Cevap: Selef alimleri, bu konuyla ilgili her nassa, Allah’ın (c.c.) ve Resulü’nün (s.a.v.) murad ettiği mana üzerine, tevilsiz bir biçimde iman etmişlerdir; Allah’ın kendilerine bu hususlarda bir açıklamada bulunmadığı müddetçe, söz konusu sıfatların gerçekliğini anlamak gibi sorunları olmamıştır.
Nitekim İmam Malik (rh.a), kendisine Allah’ın arşa istiva etmesiyle ilgili olarak istiva hakkında soru soran birisine şu cevabı vermiştir: “İstiva malumdur. Keyfiyet (bu işin nasıl olduğu) meçhuldur. Buna, tevilsiz bir şekilde iman etmek vaciptir. Hakkında soru sorup araştırmak ise bidattir”.
İmam Malik daha sonra soru soran adam hakkında “şu bidatçıyı buradan çıkarın” diyerek tepkisini dile getirmiştir.
Halef alimleri ise, bidat ve sapıklıkların artmasından dolayı bu tür nasları tevil etmeyi uygun görmüşler; insanın küfre düşme tehlikesini önlemek için ilk anlaşılan manasından farklı bir manaya göre anlaşılmasını sağlamışlarıdır.
Buna göre, tevil etme bidatini, nassı zahirine göre anlama küfrüne tercih etmiş olmaktadırlar.
Bu sebepler de mesela istivâyı (oturdu, yerleşti), istevlâ (hakim oldu, kuşattı, kontrolu altına aldı) anlamındadır yahut arşın yaratılışı ile bir sineğin yaratışı arasında hiçbir fark olmadığı ikisinin de birbirine müsavi olduğu manasındadır, demişlerdir. Ayrıca, Allah’ın eli (yedullah) ifadesini, ‘Allah’ın kudreti, gücü’ anlamında; Allah’ın nüzûlünü de (inişi) ‘rahmetinin nüzûlü’ manasında tevil etmişleridir.
Buna göre kim, selefin yaptığı şekilde tevilsiz bir tarzda nasslara iman edebileceği konusunda kendisine güveniyorsa öyle yapmalı, aksi takdirde halefe uymalı ve kendini tehlikelerden korumalıdır.| Ahiret meseleleri akılla kavranamaz mı?< Önceki | Sonraki >Havf ve reca (korku ve ümit) ile ilgili olarak ne yapılması gerekir? |
|---|
Aşağıda Oluşturulan Kodu,
Sayfanıza Kopyalayarak Yapıştırınız.
Preview :
Çarşamba, 18 Mart 2009
© 2010 - Reddul Muhtar
Mister Wong
Digg
Del.icio.us
Slashdot
Furl
Yahoo
Technorati
Newsvine
Googlize this
Blinklist
Facebook
Wikio