s.188

[6] Menhelü’l-Vâridîn min Bihâri’l-Feyz. S.116

[7] Bedâyiu’s-Sanâyi’ c.1, s.240

[8] el-Muhitu’l burhani  c.1 s.189

[9] el-Muhitu’l burhani  c.1 s.190

[10] el-Muhitu’l burhani  c.1 s.190,91

[11] Menhelü’l-Vâridîn min Bihâri’l-Feyz. S.118

[12] Zuhru’l-Müteehhilîn s.118

Darusselam

Son Eklenen Twittler


Warning: file_put_contents(/home/reddulmu/public_html/giris/cache/widgetkit/twitter/twitter-e3bf79a10858f577c0bd8e2e5c04b5a2.php) [function.file-put-contents]: failed to open stream: Permission denied in /home/reddulmu/public_html/giris/media/widgetkit/widgets/twitter/twitter.php on line 191

Ali Haydar Efendi Babamın şeyhi ona verdiği icazette dedi ki; kim bunun (Ali Haydar Efendinin) elinden tutarsa, şeyhlerden duymadığı,

Reddul Muhtar

Mahmud Efendi K.s : "Aman göreyim sizi, rabıtaya dikkat edin. Bana bir şey olmaz demeyin."

Reddul Muhtar

her gün hanefi mezhebinden on muhaddis alim inşallah

Reddul Muhtar