Tekfir Asrımızın En Büyük Bidatlarından Biridir.
sübhaneke la ilme lena illa ma allemtena ente'l alimü'l hakim.sübhaneke la fehme lena illa ma fehtemtena inneke ente'l cevvadü'l kerim.
rabbiş rahli sadri ve yessirli emri vahlül ukdeten min lisani yefkahu kavli .rabbi zidni ilmen ve fehmen ve elhikni bissalihin.ve üfevvizu emri ilellah.innellahe besirun bil ibad.
Esselâmu 'aleykum ve rahmetullâhi ve berekâtuh
değerli kardeşlerim.
İnşALLAH konumuza bir hadisi şerif ile başlayalım.
وعن ابْنِ عَمْرِو العاص رَضِيَ اللّهُ عَنْهما قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: لَيَأتِيَنَّ عَلى أُمَّتِى مَا أتَى عَلى بَنِي إسْرَائِيلَ حَذْوَ النَّعْلِ بِالنَّعْلِ، حَتّى إنْ كَانَ مِنْهُمْ مَنْ أتَى أُمَّهُ عََنِيَةً لَيَكُونَنَّ في أُمَّتِى مَنْ يَصْنَعُ ذلِكَ، وَإنَّ بَنِي إسْرَائِيلَ تَفَرَّقَتْ عَلى اثْنَيْنِ وَسَبْعِينَ مِلَّةً، وَسَتَفْتَرِقُ أُمَّتِى عَلى ثََثٍ وَسَبْعِينَ مِلَّةً؛ كُلُّهَا في النَّارِ إَّ مِلَّةً وَاحِدَةً. قَالُوا مَنْ هِىَ؟ قَالَ: مَنْ كَانَ عَلى مَا أنَا عَلَيْهِ وَأصْحَابِى[. أخرجه الترمذي.»حَذوَ النَّعْلِ بِالنَّعْلِ« أى مثل النعل ‘ن إحدى النعلين تقطع وتقدّ على حذو النعل ا‘خرى، والحذو: التقدير. قال الخطابى: في قوله #: ستفترق أمتى، دلة على أن هذه الفرق غير خارجة عن الملة والدين إذ جعلهم من أمته .
İbnu Amr İbni'l-As (radıyALLAHu anhümâ) anlatıyor:
"Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Benî İsrail üzerine gelen şeyler, aynıyla ümmetimin üzerine de gelecektir. Öyle ki onlardan alenî olarak annesine gelen olmuşsa, ümmetimden de bu çirkin işi mutlaka yapan olacaktır. Nitekim, Benî İsrail yetmiş iki millete (dine, fırkaya) bölünmüştü.
Benim ümmetim de yetmiş üç millete bölünecektir.
Bunlardan bir tanesi hariç hepsi ateştedir."
"Bu fırka hangisidir?" diye soruldu.
"Benim ve ashabımın üzerinde olduğu şeyden ayrılmayanlardır!" buyurdular." [1]
resulullah efendimizden bu yana geçen tarihi süreçde alemler sultanı muhbir-i sadık Hz.Muhammed Mustafa s.a.v efendimizinde haber verdiği gibi pek çok batıl fırka teşekkul etmişdir.Bu farklı fırkalar da tarihde birbirlerini hep tekfir edegelmişlerdir.
Bilindiği üzere İslam Dünyasında İlk tekfir sıffin savaşında havaric fırkasının hem hz.ali r.a ve hz.muaviye tekfir etmesi ile başlamışdır.[2]
Yine hicri ikinci yüzyılda mutezile büyük günah işleyenleri iman daresinden çıkarmış ama tam kafirde dememiş eğer tövbe derse imana döner demişlerdir. [3]
evet bu tarih surecinde kaderiyyesinde tutun mücessimesine kadar 73 fırka gelmişdir.
Büyük Alim ve mutasavvuf ahmed ziyauddin gümüşhanevi hazretleri bu fırkaların hepsini nitelikleri ile birlikde tek tek belirtmişdir..[4]
ehli sünnet dışı fırkalar hemen hepsi birbirini direk kafirlik ile itham ederken ehli sünnet vel cemaat uleması insanı tamamen dinden çıkaran bir bidat anlayış olmadıkça ehli kıbleyi tekfir etmemişler bu nokdada hassas bir terazi kurmuşlardır.
İmam-ı A'zam Ebû Hanife'nin (v. 150/787) el-Fıkhu'l-ekber adlı akaid risalesine güzel bir şerh yazan Aliyyu'l Karî'nİn (v. 1014/1606) şu iki cümlesi anlatmak istediğimiz fikri hulâsa etmektedir:
«Ehl-i bid'atın kusurlarındandır ki birbirlerini tekfir ederler; ehl-i sünnetin de övülmeye lâyık meziyetlerindendir ki yekdiğerlerini olsa olsa hataya nisbet ederler, fakat tekfir etmezler» [5]
Allâme Teftâzânî (v. 793/1390) meşhur «Şerhu'l-Akaidinde bu hakikati şöyle ifadelendirmiştir:
«Ehl-i sünnetin prensiplerindendir ki ehl-i kıbleden kimse tekfir edilemez [6]
Yine bir mütekillim ve mezhepler tarihçisi olan Abdülkaahir el-Bağdâdî (v. 429/1037), el-Fark beyne'l-fırak adlı eserinde ehl-İ sünnetin birbirini tekfir etmediğini, buna mukabil f fırkaların tekfir belâsına giriftar olduklarını kaydeder.[7]
İslâm âlimlerinin, ittifakla Muhammed ümmetinin dikkatlerini çektikleri bu hususda Buradaki titizliği Hüccetü'l-İslâm İmâm-ı Gazâlî'nin şu sözleriyle beyan eder.:
"İmkân nisbetinde bir Müslümanı kâfirlikle ithâmdan (tekfîrden) kaçınmak gerek... zira, tevhîd'i (ALLAH'ın bir olduğunu) ikrâr eden musallî kimselerin kanını helâl addetmek hatâdır.
Hatâen bir Müslümanın kanını dökmektense hatâen bir kâfire hayat hakkı tanımak evlâdır."[8]
İmam gazali r.a hazretlerininde buyurduğu üzere tekfirden kaçınmak lazımdır. Büyük alimlerimiz bilhssa ehli kıbleyi tekfirden şiddetle kaçınmışlardır.
.
Amma görmekdeyiz günümüzde bazı oluşumlar hiç bir ilim bilmeden ilim tahsil etmeden bu yetkiyi kendilerinde görüp tekfirci bir zihniyet içersine girmekdeler..
bu oluşumları her biri batıl teviller ile kendi fikirlerine delil oluşturma yoluna gitmişlerdir.
hatda bu fırka ve ya oluşumlardan bazılarının müfessirleri tek kelam arapça dahi bilmez amma tefsirler yazmışlardır.
evet ne yazık ki bütün bu ehli sünnet dışı oluşumların yanında birde kendilerini ehli sünnet dairesi içerinde kabul edip asıl ehli sünnet olanları red etme ve ya tekfir etme gibi davranış içersine girenler oluşumlarda vardır.adı ister cemaat ya da tarikat olsun hiç farketmez.
yine bir hadis-i şerifde
.
وعن أبي ذرٍّ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: َ يَرْمِي رَجُلٌ رَجًُ بِالْفِسْقِ أوِ الْكُفْرِ إَّ رُدَّتْ عَلَيْهِ إنْ لَمْ يَكُنْ صَاحِبُهُ كَذلِكَ[. أخرجه البخاري
Hz. Ebu Zerr (radıyALLAHu anh) anlatıyor:
"Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Bir kimse diğer bir kimseyi fıskla veya küfürle itham etmesin. Aksi takdirde, itham edilen arkadaşında bunlar yoksa, kelime kendine dönderilir." [9]buyurulmuşdur.
İbnu'l-Esir, en-Nihaye'de "Kim kardeşine "ey kâfir" derse, bu söz, ikisinden birine rücu eder, (itham edilen kâfir değilse itham eden kâfir olur)" hadisiyle ilgili şu açıklamayı yapar:
"Hüküm böyledir. Çünkü ithamı yapan onun hakkında ya doğru söyledi ya da yalan. Eğer doğru söyledi ise, öbürü kâfirdir. Eğer yalan söyledi ise itham, Müslüman kardeşine olan tekfiri sebebiyle kendi üzerine döner. [10]
Bilindiği Üzere Küfür iki sınıftır:
* Biri, imanın aslını inkardır. İşte bu imanın zıddıdır.
* Diğeri, İslam'ın teferruatından birini inkardır. Bunu yapan, bu davranışı ile imanın aslından çıkmış olmaz.
Bir kısım alimler şöyle söylediler:
"Küfür dört çeşittir:
1) Küfr-i inkârî: Bu, ALLAH'ı hiç tanımamak, varlığını itiraf ve kabul etmemekle hasıl olur.
2) Küfr-i cuhudî: Bu, ALLAH'ı bildiği halde inkardır; tıpkı İblis'in küfrü gibi; kalben ALLAH'ı bildiği halde diliyle ikrar etmez.
3) Küfr-i inadî: Kalbiyle itiraf ettiği, diliyle de itiraf ve ikrarda bulunduğu halde, hased ve tuğyan sebebiyle imanın gereğini din olarak benimsemez. Ebu Cehl'in küfrü bu nev'e girer.
4) Küfr-i nifakî: Diliyle ikrar ettiği halde kalbiyle inanmayan insanın küfrüdür.
Herevî der ki: "el-Ezheri'ye "Kur'an mahluktur" diyen kimse hakkında sorulmuş, buna kâfir denilebilir mi denmişti.
"Söylediği şey küfürdür!" diye cevap verdi. Sual kendisine üç kere tekrar edildi. Her seferinde aynı cevapta bulundu. Sonuncu cevabına şunu ekledi:
"Bazan Müslümanın ağzından küfür çıkar.[11]
Evet herevi k.s dediği gibi insanların ağzından bazen küfür sözleri çıkmakdadır.Böyle bir durumla karşılaşıldığında ise o kişi uyarılmalı ve de tövbe istigfara davet edilmelidir.
ibni Abidin rahimeahullah şu mühim açıklamaları nakleder eserinde.
Nuru'l-Ayn de zikredilmiştir ki; âyeti kerime veya mütevatir haberin delaleti kesin olmazsa yahut haber mütevatir olmazsa yahut haber kesin olup fakat kendisinde şüphe bulunursa yahut icmâsı bütün müctehidlerin icmâsı olmazsa yahut bütün müctehidlerin icmâsı olup fakat sahabenin icmâsı olmazsa yahut sahabenin icmâsı olup fakat bütün sahabenin icmâsı olmazsa yahut bütün sahabenin icmâsı olup fakat tevatür yoluyla sâbit olmadığı için kesin olmazsa yahut kesin olup fakat sukûti icmâsı olursa, bu suretlerin her birinde inkâr eden kâfir olmaz.
Bunu usûl-ı fıkıh kitablarını okuyan kimseler bilir. Bu kaideyi ezberle.
Fıkıh meselelerini çıkarmada sana fayda verir. Hatta fıkıh kitablarında "Şunu söyleyen veya işleyen kâfir olur. Şunu söyleyen veya işleyen kafir olmaz" diye zikredilenlerden hangisinin sahih olup olmadığını bilirsin.[12]
evet ne yazık ki çağımızın en büyük hastalığı tekfircilik hastalığıdır.bu hastalıkdan kaçınmak lazımdır.
Aşağıdaki hadislerden de anlaşılacağı üzere Zira bu hastalığın çok büyük tehlikeleri mevcutdur.
Sabit b. ed-Dahhâk'in rivayetine göre Peygamber efendimiz bir hadisinde şöyle buyurmuştur: «Mümine lanet etmek onu öldürmek gibidir. Bir mümini küfürle itham eden onu öldürmüş gibi olur» [13]
Müslim'in, Ebü Zer rivayetiyle tahric ettiği hadiste ise şöyle buyrulur: «Kim bir insanı küfürle çağırırsa, yahut öyle olmadığı halde : ALLAH düşmanı! derse söz kendisine döner.[14]
Abdullah b. Ömer'den rivayet edilmiştir, Peygamber aleyhisse-lâm şöyle buyurur: «Bir insan (müslüman) kardeşine: Ey kâfir! diye hitabettiği zaman, bu sözü ikisinden biri üzerine almış olur: Şayet söylediği gibi ise küfür muhatabında kaiır, değilse söyliyene döner»[15]
Yine İbn Ömer'den Ebû Davud'un rivayetle
«Her hangi bir müslüman diğer bir müslümanı tekfir ettiğinde, şayet o, kâfirse (diyecek yok), aksi takdirde bizzat kendisi kâfir olur»[16]
cenab-ı peygamber s.a.v şöyle buyurmakdadır.
Hz. Enes (radıyALLAHu anh) anlatıyor:
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) dedi ki:
"Üç şey vardır ki imanın aslındandır:
1- Lailahe illALLAH diyene saldırmamak: İşlediği herhangi bir günahı sebebiyle bu kimseyi tekfir etme, herhangi bir ameli sebebiyle de İslâm'dan dışarı atma.
2- Cihad, bu ALLAH'ın beni peygamber olarak gönderdiği günden, bu ümmetin Deccâl'e karşı savaşacak en son ferdine kadar cereyan edecektir, onu, ne imamın zâlim olması, ne de âdil olması ortadan kaldıramayacaktır.
3- "Kadere iman [17]
Elbetde bidatları sebebi ile İslam dairesinden çıkanlar vardır lakin Sözü çok fazla uzatmamak için ibni Abidin rahimehullahın şu mühim ifadeleri ile şimdilik son vermek isterim yazıma.
Bir müslümanın sözünü hamletmek için güzel bir yol bulunursa yahut zayıf rivayet olsa bile küfründe ihtilaf edilirse, küfrüne fetva verilemez. Buna göre: kitablarda zikredilen küfür kelimelerinin çoğuyla bir müslümanın kâfir olduğuna fetva verilmemelidir.
Bunun için ben küfür kelimelerinden hiç biriyle küfrün vaki olduğuna fetva vermemeyi kendi nefsime vacib kıldım.[18]
[1 ] Tirmizî, İman 18, (2643).
[2 ] Prof. Dr. Bekir Topaloğlu, Kelam İlmi /İMAN İLE KÜFÜR ARASINDAKİ SINIR
[3 ] Prof. Dr. Bekir Topaloğlu, Kelam İlmi /İMAN İLE KÜFÜR ARASINDAKİ SINIR
[4 ] Ahmed Ziyauddin Güşhanevi K.s – Ehli Sünent itikadi
[5 ] Prof. Dr. Bekir Topaloğlu, Kelam İlmi /İMAN İLE KÜFÜR ARASINDAKİ SINIR
[6 ] Prof. Dr. Bekir Topaloğlu, Kelam İlmi /İMAN İLE KÜFÜR ARASINDAKİ SINIR
[7 ] Prof. Dr. Bekir Topaloğlu, Kelam İlmi /İMAN İLE KÜFÜR ARASINDAKİ SINIR
[8 ] Prof. Dr. Bekir Topaloğlu, Kelam İlmi /İMAN İLE KÜFÜR ARASINDAKİ SINIR
[9 ] Buhârî, Edeb 44
[10] İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 15/145-148.
[11] İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 15/145-148.
[12] İbni Abidin Rahimehullah,reddül muhtar mürted babı
[13] el-Buhârî, el-Eymân, 7; et-Tirmizî, el-îman, 16.
[14] Müslim, el-îman, 7.
[15] Müslim, el-îman, 26; et-Tirmizî, el-îman, 16; el-Muvatta', el-Kelâm, 1.
[16] Ebû Dâvûd, es-Sünen, 5.
[17] Ebu Dâvud, Cihad 35, (2532);
[18] ibni Abidin , reddül muhtar mürted babı



Mahmud Efendi Hazretlerinin Hayatı, Ulemanın Hakkındaki Beyanları Sohbetleri ve Kelam-ı Kibarı ..İçerik İçin 

